Master Degree / Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/3008

Browse

Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Master Thesis
    Filament Sarma Teknolojisine Dayalı Grafen Takviyeli Yüksek Basınçlı Kompozit Kapların Geliştirilmesi ve Üretimi
    (2025) Ulaşlı, Muhammed Erdal; Tanoğlu, Metin
    Bu çalışmada, hidrojen gibi yüksek basınçlı gazların güvenli bir şekilde depolanması için karbon fiber takviyeli kompozit basınç kapları (COPV'ler) üretilmiş ve karakterize edilmiştir. Amaç, epoksi reçine matrisine grafen nanoplakacıkları dahil ederek COPV'nin mekanik özelliklerini iyileştirmektir. Ağırlıkça %1, %2 ve %3 grafen içeren epoksi/grafen karışımları, asetonsuz ve aseton dispersiyon yöntemleri kullanılarak, bir sonikatör ve ultrasonik prob ile homojenlik sağlanarak hazırlandı. Bu karışımlardan kompozit laminantlar üretildi ve çekme, basma, ILSS ve DMA özellikleri açısından test edildi. Mikro yapısal değerlendirme için SEM analizi de yapıldı. Sonuçlar, aseton yöntemi kullanılarak ağırlıkça %2 grafen içeren epoksi karışımlarının en iyi mekanik performansı gösterdiğini gösterdi. Bu optimize edilmiş reçineler kullanılarak, filament sarma yöntemi ile Tip IV COPV'ler üretildi. Dört tank (iki adet 3 litre ve iki adet 8 litre) üretilmiş ve gerilim-gerinim davranışını kaydeden gerinim ölçerler kullanılarak patlama testlerine tabi tutulmuştur. 3 litre grafensiz tanklar 1050 ve 1250 bar'da patlarken, 8 litre grafensiz tank 1375 bar'da patlamıştır. Grafenle güçlendirilmiş 8 litre tank 1350 bar'a kadar patlamadan dayanmıştır; ancak arıza boss bağlantısında meydana gelmiştir. Bu bulgular, grafen takviyesinin reçine ve kompozit mekanik özelliklerini etkili bir şekilde geliştirerek COPV patlama direncini artırdığını göstermektedir. Boss tasarımı nihai basınç direncini sınırlasa da grafenin dahil edilmesi kompozit katmanların yapısal performansını önemli ölçüde iyileştirerek yüksek basınçlı hidrojen depolama uygulamaları için umut verici bir yaklaşım haline getirmiştir.
  • Master Thesis
    Birnessit Tipi Manganez Dioksit (δ-MnO2) Kullanılarak Jeotermal Tuzlu Sulardan Rubidyumun Ayrılmasına Doğru
    (2025) Akkuş, Özge Sezin; Demir, Mustafa Muammer; Baba, Alper
    Kritik minerallerden rubidyum, fiziksel ve kimyasal özellikleriyle birçok alanda uygulama potansiyeli sunan, yüksek ekonomik değere sahip alkali bir metaldir. Bu yüzden rubidyumun geri kazanımı ile ilgili çalışmalar yoğun ilgi görmektedir. Rubidyumun birincil kaynaklardan elde edilmesindeki çevresel etkiler ve tedarikindeki kesintilere karşı savunmasız oluşu, tuzlu sulardan geri kazanımını alternatif olarak öne çıkarmaktadır. Potansiyel bir rubidyum kaynağı olan jeotermal tuzlu sularda rubidyumun belirlenmesinin ve izole edilmesinin araştırıldığı bu çalışmada, adsorpsiyon yöntemi ve birnessit tipi manganez dioksit (δ-MnO2) adsorbanı kullanılarak rubidyumun sulu çözeltilerden ayrıştırılması incelenmiştir. Rubidyumun ayrılması sürecinde birnessit tipi (sodyum) manganez dioksit, eş çöktürme ve hidrotermal yöntemler kullanılarak sentezlendi. Malzemenin sentezlenmesi ve Na+ iyonlarının liçing yöntemi kullanılarak uzaklaştırılması işlemleri, XRD ve SEM-EDX analizleriyle doğrulandı. Malzeme karakterizasyonu sonrasında, başlangıç konsantrasyonu, sorbent dozu, sorpsiyon sıcaklığı, pH ve temas süresi parametrelerinin etkisi incelenerek malzemenin adsorpsiyon performansı karşılaştırıldı. Sentetik rubidyum çözeltileriyle pH=7, t=30 dk, Co= 10 ppm, m= 10 mg, V=10 mL, T=55oC optimum koşullarında yapılan kesikli adsorpsiyon deneylerinde adsorpsiyon kapasitesi 9,33 mg/g, uzaklaştırma verimliliği %91,21 olarak hesaplandı. Birnessit tipi manganez dioksitin gerçek sistemdeki performansının incelenmesinde Tuzla Jeotermal Sahasındaki akışkan kullanıldı. Bunun için, jeotermal santralinde bulunan reaktörde kurulan mini pilot sistemde, laboratuvar koşullarındaki parametrelerin esas alındığı adsorpsiyon deneyleri gerçekleştirildi. Deney sonrasında malzemenin karakterizasyon analizleri, mangan dioksitin rubidyumu adsorpladığını doğruladı. Malzeme içerisindeki rubidyum, kümülatif desorpsiyon işlemi sonucunda 0.32 kat artmış olarak çözeltiye geçti. δ-MnO2, sahada düşük miktardaki (11 ppm) elementler için bile etkili olduğundan rubidyumun jeotermal tuzlu sulardan ayrılması için umut verici bir sorbent olarak bulundu.
  • Master Thesis
    Alüminomagnezyum Alaşımlarının Alüminotermik İndirgeme Yöntemiyle Üretimi
    (2025) Fırdous, Rouman; Gökelma, Mertol
    Bu çalışma, alüminyumun erime noktasının üzerindeki sıcaklıklarda uygulanan alternatif bir ısıtma ve eritme süreci ile alüminyum-magnezyum (Al-Mg) alaşımlarının 'alüminotermik' indirgeme yöntemiyle üretimini incelemekte; ardından önemli özelliklerin, mikroyapısal değişimlerin ve çeşitli faz oluşumlarının belirlenmesi amacıyla kapsamlı bir termodinamik analiz gerçekleştirmektedir. Analiz için gerekli temel termodinamik veriler, çeşitli deneysel çalışmalardan elde edilen literatür kaynaklarından alınmış ve Thermo-Calc ile FACTSAGE programları kullanılarak hesaplanmıştır. Normal atmosfer basıncında, (8–15 wt%) aralığında değişen Mg içeriklerine sahip alaşımlar üretilmiş ve yavaş soğutma yöntemiyle bileşimsel homojenlik sağlanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, doğrudan Al-Mg alaşımlarının üretilmesi ve katılaşma sırasında oluşan fazların tartışılmasıdır. Birincil magnezyum üretim yöntemi olan 'Pidgeon prosesi' ile alternatif alüminotermik yöntem karşılaştırıldığında, karbon salınımı olmayan, kolay ve ekonomik bir yöntem sunduğu görülmektedir. Bu çalışmanın hedefleri arasında, sıvı saf alüminyum ve Al-Si alaşımında magnezyum aktivitesi ölçümleri, mikroyapı evriminin izlenmesi, farklı faz oluşumlarının karşılaştırılması ve sıvı alüminyumda Mg çözünürlüğünün incelenmesi yer almaktadır. Ayrıca, Al-Mg alaşımı üretiminde sıcaklık, fırında bekletme süresi, hammadde oranları ve fırın atmosferinin etkileri; özellikle Mg çözünürlüğü, aktivitesi ve MgO indirgenmesi açısından araştırılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, daha yüksek sıcaklıkların ve inert atmosfer koşullarının Mg çözünürlüğünü artırdığı, ayrıca silisyum varlığının MgO'nun indirgenmesini önemli ölçüde iyileştirdiği belirlenmiştir. Al-Mg alaşımlarında yeterli demir içeriğinin bulunması ve silisyumun sentezleyici olarak rol oynamasıyla FIMC (demir içeren ara metalik bileşik) fazının oluştuğu gözlemlenmiştir.
  • Master Thesis
    Adalarda İklim Değişikliği Altında Doğal Yeraltısuyu Beslenmesinin Modellenmesi: Bozcaada Örneği (Türkiye)
    (2025) Türkseven, Özge Yaren; Baba, Alper; Gündüz, Orhan
    Küresel iklim değişikliği, yağış rejimlerindeki düzensizlik, artan sıcaklık ve buharlaşma oranları gibi faktörlerle su döngüsünü önemli ölçüde etkilemekte ve özellikle küçük ve sınırlı kaynaklara sahip adalar gibi hassas bölgelerde su kaynaklarının sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu bağlamda, yeraltı suyu rezervleri, yüzeysel kaynakların yetersiz olduğu dönemlerde güvenilir bir alternatif oluşturmakta ve entegre su yönetimi stratejilerinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışması, Bozcaada Adası özelinde yeraltı suyu yenilenme potansiyelini belirlemeyi ve iklimsel değişkenlerin bu süreç üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamıştır. Çalışma kapsamında, hem geleneksel yöntemlerden biri olan Klorür Kütle Dengesi (CMB) hem de süreç-temelli bir sayısal model olan HYDRUS-1D kullanılarak düşey su akışları modellenmiş, sensör verileri ve yerel toprak özellikleri dikkate alınarak düşey su hareketi simüle edilmiştir. Bu tür adalarda deniz suyu girişimin etkisinin yüksek olduğu görülmekte olup, bu nedenle geleneksel klorür yönteminden çok sayısal modellerin daha doğru sonuç verebileceğini göstermektedir. Özellikle Bozcaada gibi dış kaynaklara bağımlı küçük bölgelerde yeraltı suyu kaynaklarının korunması için hem niceliksel hem de niteliksel değerlendirmelerin önemini vurgulamaktadır. Nispeten düşük beslenme oranları, adanın mevcut su kaynaklarının yenilenmesinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, yerel yönetimler yağmur suyu hasadı, yeraltı barajları ve doğa temelli çözümler (NbS) gibi alternatif yaklaşımları araştırmalı ve uygulamalıdır. Elde edilen veriler ışığında, bu tez kapsamında somut bazı öneriler (YAS beslenme alanları, geçirimli alanlar, arıtılmış atık suyun kullanımı ve su hasadına gibi) sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Development and Characterization of Affinity-Maturated Nanobodies Targeting B-Lymphocyte Antigen Cd19
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Al Alı, Ghazi; Güner, Şerife Ayaz
    B-Hücre Akut Lenfoblastik Lösemi (B-ALL), B-lenfositlerin kontrolsüz çoğalması ile karakterize bir lösemi alt tipidir. B-ALL tanısı kan sayımları, immünfenotipleme, sitogenetik analiz ve moleküler testlere dayanır. B-ALL tedavi stratejileri arasında kemoterapi, radyoterapi, allojenik kemik iliği nakli ve kök hücre nakli bulunur. B-ALL'nin tanı ve tedavisinde, bir B-lenfosit antijeni olarak bilinen CD19 proteinine özgü antikorlar veya antikor parçaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, hedef antijenlere özgü antikor üretimi genellikle yüksek maliyetlidir. Yalnızca ağır zincirli deve antikorlarının ağır zincir değişken bölgesini oluşturan nanokütlelerin (nanobody, Nb) daha avantajlı olduğu gösterilmiştir. (H. Wang ve ark., 2021a) çalışmasında, doğal bir Nb-ekspresyonlu faj gösterim kütüphanesinden seçilen ve CD19'a afinitesi olan üç nanokütle (Nb) test edilmiştir. Deve antikorlarının ağır zincirlerinden türetilen ve antikorların tek zincirli ağır değişken bölgesini oluşturan bu nanokütleler in-silico olarak olgunlaştırılmıştır. Üç nanokütleden ikisi, in-silico performanslarına dayanarak dört varyantla birlikte seçilmiştir. Bu çalışmanın amacı, kurum içinde geliştirilen afinite olgunlaştırma protokolünün (yapı tahmini, filtreleme ve derecelendirme) uygulanabilirliğini, afinitesi olgunlaştırılmış varyantların in-vitro üretimi ve fonksiyonel karakterizasyonuyla ana nanokütlelere karşı doğrulamaktır. Ayrıca, nanokütlelerin in-silico afinitesi olgunlaştırılmasıyla ilgili çeşitli paradigmalar ve modellerin deneysel gerçeklik karşısındaki durumu üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    Alignment of washing machine features with user expectations: A Market and customer expectation analysis
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Fırat, Pınar; Başoğlu, Ahmet Nuri; Gönezer, Eda Çorbacıoğlu
    Bu çalışma Türkiye pazarındaki çamaşır makinelerinin kullanıcı beklenti ve ihtiyaçları ile ne kadar örtüştüğünü araştırmak amacıyla çalışılmıştır. Çamaşır makineleri geçmişten günümüze evlerimizde kullanmakta olduğumuz en önemli ve en temel ürünlerden biridir. Her evde bulunmakta olan bu ürünün tarihsel olarak gelişimi kullanıcı beklentileri ve marketteki birtakım ihtiyaçlara bağlı olarak ilerlemektedir. Kullanıcı ihtiyaçlarının yanısıra toplumsal, coğrafi ya da teknolojik gelişmeler gibi parametreler de çamaşır makinelerinin gelişimini ve spesifikasyonlarında bazı değişiklikleri beraberinde getirmektedir. Makineler üzerinde yapılan Araştırma ve Geliştirme ve Ürün Geliştirme çalışmaları sonucu pazara sunulan belli özellikler kullanıcılar tarafından nasıl karşılanmaktadır, markete sunulan ürünler gerçekten ihtiyaca yönelik ürünler midir, kullanıcının asıl beklentisi nedir gibi sorular yanıtlanması gereken sorulardır. Markete sunulan ürünün potansiyel kullanıcıyı tatmin etmesi açısından bu ve bu gibi soruların analiz edilerek ürün geliştirme çalışmalarının tasarlanması önemlidir. Bu sebeple bu tez çalışmasında farklı yöntemlerle bu soruların yanıtlarının aranması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında çıkarımlar yapmak üzere farklı yöntemler kullanılmıştır. İlk olarak markette yer alan en bilinen markalara sahip ürünler taranmış ve sahip olduğu özellikler incelenmiştir. Kullanıcıların pazarda var olan ürünlere tepkilerini ölçmek üzere online web siteleri üzerinden satın alma işlemi gerçekleştiren kullanıcıların bu ürünler hakkında yaptıkları yorumlar incelenmiştir. Kullanıcıların ürün hakkındaki yorumları analiz edilerek hangi özelliklerden memnun kaldıkları ve hangi özellliklerden memnun kalmadıkları araştırılmıştır. Çalışmanın devamında belirli ürün ya da markalardan bağımsız olarak kullanıcılarla görüşmeler yapılarak kendi çamaşır makinesi ve çamaşır yıkama deneyimleri hakkında görüşmeler yapılmıştır. Bu çalışmalara paralel yürütülen literatür çalışmaları ile tüm araştırma sonuçlarından çıkarımlar yapılması hedeflenmiştir.
  • Master Thesis
    Synthesis of Carbon-Based Flexible Temperature-Controlled Semiconductive Composites
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Gündüz, Esra Sıla; Polat, Mehmet; Polat, Hürriyet
    Günümüzde, yarı iletken polimer matrisli kompozitler ve kullanım alanları araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Ayarlanabilir sıcaklık profillerine sahip yarı iletken esnek polimer matrisli kompozitler, robotik, havacılık ve enerji sektörlerinde kullanım alanı bulmaktadır. Ancak karbon nanotüpler, grafen veya metal nanopartiküller gibi pahalı iletken fazlarlara duyulan ihtiyaç nedeniyle üretim maliyeti yüksektir. Bu çalışma, bu tür kompozitlerin üretimi için polidimetilsiloksan matrisinde karbon siyahı ve doğal grafit gibi ucuz iletken malzemelerin kullanılmasını amaçlamaktadır. Kompozitler 'Çözelti karıştırma' yöntemiyle (%10 ila %35 metanolde) hazırlandı ve dağılabilirlik, elektriksel iletkenlik, termal tepki ve mekanik ve morfolojik özellikler açısından test edildi. Bu substratların yüzeylerinin ıslanmayan, düşük enerjili yüzeyler (Fowke teorisine göre 26 J/m2) olduğu bulundu; bu nedenle parçacıklar daha yüksek konsantrasyonlarda (>%30) topaklanma eğilimliydiler. Aglomerasyonun olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak için yüzey aktif madde ilavesi kullanıldı. Karbon içeriğinin ayarlanması iletkenliği 0 ile 10,79 S/m arasında modüle edilmesini sağlamıştır. 3,17 S/m iletkenliğe sahip tipik bir kompozit, 30 V yük altında 49,7°C yüzey sıcaklığı göstermiştir. PDMS ile karşılaştırıldığında kompozitlerin mekanik özellikler olumluydu; optimum iletkenliğe ve sıcaklık tepkisine sahip bir kompozit, çekme mukavemetinde %50'lik bir düşüşe rağmen elastik modülde %97,8 ve yırtılma mukavemetinde %197 artış gösterdi. Çalışma, istenen sıcaklık profillerine sahip yarı iletken esnek kompozitlerin üretiminde önemli ekonomik potansiyelin altını çiziyor.
  • Master Thesis
    Investigation of the Mechanical and Physical Properties of Barium Glass and Zirconia Nanoparticle Filled Resin-Based Dental Composites
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Çerci, Nazife; Tanoğlu, Metin
    Geleneksel olarak diş dolgularında kullanılan amalgamlar, büyük ölçüde içerdikleri cıva nedeniyle bir dizi ciddi sağlık sorununa neden olmaktadır. Ayrıca dişin rengine uymayan amalgam dolgular estetiği de olumsuz etkilemektedir. Öte yandan, diş rengiyle uyumu, yüksek mekanik özellikleri, yüksek radyopasitesi, düşük polimerizasyon büzülmesi ve uygulama kolaylığı nedeniyle iyi bir estetik görünüme sahip olan reçine bazlı dental kompozitlerin geliştirilmesi, diş hekimliğinde amalgam dolgulara tercih edilen alternatif haline gelmiştir. Bu tezde, farklı konsantrasyonlardaki (ağ.%) zirkonya ve baryum cam nanopartiküllerinin reçine esaslı kompozitin mekanik ve fiziksel özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Kompozitlerin toplam dolgu maddesi konsantrasyonu ağ.% 65'tir. Kompozitler, sırasıyla ağ.% 40, ağ.% 30 ve ağ.%30 Bis-GMA, UDMA ve TEGDMA içeren bir monomer karışımında ağ.% 20 ve ağ.% 30 yüzey modifiye baryum camı, ağ.% 1 ve ağ.% 2 yüzey modifiye zirkonya nanopartiküllerinin dağıtılmasıyla hazırlanmıştır. Reçine esaslı kompozitlerin mekanik özellikleri; eğilme mukavemeti ve basınç mukavemeti, kürlenme derinliği, polimerizasyon büzülmesi ve su sorpsiyonu ve çözünürlüğü incelenmiştir. Kompozitlerin kırılma yüzeyi taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak incelenmiştir. Üç nokta eğme ve sıkıştırma testi sonuçları, baryum camı ve zirkonya nanopartiküllerinin kompozitlerin mekanik özelliklerini belirgin şekilde geliştirdiğini göstermiştir. ağ.% 30 baryum camı ve ağ.% 1 zirkonya içeren Ba30Z1 numunesi, referans numuneye göre %37'lik bir artışla 79,09 ± 3,32 MPa ile en yüksek eğilme dayanımına ulaşmıştır. ağ.% 20 baryum camı ve ağ.% 2 zirkonya içeren Ba20Z2 numunesi, referans numuneye göre %41'lik bir artışla 250,05 ± 8,01 MPa ile en yüksek basınç dayanımına ulaşmıştır.
  • Master Thesis
    Investigation of Windshield Defogging and Defrosting Designs To Decrease Energy Consumption in Vehicles
    (01. Izmir Institute of Technology, 2023) Ediz, Fatih; Çetkin, Erdal
    Fogging and icing of windshields are general problems that affect driving safety and energy consumption. The aim of this study is to improve the truck windshield defogging system and reduce energy consumption. Firstly, we investigated the effects of vent position and width relative to the glass. In the first stage, we performed analysis on the truck xz plane (2D). We preferred this method to quickly see the effect of vent changes. In the second stage, we applied the modification parameters to the 3D duct model. In both studies, we determined that the independent variables had a statistically significant effect on the dependent variable and determined the parameters with the highest desirability value by using the Analysis of Variance method. Secondly, we added various separators to the duct model. We investigated the total mass flow rate coming to the driver's side with total pressure drop. In this thesis, we used the Eulerian Wall Film (EWF) Model to model the defogging phenomenon on windshields. In the EWF model, the wall film is treated as a separate fluid phase, and the conservation equations for mass, momentum, and energy are solved separately for each fluid phase. As a result, we applied the obtained data to the current design. Windshield defogging performance has improved in the optimization model. The average film thickness in region A decreased by 8.2% compared to the current model, while the average film thickness in region B decreased by 48.1%.