Civil Engineering / İnşaat Mühendisliği

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/13

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Article
    An Experimental Study on Release Mechanism of Iron and Manganese From Sediments To the Water Column in Reservoirs
    (2021) Vural, Buse; Elçi, Şebnem; Ökten, Hatice Eser
    Iron and manganese accumulation in drinking water reservoirs is a challenging issue and should be controlled to prevent their adverse effects on human health. Accumulation of these elements not only clogs pipeline systems but also causes stains on fixtures and laundry. Also, high concentrations of iron and manganese may lead to various health problems when ingested. This study focuses on the release mechanism of iron and manganese from sediments to the water column in reservoirs and investigates methods to prevent this release. Effects of hypoxia, hypolimnetic aeration, alkalinity of water, and thermal stratification on iron and manganese concentrations were investigated through laboratory experiments. Experiments done simulating the water column showed that hypoxia caused more dissolution of ferrous iron when compared with that of manganese. Accordingly, aeration of the water column in hypoxic conditions lead to a significant decrease in ferrous iron concentrations (in our case reaching zero). However, manganese and total iron levels were not affected by the aeration of the water column. Alkalinity level of the water column was observed to have a great effect on the solubility of iron and manganese. Concentrations of total Fe and total Mn measured for acidic (pH = 5) conditions were considerably greater than concentrations measured at neutral conditions. As for alkaline (pH = 11) conditions, the opposite was observed with measured concentrations of total Fe and total Mn being lower than the ones measured for neutral conditions. Thermal stratification had an enhancing effect on the solubility of both iron and manganese ions. While aeration of the stratified water column slightly decreased the concentrations of Total Fe and Mn, it had a greater impact on decreasing $Fe^{2+}$ concentrations.
  • Article
    İzotop Özelliklerinin Kullanılarak Su-kayaç Etkileşiminin İncelenmesi: Alaşehir Alt Havzası Örneği
    (DSİ, 2019) Tonkul, Serhat; Şimşek, Celalettin; Baba, Alper
    Yeraltı su kaynakları yenilenebilir kaynaklar olmasına karşın, havzalarda aşırı çekim baskısı nedeniyle akiferlerde yeterince depolanamamakta ve depolama rezervi sürekli olarak azalmaktadır. Bu bağlamda son yıllarda yeraltısuyunun sürdürülebilir verimliliğinin arttırılması için kalite ve miktarın belirlenmesine yönelik olarak yüzey ve yeraltısuyu sistemleri arasındaki ilişkinin detaylı olarak çalışılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Yüzey ve yeraltısuları arasındaki ilişkinin ortaya konulmasında en çok kullanılan özelliklerden birisi de izotoplardır. İzotoplar yeraltısuları ile kayaçlar arasındaki etkileşimini (su-kayaç ilişkisi) anlamada büyük öneme sahiptir. İzotoplar ile suların izledikleri yollar ve kökenleri hakkında önemli bilgiler alınabilmektedir. Özellikle, jeotermal bir sistemin bulunduğu bölgede, jeotermal rezervuar sıcaklığını tahmin etmede yardımcı olabilen bu izotoplar, aynı zamanda jeotermal bir sistemin evrimini de ortaya çıkarmaktadır. Türkiye’nin batısında yer alan ve ülkenin %2’sini oluşturan Gediz Havzası, önemli bir jeotermal potansiyelin olduğu alan konumundadır. Bu çalışma kapsamında çalışma alanındaki suların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin kullanılarak, Alaşehir alt (Manisa) havzasında yüzey ve yeraltısuyu sistemleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Alaşehir alt havzasında 25 farklı noktada araştırma kuyuları açılmış olup, bu kuyulardan yağışlı ve kurak dönemde alınan yeraltısuyu örnekleri ile bu alandaki yağmur suyu örnekleri üzerinde laboratuvar ortamında, 2017 ve 2018 yılına ait numunelerin izotopik özellikleri değerlendirilmiştir. Buna göre, çalışma sahası ve çevresinde yeraltısularının 2017 ve 2018 yıllarına ait yağışlı ve kurak dönem ? 18O, ? 2H ve ? 3H izotop dağılımlarına bakıldığında genel olarak suların önemli bir kısmının meteorik kökenli olduğu anlaşılmaktadır.