TR Dizin İndeksli Yayınlar / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/7149
Browse
51 results
Filters
Settings
Search Results
Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 1Çelik Fiber Katkısının Farklı Boyuna Donatı Oranına Sahip Betonarme Döşemelerin Zımbalama Davranışı Üzerinde Etkileri(2019) Saatci, Selcuk; Yasayanlar, Suleyman; Yasayanlar, Yonca; Batarlar, BaturaySunulan çalışmada her iki yönde birbirine dik 0,004 (D1 serisi) ve 0,002 (D2 serisi) oranında boyuna donatıiçeren 2150x2150x150 mm boyutlarında iki grup betonarme döşeme, hacimce %0, %0,5, %1 ve %1,5oranında çelik fiber katkısı içeren beton karışımlarıyla dökülmüştür. Üretilen toplam sekiz döşeme ortanoktalarından statik yük altında test edilmişlerdir. Çelik fiber katkısı olmayan numunelerde yüksek boyunadonatı oranına sahip döşeme boyuna donatısında akma gerçekleşmeden gevrek bir şekilde zımbalamagöçmesi oluşurken düşük boyuna donatı oranına sahip döşeme zımbalama gerçekleşmeden önce çok dahasünek bir davranış göstermiştir. Çelik fiber katkısı her iki boyuna donatı oranında da iki kata varan oranlardazımbalama dayanımı artışlarına sebep olmuştur. Ancak D1 serisi döşemelerde çelik fiber katkısı maksimumyer değiştirmeleri önemli ölçüde arttırırken D2 serisinde maksimum yer değiştirmelerde önemli bir farkoluşmamış, bu döşemelerin yer değiştirmesi boyuna donatının akması tarafından kontrol edilmiştir. Çelikfiber katkısı oranının arttırılması D1 serisi döşemelerde dayanımın ve maksimum yer değiştirmelerinartmasına sebep olurken, D2 serisi döşemelerde %1'in üstü çelik fiber katkı oranları davranışta önemli birfark oluşturmamıştır. Yapılan deneyler Kritik Kesme Çatlağı Teorisi kullanılarak analitik olarakmodellenmiş ve bu tip modelleme ile ilgili bazı iyileştirmeler önerilmiştir.Article Class Dimension of Housing Inequalities in the New Era of Liberalization: a Case Study in Ankara(Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 2008) Akpınar, FigenEkonominin küresel yeniden yapılanmasının kentin yerel coğrafyasına iki tür etkisinden söz edebilir. Birincisi, tabakalaşma örüntüsünün değişmesidir. Bir tarafta finans sektörü ve ihtisaslaşmış hizmetlerde çalışan üst-düzey profesyonellerden oluşan yeni bir tabaka ortaya çıkmaktadır. Bunu izleyen ise, niteliksiz işgücü talep eden işlerdeki artıştır. Yeni dönemin bir özelliği olarak kabul edilen eşitsizlik, kendisini hem boyut olarak, hem de sosyal ve mekânsal farklılaşmalar biçiminde göstermektedir. Toplumsal eşitsizlik yeni bir olgu değildir, ancak yeni döneme özgü olan bu eşitsizliğin boyutlarıyla birlikte sosyal ve mekânsal kutuplaşma ortaya çıkmaktadır. Küresel iş bölümündeki yeniden yapılanmanın bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni sınıfsal katmanlaşma ve bunların belirlediği mekânsal tercihler, kentlerde yeni ayrışma akslarının oluşmasına yol açmaktadır. Yeni dönemin yarattığı eşitsizliklerin ölçümünde genellikle üretim alanındaki işgücü piyasası odaklı gelir ve kazanç farklılıkları öne çıkmaktadır. Sosyal tabakalaşma çalışmaları genellikle üretim süreçlerini dikkate almakta, yeniden üretim süreçlerini hesaba katmamaktadır. Bu çalışmada üretim ve yeniden üretim süreçlerinin birbiriyle ilişkisi ve etkileşimi alan çalışmasıyla irdelenmiştir. Burada önemli soru, mekânsal ayrışmanın sınıf formasyonunu nasıl etkilediğidir. İki önemli unsur karşımıza çıkmaktadır, bir, sınıf yapısı ve iki, mekânsal dağılım. Bu unsurlar sınıf yapısının ayrışma üzerindeki etkisi ve sınıfların ekonomik olarak nasıl kutuplaştığı üzerinedir. Pek çok araştırmacı ise kentin farklı pek çok eşitsizlik kaynağı olduğunu ve bunların sadece iş ve iş yerinde üretilen eşitsizliklere bağlanamayacağını savunmaktadırlar. Bu görüş, ücret eşitsizliklerinin kentsel eşitsizlikler arasında önemsiz sayılması anlamına gelmemekte, ancak bireylerin yaşam fırsatlarının doğrudan ücretleriyle bağıntılı olduğu kadar dolaylı olarak farklı kaynaklarla da belirlendiği kabulüne dayanmaktadır. Sınıf ve konut sahipliğinin çapraz etkisi, araştırmacıları bekleyen çalışma alanlarıdır ve çalışmada bu etkileşim incelenmektedir. Üretim ve yeniden üretim süreçlerini ele alan yeni bir kavramsallaştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Sonuç bulgular, 1990 sonrası ve 2000’li yılların başında Ankara’nın sosyal tabakalaşmasında küreselleşme söylemine uygun bazı ipuçları göstermekle birlikte, içsel dinamiklerin varlığını da ortaya koymaktadır. Çalışma, gelir eşitsizliklerinin farklı sınıfsal konum ve konuta özgü farklılıklarına dair net bir profil sunmaktadır. Çalışmada Devlet İstatistik Enstitüsü’nün “Hane Halkı Gelir ve Tüketim Harcamaları” anketleri kullanılmıştır. Anketler 1994 yılının tamamı ve 2001 yılının ilk üç ayına aittir. Bu anketler, hane halkı ve hane halkını oluşturan bireylerin gelir, tüketim harcamaları ve sosyoekonomik profillerine yönelik ayrıntılı bilgiler içermektedir. İstatistiksel modelleme olarak Uyum Analizi (Correspondence Analysis) kullanılmıştır. Analiz, sosyal bilimlerde sıklıkla kullanılan kategorik değişkenlerin görsel bir haritasını sunmakta ve bu harita üzerinde fiziki uzaklıklar sosyo-mekânsal farklılıkların izdüşümü haline gelmektedir. Grafik üzerinde birbirine yakın olan noktaların (hanehalklarının) aynı sınıf pozisyonuna dahil olmaları yüksek olasılıklıdır. Bu yöntem plancıların sosyal sınıf temelli mekânsal ayrışma, eğitim, istihdam, tüketim, yaşam tarzları gibi şimdiye değin kendilerine uzak konular olarak gördükleri ve mekânla ilişki kurmakta zorlandıkları olguların haritalanmasına olanak tanımaktadır. Araştırma ve sonuçları, bu bağlamda kent araştırmalarına yeni bir boyut kazandırmaktadır.Article Citation - WoS: 5Piranesi Between Classical and Sublime(Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 2007) Ek, Fatma İpek; Şengel, DenizOn sekizinci yüzyılda, estetik biliminin olduğu kadar mimarlık tarihinin de doğuşu bağlamında ivme kazanan tartışmalar, mimarlık disiplinini doğal olarak etkilemişti. Estetik tartışmaların temeli mimarilerin tarihsel köken tartışmalarına bağlanıyor ve ‘güzel’ ile ‘yüce’ olmak üzere iki etki üzerine odaklanıyordu: ‘Güzel’i temsil ettiği düşünülen Yunan tarzı, ‘yüce’yle özdeşleştirilen Roma ve Mısır tarzlarının karşısına yerleştirilmekteydi. Giovanni Battista Piranesi (1720-1778) gibi mimar ve düşünürlerin görsel ve yazınsal çalışmalarında söz konusu estetik ve tarihsel savlar takip edilebiliyordu. Piranesi, Roma mimarlık ve uygarlığının kökenini ‘güzel’ Yunan’a dayandıran Winckelmann gibi çağdaşlarının aksine, Roma mimarî estetiğinin ‘yüce’ unsurlar barındırdığını, dolayısıyla Mısır medeniyetinden türediğini savunuyordu. Tüm çizimlerinde antik Roma’nın ‘yüce’ mimarisini resmeden Piranesi, böylece estetik tartışmaların ‘yüce’ cephesinde yerini alıyordu.On sekizinci yüzyılın iki önemli filozofu Immanuel Kant (1724-1804) ile Edmund Burke (1729-1797) estetiğin bileşenleri ‘güzel’ ve ‘yüce’ üzerine çalışmalarıyla tartışmaları hızlandırmıştı. Bu iki kavram on sekizinci yüzyıl felsefe ve tasarım kuramlarını aynı ölçüde etkilemekle birlikte, makale temel olarak Kant ile Burke’ün ‘yüce’ tanımları üzerinden Piranesi’nin görsel ve metinsel çalışmalarının karşılaştırmalı okumasını yapmaktadır. Kant ve Burke’ün ‘yüce’ açıklamalarında küçük ayrılıklar görülmekle birlikte ikisi de temelde aynı şeyi söylemişlerdir. Özellikle Kant’ın Güzellik ve Yücelik Duygusu Üzerine Gözlemler (1764) ve Burke’ün Yücelik ve Güzellik Fikirlerimizin Kaynağı Hakkında Felsefî bir Araştırma (1757) başlıklı çalışmalarındaki ifadeler Piranesi’nin çizimlerinde takip edilebilmektedir. Piranesi, Kant’ın ve Burke’ün anlattığı ‘yüce’yi mimarî çizim diliyle aktarmıştı. Piranesi, on sekizinci yüzyıla egemen olan ‘yüce’ etkiyi Venedikli bir mimarın gözüyle yeniden yorumluyordu.Article The Effect of Time Delay of Fluid Flow in a Vascularized Plate(MIM Research Group, 2018) Yenigün, Onur; Coşkun, Turgay; Çetkin, ErdalIn this study, we show the effect of time delay of coolant fluid flow into a vascularized plate on the peak temperature. Coolant flows along vascular channels which were embedded in a rectangular plate. Two kinds of vascular channel designs were investigated experimentally: parallel and tree-shaped. In the study, the peak temperatures were monitored and the coolant was pumped when the peak temperature reaches to 50°C, 70°C and 90°C. The performance comparison of two distinct designs is based on two criteria: the time required for the steady state condition after the coolant is pumped and the peak temperature after the steady state condition is conformed. The results show that the time required to reach steady-state condition increases as the time delay increases. The parallel and tree-shaped designs show similar performance (time required to reach steady state) with slightly improved performance in the tree-shaped design as the preset temperature for time delay increases. For instance, 4% decrease in the time required to reach steady-state with the tree-shaped design relative to the parallel design was achieved when the preset temperature for time delay is 90°C.Article Optimum Design of Anti-Buckling Behavior of Graphite/Epoxy Laminated Composites by Differential Evolution and Simulated Annealing Method(MIM Research Group, 2019) Akçaır, Mehmet; Savran, Melih; Aydın, Levent; Ayakdaş, Ozan; Öztürk, Savaş; Küçükdoğan, NilayStacking sequence design and optimization of 64 layered symmetric-balance graphite/epoxy laminated composite have been performed. The optimization problems aim to find the optimum stacking sequence maximizing the critical buckling load by single objective optimization approach. Differential Evolution (DE) and Simulated Annealing (SA) optimization algorithms are proposed to solve the problems. The effect of the aspect ratios (a/b) and in-plane biaxial compressive loading ratios (Nx/Ny) on critical buckling load are investigated. In order to see the effect of discrete increments of fiber orientation angle on critical buckling load, 1°, 5°, 15°, 30° and 45° fiber angle increments are also considered. The results show that (i) the proposed algorithms DE and SA exhibit comparable performance in terms of critical buckling load when compared Genetic algorithm (GA) and Generalized pattern search algorithm (GPSA), (ii) DE and SA find distinct stacking sequence configurations in terms of buckling load for the same laminated structure design problems.Article Thrips parazitoiti Ceranisus (Hymenoptera: Eulophidae) cinsinin morfolojik yapı ve 28S D2 rDNA temelinde Türkiye’deki güncel taksonomik durumları(Türkiye Entomoloji Derneği, 2010) Doğanlar, Oğuzhan; Doğanlar, Mikdat; Frary, AnneÇalışma ile Mayıs 2006 ile Mayıs 2007 tarihleri arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda bulunan Ceranisus (Hymenoptera: Eulophidae) cinsi ve benzer diğer cinslerin genetik analizleri yapılarak, bu verilerin diğer thrips parazitoitlerinin morfolojik yapılarıyla mukayese edilip, türlerin kesin teşhislerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Hatay, Gaziantep, Adıyaman ve Şanlıurfa’da 38 farklı noktada örnekleme yapılmış ve 20 örnekleme noktasında toplam 143 adet (30 erkek; 113 dişi) Ceranisus cinsine giren tür toplanmıştır. Populasyon morfolojik özelliklerine göre 13 farklı gruba ayrılmıştır. Bu türlerin filogenetik ilişkileri DNA dizileri kullanılarak verilmiştir. Toplam 15 tür 28S D2 ribosomal DNA bölgesi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda morfolojik olarak ayrılan 13 farklı tür grubundan 3 tanesinin genetik olarak farklı olduğu görülmüştür. Diğer türlerden ise 4 adetinin C. nr. lepidotus grubu oluşturdukları, 5 adet C. nr. bozovaensis’in ise kendi aralarında 2 farklı grup oluşturdukları belirlenmiştir. Sonuç olarak 3 adet yeni Ceranisus türü, bunun haricinde 3 adet farklı türü oluşturabilecek popülasyon genetik olarak belirlenmiştir.Article Citation - Scopus: 2Mısır, Etrüsk, Roma: Piranesi ve Bir On Sekizinci Yüzyıl Tartışması(Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 2008) Ek, Fatma İpek; Şengel, DenizOne crucial debate that resonated in eighteenth-century Europe concerned the origins of European architecture whose effects continue to inform present-day notions of the same. Numerous important eighteenth-century works were produced in the context of emergence of the discipline of architectural history. In this architectural, historical, and archaeological framework, Venetian architect and scholar Giovanni Battista Piranesi (1720- 1778) played an important role by his visual and literary works as well as original approach to history. Piranesi developed a history of architecture that was not based on the East/West division and the separation of continents. In opposition to writers like Winckelmann who rooted the origin of Roman architecture in the Greek, he claimed that Roman architecture derived from the Etruscan which found its roots in Egypt. Discussion of roots depended on the eighteenth century on aesthetical theory interpreting Grecian architecture as ‘beautiful’ and Roman -thus Egyptian- as ‘sublime’. It was in this lively intellectual environment that Piranesi searched the origins of Roman -and thus the whole Europeanarchitecture. His works were, however, misinterpreted as being Orientalist by contemporary scholars following Said.Article Citation - WoS: 8Citation - Scopus: 9Çelik Fiber Katkılı Etriyesiz Betonarme Kirişlerin Davranışı(Gazi Üniversitesi, 2017) Saatçi, Selçuk; Batarlar, BaturaySunulan çalışmada çelik fiber katkısının farklı boyuna donatı oranlarına sahip etriyesiz betonarme kirişlerineğilme davranışına olan etkileri deneysel ve analitik olarak incelenmiştir. Yapılan deneysel çalışmada düşükve yüksek boyuna donatı oranına sahip iki grup kiriş imal edilmiştir. Her bir gruptaki kirişlerhacimce %0, %0,5, %1,0 ve %1,5 çelik fiber oranına sahip olup toplam sekiz kiriş açıklık ortasına uygulananyük altında test edilmiştir. Düşük boyuna donatı oranına sahip kirişlerde çelik fiber katkısı eğilme kapasitesini %50'ye yakın oranlarda arttırmış, ancak deformasyonların tek bir çatlakta toplanması sebebiyleboyuna donatıda kopmaya yol açarak çelik fiber katkısız kirişe göre daha az yerdeğiştirme yapmasına sebepolmuştur. Yüksek boyuna donatı oranına sahip kirişlerde ise çelik fiber katkısı etriye görevi görerek çelikfiber katkısı olmaması durumunda gevrek eğik çekme göçmesi gösteren kirişlerin sünek eğilme göçmesigöstermelerini sağlamıştır. Her iki grupta çelik fiber oranının arttırılması çatlak dağılımını etkilemeklebirlikte davranışta önemli bir farklılığa yol açmamıştır. Kirişler analitik yöntemlerle modellendiğindeliteratürde yaygın kullanılan ve çatlakta çelik fiberlerin taşıdığı çekme gerilmesini sabit kabul edenyaklaşımın güvenli tarafta olmakla birlikte eğilme kapasitesinin olduğundan düşük hesaplanmasına yolaçtığı, çekme gerilmelerini çatlak genişliği ile ilişkilendiren daha hassas modellerin daha iyi sonuçverebilecekleri görülmüştürArticle Citation - WoS: 5Citation - Scopus: 6Sanal Elektrik Makinaları Laboratuarı: Senkron Jeneratör Deneyleri(Gazi Üniversitesi, 2010) Bekiroğlu, Erdal; Bayrak, AlperBu çalışmada, senkron jeneratör deneylerinin bilgisayar ortamında yapılabilmesini sağlayan sanal bir elektrik makinaları laboratuar aracı geliştirilmiştir. Geliştirilen araç ile senkron jeneratörlere ait boş çalışma, kısa devre, yüklü çalışma ve paralel bağlama deneyleri yapılmaktadır. Her deney için ayrı bir deney sayfası açılarak, deneyin yapılışı, bağlantı şeması, tablo ve grafikler gösterilmektedir. C#.NET platformu kullanılarak geliştirilen sanal laboratuar aracı kullanıcı dostu olarak tasarlanmıştır. Benzetim çalışmaları için jeneratörün modeli ve pratik deneylerden yararlanılmıştır. Geliştirilen sanal laboratuar aracı, konu ile ilgili eğitim alan öğrencilerin senkron jeneratörleri daha iyi kavramasına yardımcı olacak, gerekli laboratuar donanımlarının kurulmadığı birimlerde öğrencilere bilgisayar ortamında deneyleri yapma olanağı sağlayacaktır.Article Modern ve Skolastik: Ruskin'in İncelenmemiş Bir Önsözü(Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 2006) Şengel, DenizIn the brief Preface to the second edition of The Seven Lamps of Architecture published in 1855, John Ruskin identified four kinds of admiration viewers might feel regarding an architectural work: Sentimental Admiration, Proud Admiration, Workmanly Admiration, Artistical or Rational Admiration. Unexplored by Ruskin critics, the Preface poses significant interpretive problems: neither the Preface nor the elaboration of the fourfold typology contained in it bears reference to the content of The Seven Lamps which had first appeared in 1849. The key lies in the Preface's explicit and implicit references to The Stones of Venice which Ruskin had published in 1853 and to the latter work's all-important middle chapter entitled "The Nature of Gothic." Read in conjunction with "The Nature of Gothic," the 1855 Preface emerges as a belated gloss to The Stones, witnessed above all in the coalescence of the complementary notions of production and reading of the Gothic in both articles. "The Nature of Gothic" further offers the clue to the source of the fourfold typology and to Ruskin's employment of the term admiration by identifying the reading of architectural works with textual reading, viz. the reading of Gothic cathedrals with the reading of epic poetry. The representation of Gothic cathedrals and the reference to Dante offer certain proof that Ruskin found the prototype of the fourfold typology and admiration in the Scholastic elaboration on the four levels of Biblical exegesis and on admiratio as, again, a mode of reading the Bible and viewing religious painting. In fact, Ruskin's treatment of the fourfold typology and admiration follows as it were in verbatim fashion the description of Dante's adaptation of the Biblical modes to the reading of his Divine Comedy in the "Epistle to Can Grande" as well as Dante's sources in Aristotle, Aquinas, and Bonaventure. Ruskin's radical reduction, found much puzzling by critics today, of the value of architecture to the value of the painting and sculpture contained in an edifice underscores the medieval conception of admiratio that had particularly flourished in the era of Gothic architecture. Not only will these findings compel us further to revise our notion of Ruskin's stance toward the Evangelical Protestantism of his day as well as add to the demonstration of the author's commitment to Gothic architecture, but they equally call for re-investigating Ruskin as a major force in the assimilation of architecture into the then-burgeoning discipline of art history.
