City and Regional Planning / Şehir ve Bölge Planlama
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/4274
Browse
63 results
Filters
Settings
Search Results
Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 4Region-Specific Turning Points in Territorial Economic Resilience: A Business Cycle Approach To Turkey(Routledge, 2024) Duran, H.E.; Elburz, Z.; Kourtit, K.; Nijkamp, P.Almost all regional economic resilience studies measure resilience by referring to national time patterns of recessions. This study of region-specific patterns of resilience of 81 Turkish regions in the period 2009–20 and their underlying economic/demographic determinants in regions in Turkey shows that ignoring the different timings of regional and national economy recessions leads to misleading/biased results. The study shows first that provincial employment cycles are asynchronous. Second, the geographical pattern of resistance to the last 2018 economic crisis changes considerably when using province-specific rather than national turning points. Third, those provinces that are more open to trade, export- oriented, highly urbanised, and with a low level of human capital and entrepreneurial activities were more resistant to the recession. © 2023 Regional Studies Association.Article Citation - WoS: 1Kent Plancısının Politik Rolü: Türkiye Deneyiminden Çıkarımlar(TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2023) Özdemir, EsinBu makale, planlama yazınında giderek önem kazanan kent plan- cısının politik rolüne odaklanmaktadır. Amacı, ilk olarak, özellikle teknokrat ve iletişimci/müzakereci plancı rollerine bir alternatif olarak savunulan plancının politik rolünün pratikteki anlamını ve somut düzeyde oluşabilecek politik rolleri ortaya koymak; ikinci olarak da, bunların karşısına çıkan olanak ve engelleri Türkiye ör- neği üzerinden tartışmaktır. Makale öncelikle politik rolün kuram- sal temellerine bakmakta, siyaset felsefesi alanındaki tartışmaları temel alarak, ‘politik olan nedir?’ sorusu üzerinde durmaktadır. Daha sonra, politik rolün planlama yazınındaki yerine bakılmakta ve iletişimsel planlamaya bu rol çerçevesinde yapılan eleştirilere yer verilmektedir. Bir sonraki bölümde; rant yaratma odaklı kentsel dönüşüm tehdidi altındaki mahallelere plancılar tarafından destek verme ve refakat etme süreçlerinde, yine plancılar tarafından ka- musal alanları savunmaya yönelik yürütülen muhalefet süreçlerinde ve Şehir Plancıları Odası tarafından neoliberal kentsel projelere karşı açılan davaları merkezine alan yasal süreçlerde somut anlam- da ortaya çıkan politik roller irdelenmektedir. Bu kapsamda; refa- katçi rol, kamusal alanları savunucu/aktivist rol ve yasal mücadeleci rol olmak üzere üç farklı politik rol ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak makale, plancının teknokrat ve iletişimci/müzakereci rolü- nün yanında, planlama kararlarının veya mekânsal müdahalelerin niteliğine göre farklılaşan politik rollerinin de olduğunu savunmakta ve bu rollerin planlamanın demokratikleşmesi açısından gerekliliği- ni ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, makale, plancının politik rolünün zaman boyutuna, diğer plancı rolleri ile ilişkiselliğine ve son olarak da sürekliliğine ve gücüne ilişkin çıkarımlarda bulunmaktadır.Article Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nün Kuruluşundan Günümüze Yerleşke Bazında Mekânsal Analizi(TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2023) Şimsek, Gül; Mercanoğlu, Cansın; Küçükoğlu, HüseyinKöy Enstitüleri, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte çağdaşlaşma sürecine giren Türkiye’nin, örnek gösterilen eğitim kurumla- rından olmuştur. Dönemin köy enstitüleri projesi ile başkent Ankara’nın vizyonu bir araya gelerek, Ankara’ya bağlı Hasanoğ- lan Beldesi’nde, köy enstitülerine öğretmen yetiştiren bir Yük- sek Köy Enstitüsü kurulmuştur. Köy enstitüleri, genel itibariy- le, kırsal alanlarda kalkınmayı en etkin ve hızlı biçimde sağlama amacıyla geliştirilmiş özgün birer kurumdurlar. Enstitüler, sosyal etkilerinden mekânsal organizasyonlarına, yerleşkelerinde insan ölçeğine uygun yapılardan çok yönlü eğitim sistemine, yapım süreçlerinden zaman içerisinde geçirdikleri dönüşümlere kadar, birçok anlamda diğer eğitim kurumlarından ayrışan nitelikler taşımaktadırlar. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü (HYKE) de, Cumhuriyet aydınlanmasının başkent Ankara’sının lokomotifle- rinden biri olmasının yanı sıra, yerleşkesi ve yerleşkenin mekânsal nitelikleri ile kayda değer bir yere sahiptir. HYKE, halen eğitim kurumu olarak kullanılmakta olup, günümüze dek adının ve kapsamının değiştiği bir kaç evre yaşamıştır. Çalışmanın amacı; HYKE’nin günümüze kadar yaşadığı değişiklikleri yerleşke ölçe- ğinde mekânsal boyutlarıyla araştırmaktır. Araştırmanın yürütül- mesinde, yerleşkenin tarihine ışık tutan yazılı, görsel belgeler ve görüşmeler ile saha çalışmasından yararlanılmaktadır. Enstitünün farklı evrelerinde geçirdiği dönüşümler neticesinde, yerleşke mekânlarında yok olma, küçülme, atıl kalma, işlev değişikliği gibi yönlerde değişimler meydana geldiği ortaya çıkmaktadır.Article Kadın Dostu Kent Planlama Yaklaşımı Kapsamında Kentsel Yoksunluğun Değerlendirilmesi: Çiğli Örneği(ADAMOR Araştırma Danışmanlık Medya Organizasyon Yayıncılık Ltd. Şti., 2022) Güney, Mercan Efe; Tanrıverdi, Sıdal; Akbudak, Hacer; Tuncay, Beste; Ay, Filiz; Şanlı, NurseliKentler kadın dostu planlama yaklaşımı ile üretilmelidir. Çünkü bir kentin kadın dostu olması o kentin herkes için planlanmış olması demektir. Kadın dostu kent için planlama meslek alanının gerekli veri setini ve değerlendirme yöntemini belirlemesi gerekmektedir. Bu çalışma erişilebilirlik, güvenlik ve kentsel hizmet kapsamında kentsel yoksunluğu belirleme, değerlendirme ve sorunlara çözüm önerme konusunda geliştirilmeye açık bir model önerisi getirmeye çalışmıştır. Seçilen pilot bölgede erişilebilirlik ve güvenlik kapsamındaki incelemeler belirlenen veri setine göre yapılırken hizmet yoksunluğu kapsamında her bir sosyal altyapı alanı (lise, ortaokul, ilkokul, cami, sağlık tesisleri ve yeşil alanlar) için ayrı ayrı yoksun bölgeler saptanmıştır. Bu çalışma mevcut bir dokuda yoksunluk incelemesinin nasıl yapılacağını göstermesinin yanı sıra kadın dostu kent planlama çalışmalarına katkı koymasıyla da önemlidir. Çalışmanın inceleme yöntemi ve getirilen öneriler, kadın dostu bir kentin oluşturulabilmesinin yolunun üst ölçekten alt ölçeğe kadar her aşamada bir inceleme ve izleme mekanizmasının oluşturulmasının gerekliliğini göstermektedir. Yoksunluk açısından yapılan her sorun saptaması belediye gibi uygulayıcılar için programlanarak yürütülmesi gereken iş dizisini de göstermektedir.Article Using Personal Rapid Transit as an Effective Transport Solution in Historical Downtown Areas: a Case From Historic Kemeraltı, İzmir(TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2023) Duvarcı, Yavuz; Akpınar, FigenMany issues related to the conservation of urban heritage are closely related to the transit system and the use of private trans-portation. Regeneration, revitalization, and/or heritage conser-vation are not properly managed due to problems arising directly from inconvenient transport solutions that cannot provide or resolve the accessibility and mobility needs of vulnerable groups together with inappropriate space management while indirectly causing economic shrinkage and loss of vitality. Furthermore, even if modern modes of transportation are used, they will cause significant environmental and societal difficulties, making them unsuitable for such sensitive places. This article, using a micro -simulation approach, investigates whether a Personal Rapid Tran-sit system is physically applicable, and whether it can meet exist-ing travel requirements to prove that it is sufficient for the needs of local level mobility, and finally whether other environmental/ social impacts such that land use, air pollution, safety, sustainabil-ity are positive or negative. As a method, these outputs of the system application are presented as validations of the usefulness of the PRT. Finally, it was found that there is a gain in productiv-ity in terms of mobility as well as other socio-economic benefits besides the physical applicability of the method. The study's goal is to get the information out about how PRT technology may help produce more ecologically friendly and sustainable solutions while also conserving historical assets.Research Project İmar afları sonrasında İzmir'de gecekondulaşma: Sosyo-ekonomik, mekansal bir çözümleme(TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2005) Özdemir, Semahat; Arslan Avar, Adile; Şenol, Pervin; Sevinç Kaya, Nuray; Kutluca, Ahmet Kıvanç; Velibeyoğlu, Hasibe; Güçer, Evrim; Kompil, Mert; Yankaya, Uğur; Elvan, İrem; Bektaş, Birkan; İnce Kompil, Esin[No Abstract Available]Research Project Büzülen kentlerin yeniden canlandırılmasına yönelik bilgi ve strateji oluşturulmasına katkı: İzmir kent bölgesinde yayılma, yığılma, küçülme ve büzüşme süreçlerinin birlikteliği ile ortaya çıkan mekansal örüntülerin Avrupa kentleri ile karşılaştırılması(TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2013) Özatağan, Güldem; Eraydın, Ayda; Avar, AdileDünyada pek çok kent 1980’lerin sonunda bugüne geçen sürede önemli dönüşümler yaşadılar. Sosyal, ekonomik ve demografik yapıdaki dönüşümler önemli mekansal sonuçlar yaratırken, bazı kentler nüfus ve istihdam kaybederek büzülmeye başladılar. Bu nedenle, 1990’ların sonunda itibaren kent yazını ortaya çıkan bu gelişmelerin hangi kavramsal çerçeve ile tanımlanması gerektiği üzerine yoğunlaşarak, bu yeni mekansal oluşum kentsel büzülme olarak tanımlandı. Son yıllarda, kentsel büzülmenin büyüyen metropoliten alanlarda da görüldüğü bulguları öne çıkarken, kentsel büzülme kent bölge oluşumları sürecinde gündeme gelen mekansal değişiklikler ile ilişkilendirilmeye başlandı. Bu araştırma projesi İzmir üzerinedir. Farklı kentsel büzülme deneyimleri üzerine yapılan çalışmaların sonucu ortaya çıkan tartışmalar üzerine kurgulanan proje, küreselleşme ile gelen yeni ekonomik koşullara uyum sürecinde ekonomik yapıda ve yerleşim düzeninde değişimler yaşanırken nasıl İzmir metropoliten merkezinin göreli öneminin azalarak büzüldüğü, bu büzülmenin belirleyici özelliklerinin neler olduğu ve ortaya çıkışında hangi dinamiklerin etkili olduğu üzerinde durmaktadır.Article Kadın Dostu Kent Planlama Yaklaşımı Kapsamında Güvenlik Kriterinin Değerlendirilmesi: Çiğli Örneği(2022) Efe Güney, Mercan; Ay, Filiz; Tanrıverdi, Sıdal; Şanlı, Nurseli; Akbudak, Hacer; Tuncay, BesteAtaerkil bir toplum olan Türkiye’ de toplumsal cinsiyet eşitsizliği, toplumsal her alanı olduğu gibi kentin kurgulanmasını ve kentsel yaşam pratiklerini de etkilemektedir. Çünkü kentler, tüm yaşayanların gereksinim ve taleplerini gözeterek oluşturulmamaktadır. Oysaki ‘kentli hakkı’ gereğince, toplumun her kesimi tüm kentsel hizmetlerden eşit yararlanmalıdır. Ancak şehir planlama meslek alanının mevzuatına ve tüm ölçeklerdeki analiz ve uygulama alanlarına kadınların ve erkeklerin kenti deneyimleme farklılıkları yansıtılmadığından kadınlar kentleri erkekler kadar kullanamamakta ve sonuçta kent kadınlar için toplumsal cinsiyet rollerini yerine getirdikleri hizmet alanları haline gelmektedir. Bu yüzden şehir planlama bir bilim ve meslek alanı olarak kadınların kentsel yoksunluk yaşamamaları, kenti sınırlılıkları olmadan deneyimlemeleri ve kentteki güvensizlik problemlerinin giderilmesine yönelik yaklaşımlar geliştirmelidir. Bu tanımlamaya en uygun yaklaşım, kadınların kentsel yaşamın tüm alanlarında erkekler ile eşit bir biçimde yer almasını destekleyen, kentsel hizmetlere güvenli bir şekilde erişimini sağlayan Kadın Dostu Kent yaklaşımıdır. Bu metin kadın dostu kentin planlama dilinin oluşturulmasına katkı sağlamak üzere güvenli kent kapsamında bir model önerisi getirmeye çalışmaktadır. Bu doğrultuda metin, İzmir İli’ nin Çiğli İlçesi’ nde pilot alan olarak seçilen Köyiçi Mahallesi örneğinde böyle bir çalışma için hangi verilerin toplanması gerektiği ve bu verilerin nasıl analiz edileceği ve değerlendirileceği konularında bir taraftan başlangıç olma bir taraftan da geliştirilerek model olma amacındadır.Article The Relationship Between Transportation Demand and Supply: Granger-Causality Test Using Time-Series Data(Pamukkale Üniversitesi, 2022) Duvarcı, Yavuz; Duran, Hasan EnginTransport demand and supply are deemed to determine each other in a cyclic manner. The major idea has been that the demand is usually the preceding one. However, in urban cases, usually the land use variables in place of supply interfere this process. Cleansing the land use variables, the regional/national level variable pairs of demand and supply are employed to analyze the cause-effect mechanism. For objectivity, the Granger-causality test (GCT) is used to understand the relationship between transportation demand and supply. The Analyses were made at four dimensions; (a)whether the nexus is one-directional or bi-directional, (b)its significance level, (c)whether demand or supply is the preceding, (d)whether the effects are short-term or long-term. Using the Turkish statistics, the GCT results showed that, in the short/medium run, overwhelmingly the supply variables preceded (mostly in railway mode), mostly unidirectional (one-way causality) manner, however, in the long-run almost no relationship was found. In other transportation modes, no significant relationship is observed. Finally, bi-directional relations were usually observed in suburban rail. The investments then should be made according to known demand. Usually, the effects of supply (especially of railways and roadways) could rather fade away in the long-run. Still, no general statement can be made for the demand/supply causality especially in terms of which one is preceding and of the direction of causality. The chaotic nature of the process reigns over with the changing conditions.Article The Assessment of the Criteria of Social Infrastructure Within the Scope of Women-Friendly City Planning Approach: The Example of Çiğli(Konya Teknik Üniversitesi, 2022) Güney, Mercan Efe; Tuncay, Beste; Tanrıverdi, Sıdal; Şanlı, Nurseli; Akbudak, Hacer; Ay, FilizThere is a close parallel between the freedom, equality and socialization that the residents in a social sett??ng are enjoying and the openness and equal availability of the social infrastructure in this setting. When these points are taken into consideration, it is possible to get the idea that social infrastructure areas should be planned as woman-friendly city criteria. So long as the urban planning fails to accomplish this task of creating a due process and language for gender equality, the social infrastructure areas in the cities will continue to pose a serious problem to the gender equality. In this article, an attempt has been made to articulate some suggestions for evaluating the social infrastructure areas in the light of woman-friendly city planning. This article offers some gu??delines for deciding which data should be taken into consideration and how the social infrastructure areas should be examined. The study analyzes social infrastructure areas following four categories: adequacy, accessibility, safety and usability. The findings revealed that no social infrasurcture areas met these criteria, especially in the densely used areas. The lack of face-to-face interviews with women is the shortcoming of the study. The study is one of the first studies on the subject, but it is thought that it will contribute to the field literature with its review and recommendation codes.
