Environmental Engineering / Çevre Mühendisliği

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/4321

Browse

Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Annotation
    Türkiye İklimlendirme Sektörü Uluslararası Okullarda ve Öğrenci Yaşam Alanlarında İç Hava Kalitesi Zirvesi Sonuç Raporu
    (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, 2023) Toksoy, Macit; Sofuoğlu, Sait Cemil; Sofuoğlu, Sait Cemil; Toksoy, Macit
    Rapor, TOBB İklimlendirme Meclisi İç Hava Kalitesi Komitesi tarafından, 19-21 Eylül 2023 tarihinde Kızılcahamam Ankara'da düzenlenen "Türkiye İklimlendirme Sektörü Uluslararası Okullarda ve Öğrenci Yaşam Alanlarında İç Hava Kalitesi Zirvesi"nde yapılan sunumlar ve katılımcıların görüşleri göz önüne alınarak hazırlanmıştır.
  • Note
    Afet sonrası atıkların yönetimi hakkında değerlendirme
    (01. Izmir Institute of Technology, 2023) Küçüker, Mehmet Ali; Kaplangı, Berat Batuhan
    Ülkemizde 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde sırasıyla 7,7 ve 7,6 büyüklüklerinde depremler meydana gelmiştir. Bu depremleri peşi sıra binlerce artçı deprem gerçekleşmiştir [1]. Gerçekleşen afetin ülkemizde ve milletimizde derin yaralar açtığı acı bir gerçektir. Tüm bunların yanında, bu tip afetlerin maalesef çevre üzerinde de çok ciddi boyutlarda etkileri olmaktadır. Çevresel açıdan değerlendirilmesi gereken en önemli konularında birisi de deprem sonrasında oluşan atıkların yönetimidir. Bu çalışmada, afet sonrasında oluşan atıkların yönetiminin önemine dikkat çekilecektir.
  • Book
    Karbondioksit ve Sınıflar
    (Makina Mühendisleri Odası, 2022) Toksoy, Macit; Sofuoğlu, Sait Cemil
    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), İklimlendirme Meclisi (İM) tarafından kurulan İç Hava Kalitesi Komisyonu, Türkiye için geliştirilecek iç hava kalitesi yönetmeliğine öneri geliştirmek üzere bir İHK - Yönetmelik Limit Değerler Çalışma Grubu oluşturmuştur. Çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin ve uzmanların oluşturduğu Çalışma Grubu ilk olarak, okullarda/sınıflarda iç hava kirleticilerinin öğrenci sağlığını etkilemeyecek limit değerlerini önermeyi, ilk hedef olarak belirlemiş ve kendi içinde iç hava kirleticileri için iş bölümü yapmıştır. Bu kitap, Çalışma Grubu içinde yer alan Macit Toksoy ve Sait Cemil Sofuoğlu tarafından sınıf - karbon dioksit – öğrenci arakesiti üzerinde, mevcut Literatürün değerlendirilmesi ile yapılan çalışmanın ürünüdür. Çalışma hem sınıflardaki müsaade edilebilir karbon dioksit konsantrasyonları ile ilgili önerileri geliştirmek hem de sınıflarda yapılacak havalandırma sistemları tasarımı kriterleri için bir referans doküman oluşturmak hedefiyle gerçekleştirilmiştir.
  • Article
    Noktasal Kaynaklar için Ulusal Hava Kirliliği Emisyon Faktörleri ve Envanterinin Belirlenmesi: Metal Sektörü için Örnek Bir Çalışma
    (Marmara Üniversitesi, 2021) Özdemir, Hüseyin; Aktaş, Muhammet Ali; Yalçın, İbrahim Ertuğrul; Alyüz, Ümmügülsüm; Ökten, Hatice Eser; Özcan, H. Kurtuluş; Köksal, Canan Esin; Çetintürk Gürtepe, İrde; Demir, Göksel; Ünal, Alper
    Hava kalitesinin korunması için yürütülen çalışmalar ve yasal uygulamalar, günümüzde çevre bilincinin artması ile daha daönemli hale gelmiştir. Yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması gibi çevre dostu düzenlemeler ile hava kalitesininiyileştirilmesi artık ülke politikalarında yer almaktadır. Hava kalitesinin yükseltilmesine yönelik yasal düzenlemelerinhazırlanmasında mevcut durumun ortaya konması büyük önem taşımaktadır. Atmosfere verilen kirliliğin miktarının doğruolarak tespit edilebilmesi ve illerin temiz hava eylem planlarının hazırlanabilmesi için ulusal ölçekte, kaynaklarına göre havakirleticilerinin emisyon envanterinin hesaplanması, ulusal ve uluslararası sorumluluklar gereği atmosfere verdiğimizemisyonların belirli periyotlarda raporlanması gerekmektedir. Bu nedenle, emisyon envanterinin belirli bir düzen içerisinde,kirlilik kaynaklarına ait veriler ve yerel emisyon faktörleri kullanılarak hazırlanması gerekmektedir. Bu çalışmada, MarmaraBölgesi pilot bölge seçilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte ülkemizde ilk defa ulusal emisyon envanteri geliştirilmesiprojesi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadaki noktasal kaynaklar için yapılan kısım bu makalede anlatılmış ve metal sektörüyleilgili elde edilen sonuçlar verilmiştir. Marmara Bölgesi’ndeki metal sektörünün emisyon envanteri hesaplamasında 27 tesisin128 emisyon kaynak bilgisi kullanılmıştır. Ulusal emisyon faktörleriyle yapılan hesaplamalara göre emisyon değerleri; CO için46.849 ton/yıl, SO2 için 7.589 ton/yıl, NOx için 8.906 ton/yıl ve TSP için 1.759 ton/yıl bulunmuştur.
  • Article
    Organofosfatlı Pestisitlerin Pilot Ölçekli Sulak Alan Reaktörlerinde Gideriminin İncelenmesi
    (Süleyman Demirel Üniversitesi, 2019) Şahin, Çağrı; Karpuzcu, M. Ekrem
    Modern tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte dünyada pestisit kullanımı artmıştır. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de aşırı ve bilinçsizce pestisit kullanımı sonucunda su ve toprak ortamında giderek artan miktarlarda pestisit kirlenmesi görülmektedir. Meriç- Ergene Havzası’nda bulunan ve etrafında yoğun bir şekilde çeltik tarımı yapılan Meriç Deltası sulak alanları da bu kirlenmenin görüldüğü bölgelerden biridir. Bu çalışma kapsamında, Meriç Deltası sulak alanlarından numuneler alınarak organofosfatlı pestisitlerin akıbeti incelenmiştir. Sulak alanları temsil etmesi amacıyla pilot ölçekli reaktörle çalışılmış, seçilen 4 organofosfatlı pestisit (Chlorpyrifos, Dichlorvos, Fenthion, Diazinon) için biyolojik ayrışma ve adsorpsiyon deneyleri yapılmıştır. Pilot ölçekli sistemde, seçilen pestisitlerin yarı ömürleri belirlenmiş ve bitki ve sediment üzerine adsorpsiyon miktarları ölçülmüştür. Aynı zamanda pestisitlerin yeraltı suyuna sızma potansiyelleri GUS (“Groundwater Ubiquity Score” / “Yeraltı Suyunda Mevcudiyet Katsayısı”) kullanılarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar serbest yüzey akışlı yapay sulak alan sistemlerinin organofosfatlı pestisitlerin giderimindeki etkinliğini ortaya koymuştur. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, organofosfatlı pestisitlerin giderimi için önerilen yapay sulak alanların tasarımı için yol gösterici niteliktedir.
  • Article
    Yüzme Havuzlarında Karbon Bazlı Dezenfeksiyon Yan Ürünlerinin Oluşumu
    (Dokuz Eylül Üniversitesi, 2017) Harman, B. İlker; Tanaçan, Ertaç; Genişoğlu, Mesut; Kaplan, Ş. Şule; Ateş, Nuray; Yiğit, Nevzat Ö.; Kanan, Amer A.S.
    Bu çalışmada ülkemiz literatüründe ilk defa yer alacak ve oldukça önemli bir konu olan yüzme havuzlarındaki dezenfeksiyon yan ürünlerinin (DYÜ) türleri, DYÜ oluşumuna etki eden faktörler ve DYÜ'lerin sağlık etkileri konusunda bir derleme yapılmıştır. İçme suyu şebekesi ve yüzme havuzlarındaki patojen mikroorganizmaların engellenebilmesi amacıyla birçok dezenfektan kullanılmaktadır. Yüzme havuzlarında genellikle klor bazlı dezenfektanlar kullanılırken, bromlu dezenfektanlar da dezenfeksiyon için tercih edilmektedir. Havuz suyundaki organik madde kaynakları; i) doldurma suyunda bulunan doğal organik maddeler (DOM) ve ii) yüzücülerden gelen organik yüklemelerdir. Yüzme havuzları özelinde yüzücülerden kaynaklı daimi organik yükleme ve sürekli dezenfeksiyon sonucu (organik maddelerin oksidantlar/dezenfektanlar ile reaksiyonu sonucunda) mutajenik ve kanserojenik olmalarından şüphelenilen DYÜ oluşumu içme sularındakine nazaran daha fazladır. Trihalometan (THM) ve haloasetik asitler (HAA), havuz suyunda en sık karşılaşılan yan ürünlerdir. THM gibi uçucu olan yan ürünler sadece yüzme suyunda değil, havada da oldukça yüksek konsantrasyonlarda bulunabilmektedir. Bu yan ürünlerin oluşum mekanizmalarının bilinmesi ve kontrol altına alınması, yüzücüler ve bilhassa havuz çalışanlarının sağlığına olan etkilerinin en aza indirilmesi bağlamında önem arz etmektedir. Oluştuktan sonra giderilmesi zor ve maliyetli olan DYÜ'lerin oluşumunda etkili öncüllerin belirlenmesi ve kontrolü ile uygun dezenfektan türünün kullanılmasıyla yüzme havuzlarındaki DYÜ oluşumları azaltılabilir.
  • Article
    Tuvalet Temizlik Ürünlerinin Kullanımı ile Salıverilen Karbon Tetraklorürün İç Hava Düzeyleri ve Sağlık Riskleri
    (TMMOB Makina Mühendisleri Odası, 2020) Ayri, İlknur; Genişoğlu, Mesut; Gaygısız, Handan; Sofuoğlu, Aysun; Sofuoğlu, Sait Cemil
    İç hava kirliliği açısından temizlik ürünleri kullanımı önemli bir kaynak oluşturmak-tadır. Bir Uçucu Organik Bileşik (UOB) olan karbon tetraklorürün emisyonu, diğer UOB’ler ile birlikte klorlanmış çeşme suyundan, özellikle su sıcaklığının artırıldığı yıkanma, çamaşır ve bulaşık yıkanması sırasında oluşur. Bununla birlikte, ağartıcı olarak hipoklorit (çamaşır suyu) içeren temizlik ürünlerinde ve kullanımı sırasında, çamaşır suyu ile organik maddelerin reaksiyona girmesiyle oluşumu bu bileşik için göreceli çok daha güçlü bir kaynak oluşturmaktadır. Karbon tetraklorürün hem kro-nik-toksik hem de karsinojenik sağlık etkileri olması sebebiyle bu temizlik ürünlerinin kullanımı durumunda iç ortam havasından etkin bir havalandırma ile uzaklaştırılma-sı gerekmektedir. Bu çalışmada, karbon tetraklorürün tuvalet ve banyolarda kullanı-lan klozet ve rezervuar tipi temizleyicilerden emisyonu deneysel olarak incelenmiş, iç hava düzeyleri modelleme ile tahmin edilmiş, solunum yoluyla maruziyet için kanser riski değerlendirmesi yapılmıştır. Ürünlerin emisyon potansiyeli tepe boşluğu katı fazlı mikroekstraksiyonu takiben GC/MS yöntemiyle incelenmiş, iç hava düzeylerinin modellenmesi için 8,9 m3 oda hacmi ve 0,5 ach hava değişimi hızı kullanılmıştır. Kul-lanılan bu hız ile ürünlerin kullanımından kaynaklanan karbon tetraklorür konsant-rasyonun sadece %0,6’lık kısmı uzaklaştırılabilmektedir. Ortalama ve 95. yüzdelik kanser risk değerleri kabul edilebilir risk olan milyonda birin altındadır ancak ürün-ler birer iç ortam karbon tetraklorür kaynağı oluşturmaktadır.
  • Article
    Fotobiyokataliz Yöntemi Kullanılarak Pestisit Giderimi-derleme Çalışması
    (Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi, 2019) Okçu, Gamze; Ökten, Hatice Eser; Yalçuk, Arda
    Aromatik yapılı, çevresel koşullarda zorlukla parçalanabilen, kararlı organik kirleticilerin başında gelen pestisitler, atmosfere, su sistemlerine, besin zincirine taşınmakta, asıl kaynaklarından çok uzak noktalarda birikebilmektedir. Konvansiyonel arıtma proseslerinin pestisitlerin gideriminde yetersiz kalmasından dolayı kirletilmiş sulardan uzaklaştırılmaları için yeni arıtım teknolojilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda, su sistemlerinden konvansiyonel tekniklerle arıtılamayan kirleticilerin giderilmesinde birleşik fotokatalitik-biyolojik arıtma umut verici bir alternatiftir: Fotokataliz toksik organikleri biyolojik olarak parçalanabilir ürünlere dönüştürürken, biyolojik parçalama ürünlerini verimli şekilde mineralize eder. Ön arıtma sırasında gereksiz kimyasal ve %60 oranında enerji sarfiyatından kaçınmak amacıyla ön arıtma basamağında mineralizasyon yüzdesi minimalize edilerek çalışma maliyeti düşürülür. Literatüre göre yalnız kimyasal prosesle yaklaşık %80 pestisit parçalanması ve %50’den az mineralizasyon gözlemlenebilirken hibrit reaktör sistemiyle tamamen parçalanma ve yaklaşık %90 pestisit mineralizasyonu elde edilebilmektedir. Bu derlemenin amacı, fotobiyokataliz işleminin, bireysel fotokataliz ve/veya biyolojik arıtma yöntemlerine göre pestisit giderim koşulları kapsamında, temellerini, mekanizmalarını ve literatürde yer alan güncel çalışmaları ele almak ve incelemektir.
  • Article
    İzotop Özelliklerinin Kullanılarak Su-kayaç Etkileşiminin İncelenmesi: Alaşehir Alt Havzası Örneği
    (DSİ, 2019) Tonkul, Serhat; Şimşek, Celalettin; Baba, Alper
    Yeraltı su kaynakları yenilenebilir kaynaklar olmasına karşın, havzalarda aşırı çekim baskısı nedeniyle akiferlerde yeterince depolanamamakta ve depolama rezervi sürekli olarak azalmaktadır. Bu bağlamda son yıllarda yeraltısuyunun sürdürülebilir verimliliğinin arttırılması için kalite ve miktarın belirlenmesine yönelik olarak yüzey ve yeraltısuyu sistemleri arasındaki ilişkinin detaylı olarak çalışılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Yüzey ve yeraltısuları arasındaki ilişkinin ortaya konulmasında en çok kullanılan özelliklerden birisi de izotoplardır. İzotoplar yeraltısuları ile kayaçlar arasındaki etkileşimini (su-kayaç ilişkisi) anlamada büyük öneme sahiptir. İzotoplar ile suların izledikleri yollar ve kökenleri hakkında önemli bilgiler alınabilmektedir. Özellikle, jeotermal bir sistemin bulunduğu bölgede, jeotermal rezervuar sıcaklığını tahmin etmede yardımcı olabilen bu izotoplar, aynı zamanda jeotermal bir sistemin evrimini de ortaya çıkarmaktadır. Türkiye’nin batısında yer alan ve ülkenin %2’sini oluşturan Gediz Havzası, önemli bir jeotermal potansiyelin olduğu alan konumundadır. Bu çalışma kapsamında çalışma alanındaki suların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin kullanılarak, Alaşehir alt (Manisa) havzasında yüzey ve yeraltısuyu sistemleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Alaşehir alt havzasında 25 farklı noktada araştırma kuyuları açılmış olup, bu kuyulardan yağışlı ve kurak dönemde alınan yeraltısuyu örnekleri ile bu alandaki yağmur suyu örnekleri üzerinde laboratuvar ortamında, 2017 ve 2018 yılına ait numunelerin izotopik özellikleri değerlendirilmiştir. Buna göre, çalışma sahası ve çevresinde yeraltısularının 2017 ve 2018 yıllarına ait yağışlı ve kurak dönem ? 18O, ? 2H ve ? 3H izotop dağılımlarına bakıldığında genel olarak suların önemli bir kısmının meteorik kökenli olduğu anlaşılmaktadır.