Civil Engineering / İnşaat Mühendisliği

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/13

Browse

Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Article
    Çanakkale-Ayvacık deprem fırtınasının (14 Ocak-20 Mart 2017) sismik kaynakları
    (Eskişehir Teknik Üniversitesi, 2018) Sözbilir, Hasan; Uzel, Bora; Sümer, Ökmen; Eski, Sümer; Softa, Mustafa; Tepe, Çiğdem; Özkaymak, Çağlar; Baba, Alper
    Bu çalışmada, 14 Ocak 2017 ile 20 Mart 2017 tarihleri arasında Çanakkale-Ayvacık çevresinde meydana gelen depremlerin (Mw=5.3 ve daha küçük 1000’e yakın deprem) sismik kaynakları Şubat-Mart 2017 tarihleri arasında yapılan saha çalışmalarıyla 1/25.000 ölçeğinde haritalanmış ve ilgili faylarda kinematik analiz çalışmaları yapılmıştır. Haritalama çalışmalarımıza göre, oluşan depremlerin sismik kaynağı olan Tuzla Fayı’nın toplam uzunluğu (deniz altındaki uzantısıyla birlikte) 25 km’ye erişir ve Çamköy ile Paşaköy segmenti olarak adlandırılan iki segmentten yapılıdır. 15 km uzunluğundaki Çamköy segmenti, Tuzla Köyü’nün kuzeybatısındaki sahilden itibaren güneydoğuya doğru Tamış köyü güneybatısına kadar haritalanmıştır. 10 km uzunluğundaki Paşaköy segmenti ise, Kolfay Köyü’nden başlar ve güneydoğuya doğru Behram Köyü doğusunda Edremit Fayı ile birleşir. Şimdiye kadar oluşan depremlerin önemli bir bölümü KB-GD uzanımlı Tuzla Fayı’nın deformasyon zonu boyunca ve fayın düşen bloğu üzerindeki Tuzla Köyü ile Assos arasındaki bölgede meydana gelmiştir ve Tuzla Fayına ait Çamköy segmentinin kırıldığını göstermektedir. Henüz kırılmayan Paşaköy segmenti ise Mw=6.18büyüklüğündeki bir deprem üretme potansiyeline sahiptir. Tarafımızdan yapılan haritalama çalışmalarına göre, iki segmente ait fay kolları Tamış Köyü güneyinde birbirine oldukça yaklaşmış bulunmaktadır. Tuzla Fayına ait iki segmentin birleşerek tek bir deprem üretmesi halinde, Mw=6.7 büyüklüğündeki bir depreme karşılık gelen enerjinin açığa çıkabileceği öngörülebilir. Depremlerin zaman ve mekân içerisindeki dağılımları ve büyüklükleri, tek bir ana şoka bağlı olarak gelişmediklerini, birbirine paralel-yarı paralel fay kollarının birbirini tetiklemesi sonucunda oluşan bir deprem fırtınası özelliği taşıdıklarına işaret etmektedir. Bu durum, Çamköy segmentinin birbirine bağlı sintetik ve antitetik nitelikli çok sayıda fay parçası içermesinden kaynaklanmaktadır. Bu fay kollarına ait kinematik veriler, Tuzla Havzası’nın KD-GB doğrultusunda gelişen çekme kuvvetleri etkisinde şekillendiğini göstermektedir.
  • Article
    Karaburun Yarımadası’ndaki Yeraltı Suların Fiziksel ve İzotopik Özellikleri
    (DSİ, 2016) Baba, Alper; Şimşek, Celalettin; Solak, Onur; Gündüz, Orhan; Elçi, Alper; Murathan, Alim; Sözbilir, Hasan
    Türkiye'nin batısında yer alan Karaburun Yarımadası'nın içme suyunun tamamına yakını yeraltı sularından karşılanmaktadır. Özellikle yaz dönemlerinde bölgedeki nüfus artışı ve buna paralel olarak yeraltı suyu kullanımının önemli miktarda artması, kıyı akiferlerinde tuzlanma tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Bu durum bölgenin ekonomisini ve su kaynaklarının sürdürülebilirliğini etkilemektedir. Bu çalışmada, Karaburun Yarımadası'ndaki suların fiziksel ve çevresel izotop içerikleri birlikte değerlendirilerek, bölgedeki akiferlere ilişkin özellikler irdelenmiştir. Bu nedenle inceleme alanında yağışlı ve kurak dönemlerde suların fiziksel ve izotopik özellikleri için 26 noktada su numunesi alınmıştır. Elde edilen verilere göre inceleme alanındaki suların kurak dönemde elektriksel iletkenlik (Eİ) değerlerinin yükseldiği görülmüştür. Bu durum, kurak dönemde bölgedeki geçici nüfus artışı sebebiyle yeraltı suyu tüketiminin artışı ile ilişkilidir. Özellikle kıyı akiferlerinde aşırı su çekilmesi tuzlu su girişiminin artmasına sebep olmuştur. Kurak dönemde bazı kuyulardan alınan su numunelerinin (ILS gibi) trityum ve Eİ değerleri yüksektir
  • Conference Object
    Structural Controls on Gülbahçe Geothermal System and Its Hydrogeochemical Properties (western Turkey)
    (Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, 2014) Uzelli, Taygun; Mungan, Gamze Gül; Baba, Alper; Sözbilir, Hasan
    Gülbahçe Geothermal Field (GGF) is located in eastern parts of the Karaburun Peninsula and is about 45 km away from the city of Izmir, Turkey. The stratigraphy around the GGF is represented by a Miocene volcano-sedimentary succession, including several sedimentary and volcanic units. These units overlie the basement rocks of the Karaburun Platform Carbonates and Bornova Flysch Zone which consists of carbonate blocks embedded in sandstone and mudstone alternations. GGF is located on the Gülbahçe Fault Zone, and are composed of series of NW-SE to NE-SW trending faults, extending from Sığacık Bay to Gülbahçe Bay. While most of the geothermal systems in western Turkey are controlled by normal faults, geothermal systems at the Gülbahçe are controlled by NE/NW-trending strike-slip faults and NE/NW-trending oblique-slip normal faults. An association of these active faults accommodating deep circulation of hydrothermal fluids of sea water origin is the primary control mechanisms of geothermal systems of Gülbahçe.
  • Conference Object
    Evidence for Sea Water Intrusion in Karstic Aquifer of Karaburun Peninsula, Nw Turkey
    (International Water Association, 2017) Baba, Alper; Gündüz, Orhan; Şimşek, Celalettin; Elçi, Alper; Murathan, Alim; Sözbilir, Hasan
    Karstic aquifers are considered to be significant sources of groundwater and are mostly under threat due to sea water intrusion in many parts of the world. Seawater intrusion is also a common problem on karstic aquifers of Karaburun Peninsula in north of Mediterranean Region. The hydrogeology of Karaburun Peninsula is fairly complex and is mostly characterized by highly permeable karstic formations with significant water storage in an otherwise water scarce area. The karstic aquifers of the region were recently found to be under severe salt water intrusion, which significantly altered the position of fresh water/sea water interface as a result of excessive pumping and fault zones controlling the karstic network.
  • Conference Object
    Investigation of sea water intrusion in the Ildırı Region (Çeşme-Turkey) coastal aquifer
    (Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, 2017) Baba, Alper; Gündüz, Orhan; Şimşek, Celalettin; Elçi, Alper; Murathan, Alim; Sözbilir, Hasan
    Coastal aquifers are considered to be significant sources of groundwater and are mostly under threat due to sea water intrusion as a result of anthropogenic (i.e., over exploitation, reduced recharge due to climate change, etc.) and natural sources (i.e., tectonic features and fault line orientations) in many parts of the world. Seawater intrusion is also a common problem on coastal aquifers of Turkey.
  • Conference Object
    Karaburun Yarımadası Güneybatısındaki Su Kaynaklarının Hidrojeokimyasal Özellikleri
    (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2015) Baba, Alper; Şimşek, Celalettin; Gündüz, Orhan; Elçi, Alper; Murathan, Alim; Sözbilir, Hasan
    İzmir’in batı ucunda yer alan Karaburun Yarımadası turizm açısından Türkiye’nin en önemli yerlerinden bir tanesidir. Yerli ve yabancı turistlerin Çeşme ve Alaçatı’da yer alan turizm tesislerinde konaklamalarının yanı sıra, bu kesimlerde yer alan ikinci konutlar nedeni ile de yaz ayları nüfusunu çok arttırdığı görülmektedir. 2012 yılı verilerine göre Çeşme ilçe nüfusu 34563 kişi olarak görülmekle birlikte, özellikle 2014 Temmuz ve Ağustos aylarında nüfusun altı yüz bin kişiye ulaştığı vurgulanmaktadır. Bu nedenle, İlçenin en önemli sorunu su olmuştur. Çeşme ilçesinin su ihtiyacı, Alaçatı Barajı ve Karaburun Yarımadası’nın güney batısında yer alan Ildır Bölgesi’ndeki kuyulardan sağlanmaktadır. İklim değişiminin bir sonucu olarak son yıllarda, barajdaki su seviyesi çok azalmıştır. Buna ek olarak, alandaki yeraltısuyu kaynakları da aşırı çekimin bir sonucu olarak tuzlanmaya başlamıştır. Çeşme’nin başlıca su kaynağını oluşturan, Ildır karstik kaynaklar ile ilgili DSİ, İller Bankası ve Turizm Bakanlığı tarafından bir dizi araştırma yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda, Ildır karstik kireçtaşları yeraltısuyu kaynak kapasitesi, karstik akiferin deniz ile olan ilişkisinin sınırlandırılması ve geçirimsiz bir perdenin oluşturulması üzerine durulmuştur. DSİ tarafından Ildır sahil kesiminde açılan sondaj kuyularında, kıyı boyunca deniz suyu girişiminin olduğu, alanda aktif karst derinliğinin ortalama 60 m olduğu belirtilmiştir.
  • Conference Object
    Investigation of Sea Water Intrusion in Coastal Aquifers: a Case Study From Karaburun Peninsula, Turkey
    (The International Association for Hydro-Environment Engineering and Research (IAHR), 2015) Baba, Alper; Şimşek, Celalettin; Gündüz, Orhan; Elçi, Alper; Murathan, Alim; Sözbilir, Hasan
    Groundwater is an important natural resource; as of today, more than 2 billion people depend on groundwater. Determination of the quantity of available water resources is crucial due to continuously increasing water demand and unequal spatial distribution of water in the world. Coastal areas are typically considered to be areas of limited supply and large demand and groundwater is mostly the resource that is used for water supply purposes for coastal communities. Thus, there exist numerous studies in literature that focus on the determination of the groundwater characteristics in coastal regions with particular emphasis on the geological, hydrogeological and hydrochemical properties of coastal groundwater. Coastal aquifers are considered to be significant water resources and are mostly under threat due to salt water intrusion. The reason for salt water intrusion is mostly anthropogenic such as over exploitation but occasionally natural causes like tectonic boundaries or fault lines could be influential. When coupled with low recharge rates that are common in semi-arid regions such as the Mediterranean, effective and sustainable supply of water with sufficient quality and quantity becomes a real challenge for coastal communities.
  • Conference Object
    Citation - Scopus: 4
    High Arsenic Levels in Groundwater Resources of Gediz Graben, Western Turkey
    (CRC Press, 2016) Baba, Alper; Gündüz, Orhan; Şimşek, Celalettin; Elçi, Alper; Sözbilir, Hasan; Murathan, Alim
    Gediz Graben situated in western Turkey is an area containing extensional structures with active tectonics and geothermal systems that serves as a suitable environment for the presence of high levels of arsenic (As) in groundwater. The results of a comprehensive monitoring program in the basin revealed that the maximum As concentration detected during the monitoring program was 3086 ppb and the average value was calculated to be 23.63 ppb. In addition, As levels in 28% of the water samples were above the 10 ppb limit value making them unsuitable for drinking water supply. These high As concentrations in the basin was mostly associated with long detention times of water in altered rocks located along detachment faults, strong water–rock interaction processes in the alteration zones and anthropogenic influences made within the geothermal fluid reservoir. © 2016 Taylor & Francis Group, London.