TR Dizin İndeksli Yayınlar / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/7149

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Article
    Experimental Investigation of Refractive Index Measurement of Common Solvents and Aqueous Solutions in the Infrared Wavelengths
    (2018) Yüksel, K.; İde, C
    We proposed and experimentally demonstrated a fast and simple technique to measure refractive index of liquids. A commercial Optical Time-Domain Reflectometer (OTDR) was implemented for interrogating sensor tips from a remote location. The system uses Fresnel reflected light from standard single mode fiber tips as sensing points without requiring any chemical coating, delicate fiber components, and/or sophisticated architecture at the sensor head. We reported new measurements of refractive indices of common solvents and solutions at both 1550 nm and 1625 nm. The precision of the proposed measurement system was found to be in the order of 10-4. The experimental results have been validated by the way of theoretical calculations.
  • Research Project
    Manyetik Saçtırma ve Kimyasal Oksidatif Polimerizasyon Yöntemi İle Kontinü Olarak Elektrokromik Lif Eldesi
    (2016) Aksit, Aysun; Ozyuzer, Lutfi; Aygun, Gulnur; Camlibel, Nurhan Onar; Isgın, Elıf Sahın; Kutlu, Bengi; Arslan, Halil
    Kromizm, çeşitli fiziksel etkiler altında (ısı, ışık, elektrik akımı gibi) moleküler yapının değişmesi sonucu renkte meydana gelen tersinir değişim anlamına gelmektedir. Elektrokromik özellik içeren bir malzemenin bir elektrik potansiyeli (örn.-1.5/+1.5 aralığında gidip gelmek) uygulaması esnasında renk değiştirmesine ise elektrokromizm denmektedir. Kromik yani renk değiştiren yapıların bilinen en yaygın uygulaması güneş gözlükleri camlarıdır. Daha sonraları bunu akıllı camlar ve aynalar ile display uygulamalar takip etmiştir. Arabalarda arkadan gelen ışıkla sürücünün rahatsız olmasını önlemek için dikiz aynalarında ve binalarda hem gelen güneş ışığı seviyesinin ayarlanması hem de aşırı ısınmayı engellemek amacı ile pencere camlarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Tekstil uygulamalarında ise tıbbi ve askeri alandaki uygulamaları ile karşımıza çıkmaktadır. Optiksel değişkenlik durumlarına göre elektrokromik materyaller optik geçişli metal oksitler (In2O3,WO3, vb), bipiridilyum tuzları (viologenler), prusya mavisi sistemleri, polianilin (PANi), poli 3,4 propilendioksipirrol (PProDOP) gibi konjuge polimer yapılardır. Elektrokromik yapılar genel olarak beş ile yedi katmandan oluşmaktadır. Prensip olarak elektrokromik cihazlarda sabit katman yüzey üzerine elektrokromik iletken bir polimer kaplanmasıyla yeni bir katman oluşturulur. Elektrik potansiyel bu iletken katman üzerinden verilmektedir. Bu iletken katman üzerine iyonlarına ayrılan bir elektrolit madde kaplandıktan sonra tekrar elektrokromik malzeme kaplanır ve en üste tekrar iletken ve transparan malzeme olarak genellikle indiyum kalay oksit (In2O3, ITO) kaplanarak sandviç yapı tamamlanmaktadır. İletken katmanlara verilen potansiyel fark, elektrokromik malzemenin üzerinden geçerken yükseltgenme ve indirgenme reaksiyonlarının derecesine göre polimerde renk değişimi meydana gelmektedir. Bu projede elektrokromik yapının tekstil lifi üzerinde oluşturulması ile elektrokromik tekstil yapısı eldesi üzerine çalışılmıştır. Proje kapsamında elektrokromik yapının poliamid (PA) tekstil lifinin üzerinde oluşturulması hedeflenmiş ve bu hedef doğrultusunda lifin önce plazma (magnetron sputtering) ardından yaş kimyasal yöntemler ile kesintisiz kaplanması için kontinü işlem akışını sağlayan bir sistem oluşturulmuştur. Bunun için iletken materyal olarak konjuge polimerler (PEDOT, polipirol), metal oksit olarak da indiyum kalay oksit (ITO) kullanılmıştır. Katmanların eldesinde ITO kaplama için magnetik saçtırma yöntemi, iletken polimerlerin kaplanması için de kimyasal oksidatif polimerizasyon yöntemi (sol-jel) uygulanan yöntemlerdir. Kaplama işlemlerinin kesintisiz olarak yapılabilmesi için projede kontinü işlem akışını sağlayacak bir sistem tasarımı yapılmış, tasarlanmış olan sistem ile plazma ve sol-jel işlemlerinin life kesintisiz olarak aplikasyonu ve kullanılan yöntemlerin kombinasyonu açısından çalışmanın bir benzerine literatürde rastlanmamıştır. Tekstil liflerine yapılan kimyasal kaplamaların karakterizasyonu için FTIR-ATR analizi ile filmlerin morfolojik karakterizasyonu için SEM analizleri yapılmıştır. Liflerin iletkenlik özellikleri (elektrokimyasal empedans spektroskopi) (EIS) ile ölçülmüştür.
  • Research Project
    Betonarme Elemanların Darbe Yükleri Altındaki Davranışları ve Lifli Polimer Kompozitler İle Güçlendirilmesi
    (2015) Ilki, Alper; Saatci, Selcuk; Gurbuz, Tuba
    Yapılar, kullanım ömürleri boyunca etkisi altında kalabilecekleri yükler dikkate alınarak tasarlanırlar. Fakat günümüzde yapılar, tasarımda öngörülen alışılagelmiş zati, hareketli ve deprem yüklerinden farklı olarak; kaza, ihmal veya kasıtlı saldırı sonucu, ani dinamik etkilere de (darbe, patlama) maruz kalabilmektedir. Bu etkiler ender olarak ortaya çıkmasına rağmen, çok kısa süreli ve yüksek şiddetli dinamik yükler olarak yapıya etkirler. Sonuç olarak, risk altındaki yapı elemanlarının darbe yükleri gözetilerek tasarlanması ve mevcut riskli elemanların güçlendirilmesi gerekmektedir. Son yıllarda bu tür tehditlere açık yapılarda güvenliğin arttırılması ve riskin azaltılmasına yönelik araştırmalar oldukça önem kazanmış ve sayıları artmıştır. Fakat bu çalışmalar arasında yapıların güvenliğini arttıracak güçlendirme çalışmaları oldukça enderdir. Kolonların, yapının taşıyıcı sisteminin en önemli ve kritik elemanları olduğu gözönünde bulundurularak, araştırmanın kapsamı betonarme kolonlarla sınırlı tutulmuştur. Projenin amaçlarından biri, eksenel yük altındaki betonarme elemanların darbe yükleri gibi ani dinamik etkiler altındaki performanslarının arttırılmasına yönelik kolay uygulanabilir tasarım ve güçlendirme yöntemleri geliştirmektir. Bu proje kapsamında eksenel yük altındaki betonarme elemanların, darbe yüklerine karşı oldukça kolay ve hızlı uygulanabilen lifli polimer (LP) kompozitler ile sargılanması yoluyla güçlendirilmesi planlanmıştır. Bu güçlendirme yöntemleri ile betonarme elemanların taşıma gücü kapasitelerinin arttırılması ve oluşan hasarın sınırlandırılması hedeflenmektedir. Bu araştırma projesi, betonarme elemanların serbest düşen ağırlık etkisiyle darbe deneylerini kapsamaktadır. Proje kapsamında eksenel yük altında betonarme elemanların darbe yükleri altındaki performanslarını iyileştirmeye yönelik güçlendirme yöntemi üzerine deneysel araştırma yapılmıştır. Araştırma kapsamında eksenel yük altındaki betonarme elemanların güçlendirme öncesi ve sonrası darbe etkisi altındaki davranışları karşılaştırılarak ve güçlendirme yönteminin etkinliği araştırılmıştır. Deneysel çalışmada değişkenler ve numune sayısı sınırlı tutulmaya çalışılmıştır.
  • Article
    Bir Kinestetik Haptik Cihazın Dinamik Analizi
    (2018) Ceccarellı, Marco; Maaroof, Omar W.; Dede, Mehmet İsmet Can
    Bu makalede R-CUBE mekanizması ve seri küresel bilek mekanizmasını temel alan bir hibrit-yapılı kinestetik haptik cihaz üzerinde durulmuştur. Cihaz noktasal teması kullanıcıya hissettirmesi için tasarlanmıştır. Dolayısı ile, sadece üç-boyutlu kuvvetler kullanıcıya R-CUBE mekanizması üzerinden iletilmiştir. Bu makale, mekanizmanın kabiliyetinin daha iyi anlaşılması ve ilerideki çalışmalarda haptik denetleyicisinde kullanılması için, RCUBE mekanizmasının yarı-statik kuvvet analizini, yerçekimi etkisi telafisi hesaplarını ve dinamik analizini sunmaktadır. Çıkarılan dinamik denklemler kullanılarak haptik uygulama senaryolarında gerekli eyleyici torkları incelenmiştir.
  • Research Project
    Tarihi yığma yapıların yapısal davranışlarının incelenmesinde izlenecek esasların belirlenmesi; Örnek çalışma: Urla Kamanlı camii
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2004) Aktaş, Engin; Teomete, Egemen
    Tarihi yapılar, binlerce yıllık kültürel birikimimizin en değerli parçalarmdandır. Onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu toprakları, bünyesinde sayısız tarihi yapı bulundurmaktadır. Bu yapıların yokolmasmı engellemek ve gelecek nesillere ulaşmasını sağlamak önemli bir insanlık vazifesidir. Yıllar tarihi yapılara oldukça hoyrat davranmış ve çoğunun üzerinde derin izler bırakmıştır. Bu yapıların bir kısmı restorasyon ve güçlendirmeye ihtiyaç duymaktadırlar. Hassas bir şekilde yaklaşılması gereken tarihi yapılar, herhangi bir müdahale öncesinde etraflıca gözlenip, analiz edilmelidir. Yapının problemleri iyi tanımlanmalıdır; yapının özgün durumu göz önüne alınarak, araştırma metodları planlanmalı ve uygulanmalıdır. Yapının tarihçe araştırması, röleve çıkartılması, malzeme ve yapısal testler, zemin analizi, uzun dönem gözlemler ve yapı analizi yapıya uygulanacak araştırma metodları arasında sayılabilir. Bu çalışmada örnek olarak seçilen, tarihi yığma yapı Urla Kamanlı Camii üzerinde araştırma metodlarmm uygulanması gösterilmiştir. Yapı analizleri için modellemede Sonlu Elemanlar Metodu seçilmiş, yapının test ve gözlemler sonucu elde edilen geometrik ve malzeme verileri bu modelde kullanılmıştır. Yığma yapıların sonlu elemanlar metodu ile modellenmesinde sıkça kullanılan mikro ve makro modellemeden, yapının büyüklüğü gözönüne alınarak makro modelleme tercih edilmiştir. Makro modellemede yığma sistem öğeleri, homojenize edilerek yığma davranışın modellenmesine gidilir. Toplanan verilerle, yapının sonlu elemanlar analizi, LUSAS adlı ticari bir program ile gerçekleştirilmiştir. Yapıya öz yük, sismik yükler ve olası oturma senaryoları için elastik lineer analizler uygulanmış ve yapıdaki sorunlu bölgeler irdelenmiştir. Ayrıca doğrusal olmayan analizler sayesinde ise yapının öz yük ve oturma senaryolarının beraberce etkittirilmesi ile yapıdaki mevcut durum açıklanmaya çalışılmıştır.
  • Research Project
    Ligand kütüphanelerinin yapımında kullanılacak yeni konukçu E. coli suşlarının geliştirilmesi
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2005) Yenidünya, Ali Fazıl; Elmacı, Zehra Seda; Arslanoğlu, Alper
    Ligand kütüphanelerinin yapımındaki ilk adım, milyonlarca ligand varyantlarını kodlayan gen fragmanlarının, seçilmiş plazmid vektörlere total olarak klonlanmasıdır. Ligand proteinler, plazmid vektörde bulunan faj pill filament proteini ile füzyon halinde ifade edildiklerinden, konak bakteride oluşan yeni faj partiküllerinin yapısına girerler. Faj partiküllerini oluşturan proteinler de ligand DNA klonlarını içeren konak bakterinin yardımcı fajlarla (hepler-phage) süper-enfeksiyonu ile sağlanır. Ligand kütüphanelerinin zenginliği, içerdikleri farklı gen fragmanlarının sayısıyla (diversity) doğru orantılıdır. Faj displey yönteminin, henüz, kütüphane diversitesini negatif yönde etkileyebilecek bazı yönleri vardır. Bunlardan bir tanesi, süper-enfeksiyondan sonra oluşan fa partiküllerinin teorik olarak yarısının, spesifik ligand taşıdıkları halde, ligand genini taşıyan plazmidin yerine yardımcı faj genomunu paketlemiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu fajlar, hem bir ligandı hemde onun genini taşıyan fajlarla seçim sırasında rekabet edemezler ve bir sonraki seçim sırasında kaybolurlar. Bu durum, herhangi bir kütüphanede en az sıklıkta temsil edilen fakat işlev bakımından büyük öneme sahip olabilecek ligandların, ardışık seçim aşamalarında kaybolmalarına neden olmaktadır. Diğer bir dezavantaj, süper-enfeksiyon sırasında veya sonrasında yardımcı faj tarafından enfekte olmuş bir bakterinin yeniden enfeksiyona uğramasıdır. Bu da; ligand taşımayan faj partiküllerinin sayıca artması nedeniyle, ligand DNA'sını taşıyan faj partiküllerinin popülasyondaki sıklığını azaltır. Faj displey yönteminde bu iki dezavantaj, faj süper-enfeksiyonundan kaynaklanmaktadır. Proje, süper-enfeksiyon sürecinin faj displey yönteminden eliminasyonunu öngörmüştür.
  • Research Project
    Silisyum oksit destekli çinko ve geçiş metalli (Pd, Ag ve Cu) çinko katalizörlerin aktifliklerinin ve seçiciliklerinin etil alkol buhar riformunda incelenmesi
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2005) Şeker, Erol; İnal, Fikret; Tezel, Habibe Işıl
    [No Abstract Available]
  • Research Project
    Yakıt oxygenate'lerin klinoptilolitçe zengin doğal zeolite adsorpsiyonunun incelenmesi
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2006) İnal, Fikret; Sofuoğlu, Aysun; Yılmaz, Selahattin; Yetgin, Senem
    [No Abstract Available]
  • Research Project
    Squid magnetometre ile tahribatsız malzeme ve taramalı görüntü sistemi geliştirilmesi
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2007) Abukay, Doğan; Avcı, İlbeyi; Tepe, Mustafa
    [No Abstract Available]
  • Research Project
    Otomobil endüstrisi için mukavemeti yüksek seramik katkılı kapalı hücre alüminyum köpük metallerin geliştirilmesi
    (2009) Güden, Mustafa; Taşdemirci, Alper; Yüksel, Sinan; Toksoy, Ahmet Kaan; Gültürk, Elif; Karsu, Nurettin Deniz
    Farklı seramik ve metal toz katkılarının Al toz tabletlerinde köpükleşme ve mekanik davranışlara etkileri incelenmiştir. Katkı malzemesi olarak sıvı Al ile ıslatılan Ti6Al4V ve diyatomdan elde edilen silika parçacıkları ve Al tarafından yarı ıslatılan SiC parçacıkları, SiC nano toz ve SiC viskır kullanılmıştır. Ti6Al4V parçacıklarının sıvı Al içerisinde küçük boyutlu TiAl3 intermetalik fazı oluşturması ile artan sıvı tablet viskozitesi köpüğün kararlılığını artırmakta; fakat, köpükleşmeyi azalmaktadır. Köpük kararlılığı ve köpükleşme uzaması kullanılan Ti6Al4V toz boyutu ve yüzdesi ile değişmektedir. Sıvı Al tarafında ıslatılan bir diğer toz olan diyatom SiO2 katkısında ise düşük yüzdelerde köpükleşme maksimum uzamaya kadar artmaktadır. Artan katkı yüzdelerinde ise viskozite artışı ile tabletlerin köpükleşmesi azalmaktadır. SiC katkılı tabletlerde köpükleşme, kullanılan tozların toplam yüzey alanı ile değişmektedir. Optimum parçacık toplam yüzey alanında (~100000 mm2), SiC içeren tabletlerin uzamaları katkısız tabletlere göre daha yüksektir. Küçük boyutlu tozlarda artan yüzey alanı düşük parçacık yüzdelerinin, büyük parçacık boyutlarında ise daha yüksek parçacık yüzdelerinin kullanılmasının gerekliliği gösterilmiştir. Mikroskobik çalışmalar SiC parçacıklarının çoğunlukla hücre duvar yüzeylerinde asılı, Ti6Al4V ve SiO2 parçacıklarının ise tamamen hücre duvar içlerinde yer aldığını göstermiştir. Çalışılan parçacık boyu ve yüzdelerinde SiC katkısı plato gerilmesi ve enerji emme miktarlarını sırası ile %35 ve %20 artırmaktadır. Simülasyon sonuçları kritik köpük yoğunluğunun altında ticari olarak kullanılan boş 6063 T6 Al ve çelik tüplerin köpük dolu tüplerden maliyet ve ağırlık açısından daha avantajlı olduğunu göstermiştir.