Conservation and Restoration of Cultural Heritage / Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/23

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Article
    Anastilosis: Antik Tapınak Kalıntılarının Ayağa Kaldırılmasının Özgünlük Bağlamında Değerlendirilmesi
    (2023) Toköz, Özge Deniz; İpekoğlu, Başak
    Arkeolojik alanların korunması ve sunumunda sıklıkla tercih edilen uygulamalardan biri olan anastilosis, yapıların dağılmış özgün parçalarının yerlerine yerleştirilerek ayağa kaldırılmasıyla gerçekleştirilen bir uygulamadır. Uygulamanın temel ilkesi, özgün yapı elemanlarının özgün yerlerine yerleştirilmesidir. Uygulama sayesinde yapıların strüktürel bütünlüğü geri kazandırılır, özgün elemanlar için daha iyi koruma sağlanır, kalıntılar ziyaretçiler için daha anlamlı üç boyutlu hale getirilir ve arkeolojik alanın daha iyi bir sunumu sağlanır. Bu çalışmanın amacı, Batı Anadolu’daki tapınak yapılarındaki anastilosis uygulamalarını analiz ederek ve değerlendirerek arkeolojik alanlardaki yapıların korunmasına ve sunumuna katkıda bulunmaktır. Bu amaçla, anastilosis uygulamasının ilkeleri özgünlük kavramı çerçevesinde incelenerek seçilen iki antik dönem tapınak yapısında gerçekleştirilen anastilosis uygulamaları, uygulamadan sonra yapıların arkeolojik alanın bütünü içinde özgünlüğü, malzeme özgünlüğü, strüktür sistemi ve yapım tekniği özgünlüğünün sürdürülmesi ölçütleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu yapılar; Pergamon Traian Tapınağı (MS 114-129, Bergama, İzmir) ve Letoon Leto Tapınağı’dır (MÖ 160-130, Kumluova, Seydikemer, Muğla). Yapılan değerlendirmede, ayağa kaldırılacak olan yapının arkeolojik alanla bütünlüğünün ve yapının özgün durumundaki konumuna geri kavuşturulmasının önemine dikkat çekilmiştir. Ayağa kaldırılacak yapının alanda yepyeni bir görüntü oluşturmaması için özgün malzemesi fazla oranda günümüze ulaşmış yapılar ya da yapı bölümleri seçilmelidir. Yapının strüktürel bütünlüğü geri kazandırılırken, özgün strüktür sistemi ve yapım tekniği sürdürülmeli ya da yapı elemanlarına zarar vermeyecek yeni strüktür sistemi tasarlanmalıdır.
  • Article
    Manisa, Göktaşlı Cami'nin Güncel Koruma Durumunun Değerlendirilmesi
    (2017) Hamamcıoğlu Turan, Mine; Büyükkılıç Koşun, Suna
    Bu çalışmanın amacı restorasyonu henüz tamamlanmış, vakıf kökenli bir anıtın mevcut koruma durumunu, korumadeğer-müdahale ilişkileri çerçevesinde değerlendirmek ve gelecekteki uygulamalara yön verecek ilkeler ortaya koymaktır. 1630-31'e tarihlenen Manisa, Göktaşlı Cami çalışma konusu olarak seçilmiştir. Müdahalelerle ilgili kavramlar üzerine literatür taraması; çalışma konusu olan cami ile ilgili literatür ve arşiv araştırması; benzer yapılarla karşılaştırmalı çalışma ve arazi çalışması gerçekleştirilmiştir. Anıtta ve yakın çevresinde, yaşam döngüsü içinde birikmiş değerler tanımlanmakta ve bunlara mevcut imar planı/proje kararlarının etkisi ve karşı karşıya kaldıkları müdahaleler teker teker değerlendirilmektedir.
  • Research Project
    Mermer anıt yüzeylerinin polimer nanokompozit flimler ile korunması
    (2010) Tıhmınlıoğlu, Funda; Böke, Hasan; Sofuoğlu, Aysun; Ocak, Yılmaz; Oğuzlu, Hale; Akın, Okan
    Mermer gibi kalsit içeren doğal taşlarla inşa edilmiş tarihi binalar ve anıtlarda artan hava kirliliğinin yarattığı problemler sonucu ortaya çıkan yüzey bozulmaları geçtiğimiz yüzyılda ivme kazanmıştır. Kükürt dioksit gazı mermerin yapısını oluşturan kalsit kristalleri ile reaksiyona girerek alçı taşını (CaSO4.2H2O) oluşturarak yüzeyi erozyona uğratmaktadır. Bu çalışmada hem geri dönüşebilen hem de koruyuculuk özelliği olan biyobozunur polimer nano kompozit kaplama geliştirilerek, koruyuculuk özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla silika ve kil nano partikülleri içeren biyobozunur polimerle hazırlanmış yüzey koruyucu kaplamalarının koruma potansiyelleri belirlenmiştir. Polilaktid bazlı nanokompozitlerin filmlerin kil dağılımı ve yapı XRD analizlenmiş, polilaktid-10A nanokompozitlerinde %7, polilaktid-93A nanokompozitlerinde ise %5 kil derişimine kadar eksfoliye ve interkale yapılar elde edilmiştir. Bununla birlikte nanoparçacıkların polimer matriksindeki dağılımına paralel olarak biyo-nanokompozitlerin geçirgenlik değerlerinde düşüş gözlenmiştir. Biyo-nanokompozitlerin bariyer özelliklerindeki değişim göz önüne alınarak mermer yüzey kaplamalarındaki nanoparçacık derişim aralıklarına karar verilmiştir.
  • Article
    Ildırı’nın mekansal izlerinin peşinde: Bir 19. Yüzyıl yerleşim bulmacası
    (Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA, 2020) Kul, Fatma Nurşen; Çil, Ela
    This paper aims to decipher the 19th century spatial characteristics of Ildırı which overlaps the archaeological remains of ancient Erythrai. This period corresponds to the Ottoman Empire’s last century when Ildırı was inhabited by Orthodox-Rum community. Ildırı experinced serious alterations and destructions during and after the population exchange. Due to both these changes and destructions as well as recent illegal construction activities, the original settlement pattern is almost disappeared in Ildırı. Increasing tourism pressure of recent years in an other factor that accelerates this disappearance. For this reason, in this paper, the spatial characteristics of 19th-century Ildırı is deciphered like a jig-saw puzzle; by tracing the clues about the place from different sources. This settlement puzzle based upon supporting the limited traces coming from the place with oral history studies and narratives of archaeologist travellers. The mentioned oral history studies composed of the narratives of both existing Turkish and former Rum inhabitants. The narratives of Rum inhabitants who experienced the pre-exchange period were obtained from the Centre of Asia Minor Studies in Athens. Interviews with Turkish inhabitants who witnessed the post-exchange period were conducted by the authors at different times between 2012 and 2014 in Ildırı. As the conclusion, the importance of oral history studies is emphasized in understanding the place, its recent history and spatial transformations of the settlements like Ildırı that experienced major transformations as well as a sharp social interruption with population exchange.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Cephe Yönlenmesinin Tarihi Konutların Enerji Kullanımına Etkileri: Güneybatı Anadolu’da Dış Sofalı Konutlar
    (Yıldız Teknik Üniversitesi, 2022) Timur, Barış Ali; Başaran, Tahsin; İpekoğlu, Başak
    Cephe yönlenme durumu, yapıların enerji kullanım miktarlarını etkileyen önemli bir tasarım parametresi olarak kabul edilmektedir. Bu parametre özellikle yeni yapı tasarımı alanında, yönlenme optimizasyon kararları geliştirmek üzere birçok araştırmada incelenmiştir. Buna karşılık, tarihi yapıların yönlenmesi ve enerji kullanım miktarları arasındaki ilişkiyi irdeleyen çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, Anadolu coğrafyasında yaygın bir tarihi yapı türü olan dış sofalı konutların Muğla kenti örnek yerleşmesindeki hâkim yönlenme durumları ile enerji kullanım düzeyleri arasında belirgin bir ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırma yöntemi, DesignBuilder v.5.4.0.21 yazılımında gerçekleştirilmiş olan yapı ısıl modellemesi ve simülasyonudur. Çalışmada, örnek bir tarihi konutun mimari özellikleri kullanılarak oluşturulmuş sanal bir yapı modelinin sofa yönlenme durumu, ana ve ara yönlere göre değiştirilerek ısıl simülasyonları gerçekleştirilmiş ve simülasyonlar sonucu hesaplanan ısıtma ve soğutma enerji ihtiyaçları karşılaştırılmıştır. Simülasyonlar, karşılaştırmalı olarak önce yapı çevresindeki kütle ve peyzaj elemanlarıyla sonra bu elemanlar olmadan iki sonuç seti için gerçekleştirilmiştir. Simülasyonlar sonucunda, örnek yapı türü için en iyi ve en verimsiz yönlenme durumları arasında enerji kullanımı açısından hesaplanan oransal farkın %1,3 ile %2,2 arasında olduğu saptanmıştır. Bu sonuca göre, örnek yapı türü enerji kullanım durumunun çok yüksek oranda yönlenmeden bağımsız olduğu, bu nedenle de örnek yerleşmedeki dış sofalı konutlar için hâkim yönlenme tercihi ile yapı enerji kullanım düzeyleri arasında dikkate değer bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.
  • Article
    İzmir’de Bir Osmanlı Dönemi Konağının Tavan ve Duvar Resimlerinin Yapım Tekniği ve Malzeme Özellikleri
    (Gazi Üniversitesi, 2021) Şerifaki, Kerem; İpekoğlu, Başak
    Kültür varlıklarımızın en hassas bileşenlerinden olan duvar resimlerinin korunmasında, resimlerin özgün malzeme özellikleri ve yapım tekniğinin belirlenmesi önemli aşamalardan biridir. Bu çalışma kapsamında İzmir Bayraklı’da yer alan Yahya Hayati Paşa Konağı’nın duvar ve tavan resimlerinin yapım tekniği ve malzeme özellikleri 2010 yılında yapıya ağır hasar veren yangın öncesinde alınan örnekler üzerinde gerçekleştirilen analizler ile belirlenmiştir. Duvar resimlerinin sıva ve astar tabakalarının, boyayı oluşturan bağlayıcı malzeme ile pigmentlerin mikro-yapısal özellikleri, mineralojik ve kimyasal kompozisyonları; optik mikroskop, kızılötesi spektroskopisi, X ışınları kırınım cihazı (XRD) ve EDS üniteli taramalı elektron mikroskobu kullanılarak tespit edilmiştir. Çalışma, resimlerin kireç sıva üzerinde yer alan organik bağlayıcı ve çeşitli beyaz pigmentlerden oluşan hazırlık tabakaları üzerinde yağlı boya tekniği ile uygulandığını göstermiştir. Resimlerin yapımında bitkisel yağın rengini beyazlatmak amacıyla çinko oksit (ZnO), kurşun beyazı $(PbCO_3)$ ve baryum beyazı $(BaSO_4)$ kullanıldığı belirlenmiştir. Resimlerin yapımında kırmızı için vermiyon (HgS), mavi için ultramarin $(N_{a6-10}Al_6Si_6O_{24}S_{2-4})$, yeşil için zümrüt yeşili $(3Cu(AsO_2)_2.Cu(CH_3COO)_2)$ ve kahverengi için kırmızı okra $(Fe2O_3$, kil mineralleri) kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu ana pigmentler dışında, dolgu malzemesi olarak kullanılan baryum beyazı (BaSO4) ve kurşun kırmızısı pigmentinin $(Pb_3O_4)$bozulma ürünlerinden biri olan anglezit (PbSO4) tespit edilmiştir. Çalışma, yanarak yok olmuş bir kültür varlığının süslemelerinin yapım tekniği ve malzeme özelliklerinin belgelenmesi ile yapının onarımı aşamasına veri oluşturacaktır.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 5
    Helenistik Kulelerde Yanal Yüke İlişkin Düzlem İçi ve Düzlem Dışı Duvar Davranışının Duvar Profilleri ve Açıklık Düzenlerine Bağlı Olarak İncelenmesi
    (Gazi Üniversitesi, 2020) Gençer, Funda; Turan, Mine; Aktaş, Engin
    Dry masonry wall profiles constructed without using bonding material between blocks are encountered in different building types dated to Greek, Hellenistic and Roman periods. Depending on development of earthquake experiences, dry masonry wall profiles vary in terms of wall thickness, number of layers, relationship of layers and size, form, organization and relationship of blocks. In this study, the construction details increasing the structural strength in watch towers constructed in Hellenistic Period are aimed to be determined. This study is limited with investigation of effect of wall profiles and opening organizations on in-plane and out-of-plane wall behaviors under lateral loading. Primarily, wall profiles and opening types of dry masonry towers in ancient Caria, Pamphylia and Cilicia regions, that have not lost authenticity and integrity or had information about their authentic form, were documented. By using gathered data, hypothetic towers with different wall profiles and opening types are designed. To determine in-plane and out-of-plane wall behavior of hypothetic towers, simulation of quasi-static tilt analysis based on equilibrium were carried out, and form changes at walls and collapse angles of towers were identified. Wall profile and opening properties effecting on structural strength under lateral loading were determinedd.
  • Article
    Kent İçi Arkeolojik Alanlarda Kalıntıların Sunumuna İlişkin Yaklaşımlar: Foça Örneği
    (ADAMOR Toplum Araştırmaları Merkezi, 2016) Taşcı, Burcu; Akyüz Levi, Eti
    Kent içi arkeolojik alanlar kazı, belgeleme, sürekli bakım ve sunum çalışmaları ile kentsel koruma pratiğinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle tarihsel süreçte farklı uygarlıklar tarafından sürekli yerleşim görmüş kentlerde, arkeolojik alanların çağdaş kent yaşamına entegre edilmesi konusu yaratıcı çözüm ve yaklaşımlara gereksinim duymaktadır. Bu yaklaşımlar tarihsel katmanlaşmayı yansıtmanın yanında, çağdaş yaşamın gerekliliklerini de sağlamalıdır. Son dönemde kültürel mirasın halka sunumuna yönelik çalışmalar artmaktadır. Uluslararası alanda bu çalışmaların arkeolog, sanat tarihçisi, şehir plancısı, mimar, restorasyon uzmanı ve inşaat mühendisi gibi farklı disiplinlerin katılımıyla gerçekleşmesi gerektiği kabul görmektedir. Bu alanda öne çıkan uygulamalara Avrupa ülkelerinde rastlanmaktadır. Türkiye'de ise tarihsel katmanlaşma başta çok disiplinli çalışma eksikliği olmak üzere yasal, yönetsel, sosyal ve ekonomik nedenlerle yok olmaktadır. Pek çok kent tarihsel gelişiminin izlerini kaybetmekle beraber, günümüzde kent merkezinde bu izleri bulunduran yerleşimler halen mevcuttur. Bu yerleşimlerden Foça Prehistorik dönemden başlayarak Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı-Türk dönemlerinde yerleşim görmüş, çok katmanlı bir kenttir. Günümüzde kültürel mirasın en belirgin fiziksel öğeleri Osmanlı dönemi sivil mimarlık ürünleridir. Bunun yanında kazı çalışmalarında kısmen veya tamamen ortaya çıkarılan, varlığı bilinen ya da kesinleşmemiş dönemlere ait izler vardır. Bu çalışmada Foça'da tarihsel katmanlaşmanın analizi yapılmış, farklı dönem paftalarının çakıştırılmasıyla çok katmanlı kimlik alanları belirlenmiştir. Bu alanlardan megaron alanının sunumuna yönelik üç yaklaşım geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar algı, kalıntılara müdahale, erişilebilirlik ve bilgi aktarımı başlıkları altında belirlenen parametrelerle yazarlar tarafından değerlendirilmiştir. Her yaklaşımın kendine özgü sorun ve potansiyeli olduğu ortaya çıkmıştır. Ortak amaç bu alanları korumak, atıl alanlar olarak algılanmasının önüne geçerek kentle bütünleştirmek ve kent kimliğine katkı sağlamak olmalıdır.
  • Article
    Küçükavulcuk Köyü Yerleşim Dokusu ve Evleri
    (Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA, 2016) Akyüz Levi, Eti; Taşcı, Burcu
    Çalışma kapsamında incelenen Küçükavulcuk Köyü, Batı Anadolu'da İzmir ili Ödemiş ilçesine bağlı olup, ilçenin önemli ve tarihi dokusu ile çarpıcı nitelikteki Birgi yerleşimine yalnızca 2 km. uzaklıktadır. 2012 yılında çıkan 6360 sayılı Büyükşehir Yasası sonrasında yönetsel olarak İzmir ilinin mahallesi durumuna gelmiştir. Ancak bu çalışmada yerleşimden köy olarak söz edilecektir. Çalışmanın amacı, yerleşim dokusunu irdelemek ve belgelemek, evlerin yaşatılmasına yönelik öneriler geliştirmektir. Konu alan çalışmaları ve literatür araştırmaları ışığında ele alınmaktadır. Küçükavulcuk Köyü, toplu yerleşme düzeninin görüldüğü, tarımsal alanların ise yerleşimin çeperinde yer aldığı, geçiminin tarım ve hayvancılığa dayandığı bir kırsal alandır. Aydınoğulları Beyliği'nin başkentliğini yapmış Birgi'ye yakınlığı ulaşım olanaklarını kolaylaştırmaktadır. Ancak son dönemlerde su sıkıntısı yaşanması tarımsal ürün yelpazesini daraltmakta ve köyden göç gerçekleşmektedir. Bu durum da evlerin boş kalması, kullanılmayınca da hızla yıpranıp yok olmasına neden olmaktadır. Yerleşim, Birgi'ye göre daha yalın bir mimari yansıtmakta, ancak nitelikli geleneksel evleri barındırmaktadır. Küçükavulcuk'ta evler genellikle iki katlı olup; alt katları ahır, ambar gibi servis mekânlarını içermekte, üst kat ise yaşam katı olarak hizmet vermektedir. Yaşam katında, çoğunlukla açık dış sofalı bir plan şeması görülmekte, sofaya dış veya iç merdiven ile alt kattan bağlantı sağlanmaktadır. Evlerin yapım sistemi, alt katta yığma, üst katta ise kerpiç dolgulu ahşap karkas sistemdir. Evlerin yaşamayıp terk edilmesi yanısıra, güncel yaşam koşullarına yanıt vermesine yönelik olarak yapılan ancak özgünlüğünü zedeleyen değişiklikler, yapıların karakteristikleri korunarak sürdürülebilirliği açısından tehdit oluşturmaktadır. Çalışmada yerleşimin ve evlerin yaşatılarak geleceğe aktarılması bağlamında ekoturizmin araç olarak kullanılması önerilmektedir.
  • Article
    Kent İçi Arkeolojik Alanlarda Katmanlaşmanın Analizi ve Koruma Sorunları: Foça Örneği
    (Türk Tarih Kurumu, 2018) Taşcı, Burcu; Akyüz Levi, Eti
    Foça Batı Anadolu’da Prehistorik dönemden başlayarak Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Ceneviz kolonisi ve Osmanlı dönemlerinde sürekli iskân görmüş, çok katmanlı bir yerleşimdir. Kentte arkeolojik kazı çalışmaları 20. yüzyıl başından günümüze aralıklarla devam etmektedir. Üçüncü dönem kazı çalışmaları Prof. Dr. Ömer Özyiğit başkanlığında 1989 yılından beri sürmektedir. Modern Foça kenti, tarihi yaklaşık M.Ö. 3000’lere dek uzanan antik Phokaia kentinin üstünde bir katman olarak bulunmakta ve kazı çalışmaları da kent içi arkeolojik alanlarda yoğunlaşmaktadır. Kentin tarihi katmanlaşmasında en üst tabaka olarak Osmanlı dönemi sivil mimarlık örnekleri öne çıkmaktadır. Bununla birlikte modern kent dokusunu az katlı, niteliksiz betonarme yapılar oluşturmaktadır. Kentte ilk sit kararlarının belirlendiği 1977 yılından günümüze dek sit sınırları pek çok kez değişmiş ve bu durum yeni yapılaşmanın önünü açmıştır. Özellikle turizmin ve ikincil konut yapımının artması ise kültür varlıklarına zarar vermiştir. Bu olumsuz durum kent içi arkeolojik alanlarda katmanlaşmanın zarar görmemesi için farklı yaklaşımlara gereksinim duyulduğunu göstermektedir. Kentsel arkeoloji çalışmaları bu gereksinime yanıt verecek nitelikte olup, kapsamlı tarih araştırmaları ile desteklenen kazı çalışmalarında ortaya çıkan verilerin, kentlerin koruma, planlama ve gelişim süreçlerine eklenmesini öngörmektedir.