City and Regional Planning / Şehir ve Bölge Planlama

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/4274

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Kent Plancısının Politik Rolü: Türkiye Deneyiminden Çıkarımlar
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2023) Özdemir, Esin
    Bu makale, planlama yazınında giderek önem kazanan kent plan- cısının politik rolüne odaklanmaktadır. Amacı, ilk olarak, özellikle teknokrat ve iletişimci/müzakereci plancı rollerine bir alternatif olarak savunulan plancının politik rolünün pratikteki anlamını ve somut düzeyde oluşabilecek politik rolleri ortaya koymak; ikinci olarak da, bunların karşısına çıkan olanak ve engelleri Türkiye ör- neği üzerinden tartışmaktır. Makale öncelikle politik rolün kuram- sal temellerine bakmakta, siyaset felsefesi alanındaki tartışmaları temel alarak, ‘politik olan nedir?’ sorusu üzerinde durmaktadır. Daha sonra, politik rolün planlama yazınındaki yerine bakılmakta ve iletişimsel planlamaya bu rol çerçevesinde yapılan eleştirilere yer verilmektedir. Bir sonraki bölümde; rant yaratma odaklı kentsel dönüşüm tehdidi altındaki mahallelere plancılar tarafından destek verme ve refakat etme süreçlerinde, yine plancılar tarafından ka- musal alanları savunmaya yönelik yürütülen muhalefet süreçlerinde ve Şehir Plancıları Odası tarafından neoliberal kentsel projelere karşı açılan davaları merkezine alan yasal süreçlerde somut anlam- da ortaya çıkan politik roller irdelenmektedir. Bu kapsamda; refa- katçi rol, kamusal alanları savunucu/aktivist rol ve yasal mücadeleci rol olmak üzere üç farklı politik rol ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak makale, plancının teknokrat ve iletişimci/müzakereci rolü- nün yanında, planlama kararlarının veya mekânsal müdahalelerin niteliğine göre farklılaşan politik rollerinin de olduğunu savunmakta ve bu rollerin planlamanın demokratikleşmesi açısından gerekliliği- ni ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, makale, plancının politik rolünün zaman boyutuna, diğer plancı rolleri ile ilişkiselliğine ve son olarak da sürekliliğine ve gücüne ilişkin çıkarımlarda bulunmaktadır.
  • Article
    Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nün Kuruluşundan Günümüze Yerleşke Bazında Mekânsal Analizi
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2023) Şimsek, Gül; Mercanoğlu, Cansın; Küçükoğlu, Hüseyin
    Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte çağdaşlaşma sürecine giren Türkiye’nin, örnek gösterilen eğitim kurumla- rından olmuştur. Dönemin köy enstitüleri projesi ile başkent Ankara’nın vizyonu bir araya gelerek, Ankara’ya bağlı Hasanoğ- lan Beldesi’nde, köy enstitülerine öğretmen yetiştiren bir Yük- sek Köy Enstitüsü kurulmuştur. Köy enstitüleri, genel itibariy- le, kırsal alanlarda kalkınmayı en etkin ve hızlı biçimde sağlama amacıyla geliştirilmiş özgün birer kurumdurlar. Enstitüler, sosyal etkilerinden mekânsal organizasyonlarına, yerleşkelerinde insan ölçeğine uygun yapılardan çok yönlü eğitim sistemine, yapım süreçlerinden zaman içerisinde geçirdikleri dönüşümlere kadar, birçok anlamda diğer eğitim kurumlarından ayrışan nitelikler taşımaktadırlar. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü (HYKE) de, Cumhuriyet aydınlanmasının başkent Ankara’sının lokomotifle- rinden biri olmasının yanı sıra, yerleşkesi ve yerleşkenin mekânsal nitelikleri ile kayda değer bir yere sahiptir. HYKE, halen eğitim kurumu olarak kullanılmakta olup, günümüze dek adının ve kapsamının değiştiği bir kaç evre yaşamıştır. Çalışmanın amacı; HYKE’nin günümüze kadar yaşadığı değişiklikleri yerleşke ölçe- ğinde mekânsal boyutlarıyla araştırmaktır. Araştırmanın yürütül- mesinde, yerleşkenin tarihine ışık tutan yazılı, görsel belgeler ve görüşmeler ile saha çalışmasından yararlanılmaktadır. Enstitünün farklı evrelerinde geçirdiği dönüşümler neticesinde, yerleşke mekânlarında yok olma, küçülme, atıl kalma, işlev değişikliği gibi yönlerde değişimler meydana geldiği ortaya çıkmaktadır.
  • Article
    Using Personal Rapid Transit as an Effective Transport Solution in Historical Downtown Areas: a Case From Historic Kemeraltı, İzmir
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2023) Duvarcı, Yavuz; Akpınar, Figen
    Many issues related to the conservation of urban heritage are closely related to the transit system and the use of private trans-portation. Regeneration, revitalization, and/or heritage conser-vation are not properly managed due to problems arising directly from inconvenient transport solutions that cannot provide or resolve the accessibility and mobility needs of vulnerable groups together with inappropriate space management while indirectly causing economic shrinkage and loss of vitality. Furthermore, even if modern modes of transportation are used, they will cause significant environmental and societal difficulties, making them unsuitable for such sensitive places. This article, using a micro -simulation approach, investigates whether a Personal Rapid Tran-sit system is physically applicable, and whether it can meet exist-ing travel requirements to prove that it is sufficient for the needs of local level mobility, and finally whether other environmental/ social impacts such that land use, air pollution, safety, sustainabil-ity are positive or negative. As a method, these outputs of the system application are presented as validations of the usefulness of the PRT. Finally, it was found that there is a gain in productiv-ity in terms of mobility as well as other socio-economic benefits besides the physical applicability of the method. The study's goal is to get the information out about how PRT technology may help produce more ecologically friendly and sustainable solutions while also conserving historical assets.
  • Article
    Do Spatial Development Plans Provide Spatial Equity in Access To Public Parks: a Case With a Residential Area in Karabağlar and Buca (i̇zmir)
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2022) Öztürk, Sevim Pelin; Şenol, Fatma
    Public parks' location is one of the major factors shaping their accessibility. Many natural and physical features (e.g., topography, stream ways, street network, traffic density, road junctions, and land uses) affect walking distances from dwellings to these loca- tions. Also, the cost of access (measured in time and meter) to these locations vary among age groups with different walk- ing capacities. Spatial plans in Turkey are the documents for de- termining and implementing the allocation of parks. However, plan-making practices have limitations in considering the park accessibility by walking among different groups of dwellers. This study considers the accessibility of public parks as an issue of spatial equity. It evaluates the park accessibility at a recent spatial plan about a residential area in Karabağlar and Buca Districts of İzmir. It aims to assess the allocations of planned parks and propose potential locations for new park areas. With a point- based approach to park accessibility, the study analysis performs the Location-Allocation (LA) Analysis with multiple criteria at Geographic Information Systems. The results show that at the plan, the specified residential area has spatial inequities with park accessibility. Among the other planned public service areas, some locations can be re-planned as new park areas, which partially im- proves spatial inequities at the plan. Also, the study is an example of how to prepare and run the data for the spatial analysis of allocations of public service areas with the help of GIS in Turkey
  • Article
    Citation - WoS: 5
    Stormwater Management and Green Infrastructure Techniques for Sustainable Campus Design
    (Gazi Üniversitesi, 2011) Saygın, Nicel; Ulusoy, Pelin
    This study focuses on sustainable water resources management among extensive sustainable campus design principles. Water is a non-renewable asset for our increasingly arid geography due to reasons such as global warming. The sustainable approach to water resources consists of reclamation and capture of rainwater/stormwater, treatment and reuse of wastewater, protection and enhancement of groundwater quality and natural water bodies (creeks, streams, rivers, lakes and others) and creating water-efficient landscapes. Green infrastructure systems provide natural drainage and infiltration, prevent floods, improve water quality, and enhance ground water. In this study rainwater/stormwater is treated as a non-renewable resource instead of wastewater. This water resource can be captured and reused for different purposes such as irrigation, groundwater recharge, green corridors and landscape amenity by integration of rainwater/stormwater features into the site design. This study develops strategies for use of green infrastructure systems and recommendations to guide the implementation of these strategies. As a case study, first the current state of stormwater sustainability at Izmir Institute of Technology (IYTE) Campus, located in Gulbahce-Urla (Izmir), is discussed. Then, to improve and sustain the hydrologic balance, green infrastructure best management practices (BMPs) for IYTE School of Architecture grounds are developed as a pilot study of an ongoing masters thesis.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Hücresel Özişlem Yöntemi ile Izmir Körfez Tüp Geçiş Projesinin Rant Artışına Etkisinin Tahminlemesi: İnciraltı Örneği
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2020) Aslan, Hüseyin Mert; Duvarcı, Yavuz
    Bir kentin zaman içerisinde uğradığı değişimin, gelişme yönünün ve arazi kullanımlarındaki değişim eğilimlerinin simülasyonlarla belirlenmesi ile geleceğe yönelik tahminler yapmak etkili bir planlama çalışmasında oldukça önemlidir. Mevcut literatürde, kentlerin çevreye yayılımı; Hücresel Özişlem, Çok Ajanlı Sistemler, Yapay Sinir Ağları gibi karmaşık sistem modelleme teknikleri ile modellenmektedir. Hücresel Özişlem bu yöntemlerin en çok uygulananlarından biridir. Kentsel mekanın zamanda uğradığı değişim ve CBS’de Hücresel Özişlem (HÖ) yöntemiyle tahminlenmesi önemi artan bir konu olmuştur. Ülkemiz gündeminde yer alan köprü, tüp geçit, vb. projelerin kendileri kadar önemli ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri vardır. Özellikle bu tür mega-projelerin kentsel rantlara olduğu kadar, planlama süreçlerine de olumlu/ olumsuz ikincil ve sinerjik etkileri bulunmaktadır. Bu tür etkilerin gelecekte ne olacağı da planlama açısından aynı derecede önemlidir. Ancak, mega-projelerin kentsel ranta söz konusu yöntemle etkisinin ele alınması oldukça yenidir. Rayiç bedel ve rantı belirleyen parametreler hakkında emlakçı görüşleri veri alınarak İzmir İnciraltı’ndan geçmesi planlanan İzmir Körfez Tüp Geçiş Projesinin (İKTG) HÖ ile üç olası senaryo bazında ve 2016’dan sonra beşer yıllık dönemlerde rant etkileri simüle edilmiştir. Yöntemin işleyiş sınaması yapılmış, İnciraltı bölgesindeki rantların geleceğe ilişkin verisi üretilmiştir. İKTG’nin, bölgenin hangi noktalarına güçlü etkide bulunabileceği gözlemlenmiştir. Böylece, büyük projelerin olası rant etkisi ile ilgili planlamanın yararlanabileceği ve ileride yazılıma dönüştürülebilecek elverişli bir araç geliştirilmiştir.
  • Article
    Kentsel Adaptasyon Planlaması: Türkiye’de Adaptasyon Odaklı Kentsel Politika ve Uygulamaların İncelenmesi
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2020) Keller, İrem İnce; Kaya Erol, Nursen
    Kentlerde meydana gelen doğal ve insan kaynaklı değişiklikler, kentlerin sosyal, ekonomik ve çevresel yapılarını habitat kaybı, kirlilik, yoksulluk, toplulukların yerinden edilmesi ve işsizlik gibi sorunlar ile ciddi bir şekilde etkilemektedir. Günümüzde, bu değişimlerin etkisi kentlerin sınırlarının çok ötesinde görülebilmektedir. Kentsel planlama alanıyla ilişkili bilim insanları ve karar vericiler dış baskılar, tehlikeler, riskler oluşturan kentsel değişimler ile başa çıkmak için adaptasyon kavramına odaklanmaya başlamışlardır (Yamu ve ark., 2016; Raco ve ark., 2012; Rauws ve ark., 2016; Wendt, 2015; Jabareen, 2013; De Roo, 2015; Ahern, 2011). Planlama literatüründe “bir kentin değişen koşullara cevap verme kapasitesini destekleyen kalkınma koşullarını yaratmak” olarak tanımlanan adaptasyon planları giderek daha fazla kabul görmeye başlamıştır (Rauws ve ark., 2016: 1). Ulusal ve uluslararası platformlarda iklim değişikliğine bağlı çevre krizleri, doğal afetler veya savaş sonucu gerçekleşen uluslararası göç gibi öngörülen ve öngörülemeyen kentsel değişimlerin mevcut ya da beklenmeyen etkilerine karşılık kentsel adaptasyon planları kapsamında politikalar üretilmiş ve kentlerin adaptasyon kapasitesinin artırılması hedeflenmiştir. Kentsel adaptasyon planları sürecinde kentsel değişim türüne bağlı olarak farklı yaklaşımlar izlenmiş ve adaptasyonu sağlayan modelleme, izleme, simülasyon ve öğrenme gibi çeşitli etmenlere odaklanılmıştır. Bu çalışmada Türkiye’de kentsel adaptasyon konusunun nasıl ele alındığının ortaya koyulması ve bu kapsamda yapılan projelere yönelik bir ilk izlenim oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye’deki kentsel adaptasyon planları araştırılarak tespit edilen 48 proje kentsel değişim türüne bağlı olarak analitik bir çerçevede incelenmiştir. Projelerin adaptasyon konuları, ilgili aktörler ve iş birlikleri, yararlandıkları hibe programları araştırılmış ve projelerin adaptasyon temelli planlama yaklaşımları, süreçleri ve odaklandıkları adaptasyon etmenleri ortaya konmuştur.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Bicycle Route Infrastructure Planning Using Gis in an Urban Area: the Case of Izmir
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2020) Özkan, Sevim Pelin; Şenol, Fatma; Özçam, Zeynep
    As a case study about İzmir (the third biggest metropolitan city in Turkey), this paper focuses on how to determine bicycle routes in already developed built environments of densely populated cities. To do so, it identifies how to deploy certain geographic information system (GIS) tools for analyzing multilayered spatial data not only at the city but also at the neighborhood level. When interrelating multiple characteristics of majorly topography, land use and population with each other, the study deploys mainly the overlay analysis and also network analysis as complementary to each other respectively at the city level and the neighborhood level. The results confirms that the use of these GIS tools for analyzing socio-spatial data especially at multiple spatial scales can support policy-makers’ decision-makings about route choices in the immediate future of their city even in a “data-poor” context,” such as Turkey.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Arazi Kullanım - Ulaşım Planlaması Bütünlüğünde Uyum için Model Önerisi
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2018) Duvarcı, Yavuz; Alver, Yalçın
    Her ne kadar kuramda ulaşım planlama ile arazi kullanım (nazım imar) planlama rutinlerinin birbirleriyle eşgüdüm ve uyum içinde hareket etmeleri gerektiği belirtilse de pratikte bunun pek gerçekleşemediği görülmüştür. Bu derleme çalışmasında özellikle olması gerektiği belirtilen uyumun gerçekleşememesinin ardındaki nedenler araştırılmış ve bunun nasıl sağlanabileceğine odaklanılmıştır. Sorunun kökeninde ise iki disiplinin birbirini takip eder ve benzer parametreleri paylaşır olmalarına karşın iki ayrı planlama alanı biçiminde ayrı prosedürler halinde planlamayı gerçekleştirmeye çalışmaları bulunmuştur. Ancak ideal durum olan (a) aynı anda birlikte planlamanın tek plan çalışması olarak gerçekleştirilmesi pratikte fazlaca uygulanabilir bulunmamış, yine, (b) aynı anda farklı planlama eylemleri olarak gerçekleştirilmeleri ve eş güdümlü olarak birbirlerinden beslenmeleri veri alışverişini aynı anda olanaksız kıldığından, genelde (c) ulaşım planlaması ile arazi kullanım planlamasının farklı zamanlarda birbirini takip eden ayrı planlama alanları olarak ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmektedir. Söz konusu ardışık ayrı (c türü) planlama eylem alanlarının temel sorunu ise birbirini karşılıklı besleyen bir döngü gibi görünse de uygulamada birbirine uyumlu gittikleri yalnızca ilkesel düzeyde kalmakta, retorikten öteye geçememektedir. Pratikte geçerli olan c türündeki uyumun sözde bir iyi niyet belirtisi olarak kalmaması ve gerçek uyumlandırmanın sağlanması için iki planlama alanının birbirini aktif olarak karşılıklı kontrol etmesi şartı aranmalıdır. Bu tür bir ilişki şemasının tesisinde, bir alanın (örneğin ulaşım planlamanın) politika hedeflerinin öteki alanın tanımlı çıktılarına (performans ölçütleri) uyumluluğu ve somut değerlerin belirlenen hedef değer aralıklarında çıkması gözetilmelidir. Bunlar somut kriterlere dönüştürülerek, modelleme çalışmalarında özellikle simülasyonlarda gözlenebilir sonuçlar üzerinden başarımları kontrol edilmelidir.
  • Article
    Economic Impact of Exergy Efficient Building Block Design
    (IJCEAS, 2017) Mert, Yelda; Saygın, Nicel; Mert, Süha Orçun
    Even after the end of 20th century, the details of connection between energy especially energy production-and the environment were not fully understood. The population growth in last thirty years, undeniable climate changes and the starvation of non-renewable energy source reserves leaves no room for doubt, however: energy and environment share a strong and significant connection. This perspective is especially important in the world of economics, considering the cost of energy for end users. This study covers the economic impact and gain of applying exergy efficient planning to a building block. The study hereby undertakes a case study to show that an efficient planning can help save energy, and thus money. The existing blocks of the chosen case had 2% energy efficiency, while the designs proposed in the study have 10-11%. The findings in this study show that an 8 % improvement in the exergy efficiency of the building block results in 780.05TL saving for a single housing. This sums up to 54.603,49TL for the building block annually.