Civil Engineering / İnşaat Mühendisliği

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/13

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Article
    Citation - WoS: 10
    Citation - Scopus: 11
    Meteorological Drought Analysis for Helmand River Basin, Afghanistan
    (TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 2022) Alami, Mohammad Musa; Tayfur, Gökmen
    This study evaluates drought at Lashkargah, Farah, Adraskan, and Gardandiwal stations in Helmand River Basin (HRB) in Afghanistan to determine appropriate drought indices for the basin. Thirty seven years of monthly recorded precipitation data from 1979 to 2015 are employed with different drought index (DI) methods which include the Standardized Precipitation Index (Normal-SPI, Log-SPI, and Gamma-SPI), the Percent of Normal (PN), and the Deciles. All the methods are applied to the annual long term precipitation data. The log-SPI and the gamma-SPI predict extreme drought conditions, whereas, the normal-SPI determines wet and less dry conditions. The results emphasize that the PN and the Deciles methods predict more drought years in comparison to the SPI methods. The Deciles method shows longer period of extreme and severe drought than other methods. The five methods indicate various drought intensities in 1985, 1987, 1994, 1997, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, and 2004 at all the stations. The extreme drought condition in 2001 at all the stations confirms to the recorded drought reports for the same region. It is noted that since the log-SPI and the gamma-SPI capture the historical extreme and severe drought periods successfully, these are recommended as the drought monitoring indices for Helmand River Basin.
  • Article
    Citation - WoS: 4
    Dönel Kavşak Geometrik Elemanlarının Kavşak Güvenliği Üzerine Etkisinin Literatür Işığında Değerlendirilmesi
    (2021) Özinal, Yağmur; Uz, Volkan Emre
    Ulaşım sistemi içerisindeki trafik akımının güvenli ve etkin biçimde işlemesi üzerinde büyük rolü bulunan kavşaklar, faaliyet alanı, geometrik özellikleri ve denetim şekillerine göre farklı kategorilere ayrılmaktadır. Kontrollü eş düzey kavşak kategorisindeki dönel kavşaklar, trafik akımının merkezi ada etrafında yönlendirildiği ve ada içerisindeki araçların ilk geçiş hakkına sahip olduğu kavşak tipidir. Dönel kavşakların her bir geometrik elemanı kavşağın işleyiş, kapasite ve güvenliği üzerinde rol oynamaktadır. İyi tasarlanmış bir dönel kavşak, araçların dolaşım yolu boyunca hızlarının sabit kalmasını sağlayarak kavşak güvenliğinin optimize edilmesine yardımcı olur. Bu makalede, dönel kavşakların geometrik elemanlarının kavşak güvenliği üzerine etkilerinin incelendiği çalışmalar derlenmiştir. Dönel kavşakların her bir geometrik elemanın literatürde yer alan çalışmalar ışığında kavşak güvenliğiyle olan ilişkileri ve bazı ülkelerin standart/kılavuzlarında yer alan tasarım kriterleri incelenmiştir. Bu çalışmayla amaçlanan, yapılmış çalışmalar doğrultusunda, dönel kavşak geometrik elemanlarının tasarımlarının kavşak güvenliği açısından hayati önem taşıdığını ortaya koymaktır. Ülkemizde bu konuyla ilgili olarak daha önce yapılmış detaylı çalışmalara rastlanılmaması çalışmamızın motivasyon kaynağı olmuştur. Ülkemizdeki dönel kavşakların hangi standart/kılavuzlara bağlı olarak yapıldığı ile ilgili bilgi yetersizliği olduğu da görülmektedir. Çalışma sonucunda dönel kavşaklardaki güvenliğin sağlanabilmesi için geometrik elemanların birbirleriyle etkileşim içinde ve uygun fiziki boyutlarda tasarlanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca trafik güvenliği bakımından ülkemizde bu konuyla ilgili ivedilikle çalışmalara başlanılması ve ülkemiz koşullarına özgü tasarım standart/kılavuzu hazırlanması gerektiği ifade edilmiştir.
  • Article
    Sonlu Eleman Modellerinin Maksimum Olasılık Tahmini ile Güncellenmesi
    (Turkish Chamber of Civil Engineers, 2021) Hızal, Çağlayan
    Matematiksel yapı modellerinin titreşim verileri kullanılarak güncellenmesi konusu, son yıllarda giderek artan bir şekilde araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Bu hususta literatüre sunulan yöntemler genel olarak deterministik ve olasılıksal olarak sınıflandırılmaktadır. Bu bağlamda hem deterministik hem de olasılıksal model güncelleme yöntemlerinin birçok varyasyonu yer almaktadır. Bu çalışmada ise maksimum olasılık tahminine dayalı alternatif bir yaklaşım sunulmaktadır. Önerilen yöntemde, modal tanılama sırasında öngörülen ölçüm hatalarının yanı sıra model hatası da boyutsuz bir Rayleigh oranı üzerinden dikkate alınmaktadır. Sisteme ait model parametreler, ölçüm ve modelleme hatalarının normal dağılım göstereceği kabulüyle oluşturulan bir olasılık yoğunluk fonksiyonu üzerinden hesaplanmaktadır. Sunulan yöntemin güvenirliği bir sayısal ve bir deneysel uygulama üzerinden değerlendirilmiştir. Elde edilen verilere göre önerilen yöntemin oldukça makul sonuçlar verdiği gözlemlenmektedir.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 3
    Rijit Gövdeli Bitkilerin Neden Olduğu Manning Katsayısının Araştırılması
    (Turkish Chamber of Civil Engineers, 2015) Yerdelen, Cahit; Mertsoy, Mesut; Tayfur, Gökmen
    Doğal akış yatakları veya yapay taşkın yataklarında akım incelenirken bitkilerin sebep olduğu direnç kuvvetinin bir eşitlik yardımıyla belirlenmesi önemli bir konudur. Manning, Chezy, Darcy-Weisbach gibi eşitliklerde kullanılan direnç katsayıları, daha çok çeper özelliklerini temsil eden deneysel katsayılardır. Açık kanal şartlarında var olan veya akış kesitini kontrol etme amaçlı insanoğlunun planladığı bitkisel akış alanlarında akım hızının, su derinliğinin veya akış hacminin ampirik olarak çözülmesi planlama ve işletme süreçlerini olumlu yönde etkileyecektir. Bu çalışmada, akış kesitinde oluşacak direnç kuvvetinin, bitkilerin ve akışın fiziksel şartlarına bağlı olarak nasıl değiştiği incelenmiş ve doğrusal olmayan bir regresyon modeli önerilmiştir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Çelik Köprü I-kirişlerine Yanal Destek Sağlayan Trapez Sac Kalıpların Mukavemeti
    (Turkish Chamber of Civil Engineers, 2009) Eğilmez, Oğuz Özgür; Alkan, Deniz
    Trapez Sac Kalıplar (TSK) hem çelik bina hem de çelik köprü sektörlerinde beton döşemenin kalıp sistemi olarak sıklıkla kullanılmaktadırlar. TSK’ler her ne kadar bina inşaatlarında çelik I-kirişlere yanal destek sağlayıcı elemanlar olarak işlev görseler de, çelik köprü sektöründe trapez sac kalıplardan destek elemanları olarak yararlanılmasına izin verilmez. Ancak, önceki çalışmalar birleşim detayının geliştirilmesi durumunda TSK sisteminin kirişin yanal kararlılığına belirgin şekilde destek sağlayabildiğini göstermiştir. Bu makale halen devam etmekte olan ve TSK’lerin mukavemetinin incelendiği analitik bir çalışmanın ara sonuçlarını içermektedir. Geçmişte, TSK sistemleriyle desteklenen köprü kirişlerin genel burkulma davranışını irdeleyen basit sonlu elemanlar modelleri (SEM) kullanılmıştır. Bu çalışmada TSK’leri hem birbirlerine hem de kirişlere bağlayan vidalardaki kararlılık destek kuvvetlerini belilemek için kullanılan geliştirilmiş bir sonlu elemanlar modelinin sonuçlarına yer verilmiştir. Bu çözümleme sonuçları TSK’lerin içermesi gereken mukavemet ihtiyacını belirleyecek olan bir tasarım yönteminin geliştirilmesinde kullanılacaktır.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 3
    Rotary Inertia and Higher Modes Effect on the Dynamic Response of Timoshenko Beams on Two-Parameter Elastic Foundation
    (Turkish Chamber of Civil Engineers, 2019) Hızal, Çağlayan; Çatal, Hikmet Hüseyin
    This study investigates the effects of rotary inertia and higher modes on the dynamic response of the axially loaded Timoshenko beams on two-parameter foundation with generalized elastic end conditions. A simplified modal analysis procedure is presented by using the conventional separation of variables method. The effect of rotary inertia on the solution of free vibration differential equation is discussed. A numerical example is presented to investigate the coupled effect of rotary inertia and higher modes on the bending moment and shear force responses.
  • Article
    Narin Çelik Kirişlere Stabilite Desteği Sağlayan Kayma Diyaframlarının Rijitlik Gereklilikleri
    (Turkish Chamber of Civil Engineers, 2017) Eğilmez, Oğuz Özgür; Akbaba, Andaç; Vardaroğlu, Mustafa
    The buckling resistance of steel I-beams can be increased by providing lateral bracing along the length of the beams by either cross-frames or diaphragms. Metal sheeting that is often used in steel buildings and bridge constructions to support the fresh concrete, acts like a shear diaphragm and provides continuous bracing to steel beams. An adequate bracing system must possess sufficient stiffness and strength. A computational study was conducted to investigate stiffness requirements of shear diaphragms used to brace slender steel I-beams. Both double and single symmetrical axis sections were studied. Beams that are braced by cross-frames in addition to diaphragms have also been investigated. Stiffness requirements have been proposed for shear diaphragms used to brace slender steel I-beams. © 2017 Turkish Chamber of Civil Engineers.All right reserved.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 3
    Köprülerde Deneysel Modal Analiz Uygulamaları
    (TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 2009) Dönmez, Cemalettin; Karakan, Eyyüb
    Deneysel modal analiz son 30 yıldır çeşitli araştırmacılar tarafından yapısal sistemlerin durum tespiti/izlemesi ve hasar tanılaması amacıyla kullanılmaktadır. Ölçüm ve analizlerin tekniğine uygun olarak tasarlanıp uygulanması durumunda bu teknik ile yapısal bir sistemin dinamik özellikleri (frekanslar, sönüm oranları ve modal şekilleri) kestirilebilmektedir. Sistemde oluşacak herhangi bir hasarın sistemin sıkılığını ve aynı zamanda dinamik özelliklerini değiştireceği gerçeğinden yola çıkılırsa, hasar öncesi ve sonrası dinamik özelliklerin izlenmesi sayesinde yapıda oluşan hasarlar tahribatsız bir biçimde tespit edilebilir. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde bir TÜBİTAK projesi kapsamında deneysel modal analiz tekniğinin kullanılması yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Bu bildiri kapsamında deneysel modal analiz tekniklerinin köprülerin durum tespiti ve hasar tanılamasında ne şekilde uygulanabileceği konusunda kısa bir özet verilecek ve İYTE’de bugüne kadar öğrendiğimiz teknikleri uygulamada gösterebilmek amacı ile laboratuvarda imal, basitleştirilmiş bir köprü maketi üzerinde modal analiz teknikleri kullanılacak ve sonuçlar sergilenecektir. Ayrıca maket köprünün sonlu elemanlar modeli kurularak analiz ve deney sonuçları karşılaştırılacak ve sonuçlar irdelenecektir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Kablolu Bir Köprünün Deprem Davranışının Μ-sentezli Aktif Kontrolü
    (TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 2009) Turan, Gürsoy; Voulgaris, Petros; Bergman, Lawrence A.
    Bu çalışmada çeşitli kontrol algoritmalarının etkinliğini birbiriyle karşılaştırmak amacıyla oluşturulmuş bir kablolu köprü kontrol model örneği [1, 2] baz alınmıştır. Köprünün sonlu elemanlar modeli modal önem sırasına göre küçültülerek 1/6 boyutunda bir kontrol tasarım modeli elde edilmiştir. Köprünün deprem hareketi sırasındaki kritik noktaları dikkatle gözlenmiş, ve yol seviyesinde kule kesme kuvvetlerinin oluştuğu noktaların kontrolü en zor noktalar olduğunu ortaya konmuştur. Kontrol amaçlı olarak hidrolik pistonlar kullanılmıştır. Belirsizliği tolere edebilen bir tasarım önerisiyle, tasarım modeli ile değerlendirme modeli arasındaki fark sınanmıştır. Ayrıca μ-sentezi esas alınarak bir kontrol denklemi kurgulanmıştır ve bununla birlikte davranış benzetimi gerçekleştirilmiştir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Hydrogeochemical and Hydrogeological Investigation of the Can Geothermal Field
    (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2010) Deniz, Ozan; Baba, Alper; Tarcan, Gultekin
    The Can Geothermal Field is located on a central part of the Biga Peninsula in northwest Turkey. Volcanics are the dominant rock type in this region. Alteration zones and clay minerals are very common in these rocks. Sedimentary rocks, low-grade metamorphics and alluvium are other geological units observed around Can. These units include common fracture zones because of the tectonic activity in the region. Thermal waters have reached the surface via these fracture zones. Alluvium is the most productive aquifer in all geological units. Wells drilled in this unit yield between 5-30 L/s. The transmissibility and permeability coefficients of this unit are of 50-421 m(2)/day and of 1.01-16.8 m/day, respectively. In this aquifer, groundwater depth changes between 0.1 and 8.3m. According to the IAH (1979) water classification, these thermal waters are of the Na-Ca-SO4 type, the cold waters are of the Ca-Mg-HCO3 type and the snow samples are of a mixed water type. Geothermal waters have a meteoric origin. The mean temperature, electrical conductivity and pH of the thermal waters have values of 44.4 degrees C, 2941 mu S/cm and 6.9, respectively. Geothermometer equations were used for prediction of reservoir fluid temperatures of the geothermal system and temperature values were obtained between 46 and 203 degrees C. delta D, delta T and delta O-18 isotope analysis showes that thermal waters in the Can region have a meteoric origin and are a minimum of 45-50 years old.