TR Dizin İndeksli Yayınlar / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/7149
Browse
6 results
Search Results
Article Akademide sürdürülebilirlik söyleminin tezahürleri(Ankara Üniversitesi, 2021) Uştuk, Ozan; Özcan Gönülal, Yasemin; 01.01. Units Affiliated to the Rectorate; 01. Izmir Institute of TechnologySustainability is a complex term, which is often used interchangeably with sustainable development. We observed that sustainability is on the agenda of universities and local governments in Turkey, and frequently included in scientic projects as a keyword. Despite the growing popularity of the concept of sustainability in Turkish academia, there is no detailed examination on how it is understood by academics and how this reects on their scientic outputs. Since the notion of sustainability is instrumentalised by discourses such as development, progress and modernism, on which capitalism nourishes, it also requires thinking about how closely it intertwined with capitalism. The reection of the positivist paradigm on the academic discourses, which is the basis of contemporary techno-scientic-economic discourse, requires critical scrutiny on sustainability as a concept and a practice. For Turkey, this kind of critical inquiry is lacking in the literature. Therefore, we examined the perceptions of the academicians towards the concept of sustainability and how they relate to the practical and theoretical contradictions that this concept has through critical discourse analysis. Thus, we focused on how the sustainable development discourse circulates in academia and reconstructed in local circles. We believe that academics who claim to work on 'sustainability' need to critically engage the questions of what we produce, what we empower, and in what direction we are moving in a critical manner. In this context, we questioned whether the sustainability discourses cause the reproduction of development ideology through works of academics who believe that they work for a better future.Article Asılsız veya İşlek Olmayan Eklerle Yeni Kelimeler Türetilebilir Mi?(2020) Özcan Gönülal, Yasemin; Özcan Gönülal, Yasemin; 01.01. Units Affiliated to the Rectorate; 01. Izmir Institute of TechnologyTarihî süreç içinde dilde birtakım fonetik (ses bilgisi) ve morfolojik (şekil bilgisi) değişimler olabilir. Söz konusu değişim doğal olmayan yollardan da gerçekleşebilir. Bir dilde yeni kelimeler yapmak için en çok başvurulan seçeneklerden biri kelime türetmedir. Bu yapılırken iki yol benimsenebilir: Birincisi dilin kelime türetme şartlarına uygun hareket etmek; diğeri yazı dilinde unutulmuş veya işlek olmayan ekler ya da “asılsız” denilen “uydurulan/yaratılan” eklere başvurmak. Yirminci yüzyıl Türkiye Türkçesinde Türk Dil Reformu sırasında bu iki yol da kullanılmış ve pek çok kelime türetilmiştir. Ancak dilde asılsız veya işlek olmayan eklerle yapılan türetmeler tartışmalara yol açmış bu konuda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bu makalede Türk Dil Reformu sonrası asılsız veya işlek olmayan eklerle yazı dilimizde türetilen kelimeler tasnif edilerek lengüistik bakımdan ve dil bilgisi öğretimi açısından bir değerlendirme sunulacaktır.Article “söz Varlığımız Erozyona Mı Uğruyor?” Sorusuna Yönelik Uygulamalı Bir Araştırma(Avrasya Yazarlar Birliği, 2015) Özcan Gönülal, Yasemin; Özcan Gönülal, Yasemin; 01.01. Units Affiliated to the Rectorate; 01. Izmir Institute of TechnologyKelimeler, söz varlığının temel unsurlarındandır. Toplumların kültürleri ve bilgi birikimlerini yansıttıkları gibi bireyin duygu ve düşünce gelişiminde de önemli bir işleve sahiptirler. Türkiye’de özellikle Dil Reformu’ndan sonra yeni neslin Türkçe kelime ve kavram bilgisinin erozyona uğradığı, söz varlığının daraldığı konusunda yaygın bir kanı vardır. Bu görüşün ortaya çıkmasında 1940-1990 yılları arasında yaşanan dil tartışmalarının etkisi büyüktür. Dil meselesi yıllarca, dili sadece kelimelerden ibaret gören bir anlayış çerçevesinde tartışılmıştır. Tartışma kelimelere indirgendiği zaman sanki bir dildeki kelimeler sadece eş anlamlılardan (sinonim) ibaretmiş gibi düşünülebilir. Hâlbuki özellikle soyut kelimeler, çok katmanlı bir anlam yapısına sahiptir. Ancak aşırı özleştirmeciliğin hız kazandığı dönemlerde eski kelimeler yerine ikame edilmek üzere türetilen yeni kelimeler, özellikle soyut kavramlarda anlam inceliklerinin ortadan kalkmasına sebep olmuş, bu anlayış devletin belirgin bir dil politikası olmaması yüzünden uzun müddet aşılamamıştır. Devletin değil, hükûmetlerin dil politikalarının olduğu bir ortamda, devletin çıkardığı ders kitapları gibi etkili araçlarda kullanılan Türkçe de sürekli değişmiş; kelime ve kavram hazinesi zengin, doğru yazım ve söyleyişe dayanan Türkçe öğretimi, Cumhuriyet tarihimiz boyunca bir türlü rayına oturtulamamıştır. Bu makalede, günümüz gazetelerinden derlenen Türkçeye yerleşmiş eski kelimeler, anket tekniği kullanılarak üniversite öğrencilerine sorulacak; “Söz varlığımız erozyona mı uğruyor?” sorusuna cevap aranacaktır. Söz konusu uygulamalı yöntemin sonuçları ise Türkçe öğretimi açısından değerlendirilecektir.Article Türkçede Tabiat Kaynaklı "yıkım"lar Nasıl İfade Edilir?(2014) Özcan Gönülal, Yasemin; Özcan Gönülal, Yasemin; 01.01. Units Affiliated to the Rectorate; 01. Izmir Institute of TechnologyTürkler ilk çağlarda, tabiat olaylarını ve tabiattan kaynaklanan yıkımları; göğün ve yerin kılıcısı, yaratıcısı olarak gördükleri Tanrı ile ilişkilendirerek adlandırmalarını bu inanca göre yapmışlardır. Örneğin Eski Türkçede "te?ri" sözünün hem "Tanrı" hem de "gökyüzü" anlamında kullanıldığı bilinir. Benzer inanış, Yunan ve Roma mitolojileri dâhil bütün eski kavimlerde görülür. Tabiat olaylarını Tanrı'nın öfkesi ya da cezası olarak gören ve hayretle seyreden eski Türkler, bu sebeple Gök Tanrı'ya, atalara, tabiat kuvvetlerine at ve koyun kurban ederlerdi. Bu makalede, tabiat olaylarının yol açtığı yıkımları anlatmak üzere kullanılan afet ve felâket sözleri ile insanoğlunu tarih boyunca etkileyen doğal afetlerden olan deprem, sel ve yangın kelimelerinin tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde izi sürülecek, bu kelimeler derlenerek sözlüklerdeki tanımlar arasındaki ince ayrımlar ortaya konacaktırOther Yunus Emre’nin “kayusu Değül” Redifli Şiiri Üzerine Bir Dil İncelemesi(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2011) Özcan Gönülal, Yasemin; Özcan Gönülal, Yasemin; 01.01. Units Affiliated to the Rectorate; 01. Izmir Institute of TechnologyDilin imkânlarından yeterince yararlanabilmiş şairlerin etkileyici ve kalıcı olduğu yaygın bir kanıdır. Büyük Türk şairi Yunus Emre’nin şiiri ses açısından incelenince onun anlam kadar sese de önem veren bir şair olduğu görülür. Sözü ve bu sözün ahengini, tesirini, gücünü açık, sade ve samimi bir şekilde anlatan Yunus Emre’yi orijinal yapan unsurlardan biri hiç şüphesiz sahip olduğu bu dil ve üslûptur. Bu makalede ses tabakası, ahenk, ritim, ölçü ve üslûp gibi biçimi ilgilendiren hususlar vasıtasıyla Yunus Emre’nin “kayusu değül” redifli şiiri tahlil edilmeye çalışılmış, özellikle nüshalar arasındaki farklılık ve yanlış okumaların Yeni Eleştiri ile tespit edilebileceği anlaşılmıştır. Yeni Eleştiri, XX. yüzyılın başlarında İngiltere’de ortaya çıkan ve edebî eseri merkez alarak eserin anlamını “biçim”inde arayan çağdaş yorumlama yöntemlerinden biridir. Esas olarak şiiri inceleyen bu yönteme göre edebî eser kendi kendine yeterlidir, gerekli olan bütün veriler metnin kendisinde mevcuttur. Bir edebî eseri anlamak için “biçim”i merkeze alan Yeni Eleştiri, birtakım haklı eleştiriler almakla birlikte modern zamanların en objektif tahlil yöntemlerinden biri olarak görülür. Günümüzde klasik metinleri anlama ve yorumlama çalışmaları için bu tür metin merkezli çağdaş yorumlama teorilerinden de yöntem bakımından yararlanmak gereği ortaya çıkmıştır. Şiirin asıl malzemesinin dil olduğu düşünülürse söz konusu yöntemin önemi daha iyi anlaşılacaktır.Article Dil-toplum İlişkisi Açısından Türkiye’de 1940 Sonrası Dil Tartışmaları Üzerine Bir Değerlendirme(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2011) Özcan Gönülal, Yasemin; Özcan Gönülal, Yasemin; 01.01. Units Affiliated to the Rectorate; 01. Izmir Institute of TechnologyBir toplumdaki siyasî, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki değişimler bir diğerine yansır. Toplumda meydana gelen bu türlü değişimler dilde de kendini gösterir ve dili değişken kılar. Bu sebeple dilden bağımsız toplumu, toplumdan bağımsız dili düşünmek imkânsızdır. Türkçenin tarihî seyrine bakıldığında ise Cumhuriyet dönemine, dil tartışmalarının damgasını vurduğu görülür. Türkiye?de dil tartışmaları Osmanlı İmparatorluğu?nun modernleşme süreciyle başlar, ardından Cumhuriyet?in uluslaşma süreciyle devam eder. Bunun neticesinde bu dönem Türkçe tartışmaları lengüistik olmaktan ziyade modernleşme sürecindeki politik duruşlara göre belirlenmiştir. Bu makalede dile “toplumsal bir olgu” olarak yaklaşılarak söz konusu dönemde dil, toplum ve kültür arasındaki sıkı ancak karmaşık ilişkinin belirlenmesi amaçlanmaktadır.
