Conservation and Restoration of Cultural Heritage / Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/23

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 22
  • Research Project
    Tarihi yapılarda malzeme bozulmasının sınıflandırılması ve sorunların saptanmasına yönelik bir yöntem araştırılması
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2003) İpekoğlu, Başak; Böke, Hasan; Hamamcıoğlu Turan, Mine; Akkurt, Sedat; Çizer, Özlem
    Tarihi yapıların özgün malzemelerinin olabildiğince korunması ve onların onarımlarında kullanılacak yeni malzemelerin özgün malzeme özellikleri dikkate alınarak belirlenmesi koruma çalışmalarının temel ilkelerindendir. Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı, tarihi yapılardaki özgün malzemelerin korunabilmesi için gerekli olan çalışma etaplarını sistematik olarak örneklemektir. Çalışma kapsamında, seçilen tarihi bir yapıda malzeme çeşitlilikleri, bozulma çeşitlilikleri, malzemelerin fiziksel, mineralojik, yapısal ve kimyasal özellikleri belirlenmiş, meteorolojik verilerle bozulmaların ilişkisi araştırılmış ve koruma müdahaleleri için temel bilgiler oluşturulmuştur. Yapıda kullanılan malzemeler, malzeme bozulmaları ve yoğunluktan yapıya ait çizimler üzerinde belirtilmiştir. Yapıdan toplanan özgün malzeme örneklerinin fiziksel özellikleri (yoğunluk ve gözeneklilik); içerdikleri çözünen tuz oranlan, harç ve sıvalarda ham madde oranları tespit edilmiştir. Örneklerin mineralojik, yapısal ve kimyasal özellikleri, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM Scanning Electron Microscope) ve X ışınlan kırınım (X-Ray Diffraction) cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Her tarihi yapı, kendine özgü malzemeler ve sorunlar içermekle beraber özgün malzemelerin korunmasına yönelik çalışmalann belli etaplan izlemesi gerekir. Bu araştırma kapsamında ele alınan ve her tarihi yapıda uygulanabilecek çalışma etaplan; arazide yapı üzerinde gerçekleştirilecek çalışmalar, laboratuvar çalışmalan ve meteorolojik verilerin incelenmesi olarak üç başlık halinde önerilmiştir. Araştırma özelinde ele alınan tarihi yapının inşasında kayrak taşı, tuğla ve kireç harcı kullanılmıştır. Duvar yüzeylerinde kireç sıva, üst yapıda ise horasan sıva kaplama malzemesidir. Çalışma kapsamında yapılan incelemeler sonucunda, malzemelerde gözlenen bozulmalanmn ana kaynağının nem olduğu belirlenmiştir. Bozulmaların fazla olduğu bölgelerdeki malzemelerin, bozulmaların daha az olduğu bölgelerdeki malzemelere göre yoğunluklan düşük, gözeneklilikleri daha yüksek, içerdikleri çözünen tuz miktarlan fazladır. Yerden yükselen nem ve üst yapının tahrip olması nedeniyle yapının zeminden ortalama l m. yükseklikte ve üst bölümlerinde bulunan malzemelerde gözlenen bozulmalar daha yoğundur. Bu nedenle çevre drenajının yapılması ve üst yapıda gerekli onarını müdahalelerinin gerçekleştirilmesi birinci dereceden önem taşımaktadır. Bu temel müdahaleler yanı sıra onarım malzemeleri olarak seçilecek yeni kayrak taşlan ve tuğlaların nem ve sıcaklık değişimlerinde özgün malzemelerle benzer davranışı gösterecek temel fiziksel özelliklere sahip olması gerekmektedir. Özgün kireç harç ve sıvalann onanmında bunlann kompozisyonuna benzer kireç harç ve sıvalar kullanılmalıdır. Türkiye'de tarihi yapıların korunması konusunda yapılan çalışmalar, onların mimari özelliklerinin korunmasını içermektedir. Ancak, yapılarda kullanılan malzemelerin özellikleri, bozulma sorunlarının belirlenmesi ve bunlann değerlendirilmesi sonucu yapılacak müdahaleler ve müdahalelerde kullanılacak malzemelerin özellikleri konusunda çalışmalar gerçekleştirilmemektedir. Bu nedenle tarihi yapılara bilinçsizce müdahaleler yapılmaktadır. Bu çalışma, tarihi yapılarda Özgün malzemelerin korunmasının önemini vurgulaması ve konuyla ilgili çalışma etaplannı göstermesi açısından önem taşımaktadır.
  • Research Project
    Tarihi yapılarda mermer yüzeylerinin bio-bozunur polimer ile korunması
    (2007) Böke, Hasan; Ocak, Yılmaz; Sofuoğlu, Aysun; Tıhmınlıoğlu, Funda; İpekoğlu, Başak
    Hava kirliliği, tüm dünyada ve ülkemizde kültür varlıklarımızın hızlı ve buna bağlı olarak artan bir şekilde bozulmasına yol açan önemli bir çevre faktörünü oluşturmaktadır. Bu bozulma, en fazla kalkerli taşlardan yapılmış (mermer, traverten, v.b) anıtlarda ve eserlerde gözlenmektedir. Kirli havada bulunan kükürt dioksit gazı (SO2) kalkerli taşları oluşturan kalsiyum karbonat (CaCO3) ile suyun varlığında reaksiyona girerek ara reaksiyon ürünü olan kalsiyum sülfit hemihidrat (CaSO3 . 0.5 H2O) ve bu ürünün oksitlenmesi sonucunda alçı taşını oluşturmaktadır (CaSO4 . 2 H2O) (ELFVING 1994; BÖKE 1999; GAURI 1999) . Oluşan alçı taşının sudaki çözünürlüğünün kalsit’den daha fazla olması yağmura açık bölgelerde bulunan mermer yüzeylerin erozyonunu hızlandırmaktadır (Şekil 1a). Eğer mermer yüzeyleri yağmurdan korunan bir bölgede ise bu oluşum, yüzeylerin bir süre sonra kabuklanmasına ve giderek dökülmesine yol açmaktadır (Şekil 1b). Tarihi anıtların ve arkeolojik alanlarda bulunan eserlerin büyük çoğunluğu kalsit kristallerinden oluşan kireç taşlarından oluşmaktadır.
  • Research Project
    Tarihi yapıların değişimlerinin belgelenmesi ve bulguların arşivlenmesi için fotogrametrik bir yöntem araştırması
    (2007) Hamamcıoğlu Turan, Mine; Akbaylar, İpek
    Bu çalışmada, mimari temsilin sahip olduğu çağdaş karekter, koruma disiplini bağlamında ele alınmış; tarihi yapıların değişimlerinin belgelenmesindeki etki alanları ve bulguların dijital ortamda arşivlenmesinin olanakları araştırılmıştır. Böylece koruma kararlarının yönlendirilmesi daha kapsamlı bir değerlendirme ile yapılabilecektir. Bu araştırmanın amacı, tarihi yapıların değişimlerinin belgelenmesi ve bulguların arşivlenmesi için çağdaş bir yöntem önermektir. Söz konusu yöntem, çeşitli çağdaş ve geleneksel teknikleri birleştiren bir niteliktedir. Veri derleme ve işlemede yakın erimli dijital fotogrametrinin 3b ölçüm ve düzeltim olanaklarından yararlanılmış; görsel çözümleme için haritalama ve düzeyleme teknikleri birleştirilmiş; sunum için geleneksel cephe çizimi, dik fotoğraf oluşturma ve 3b modelleme teknikleri birlikte uygulanmış; arşivleme amacıyla veritabanı oluşturma yöntemi tercih edilmiştir. Önerilen yöntemin sınanması için bugün 3 beden duvarı ayakta kalmış olan bir 19. yüzyıl anıtı – Ildırı Rum Kilisesi – seçilmiştir. Kullanılan gereçler, kalibre edilmiş dijital fotoğraf makinesi, elektronik takeometre cihazı ve monoskopik dijital fotogrametri yazılımıdır. Ölçüm sonuçları, CAD ortamına aktarılarak 2B çizimler ve 3B model oluşturulmuştur. Fotogrametri yazılımında perspektifi düzeltilen fotoğraflar, resim işleme yazılımında işlenerek çözümleme haritaları elde edilmiştir. Tüm yazılı ve görsel sonuçlar, bir veritabanı yazılımı yardımıyla derlenerek, çoklu ortamda araştırmacıların erişimine hazır hale getirilmiştir.
  • Article
    Citation - Scopus: 5
    Mimari Fotogrametri Alanındaki Çağdaş Gelişimlerin Değerlendirilmesi
    (Gazi Üniversitesi, 2004) Turan, Mine
    Sayısal (dijital) veya analog (fotoğrafik) görüntüler üzerindeki bilgilerin, mimari nesnelerin ölçekli görsel belgelerinin elde edilmesinde kullanılmak üzere değerlendirilmesi tekniklerinin bütününe mimari fotogrametri denilmektedir. Tarihi uygulamalarda genellikle ayrıntılı cephe çizimleri ile belgeleme sonuçları sunulurken, çağdaş olanaklar, koruma uzmanı mimarın gereksinim duyduğu çözümleyici görselleştirmelerin sunumuna da olanak vermiştir. Artık fotogrametri ile belgelenen tarihi binalar; bilgisayar ortamında hazırlanan üç boyutlu modelleri, çeşitli perspektifleri ve tematik bilgilerin döküldüğü ayrıntılı haritaları ile incelenebilmektedirler. Etkileşimsel çoklu ortamda gerçekleştirilen sunumlar da yapılabilmektedir. Bu sunumlara olanak veren yüksek geometrik hassasiyetteki filmli ve dijital fotoğraf makineleri, yüksek çözünürlükteki tarayıcılar ve görüntü değerlendirme yazılımları hızla geliştirilmektedir. Diğer yandan fotogrametrinin temel ilkeleri yeniden yorumlanarak yöntem kurguları çeşitlenmektedir. Tüm bu çağdaş gelişimlerin mimari koruma alanındaki yeri, derlenen kaynaklar yorumlanarak bu yazı kapsamında vurgulanmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 171
    Characteristics of Brick Used as Aggregate in Historic Brick-Lime Mortars and Plasters
    (Elsevier Ltd., 2006) Böke, Hasan; Akkurt, Sedat; İpekoğlu, Başak; Uğurlu, Elif
    Mortars and plasters composed of a mixture of brick powder and lime have been used since ancient times due to their hydraulic properties. In this study, raw material compositions, basic physical, mineralogical, microstructural and hydraulic properties of some historic Ottoman Bath brick-lime mortars and plasters were determined by XRD, SEM-EDS, AFM, TGA and chemical analyses. The mineralogical and chemical compositions, microstructures, morphologies and pozzolanicities of the brick powders and fragments used as aggregates in the mortars and plasters were examined to find out the relationship between hydraulic properties of the mortars and the bricks. The characteristics of bricks used in the bath domes were also determined to investigate whether the brick aggregates used in mortar and plasters were prepared from these bricks. The results indicated that the mortars and plasters were hydraulic owing to the presence of crushed brick powders that have good pozzolanicity. The brick powders bad high pozzolanicity because they contained high amounts of calcium-poor clay minerals in their raw materials that were fired at low temperatures. On the other hand, bricks used in the domes had poor pozzolanicity with different mineralogical and chemical compositions from bricks used in mortars and plasters. Based on the results of the analysis, it was thought that the bricks manufactured with high amounts of clays were consciously chosen in the preparation of hydraulic mortars and plasters. (C) 2006 Elsevier Ltd. All rights reserved.
  • Article
    Citation - WoS: 31
    Citation - Scopus: 41
    Metadata-Based Heritage Sites Modeling With E-Learning Functionality
    (Elsevier Ltd., 2009) Styliadis, Athanasios D.; Akbaylar, İpek; Papadopoulou, Despoina A.; Hasanagas, Nikolaos D.; Roussa, Sotiria A.; Sexidis, Lazaros A.
    Nowadays, cultural heritage is under threat and danger (pollution, natural disasters, wars, etc.). In this domain, cultural heritage management (CHM) as the art, vocation and practice of managing cultural heritage resources and as a multi-discipline research area has a vital role. In recent years, the innovations, improvements and rapid advances in traditional and geographic (GIS) databases, design computing, digital architecture and archaeology, imaging sensors and scanners, computer modeling software, haptic equipments and e-learning technology, as well as the affordability and availability of many powerful graphics workstations make metadata and 3D modeling techniques for CHM with e-learning and haptic rendering (virtual reality) functionality feasible. This paper addresses the application research issue of incorporating metadata and modeling in a CHM case study and discusses the related e-learning functionality. So, in this article, a practical project is used to demonstrate the functionality and the performance of the proposed 3D modeling metadata based CHM methodology. In particular, the processing steps from image acquisition to the 3D geometric and semantic description of the Galerius Palace "Octagonon" (Thessaloniki, Greece) in a 3D digital environment are presented. Also, emphasis is put on documenting the new term 3D modeling metadata for CHM and on discussing as an open issue the concept personalized e-learning CHM scenarios. The proposed methodology has 10-2 modeling accuracy (i.e. 1% relative inaccuracy) and it is of interest for archaeology, architecture, virtual reality, e-learning, e-culture and virtual tourism.
  • Article
    Citation - WoS: 41
    Citation - Scopus: 42
    Characterization of Materials Used in the Execution of Historic Oil Paintings by Xrd, Sem-Eds, Tga and Libs Analysis
    (Elsevier Ltd., 2009) Şerifaki, Kerem; Böke, Hasan; Yalçın, Şerife; İpekoğlu, Başak
    In this study, material characteristics of historic oil paintings in a 19th century church in Ayvali{dotless}k/Turkey were investigated to propose the treatments to be used in their conservation and protection. For this purpose, physical, chemical and mineralogical compositions and the microstructure of the paintings were determined by X-ray Diffraction, Scanning Electron Microscope, Thermo Gravimetric Analyzer, Differential Scanning Calorimeter, Infrared Spectroscopy and Laser Induced Breakdown Spectroscopy. Analysis results showed that the paintings were composed of very thin binding and white priming layers on which the pigments were applied. Binding layers were composed of polymerized vegetable oil with Zinc Oxide. Priming layers were composed of anglesite mineral in polymerized vegetable oil. Pigments used in paintings were mainly green earth, red chrome and iron oxide.
  • Article
    Citation - WoS: 50
    Citation - Scopus: 51
    The Use of Brick-Lime Plasters and Their Relevance To Climatic Conditions of Historic Bath Buildings
    (Elsevier Ltd., 2009) Uğurlu Sağın, Elif; Böke, Hasan
    Brick-lime mortars and plasters have been widely used as water-proof materials in aqueducts, bridges and cisterns since early Hellenistic time. In this study, the characteristics of brick-lime plasters used in some Ottoman bath buildings were investigated in order to understand their relevance as plasters in hot and humid environmental conditions of the baths. For this purpose, basic physical properties, raw material compositions, mineralogical, microstructural and hydraulic properties of brick-lime plasters of some historic bath buildings in İzmir (Turkey) were determined by XRD, SEM-EDX, AFM and chemical analyses. The results indicated that their survival without loosing their strength and adhesion in hot and humid conditions of the baths was explained by their hydraulic characters due to the consciously use of porous and pozzolanic crushed bricks as aggregate in the manufacturing of plasters.
  • Article
    Citation - WoS: 62
    Citation - Scopus: 60
    Properties of Roman Bricks and Mortars Used in Serapis Temple in the City of Pergamon
    (Elsevier Ltd., 2009) Böke, Hasan; Özkaya, Özlem Aslan
    Serapis temple, which was constructed in the Roman period in the city of Pergamon (Bergama/Turkey), is one of the most important monuments of the world heritage. In this study, the characteristics of bricks and mortars used in the temple have been determined in order to define the necessary characteristics of the intervention materials, which will be used in the conservation works of the temple. Several analyses were carried out to determine their basic physical properties, raw material compositions, mineralogical and microstructural properties using X-ray diffraction, Scanning Electron Microscope and a Thermo Gravimetric Analyzer. Analysis results indicated that the mortars are stiff, compact and hydraulic due to the use of natural pozzolanic aggregates. The Roman bricks are of low density, high porosity and were produced from raw materials containing calcium poor clays fired at low temperatures.
  • Article
    Citation - WoS: 49
    Citation - Scopus: 57
    Characteristics of Lime Produced From Limestone Containing Diatoms
    (Elsevier Ltd., 2008) Böke, Hasan; Çizer, Özlem; İpekoğlu, Başak; Uğurlu Sağın, Elif; Şerifaki, Kerem; Toprak, Gülcan
    In this study lime binder used in stone and brick masonry mortars of some historic Ottoman baths was examined to understand whether the binders were hydraulic or not. For this purpose the mineralogical and elemental compositions and the microstructure of lime binder were determined by XRD, SEM-EDS and TGA analyses. The results indicate that the lime used in the brick dome mortars of Ottoman baths was hydraulic. Taking into account the kiln and fuel conditions of the 15th century, the possibility of obtaining hydraulic lime at relatively low temperature was examined. For this purpose limestone containing diatoms was heated at a relatively low temperature (850 °C), then slaked and carbonated. After heating and slaking, calcium silicate giving hydraulicity to the lime was indicated by XRD and SEM-EDS analyses. These results show that the production of hydraulic lime at a relatively low calcination temperature (850 °C) was possible with 15th century kilns.