Civil Engineering / İnşaat Mühendisliği

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/13

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Research Project
    Polimerlerin transport özelliklerinin gravimetrik yöntemle ölçülmesi
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2003) Alsoy Altınkaya, Sacide; Tıhmınlıoğlu, Funda; Yürekli, Yılmaz
    Bu çalışmanın amacı ülkemizde oldukça yaygın bulunan sektörlerden biri olan boya sektöründe kullanılan metilmetakrilat bütilakrilat kopolimerinin kopolimerinin içinde metilmetakrilat monomerinin difüzyon katsayıları ve çözünürlüğünün ölçülmesi ve bu verilerden pratik bir korelasyon elde edilmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı da bu korelasyonun türetilecek bir matematik model içinde kullanılarak boyada kalan monomerin havaya geçiş hızının ve monomerin havadaki konsantrasyonunun hesaplanmasıdır.
  • Research Project
    Tarihi yığma yapıların yapısal davranışlarının incelenmesinde izlenecek esasların belirlenmesi; Örnek çalışma: Urla Kamanlı camii
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2004) Aktaş, Engin; Teomete, Egemen
    Tarihi yapılar, binlerce yıllık kültürel birikimimizin en değerli parçalarmdandır. Onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu toprakları, bünyesinde sayısız tarihi yapı bulundurmaktadır. Bu yapıların yokolmasmı engellemek ve gelecek nesillere ulaşmasını sağlamak önemli bir insanlık vazifesidir. Yıllar tarihi yapılara oldukça hoyrat davranmış ve çoğunun üzerinde derin izler bırakmıştır. Bu yapıların bir kısmı restorasyon ve güçlendirmeye ihtiyaç duymaktadırlar. Hassas bir şekilde yaklaşılması gereken tarihi yapılar, herhangi bir müdahale öncesinde etraflıca gözlenip, analiz edilmelidir. Yapının problemleri iyi tanımlanmalıdır; yapının özgün durumu göz önüne alınarak, araştırma metodları planlanmalı ve uygulanmalıdır. Yapının tarihçe araştırması, röleve çıkartılması, malzeme ve yapısal testler, zemin analizi, uzun dönem gözlemler ve yapı analizi yapıya uygulanacak araştırma metodları arasında sayılabilir. Bu çalışmada örnek olarak seçilen, tarihi yığma yapı Urla Kamanlı Camii üzerinde araştırma metodlarmm uygulanması gösterilmiştir. Yapı analizleri için modellemede Sonlu Elemanlar Metodu seçilmiş, yapının test ve gözlemler sonucu elde edilen geometrik ve malzeme verileri bu modelde kullanılmıştır. Yığma yapıların sonlu elemanlar metodu ile modellenmesinde sıkça kullanılan mikro ve makro modellemeden, yapının büyüklüğü gözönüne alınarak makro modelleme tercih edilmiştir. Makro modellemede yığma sistem öğeleri, homojenize edilerek yığma davranışın modellenmesine gidilir. Toplanan verilerle, yapının sonlu elemanlar analizi, LUSAS adlı ticari bir program ile gerçekleştirilmiştir. Yapıya öz yük, sismik yükler ve olası oturma senaryoları için elastik lineer analizler uygulanmış ve yapıdaki sorunlu bölgeler irdelenmiştir. Ayrıca doğrusal olmayan analizler sayesinde ise yapının öz yük ve oturma senaryolarının beraberce etkittirilmesi ile yapıdaki mevcut durum açıklanmaya çalışılmıştır.
  • Research Project
    Çimento esaslı sensör üretimi
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2013) Teomete, Egemen; Erdem, Tahir Kemal
    Depremler, malzeme bozulmaları ve diğer çevresel etkiler, yapıların performansını olumsuz etkiler. Yapı sağlığının izlenmesi can ve mal güvenliğini sağlamak için önemlidir. Gerinim pulları, yapı elemanlarının yüzeylerinden ölçüm alabilmekte, içinden ölçüm almak zor olmaktadır. Gerinim pullarının dayanıklılığı düşüktür, bu nedenle kısa süreler için kullanılabilinir. Gerinim pullarının pahalı olmaları çok sayıda kullanılmalarının önünde engeldir. Bu çalışmada, karbon ve çelik lifli, farklı lif uzunluğu ve lif hacimsel oranlarına sahip 46 farklı çimento matrisli karışım tasarlanmıştır. Basınç, yarmada çekme ve çentikli eğilme testleri ile, birim şekil değiştirmeye ve çatlak uzunluğuna en duyarlı karışım Çimento Esaslı Sensör (ÇES) olarak belirlenmiştir. Sıcaklığın ve nemin ÇES elektriksel direnci üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Yükleme hızının ve nemin elektriksel direnç değişimi – birim şekil değiştirme ilişkisine etkileri araştırılmıştır. ÇES’in sensör özellikleri olan duyarlılık ve doğrusallık değerleri tespit edilmiştir. Elektrik akımının birim şekil değiştirmeye dik olduğu çapraz yükleme durumunun elektriksel direnç değişimine etkisi belirlenmiştir. Birim şekil değiştirme ve çatlak uzunluğu ile elektriksel direnç değişimi arasındaki mekanizmalar aydınlatılmıştır. ÇES içindeki aktif maddelerin zaman içinde birim şekil değiştirme -elektriksel direnç değişimi arasındaki ilişkiye ve elektriksel dirence etkisi belirlenmiştir.
  • Research Project
    Tahtalı Baraj Gölü'nde hidrodinamik çevrimin modellenmesinde ve düşeyde akım profilinin sıcaklıkla ilişkilendirilmesi
    (2007) Elçi, Şebnem; Gök, Suzan; Atış, İlker; Sılay, Erdenir Aslı
    [No Abstract Available]
  • Research Project
    Deprem simülatörü (masaüstü)
    (2007) Turan, Gürsoy; Kınay, Gökçe
    Taşınabilir boyutta ve servo motoru ile çalışan tek boyutlu bir deprem simülatörü imal edilmiştir. Hareketli tabla 40 cm x 40 cm'lik alana sahip olup, 20 kg'lık bir yükü 2g'lik ivme (1g=9.81 m/s2 ) ile hareket edebilmektedir ve en çok 16 cm yer değiştirme imkanına sahiptir. Herhangi bir depremin ivme-zaman verisini okuyan arayüz programı iki girdiyi dikkate almaktadır. Birincisi, benzetilmek istenen deprem hareketin en büyük hızı motorun üretebileceğinden büyük olmamalıdır (25 cm/s). İkincisi, benzer şekilde, depremin en büyük yer değiştirmesi de tablanın hareket sınırlarını (16 cm) aşmamalıdır. Bu değerler aşılıyorsa, istenen hareketin sinyali bir küçültme katsayı ile çarpılmaktadır.
  • Research Project
    Moment aktaran mevcut çelik çerçeve kiriş kolon birleşimlerinin deprem davranışlarının cam elyaf takviyeli kompozit malzemeler kullanılarak geliştirilmesi
    (2010) Eğilmez, Oğuz Özgür; Dönmez, Cemalettin; Tanoğlu, Metin
    [No Abstract Available]
  • Research Project
    Değişken sönümleme katsayılı amortisörlerin deprem simülasyonu ile üç katlı bir yapıya olan etkisinin değerlendirilmesi
    (2010) Turan, Gürsoy; Aydın, Ersin
    Bu çalışmada deprem etkisi altında üç katlı bir model yapının yarı aktif olarak kontrollü dinamik davranışı deneysel ve teorik olarak araştırılmıştır. İlk olarak tek yönlü deprem simülatörü üzerine boyutları normal ölçülere göre indirgenmiş üç katlı çelik yapı inşaa edilmiştir. Seçilen model yapının dinamik karakteristikleri önce teorik olarak belirlenmiş daha sonra deneyler ile bulunarak, sonuçların uyumluluğu gözlenmiştir. Yapıyı yarı aktif olarak kontrol edecek olan amortisör, yatlarda kullanılan bir dümen pistonu modifiye edilerek ve bir deşarz hattı eklenerek imal ettirilmiştir. Eklenen deşarz hattına yerleştirilen bir vana ve bu vananın üstüne vanayı kontrol edecek bir step motor monte edilmiştir. Tasarlanan amortisör yarı aktif bir sönümleyici olarak yapının birinci katı ile zemin arasına yerleştirilmiştir. Bu işlemden önce tasarlanan sönüm elemanının matematik modelinin kurulması için amortisör deneyleri yapılmış ve matematik model ortaya çıkarılmıştır. Kontrol işlemi, deşarz hattı üzerindeki vananın açıklığının değiştirilmesi ve bu değişime göre sönümleyici amortisörün sönüm katsayısının değişimi ile gerçekleştirilmiştir. Model yapının deprem etkisi altındaki davranışı amortisörsüz ve amortisörlü olarak deneyler ile test edilmiştir. Ayrıca, amortisörün sönüm özelliği sabit tutularak da deneyler yapılmış ve sonuçlar teorik hesap değerleri ile karşılaştırılmıştır. Yapılan deneyler ve sayısal analizler göstermiştir ki, yarı aktif kontrol edilen amortisör model yapının deprem davranışını oldukça iyileştirmektedir.
  • Research Project
    Modal deney yöntemi ile betonarme yapılarda taşıyıcı çerçeve bölme duvar etkileşiminin incelenmesi
    (2010) Dönmez, Cemalettin; Altınkaya, Mustafa Aziz; Aktaş, Engin; Özen, Serdar
    Bu çalışmada ana amaç betonarme çerçeve dolgu duvarlı sistemlerde çerçeve dolgu duvar etkileşimiyle sistemin dinamik değişkenlerinin nasıl değiştiğini ortaya koymaktır. Bu amaçla modal analiz yöntemleri kullanılmıştır. Ülkemizdeki mevcut yapı stokunun çok büyük bir kısmı betonarme çerçeve ve delikli kil tuğladan yapılmış dolgu duvarlara sahip yapılardan oluşmaktadır. Günümüze kadar olan depremler bu yapıların tipik olarak deprem yükleri altında yetersiz olduklarını göstermiştir. Bu sebeple mevcut yapıların nasıl güçlendirileceği konusunda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Son yıllarda bu yapıları mevcut dolgu duvarları kullanarak güçlendirme konusunda artan bir ilgi oluşmuş ve bir grup yöntem şartnameye kadar girmiştir. Konu hakkında alternatif yöntemler geliştirme çabaları sürmektedir. Sunulan çalışmada ilk olarak modal analiz yöntemlerine hakimiyet sağlamak amacıyla bir grup modal analiz yöntemi üzerine çalışılmıştır. Akabinde modal deney tasarımı ve uygulaması konusunda tecrübe elde etmek için dört farklı basit sistemin ilk kısımda çalışılan modal analiz yöntemlerini kullanarak dinamik değişkenleri belirlenmiştir. Asıl hedef olan betonarme çerçeve dinamik değişkenlerinin izlenmesi amacıyla dört adet tek açıklıklı, dört katlı, 1/5 ölçekli çerçeve imal edilmiştir. Çerçeveler kat sevilerinde uygulanan yükler vasıtasıyla ters üçgen yüklemeye maruz tutulmuş ve kademeli olarak önceden hedeflenen ötelenme seviyelerinde hasarlar verilmiştir. Her hasar seviyesinde modal deneyler yapılmış ve sistem dinamik değişkenlerinin kestirilmesi için gerekli veriler alınmıştır. Verilerin işlenmesi sonucu dolgu duvarların çerçevelerin hakim frekanslarını çok yükseltmekle kalmayıp hasar sonrası davranışı da ciddi şekilde değiştirdiği gözlenmiştir. Dolgu duvarlı sistemlerde artan hasarla birlikte ötelenmeler ilk kata yoğunlaşmakta ve bu katta ağır hasara sebep olmaktadır. Çerçevelerin frekanslarının artan hasar ile birlikte düştüğü fakat özellikle moment çerçevelerinde modal şekillerin ciddi bir değişikliğe uğramadığı gözlenmiştir. Dolgulu çerçevelerde birinci mod harici görece ciddi bir değişim gözlenmiştir. Çalışmada ayrıca modal yöntemleri kullanarak mevcut bir yapının dinamik değişkenleri belirlenmiştir.
  • Research Project
    Kumlarda ve stili kumlarda suvılaşmanın ve sıvılaşma sonrası direncin belirlenmesinde sarsma tablası deneyleri
    (2012) Ecemiş, Nurhan
    Sıvılaşma, suya doygun gevşek zeminlerin deprem veya sismik bir hareket sonucunda danelerinin birbirleri olan temasının kaybolması ve boşluk suyu basıncının artması olayıdır. Yapılan literatür araştırmasına göre, ilk sıvılaşma sonrası zemin tekrar aynı büyüklükteki sismik yüklemeye maruz kaldığında rölatif sıkılık fazlasıyla artsa dahi sıvılaşma direncinde azalma veya çok az bir artış olur. Zeminin ilk sıvılaşma ve sıvılaşma sonrası direncindeki azalmanın nedeninin sadece daneler arası temas yoğunluğuna bağlı olmadığı aynı zamanda zeminin konsolidasyon karakterine bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu proje ile eşdeğer boşluk oranının ve konsolidasyon katsayısının sıvılaşma ve sıvılaşma sonrası direnç üzerindeki etkilerine 1-g salınımlı laminer kutu (1.8x0.65x1.5m yükseklik) kullanılarak yapılan sınırlı sayıdaki sıvılaşma deneyleri ile açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Bu proje kapsamında yapılan çalışmalarda, temiz kum ve %15 silt muhtevası içeren siltli kumlarda art arda bir seri sarsma tablası deneyleri gerçekleştirilmiştir. Her bir sarsma tablası deneyi öncesinde yapılan koni penetrasyon deneyleri (CPT) ile zeminin derinlik boyunca değişen rölatif sıkılığı ve sıkışabilirliği belirlenmiştir. Birinci sıvılaşma deneyinden sonra rölatif sıkılık çok arttığı halde ikinci sıvılaşma direncinde çok büyük bir artış olmamıştır. Ancak konsolidasyon katsayısının (cv) belirli bir limit değerinden sonra zeminin birinci, ikinci ve üçüncü sıvılaşma dirençlerinde büyük bir artış olduğu gözlemlenmiştir.
  • Research Project
    Karaburun Yarımadası’ndaki deniz suyu girişimi ve denize boşalımının hidrojeolojik çalışmalar ve matematiksel modelleme İle araştırılması
    (2016) Baba, Alper
    Karaburun Yarımadası hidrojeolojik açıdan oldukça karmaşık bir yapıda olup, su tutma ve iletme potansiyeline sahip karstik kireçtaşları, çatlaklı volkanik kayaçlar ve kıyı akiferleri gibi farklı tipte yapıları içermektedir. Aşırı çekime bağlı olarak kıyı akiferlerinden elde edilen suların büyük bir bölümünde deniz suyu girişimi nedeni ile tuzlanma problemleri gözlenirken, yarımadadaki bazı bölgelerde de yeraltı sularından denize doğru bir boşalım olmaktadır. Bu nedenle, Karaburun yarımadasındaki kıyı akiferlerinde gözlenen tuzlanmanın araştırılması, denize boşalan tatlı suların tespit edilmesi, kıyı akiferlerindeki deniz suyu girişiminin matematiksel modellenmesi, hem yöre halkının su ihtiyacının güvenilir olarak sağlanması, hem de bölge turizminin ve tarımsal üretiminin geliştirilmesi için son derece önemlidir. Karaburun Yarımadası ve çevresinde yeraltı suyu potansiyelinin araştırılmasına yönelik yapılan çalışmalar son derece azdır ve lokal ölçektedir. Özellikle, çalışma alanında ayrıntılı bir hidrolojik, hidrojeolojik ve yapısal jeolojik durum tespiti yapılmamış ve akiferlerin özellikleri ve deniz ile olan ilişkileri (girişim ve boşalım) araştırılmamıştır. Buna ek olarak, bölgede deniz suyu girişimine bağlı olarak tuzlanma problemleri yaşayan kıyı akiferleri için kapsamlı bir matematiksel modelleme araştırması yapılmadığı da tespit edilmiştir. Bu noktalardan hareketle, bu proje kapsamında Karaburun Yarımadası?ndaki su kaynaklarının sürdürülebilirliği için aşağıda belirtilen çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Proje kapsamında (i) sondaj çalışmaları ile alandaki akifer seviyeleri, akiferin litolojik özellikleri, akiferin altında ve üstünde yer alan litolojik birimler ve tektonik hatların hidrojeolojik özellikleri tespit edilmiş (ii) Karaburun yarımadasındaki yeraltı suyu kaynaklarının kalitesinin tespiti yapılmış; (iii) denize boşalan kaynaklar belirlenmeye çalışılmış (iv) özellikle Ildırı ve Karareis bölgesindeki kıyı akiferleri için deniz suyu girişimini dikkate alan değişken yoğunluklu yeraltı suyu akım modellemesi yapılmış, (v) deniz suyu girişiminin etki alanı, etki şiddeti, bölgedeki mevcut ve ileride açılması düşünülen içme suyu kuyularındaki tuzluluğun azaltılmasına ilişkin analizler yapılmış ve (vi) elde edilen veriler ışığında Karaburun yarımadasındaki su kaynaklarının etkili kullanımına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Elde edilen verilere göre, inceleme alanında yüzlek veren Paleozoik ve Mesozoyik yaşlı karbonatlar oldukça karstik bir özellik kazanmıştır. Bu birimler içinde, polye ve uvala şeklinde karstik yapılar bulunmaktadır. Bölgede yer alan karstik yapılar tektonik kontrollüdür. Tektonik zonlar DB ve KKD doğrultuludur. Bu alandaki kaynakların ortalama debisi 420 lt/sn?dir. Bu kaynakların çevresinde bulunan kuyulardan yaz aylarında yaklaşık 200 lt/sn su elde edildiği ve aşırı çekim sonucunda kuyu sularında tuzlanmaya neden olduğu saptanmıştır. Yaz aylarında kuyu sularında yapılan elektriksel iletkenlik ölçümleri 3000 µS/cm değerlerini aşmaktadır. Kuyulardaki aşırı çekim, aynı zamanda kaynakları da etkilemekte olup Ildırı ve Karareis bölgelerinde matematiksel modelleme sonuçları ile doğrulanmıştır