City and Regional Planning / Şehir ve Bölge Planlama

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/4274

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Research Project
    İmar afları sonrasında İzmir'de gecekondulaşma: Sosyo-ekonomik, mekansal bir çözümleme
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2005) Özdemir, Semahat; Arslan Avar, Adile; Şenol, Pervin; Sevinç Kaya, Nuray; Kutluca, Ahmet Kıvanç; Velibeyoğlu, Hasibe; Güçer, Evrim; Kompil, Mert; Yankaya, Uğur; Elvan, İrem; Bektaş, Birkan; İnce Kompil, Esin
    [No Abstract Available]
  • Research Project
    Büzülen kentlerin yeniden canlandırılmasına yönelik bilgi ve strateji oluşturulmasına katkı: İzmir kent bölgesinde yayılma, yığılma, küçülme ve büzüşme süreçlerinin birlikteliği ile ortaya çıkan mekansal örüntülerin Avrupa kentleri ile karşılaştırılması
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2013) Özatağan, Güldem; Eraydın, Ayda; Avar, Adile
    Dünyada pek çok kent 1980’lerin sonunda bugüne geçen sürede önemli dönüşümler yaşadılar. Sosyal, ekonomik ve demografik yapıdaki dönüşümler önemli mekansal sonuçlar yaratırken, bazı kentler nüfus ve istihdam kaybederek büzülmeye başladılar. Bu nedenle, 1990’ların sonunda itibaren kent yazını ortaya çıkan bu gelişmelerin hangi kavramsal çerçeve ile tanımlanması gerektiği üzerine yoğunlaşarak, bu yeni mekansal oluşum kentsel büzülme olarak tanımlandı. Son yıllarda, kentsel büzülmenin büyüyen metropoliten alanlarda da görüldüğü bulguları öne çıkarken, kentsel büzülme kent bölge oluşumları sürecinde gündeme gelen mekansal değişiklikler ile ilişkilendirilmeye başlandı. Bu araştırma projesi İzmir üzerinedir. Farklı kentsel büzülme deneyimleri üzerine yapılan çalışmaların sonucu ortaya çıkan tartışmalar üzerine kurgulanan proje, küreselleşme ile gelen yeni ekonomik koşullara uyum sürecinde ekonomik yapıda ve yerleşim düzeninde değişimler yaşanırken nasıl İzmir metropoliten merkezinin göreli öneminin azalarak büzüldüğü, bu büzülmenin belirleyici özelliklerinin neler olduğu ve ortaya çıkışında hangi dinamiklerin etkili olduğu üzerinde durmaktadır.
  • Research Project
    Trafik kazalarının önlenmesinde dinamik veri yönetimi ile erken uyarı sistemi: İzmir'in kaza yoğun caddelerinde pilot çalışma
    (2011) Duvarcı, Yavuz; Geçer Sargın, Feral; Kumova, Bora
    Kazaları en aza indirmek, büyük oranda kazaların nerede, ne zaman ve ne biçimde olabileceğinin doğru tahmin edilebilmesine bağlıdır. Tahmin modellerinden her yere genellenebilecek sonuçlar belirlenememekte, daha sağlıklı sonuçlar için mutlaka yere özgü modellerin kurulması gerekmektedir. Trafik kazalarının mekansal bağıllığı parametrelerin birleşik etkisine de bağlı olarak, oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Bu projenin özgünlüğü ise; önerilecek sistemin, istatistiksel yöntemlerle “genel parametre” tahmini modeli yaklaşımı yerine, “mekan-bazlı” kullanılabilecek bir veri tabanı yönetimi işleyiş şeması olmasıdır. Günümüzde artık, akıllı ulaşım teknolojileriyle verinin dinamik olarak işlendiği, erken uyarı bilgisinin üretilebileceği bir veri otomasyon sistemi gereksinimi duyulmaktadır. Bunlar istatistiksel modeller oluşturmayı gerektirmeyen, güncellenen veriyle beslenen sistem yaklaşımlarıdır. Kategori analizi ile, ilk iki yılda (2005-2006) elde edilen model verileri ikinci yılki (2007) saha verileri (test) ile karşılaştırılarak benzer çıkıp çıkmadığı test edilecek, önerilen yaklaşımın sınaması yapılmış olacaktır. Projede beklenen sonuca ulaşıldığı takdirde kazaların engellenmesi ya da azaltılması yönünde erken uyarı sistemi için mekan ve durum uyarlı bir düzenek önerilecektir. Projenin nihai hedefi, trafik birimlerine kazaların azaltılmasında bir karar destek mekanizması olarak yararlanabilecekleri gerçekzaman veri analizi için erken uyarı sisteminin oluşmasına öncülük etmektir. Bu sistemle, risk oluşma aşamasında, kısa-vadeli operasyonel önlemlerin zamanında ve yerinde alınması, yetkililerin enerjisinin doğru zamanda doğru yere yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Projenin çabası, gelecekte oluşturulacak gerçek-zamanlı veri analiz sisteminin çok boyutlu kategori analizi yöntemiyle nasıl olabileceğini göstermek, ve yararlılığını pilot caddelerin kaza verileri üzerinden kanıtlamaktır. 30 ayda tamamlanan proje çalışması, şu üç temel aşamadan oluşmuştur: Veri tabanı oluşturma ve faktörlerin belirlenmesi, toplanan verinin kategori analizi yöntemiyle değerlendirilmesi ve erken uyarı sistemi için uygulamaya dönük sistem modeli önerisi.
  • Research Project
    Mevcut mahalle parklarının "İhtiyaca Dayalı Hakçalık" açısından değerlendirilmesi: İzmir'deki mahalle pParklarını kimler neden kullanıyor ve kullan(a)mıyor?
    (2019) Şenol, Fatma; Duran, Hasan Engin; Atay Kaya, İlgi; Şentürk, Burcu; Kaştaş Uzun, İpek
    Bu proje, bireylerin mahalle parkı erişim ve kullanımını, nesnel ve algısal yapılı ve sosyal çevre özelliklerinin etkilediğini, ancak yapılı çevre düzenlemelerinin parkları öncelikle kullanması gerekenlerin (öncelikle çocuklar, çocuklu ev kadınları, yaşlılar ve düşük gelirliler) yaşam koşul ve ihtiyaçlarını gözardı edebildiğini; ve bunun ise adaletsizlik hissine ve parkların az sayıda kişiye erişimiyle kamu kaynaklarının israfına yol açtığını kabul eder. Proje, İzmir?deki mahalle parklarına kimlerin neden ve hangi koşullarda eriş(eme)diği ve kullan(ama)dığını kent, mahalle ve park ölçeğindeki nesnel ve algısal yapılı ve sosyal çevre özelliklerini tespitle değerlendirmiştir. İzmir?de özellikle park-ihtiyaç gruplarının (çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve düşük gelirlilerin) mahalle parklarını kullan(ma)ma neden ve koşullarını inceleyen Proje, kamusal kaynakla ve kamu sağlığına yönelik yaratılan parkların kullanımını belirleyen yapılı çevre düzenlemelerinin ihtiyaca-dayalı hakçalığa dayanarak geliştirilmesini ve ilgili araştırma araçlarıyla incelenmesini savunur. Proje bu savunu ve araçlarının il ve kent, mahalle ve park ölçeğinde ve park-ihtiyaç gruplarının mahalle parklarına erişebilirliğini etkileyen koşulların incelenmesinde nasıl kullanılabileceğini uygulamalı araştırmıştır. Dolayısıyla, sağlıklı yaşam çevreleri ve kamusal alanların herkesçe kullanımını hedefleyen kamu ve sivil aktörler için hem yöntemler ve mevcut araçların kullanımına dair rehberlik hem de park kullanımını etkileyen yapılı çevre düzenlemelerine yönelik müdahale alanlarının tarifi hedeflenmiştir. Bulgularımıza göre; İzmir?de bazı park-ihtiyaç gruplarının mahalle oranlarının ve park alan miktarlarının mekansal dağılımları arasında ters orantılı ilişki vardır. ?Parkzengini bölgelerdeki? parklar, park çevresi ve park içi faaliyet alanlarının niceliksel ve niteliksel özelliklerine bağlı olarak (iklim koşulları, konfor ve güvenlik sebepli) ve konut içi açık alanlara erişim sebebiyle az veya dikkatli kullanılmaktadır. Bu bölgelerde ağırlıkla park içine yönelik olumlu müdahaleler özellikle 55+ yaş grupları, bekar veya çocuklu kadınlar ve 14-22 yaş genç nüfusun park kullanımını arttıracaktır
  • Article
    Kırsal-ekolojik Müştereklerimiz: Mera Alanları
    (2018) Hazar, Dalya; Velibeyoğlu, Koray
    Araştırma, biyoçeşitlilik ve ekolojik sürdürülebilirlik açısından önemli olan kırsal-ekolojik müştereklerimiz olarak tariflediğimiz mera alanları üzerindeki çatışmalara ve mera alanları üzerindeki çitleme hareketlerinin dönüştürücü etkilerine odaklanmaktadır. Mera alanları, yüksek karbon bağlama kapasitesi, zengin biyoçeşitlilik, erozyonu önleme, kırsal kalkınma ve kırsal gelenek açılarından önemli varlıklardır. Araştırma tasarımı yöntemi keşifçi vaka çalışmasıdır. Uzmanlarla yapılan kartopu mülakatlar, muhtarlarla yapılan derinlemesine mülakatlar, gözlemler ve medya analizinden edinilen veriler, içerik analiziyle değerlendirilmiş ve bir mera boyut seti oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, mera alanları üzerindeki çatışmalarına sebep olduğu belirlenen faktörler, baskılar, durum ve etkiler, eDPSIR nedensel ağ modeline uyarlanmıştır. Ekolojik duyarlı planlama, otlatma yönetimi ve faktör-baskı temelli yanıtlar ile iyileştirilmiş kırsal politikalar, kırsal müştereklerin korunması açısından önemlidir.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Bölgesel İstihdam Dalgalanmalarının Şiddeti, Sebep ve Sonuçları: Türkiye Örneği
    (Yıldız Teknik Üniversitesi, 2017) Duran, Hasan Engin
    İktisadi “dalgalanma derecesi” veya diğer bir deyişle “oynaklık” (volatilite) sık ve şiddetli dalgalanan bir ekonomik yapıyı tanımlar. Günümüze kadar olan süreçte, bölge planlama ve iktisat literatüründe bu hususta araştırmalar yapılmış olsa da, istihdam dalgalanmalarının neden ve sonuçlarına, özellikle coğraf dağılımına ve bölgeler arası farklılıklarına çok az değinilmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye’deki istihdam dalgalanmalarının sebeplerini araştırmak ve bölgeler arasında oluşan farklı dinamikleri ortaya çıkarmaktır. Diğer bir değişle, istihdam bakımından ülkemizinin hangi bölgeleri daha istikrarlıdır veya daha az şiddetli dalgalanmalara maruz kalmaktadır? Bu durumun altında yatan sebepler nelerdir? Bu sorular, TÜİK’in tanımladığı 26 Düzey-2 istatistiki bölge ve 2004-2013 dönemi için araştırılmıştır. Yöntem olarak, değişik panel regresyonları (Rassal Etki ve En Küçük Kareler yöntemi) ve zaman serisi metotları kullanılmıştır. Yapılan ampirik analizler sonucu iki temel bulgu elde edilmiştir. Birincisi, bölgeler arasında istihdam dalgalanma derecelerinin ciddi bir farklılaşma gösterdiğidir. İkincisi ise, bu durumun altında yatan faktörlerin çokça demografik ve piyasa büyüklüğü ile ilişkili olduğudur. Öyle ki, işgücüne katılımın yüksek olduğu bölgeler, nüfus ve istihdam bakımından büyük olan bölgeler ve ekonomik büyüme hızı ılımlı “ortalama-seviyede” olan bölgeler, daha istikrarlı bir istihdam görüntüsü çizmektedir.
  • Article
    Türkiye'de Yoksulluğa Bölgesel Bir Bakış
    (Dokuz Eylül Üniversitesi, 2015) Duran, Hasan Engin
    Bu çalışmanın amacı 2006-2013 döneminde Türkiye’nin 12-Düzey-I bölgesi için yoksulluğun gelişimini ve coğrafi yayılımını incelemek, yoksulluğun bölgelerarası yakınsayıp yakınsamadığını araştırmaktır. Bu çalışmada TUİK’ten elde edilen medyan gelire bağlı yoksulluk oranları kullanılmıştır. Yöntem olarak, mekansal yoksulluk istatistikleri, Moran I testleri, koşullu Kernel yoğunluk tahminleri ve Markov geçiş olasılık dizeyleri kullanılmıştır. Yapılan analizler üç sonuç doğurmuştur. Birincisi, ülke bazında yoksul kişi sayısı ve yoksulluk oranı azalmıştır. Ancak, bu azalma özellikle Batı bölgelerinde olmuş ve görece az gelişmiş Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde artış görülmüştür. İkincisi, Yoksulluk ülke içerisinde mekana bağlı kümeler şeklinde oluşmuştur. Üçüncüsü, yıllar içinde bölgesel yoksulluk oranları birbirine yakınsamamaktadır.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Arazi Kullanım - Ulaşım Planlaması Bütünlüğünde Uyum için Model Önerisi
    (TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2018) Duvarcı, Yavuz; Alver, Yalçın
    Her ne kadar kuramda ulaşım planlama ile arazi kullanım (nazım imar) planlama rutinlerinin birbirleriyle eşgüdüm ve uyum içinde hareket etmeleri gerektiği belirtilse de pratikte bunun pek gerçekleşemediği görülmüştür. Bu derleme çalışmasında özellikle olması gerektiği belirtilen uyumun gerçekleşememesinin ardındaki nedenler araştırılmış ve bunun nasıl sağlanabileceğine odaklanılmıştır. Sorunun kökeninde ise iki disiplinin birbirini takip eder ve benzer parametreleri paylaşır olmalarına karşın iki ayrı planlama alanı biçiminde ayrı prosedürler halinde planlamayı gerçekleştirmeye çalışmaları bulunmuştur. Ancak ideal durum olan (a) aynı anda birlikte planlamanın tek plan çalışması olarak gerçekleştirilmesi pratikte fazlaca uygulanabilir bulunmamış, yine, (b) aynı anda farklı planlama eylemleri olarak gerçekleştirilmeleri ve eş güdümlü olarak birbirlerinden beslenmeleri veri alışverişini aynı anda olanaksız kıldığından, genelde (c) ulaşım planlaması ile arazi kullanım planlamasının farklı zamanlarda birbirini takip eden ayrı planlama alanları olarak ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmektedir. Söz konusu ardışık ayrı (c türü) planlama eylem alanlarının temel sorunu ise birbirini karşılıklı besleyen bir döngü gibi görünse de uygulamada birbirine uyumlu gittikleri yalnızca ilkesel düzeyde kalmakta, retorikten öteye geçememektedir. Pratikte geçerli olan c türündeki uyumun sözde bir iyi niyet belirtisi olarak kalmaması ve gerçek uyumlandırmanın sağlanması için iki planlama alanının birbirini aktif olarak karşılıklı kontrol etmesi şartı aranmalıdır. Bu tür bir ilişki şemasının tesisinde, bir alanın (örneğin ulaşım planlamanın) politika hedeflerinin öteki alanın tanımlı çıktılarına (performans ölçütleri) uyumluluğu ve somut değerlerin belirlenen hedef değer aralıklarında çıkması gözetilmelidir. Bunlar somut kriterlere dönüştürülerek, modelleme çalışmalarında özellikle simülasyonlarda gözlenebilir sonuçlar üzerinden başarımları kontrol edilmelidir.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 4
    İzmir’deki Ulaştırma Projelerinin Kentsel Eğilimlere Etkileri
    (TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 2008) Duvarcı, Yavuz; Selvi, Ömer; Günaydın, Hüsnü Murat; Gür, Güneş
    İzmir’deki önemli ulaştırma projelerinin kentsel eğilimlere olan etkileri Delphi yöntemi sonuçları temel alınarak analiz edilmiştir. Delphi yöntemine göre yakınsama sağlanmış etkiler, sonrasında daha anlamlı ve özet sonuçlar elde etmek amacıyla toplamdaki etkiler yöntemiyle yeniden değerlendirilmiştir. Yönteme göre, mutlak toplam etkilere (MED), net toplam etkilere (NED) ve en genel anlamda etki yeterlik düzeylerine bakılarak genel sonuçlara ulaşılmıştır. En etkili (olumlu/olumsuz yönde) projeler, bütünleştirilmiş raylı toplu taşıma sistemi, mevcut İzmir limanının geliştirilmesi; en fazla etkilenen sosyoekonomik eğilimler ise turizm sektöründeki gelişim, ekonomik gelişme, hava kirliliği ve özel araç kullanım oranı olarak çıkmıştır.
  • Conference Object
    Akifere Yağıştan Süzülme Miktarının Sondaj Verileri Kullanılarak Tahmin Edilmesi: Alaşehir (manisa) Havzası
    (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2018) Tonkul, Serhat; Baba, Alper; Şimşek, Celalettin; Tayfur, Gökmen; Durukan, Seda; Kumanlıoğlu, Ahmet; Demirkesen, Ali Can
    Son yıllarda iklim değişikliğine bağlı su kullanımının artması ve buna ek olarak aşırı nüfus artışı, yeraltısuyu kullanımını arttırmakta ve su kaynaklarını tehdit etmektedir. Su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanması için barajlar ve yapay göller inşa edilmekte, ancak bu yapıların geniş yüzey alanlarında çok fazla buharlaşma görülmektedir. Dolayısı ile yeraltı suyunun, buharlaşma kayıplarının yaşanmadığı direkt yağış ile beslenen yapay beslenmesi önem kazanmaktadır. Yapay beslenme, havzalardaki suyu fazla buharlaşmadan korur ve su kaynaklarının potansiyelini artırıp, sürdürülebilirliğini sağlar. Bu çalışma kapsamında nümerik metotlar kullanılarak, Alaşehir (Manisa) havzasında alüvyon akiferin beslenmesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Türkiye’nin batısında yer alan ve ülkenin %2’sini oluşturan Gediz Havzası, önemli bir yeraltı suyu potansiyelinin olduğu ve kullanıldığı alan konumundadır.