City and Regional Planning / Şehir ve Bölge Planlama

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/4274

Browse

Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Article
    Class Dimension of Housing Inequalities in the New Era of Liberalization: a Case Study in Ankara
    (Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 2008) Akpınar, Figen
    Ekonominin küresel yeniden yapılanmasının kentin yerel coğrafyasına iki tür etkisinden söz edebilir. Birincisi, tabakalaşma örüntüsünün değişmesidir. Bir tarafta finans sektörü ve ihtisaslaşmış hizmetlerde çalışan üst-düzey profesyonellerden oluşan yeni bir tabaka ortaya çıkmaktadır. Bunu izleyen ise, niteliksiz işgücü talep eden işlerdeki artıştır. Yeni dönemin bir özelliği olarak kabul edilen eşitsizlik, kendisini hem boyut olarak, hem de sosyal ve mekânsal farklılaşmalar biçiminde göstermektedir. Toplumsal eşitsizlik yeni bir olgu değildir, ancak yeni döneme özgü olan bu eşitsizliğin boyutlarıyla birlikte sosyal ve mekânsal kutuplaşma ortaya çıkmaktadır. Küresel iş bölümündeki yeniden yapılanmanın bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni sınıfsal katmanlaşma ve bunların belirlediği mekânsal tercihler, kentlerde yeni ayrışma akslarının oluşmasına yol açmaktadır. Yeni dönemin yarattığı eşitsizliklerin ölçümünde genellikle üretim alanındaki işgücü piyasası odaklı gelir ve kazanç farklılıkları öne çıkmaktadır. Sosyal tabakalaşma çalışmaları genellikle üretim süreçlerini dikkate almakta, yeniden üretim süreçlerini hesaba katmamaktadır. Bu çalışmada üretim ve yeniden üretim süreçlerinin birbiriyle ilişkisi ve etkileşimi alan çalışmasıyla irdelenmiştir. Burada önemli soru, mekânsal ayrışmanın sınıf formasyonunu nasıl etkilediğidir. İki önemli unsur karşımıza çıkmaktadır, bir, sınıf yapısı ve iki, mekânsal dağılım. Bu unsurlar sınıf yapısının ayrışma üzerindeki etkisi ve sınıfların ekonomik olarak nasıl kutuplaştığı üzerinedir. Pek çok araştırmacı ise kentin farklı pek çok eşitsizlik kaynağı olduğunu ve bunların sadece iş ve iş yerinde üretilen eşitsizliklere bağlanamayacağını savunmaktadırlar. Bu görüş, ücret eşitsizliklerinin kentsel eşitsizlikler arasında önemsiz sayılması anlamına gelmemekte, ancak bireylerin yaşam fırsatlarının doğrudan ücretleriyle bağıntılı olduğu kadar dolaylı olarak farklı kaynaklarla da belirlendiği kabulüne dayanmaktadır. Sınıf ve konut sahipliğinin çapraz etkisi, araştırmacıları bekleyen çalışma alanlarıdır ve çalışmada bu etkileşim incelenmektedir. Üretim ve yeniden üretim süreçlerini ele alan yeni bir kavramsallaştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Sonuç bulgular, 1990 sonrası ve 2000’li yılların başında Ankara’nın sosyal tabakalaşmasında küreselleşme söylemine uygun bazı ipuçları göstermekle birlikte, içsel dinamiklerin varlığını da ortaya koymaktadır. Çalışma, gelir eşitsizliklerinin farklı sınıfsal konum ve konuta özgü farklılıklarına dair net bir profil sunmaktadır. Çalışmada Devlet İstatistik Enstitüsü’nün “Hane Halkı Gelir ve Tüketim Harcamaları” anketleri kullanılmıştır. Anketler 1994 yılının tamamı ve 2001 yılının ilk üç ayına aittir. Bu anketler, hane halkı ve hane halkını oluşturan bireylerin gelir, tüketim harcamaları ve sosyoekonomik profillerine yönelik ayrıntılı bilgiler içermektedir. İstatistiksel modelleme olarak Uyum Analizi (Correspondence Analysis) kullanılmıştır. Analiz, sosyal bilimlerde sıklıkla kullanılan kategorik değişkenlerin görsel bir haritasını sunmakta ve bu harita üzerinde fiziki uzaklıklar sosyo-mekânsal farklılıkların izdüşümü haline gelmektedir. Grafik üzerinde birbirine yakın olan noktaların (hanehalklarının) aynı sınıf pozisyonuna dahil olmaları yüksek olasılıklıdır. Bu yöntem plancıların sosyal sınıf temelli mekânsal ayrışma, eğitim, istihdam, tüketim, yaşam tarzları gibi şimdiye değin kendilerine uzak konular olarak gördükleri ve mekânla ilişki kurmakta zorlandıkları olguların haritalanmasına olanak tanımaktadır. Araştırma ve sonuçları, bu bağlamda kent araştırmalarına yeni bir boyut kazandırmaktadır.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 2
    Sociospatial Segregation and Consumption Profile of Ankara in the Context of Globalization
    (Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 2009) Akpınar, Figen
    The ‘’Global City Hypothesis’’ argues that the economic restructuring of the new global economy produces highly uneven and polarized employment structure in urban society (1). Today, large global cities are marked by unusually high levels of income inequality. The significant increase in foreign investment and the arrival of the multi-national corporations along with the major accounting, advertising, and marketing firms and the fashion, design and entertainment industry caused changes both in spatial and demographic configuration and the internal structure of large metropolitan cities. The consequence of the economic restructuring is ‘class polarization’ characterized by a number of high income professionals and managerial jobs, and a vast population of low income causal, informal and temporary forms at the bottom. The effects of liberalization policies resulted in unprecedented fragmentation and polarization within the ‘middle class’ with the worsening public sector functionaries as some employees of the multinational firms had become wealthier (Kandiyoti, 2002, 5). This new wealth has engendered new social groups characterized as ‘young professionals’ or ‘new job elite’ with an increasingly educated cohorts of leading business with affluent lifestyles and consumption patterns similar to their global counterparts. Though such changes and processes occur to some extent in most developed world cities, the approach by the global city theorists seems to be accepted as the valid and elucidative pattern in general, and imposes a kind of generalization that in reality there are more counter evidences even in leading world cities and other metropolitan areas of the world which reveal different pattern (Maloutas, 2007, 734).
  • Article
    Citation - WoS: 18
    Citation - Scopus: 19
    A Suppressed Demand Analysis Method of the Transportation Disadvantaged in Policy Making
    (Taylor and Francis Ltd., 2009) Duvarcı, Yavuz; Mizokami, Shoshi
    This paper proposes a method for estimating transportation supply requirements when the suppressed demand of the transportation disadvantaged (TD) can be calculated and added to existing demand for travel. The underlying assumption is that the travel conditions of these TD groups must be equal to the 'conventional' demand, known as 'full release'. Utilising the modelling approach for TD, suppressed demand analysis, diagnosis of difficulties and equity between conventional and disadvantaged groups were realised, while elaborating special cases for the most vulnerable TD groups (such as elderly and disabled persons) and simultaneously identifying areas of difficulty. From the early virtual results, it is concluded that, for the full release of suppressed trips (only a 5% increase), policy makers must be ready to face some financial burdens, requiring coordination of effort to both standardise these TD groups and reduce the costs incurred by operators.