Master Degree / Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/3008
Browse
6 results
Search Results
Master Thesis Alternatif Yakıt Türlerine Sahip Sepetli Kamyonların Karşılaştırmalı Hibrit Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi: Dizel, Dizel Elektrikli-güç Aktarma ve Elektrikli Konfigürasyonları(2025) Satar, Mertcan Tuğberk; Ercan, TolgaUlaşım sektörü, özellikle sepetli kamyonlar gibi bakım araçları, uzun süreli rölanti çalışmaları nedeniyle çevresel ve ekonomik yüklerin önemli bir kısmına katkıda bulunmaktadır. Bu tez, Hibrit Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) yöntemiyle üç farklı sepetli kamyonu konfigürasyonunu—geleneksel dizel, elektrikli güç aktarma ünitesi (E-PTO) bulunan dizel ve tamamen elektrikli—karşılaştırmaktadır. İşletme aşamasında doğrudan emisyonları ve maliyetleri belirlemek için süreç tabanlı bir yaklaşım uygulanmış, ayrıca Python ortamında oluşturulan çok bölgeli girdi–çıktı (MRIO) modeli, Pymrio paketi aracılığıyla EXIOBASE veritabanı kullanılarak ABD ekonomisindeki 163 sektörün dolaylı etkilerini değerlendirmiştir. Belirsizlikleri ele almak için Monte Carlo benzetimleri ve duyarlılık analizleri yapılmış, günlük rölanti süreleri, yakıt–elektrik kullanımı ve yıllık kilometre değerleri için olasılıksal bir tablo oluşturulmuştur. Sonuçlar, elektrikli kamyonun en yüksek maliyete sahip olduğunu, dizel kamyonun ise 12 yıllık yaşam döngüsü boyunca rölanti yakıt kullanımı ve motor yenilemeleri nedeniyle en fazla kirlilik yarattığını göstermektedir. E-PTO eklenmesi rölanti yakıt tüketimini ve emisyonları azaltmakta, ancak ünite ve bataryadan kaynaklanan ek maliyetler uzun vadeli bir çözüm yerine geçici bir iyileştirme sunmaktadır. Elektrikli kamyon daha yüksek bir ilk yatırım ve ilerleyen dönemde batarya değişimi gerektirmekte, fakat daha düşük yakıt ve bakım ihtiyacı yaşam boyu maliyetleri dengelemektedir. Elektrikli kamyonlar CO₂ ve NOₓ emisyonlarını neredeyse sıfıra indirirken, fosil yakıt temelli şebeke nedeniyle SOₓ ve toz emisyonları yüksek kalmaktadır. Sonuç olarak, elektrikli sepet kamyonları temiz enerjiyle kullanıldığında en büyük faydayı sağlar; dizel+E-PTO seçeneği ise sınırlı kısa vadeli kazanımlar sunar. Filo yöneticileri ve politika yapıcılar, bakım araçlarını seçerken hem doğrudan sonuçları hem de geniş etkileri dikkate almalıdır.Master Thesis Deniz Seviyesinin Yükselmesine Karşı Uyum Önlemleri: Yumuşak Çözümler(2025) Türkseven, Onur Deniz; Kısacık, Doğanİklim değişikliğinin tetiklediği deniz seviyesi yükselmesi, kıyı taşkınlarının sıklığını ve şiddetini artırarak kıyı kentlerinin savunmasızlığını önemli ölçüde artırmaktadır. İzmir Körfezi gibi büyük yerleşim alanlarında, sahile yakın bölgelerde yaşayan nüfus açısından bu riskler hayati düzeye ulaşabilmektedir. Bu nedenle, yerel yönetimlerin artan taşkın risklerini dikkate alarak uygun kıyı yönetim stratejileri geliştirmesi gerekmektedir. Kıyı taşkınlarının kontrolü için genellikle sert ve yumuşak çözüm yaklaşımlarından yararlanılmaktadır. Sert yapıların aksine, doğal kıyı görünümünü koruyan yumuşak çözümler çevre dostu alternatifler sunmakta ve ekosistem bütünlüğünü desteklemektedir. Yükselen deniz seviyesi koşullarında, doğal kıyı şeritleri kendilerini yeni denge profiline uyarlayarak dalga enerjisini sönümleme eğilimindedir. Bu bağlamda, olası kıyı çizgisi değişimlerinin öngörülmesi ve gerekirse kıyı beslemesi gibi doğa tabanlı stratejilerin uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Kıyı beslemesi, erozyonla kaybolan sedimanı yerine koyarak sahilin doğal profilini kısmen geri kazandırmakta ve dalga enerjisini emen bir tampon bölge oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, İzmir Körfezi'nde yer alan Çamlıçay Sahili pilot bölge olarak seçilmiş ve yumuşak çözüm senaryoları incelenmiştir. Yükselen deniz seviyesiyle oluşacak yeni hidrodinamik koşulların kıyı morfolojisine etkileri, Delft Üniversitesi tarafından geliştirilen XBeach sayısal modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Model, bölgeye özgü saha verileri ve sediman özellikleri dikkate alınarak yapılandırılmış, 1D laboratuvar deneyleri ile modelin kapasitesi taranmış ve 2D arazi çalışmaları ile model desteklenmiştir. Uydu görüntüleriyle elde edilen kıyı şeridi değişimleriyle modelin validasyonu sağlanmış, besleme sonrası yeni kıyı şeridinin mevcut ve olası iklim senaryolarındaki durumu değerlendirilmiştir.Master Thesis Yaşlanan Ceket Tipi Açık Deniz Yapılarının Yaşam Döngüsü Performansı: Güvenirliliğe Dayalı Tasarım için Korozyon, Yorulma ve Afetlere Karşı Dirençliliğin Entegrasyonu(2025) Yıldırım, Efe Mert; Aktaş, EnginMühendislik yapıları, zamanla dış ve çevresel yükler nedeniyle bozulma gösterir ve arıza riski taşır. Yapısal dirençlilik analizi, bu yapıların kesintilere karşı koyma ve işlevselliğini koruyarak toparlanma yeteneğini değerlendirir. Doğu Akdeniz'de artan petrol ve gaz arama faaliyetleri, açık deniz platformlarına olan talebi yükseltmiştir. Bu yapılar, korozyon, çatlaklar ve hidrokarbon sızıntıları kaynaklı patlama ve alev alma gibi zorlu koşul ve afetlerle karşılaşır; bu nedenle dayanıklı ve güvenilir tasarımlar gereklidir. Bu tez, yaşlanan denizaşırı platformların tekli yük olayları altındaki zamanla değişen direncini incelemektedir. Çalışma, hidrokarbon sızıntıları kaynaklı patlama ve alev alma, yorulma çatlakları ve korozyon kaynaklı incelmeye odaklanarak, Levanten Denizi'nin benzersiz çevresel koşullarında birikimli hasar mekanizmalarının etkisini analiz eder. Zamana bağlı bir direnç değerlendirme modeli kullanılarak, yapısal dirençteki azalma incelenmiştir. Korozyon ve çatlak ilerlemesi, özellikle en hassas bölgeler olan dalgaların çarptığı ve sualtı bölgelerinde, doğrusal bozulma fonksiyonlarıyla modellenmiştir. Analiz, 15 ve 50 yıllık hizmet ömürlerini kapsayarak kısa ve uzun vadeli dirençliliği ve güvenilirliği değerlendirir. Bu faktörlerin entegre edilmesiyle, araştırma, aşırı deniz ortamlarında denizaşırı platformlarının uzun süreli stres altındaki davranışına ışık tutarak daha güvenli ve dirençli tasarımların geliştirilmesine katkı sağlarMaster Thesis Alternative Modelling Approaches for Frp Confined Concrete Columns(01. Izmir Institute of Technology, 2024) Esen, Başak Aydın; Özdemir, İzzet; Dalgıç, Korhan DenizFiber takviyeli polimer (FRP) ile dıştan sargılama, mevcut yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi için etkili ve hızlı bir yöntem olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu malzemeler, tek tip veya hibrit FRP ceketler şeklinde uygulanabilir ve yapının taşıma kapasitesini artırmanın yanı sıra uygulama sürecini kolaylaştırmaktadır. Ancak, FRP sargılı sistemlerin sunduğu taşıma kapasitesi ve süneklik artışlarının yeterince öngörülememesi, bu yöntemlerin daha iyi anlaşılmasını ve tasarım ilkelerinin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu tezde, FRP sargılı betonun davranışını modellemek için sonlu elemanlar analizi ve analitik modelleme olmak üzere iki farklı yaklaşım incelenmiştir. Sonlu elemanlar analizinde, Beton Hasar Plastisite modeli ve Drucker-Prager Plastisite modeli kullanılmıştır. Ancak, FRP'nin sağladığı sargılama basıncı, çelik sargılama basıncından farklı bir mekanizmaya sahip olduğu için bahsedilen plastisite modelleri doğrudan uygulanması mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, hem tek tip hem de hibrit FRP sargılı kolonlar için modellerin doğruluğunu artırmaya yönelik iyileştirmeler yapılmıştır. Ayrıca, literatürde FRP sargılı betonun davranışını açıklayan birçok analitik model yer almakla birlikte, hibrit sistemlerin davranışını öngörmeye yönelik çalışmalar sınırlıdır. Bu kapsamda, mevcut analitik modeller değerlendirilmiş ve hem tek tip hem de hibrit LP sistemlerde yaygın olarak bilinen modellerin uygulanabilirliği araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, deneysel verilerle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.Master Thesis Physical and Numerical Investigation of Flip Anchors(01. Izmir Institute of Technology, 2024) Kayalı Yük, Yıllar Meral; Ecemiş, NurhanThe tensile capacity of driven earth anchors is important in maintaining slope stability. This study aims to summarize the results of field pull-out experiments conducted on two types of driven earth anchors that were installed in three different soil layers. The galvanized cast steel material was used in the construction of driven earth anchors. The large driven earth anchor (FPA-I) weighed 10 kg, while the small driven earth anchor (FPA-II) weighed approximately 5 kg. The FPA-I anchor was initially driven vertically into the clayey sand layer at a depth of 1.5 m, followed by the silty sand layer at a depth of 2.5 m, and ultimately the low-plastic clay layer at a depth of 3.25 m. FPA-II anchor was then driven vertically to a depth of 1.5 m and 2.5 m. The flip anchor heads were then rotated to allow sufficient earth pressure to act on them. Pull-out tests determined the maximum tensile resistance of two differently designed flip anchors at different depths. The flip anchors were then modeled using a commercially available finite element program (PLAXIS-2D) based on the data obtained from the field pull-out tests, and the ultimate tensile resistances obtained from the field were used as the applied tensile load values for the numerical analysis. As a result of the numerical analysis, both displacements and total principal stresses were obtained at the top and bottom of the soil surrounding the flip anchors. The main findings from the field tests and numerical analysis results are that the behavior of flip anchors exhibit different behavior in each soil profile and is affected by the principal stress and displacement in the soil profile near the surface.Master Thesis Structural Health Monitoring of Small-Scale Vertical Axis Wind Turbine Blade(Izmir Institute of Technology, 2023) Öğünç, Ozan; Turan, GürsoySon yıllarda, Dünya genelinde ve Türkiye'de enerji fiyatlarında büyük artışlar yaşanmaktadır. Bu artışların yanı sıra fosil yakıtların doğaya verdiği zarar yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgiyi daha da arttırmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan rüzgar, bu ilginin odak noktalarından biri olmuştur. Rüzgardan gelen kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren rüzgar türbin sistemleri farklı mühendislik hizmetlerinin uygulanması ile oluşturulur. Dünyadaki hızlı teknolojik değişim ve rüzgara olan ilgiden dolayı son yıllarda rüzgar türbin sistemleri çok hızlı bir şekilde gelişme göstermiştir. Rüzgar türbinlerinin sayısının ve öneminin artması ile bu tarz yapıların sağlığının incelenmesi önemli bir konu olmuştur. Bu tez çalışmasında, XGEN-Energy firmasının ürettiği Wind-Er modelinin kanadı incelenmiştir. Türbin kanadının öz frekanslarını ve mod şekillerini belirlemek için python dili kullanılarak, kovaryans güdümlü stokastik alt uzay tanımlama yöntemi (SSI-Cov) programlanmıştır. Çalışma iki temel kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda, kanat modeli python yazılım dili ile parametrik tasarım yapılmış ve CalculiX sonlu elemanlar programı kullanılarak modal analizi yapılmıştır. Modal analiz tamamlandıktan sonra uygun deney düzeneğine karar vermek için transient analizi yapılmıştır. Analiz sonucu çıktı verileriyle SSI-Cov yöntemi test edilmiştir. İkinci kısımda, kanadın fiziksel modeli üzerinde testler yapılmıştır. Sayısal model ile fiziksel model çıktı verileri birbirini doğrulamıştır. Modelin modal parametrelerinden, doğal frekansları ve ilk modun mod şekilleri SSI-Cov kullanılarak tahmin edilmiş ve sonuçlar tutarlı çıkmıştır.
