TR Dizin İndeksli Yayınlar / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/7149

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 721
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 1
    Çelik Fiber Katkısının Farklı Boyuna Donatı Oranına Sahip Betonarme Döşemelerin Zımbalama Davranışı Üzerinde Etkileri
    (2019) Saatci, Selcuk; Yasayanlar, Suleyman; Yasayanlar, Yonca; Batarlar, Baturay
    Sunulan çalışmada her iki yönde birbirine dik 0,004 (D1 serisi) ve 0,002 (D2 serisi) oranında boyuna donatıiçeren 2150x2150x150 mm boyutlarında iki grup betonarme döşeme, hacimce %0, %0,5, %1 ve %1,5oranında çelik fiber katkısı içeren beton karışımlarıyla dökülmüştür. Üretilen toplam sekiz döşeme ortanoktalarından statik yük altında test edilmişlerdir. Çelik fiber katkısı olmayan numunelerde yüksek boyunadonatı oranına sahip döşeme boyuna donatısında akma gerçekleşmeden gevrek bir şekilde zımbalamagöçmesi oluşurken düşük boyuna donatı oranına sahip döşeme zımbalama gerçekleşmeden önce çok dahasünek bir davranış göstermiştir. Çelik fiber katkısı her iki boyuna donatı oranında da iki kata varan oranlardazımbalama dayanımı artışlarına sebep olmuştur. Ancak D1 serisi döşemelerde çelik fiber katkısı maksimumyer değiştirmeleri önemli ölçüde arttırırken D2 serisinde maksimum yer değiştirmelerde önemli bir farkoluşmamış, bu döşemelerin yer değiştirmesi boyuna donatının akması tarafından kontrol edilmiştir. Çelikfiber katkısı oranının arttırılması D1 serisi döşemelerde dayanımın ve maksimum yer değiştirmelerinartmasına sebep olurken, D2 serisi döşemelerde %1'in üstü çelik fiber katkı oranları davranışta önemli birfark oluşturmamıştır. Yapılan deneyler Kritik Kesme Çatlağı Teorisi kullanılarak analitik olarakmodellenmiş ve bu tip modelleme ile ilgili bazı iyileştirmeler önerilmiştir.
  • Article
    Mimari Tasarım Sürecinde Kapsayıcı Sanal Gerçeklik Kullanımının Araştırılması
    (2025) Keskin, Yeliz; Kurpınar, Gönenç; Çevik, Aslıhan
    Bu çalışma, kapsayıcı sanal gerçeklik (iVR) teknolojisinin mimari tasarım sürecindeki rolünü ve mimari projelerin mimari hizmet alan kişilere yönelik sunumundaki etkisini değerlendirmeyi amaçlayan bir ön çalışmadır. Kapsayıcı sanal gerçeklik teknolojisi (iVR), kullanıcıların üç boyutlu sanal ortamlarda mekânsal algı ve etkileşim kapasitelerini artırarak mimari tasarım ve temsil süreçlerine yenilikler sunmaktadır. Araştırmada, kapsayıcı sanal gerçeklik teknolojisinin (iVR) mimari tasarımcılar ve mimari hizmet alan kişiler (müşteriler) üzerindeki etkisi iki ana yöntemle incelenmiştir. Bu yöntemler, altı adet tasarımcı ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve sekiz müşteriyle gerçekleştirilen anket çalışmalarıdır. Bu kapsamda, çalışma hem profesyonel tasarım sürecindeki hem de müşteri sunumlarındaki deneyimleri kapsamlı bir şekilde değerlendirmeyi hedeflemiştir. Araştırmanın temel amacı, iVR’nin mekânsal algı, tasarım süreçlerine etkisi ve müşteri memnuniyeti üzerindeki potansiyelini ortaya koymaktır. Araştırma bulgularının sonucu, iVR’nin özellikle tasarımcılar için tasarım doğrulama sürecinde güçlü bir araç olduğunu göstermektedir. Mimarlar, iVR’yi mesafe ve ölçülerin test edilmesi, malzeme kullanımının değerlendirilmesi ve iç mekân düzenlemelerinin doğrulanması açısından etkili bulmuştur. Çalışmada müşterilerin, iVR’nin sunduğu yüksek “buradalık” hissi sayesinde, projeleri daha iyi anladıkları ve değerlendikleri ortaya konmuştur. Müşteriler, iVR kullanımı sayesinde projenin sunduğu mekânsal deneyimi daha somut bir şekilde hissedebilmiştir. Bununla birlikte, iVR’nin plan şeması gibi daha üst ölçek sayılabilecek tasarım kararlarında sınırlı bir araç olduğı, alan yazını takiben, tekrar ortaya konmuştur. Bu durum, iVR’nin geleneksel temsil araçlarıyla birlikte kullanıldığında (diğer-merkezli bakış açısı sunan plan çizimleri ve kesit çizimleri gibi) daha etkili olabileceğini göstermektedir.
  • Article
    A Cross-Domain Systematic Review on Guest Speakers in Higher Education: Reconsidering the Role of "outsiders" in Architecture Education
    (Yildiz Technical Univ, Fac Architecture, 2024) Kasali, Altug; Akış, Tonguç; Abdel-aziz, Dania
    Guest speaker events, as a form of instructional strategy in higher education settings, has long been recognized as a valid pedagogical method, whereas the factors that either promote or hinder the efficacy of this strategy in architecture education has not been extensively investigated. Accordingly, this paper presents a cross-domain literature review on the topic. The findings of the review have led to a discussion on guest speakers in design studios as an effective manifestation of inquiry-based learning (IBL). By searching 8 databases using the PICO framework, a systematic literature review was conducted to an in-depth examination of 35 articles across 25 domains in higher education, followed by a thematic analysis considering Braun and Clarke’s approach. The interpretive analysis yielded six themes: (1) bridging academia and practice, (2) speaker selection, (3) event planning, (4) content and format, (5) interaction mode, and (6) students’ preferences. While incorporating guest speakers can enhance student engagement, critical thinking, and networking, successful implementation hinges on addressing several factors such as the role of instructors’ guidance and tailoring topics and guest speakers’ selection with students' levels. Students' engagement with guest speakers in exploring content, issues, real-world perspectives and questions aligns with experiential learning and IBL principles. The study underscores the need for additional research in architecture education to understand students’ and instructors’ perceptions, concerning the role of guest speakers particularly on issues like contributions to learning, influence on design approaches and the implications for developing collaborative pedagogical practices.
  • Article
    Kentlerin Depreme Dirençliliğinin Bina Bazlı Bölgesel Risk Dağılımı Yöntemi İle İncelenmesi: İzmit Kenti Örneği
    (Afet ve Acil Durum Yonetimi Baskanligi, 2024) Kurt, Deniz Gerçek; Guven, Ismaıl Talıh; Erdogan, Hakan
    Türkiye, yıkıcı deprem üretme potansiyeli yüksek fay hatlarının yer aldığı bir bölgede konumlanmaktadır. Tarih boyunca, Anadolu yarımadasında meydana gelen depremler büyük can ve mal kayıplarına sebep olmuştur. Bu bağlamda, nüfusun ve sanayileşmenin çok yoğun olduğu Marmara Bölgesinde deprem risk değerlendirme çalışmalarının yoğunlaşması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, 6306 sayılı \"Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun\" kapsamında tanımlanan binaların bölgesel deprem riski dağılımının belirlenmesi için riskli yapıların tespitine ilişkin esaslar başlığı altında öngörülen basitleştirilmiş yöntemler kullanılarak Kocaeli ili İzmit ilçesinde bulunan 19940 bina incelenmiştir. Söz konusu yöntem, hızlı sokak taraması prensiplerini dikkate alarak bölgesel deprem risk önceliklendirmesini hedeflemektedir. Saha incelemelerinden elde edilen sonuçlar, nüfus yoğunluğu ve dağılımı, acil toplanma alanı dağılımı, toplam yapı alanı gibi parametrelerle beraber değerlendirilerek İzmit ilçesinde deprem risk öncelikli bölgelerin belirlenmesine çalışılmıştır.
  • Article
    Citation - Scopus: 3
    University Librarians’ Perceptions of Artificial Intelligence, Its Application Areas in Libraries, and The Future
    (University and Research Librarians Association (UNAK), 2024) Gürdal, Gültekin; Çuhadar, Sami; Mert, Selma; Gezer, Çağatay; Helvacıoğlu, Ece; Arus, Oya; Aslan, Özlem; Karslı, Melahat; Sönmez, Çiğdem; Taş, Ali; Açıkalın, Cansu; Mazlumoğlu, Ayça Aydemir; Erken, Mehmet; Yılmaz, Müberra; Çerkez, Özlem Araz; Uğur, Emrullah; Menemenlioğlu, Alper; Şenoğlu, Aysel; Atlı, Songül; Cuhadar, Sami; Gurdal, Gultekin; Erken, Mehmet; Mert, Selma; Gezer, Cagatay; Helvacıoğlu, Ece; Atli, Songül
    Günümüzde kütüphaneler, değişen teknoloji ve yeniliklerden etkilenen kurumlar arasında yer almaktadır. Yapay zeka teknolojilerinin popüler hale gelmesi, kütüphane hizmetlerini de dönüştürmeye başlamıştır. Bu araştırmada, Türkiye’deki üniversite kütüphanelerinin yapay zeka teknoloji ve uygulamalarının gelişim sürecinde yapmış olduğu ve yapmayı planladığı düzenlemeleri tespit etmek ve ilgili döneme özel geliştirdikleri hizmetleri belirlemek amacıyla bir anket uygulanmıştır. Anket, Türkiye’deki 208 üniversite kütüphanesinden 111 üniversite kütüphanesi yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi ile üniversite kütüphanelerinin yapay zeka teknolojileri ve uygulamaları hakkındaki durumu, bilgi ve farkındalık düzeyleri belirlenmiş, eksik ve zayıf yönlerin geliştirilmesine yönelik önlemler ve öneriler sunulmuştur. İlgili araştırma, yapay zeka konusunda Türkiye’de üniversite kütüphanesi yöneticilerinden görüş ve öneri alarak gerçekleştirilen ilk ve en kapsamlı çalışmadır. Araştırma bulguları, üniversite kütüphanelerinin ChatGPT, Gemini, Grammarly vb. yapay zeka uygulamalarını belirli düzeyde kullandıklarını ancak yapay zeka ile ilgili kurumsal politika geliştirme, personele yetkinlik kazandırma ve planlama konularında ihtiyaçlarının olduğu ortaya çıkmıştır.
  • Article
    Türkiye’de İmalat Sanayi Coğrafi Yoğunlaşması ve Değişimi
    (2024) Elburz, Zeynep
    Sanayi coğrafyası, bölgesel ekonomilerin işleyiş ve içeriklerini anlamada ve özellikle son dönemde sürdürülebilir kalkınma politikaları oluşturmada önemli bir role sahiptir. 2000 sonrası gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sanayinin yer seçiminde görülen değişimler konuya olan ilgiyi artırmaktadır. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde 2008 krizi sonrasında sanayisizleşmenin etkilerinin azaldığı ve bazı bölgelerde yeniden sanayileşmenin görüldüğü belirlenmiştir. Bu çalışmada Türkiye’deki imalat sanayinin dağılımı ve bu dağılım son yıllardaki değişimini ele almaktadır. Bu çalışmada 2014-2022 yılları arasında SGK ve TÜİK’den elde edilen imalat sanayi istihdamı ve imalat sanayinin GSYİH içindeki payı verileri kullanılmıştır. İlk aşamada Location Quotient (LQ) analizi kullanılarak imalat sanayinin genel durumu ve dağılımı tespit edilmiş böylece kazanan/kaybeden, güçlenen/zayıflayan bölgeler belirlenmiştir. Ardından Shift-Share analizi uygulanarak bölgelerdeki rekabet gücü ve dağılımı (Bölgesel Değişim) incelenmiştir. Son aşamada ise mekansal otokorelasyonun varlığı düşünülerek mekansal istatistik yöntemleri tercih edilmiştir. Moran’s I ve LISA kümelenme haritaları ile sanayi kümeleri ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar ile Türkiye sanayi coğrafyasında yapısal bir dönüşüm gerçekleşip gerçekleşmediği ve bunun bölgesel etkilerinin neler olduğunun ortaya çıkması hedeflenmektedir.
  • Publication
    Ankilozan Spondilit'in Moleküler ve İmmün Patogenezinin İncelenmesi
    (2024) Atagündüz, Mehmet Pamir; Yalçın, Talat; Erzik, Can; Akçapınar, Günseli Bayram; Dilek, Yunus Emre; Özkaya, Şeyma Çolakoğlu; Gülmez, Merve
    Kronik inflamatuvar ve otoimmün bir eklem hastalığı olan Ankilozan Spondilit (AS), özellikle genç erkeklerde görülen ve omurgayı etkileyen, sakroileit ve bambu omurga gibi belirgin lezyonlara yol açabilen bir durumdur. Hastalığın patofizyolojisi tam olarak anlaşılamamış olmasına rağmen, genetik faktörlerin, özellikle HLA-B27 genetik varyantının, büyük bir rol oynadığı bilinmektedir. Bu çalışmada, hastalarda HLA-B27 genotipinin, ERAP1 ve ERAP2 haplotiplerinin ve bu ikisinin ortak oluşturduğu HLA-B ile sunulan immünopeptidom profilinin, AS'nin gelişimindeki rollerinin daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Çalışmada ERAP1 ve ERAP2 haplotiplerinin ankilozan spondilit (AS) hastalarındaki dağılımı türk popülasyonunda 200 hastalık seride gösterilmiş ve sağlıklı bireylerdeki dağılım ile kıyaslanmıştır. Hasta ve kontrol dağılımları farklılık göstermezken, literatürde AS için risk olarak tanımlanmamış olan haplotip-8 (Hap8) çalışmada hasta popülasyonunda en sık rastlanan haplotip olarak bulunmuştur. As hastalığıyla ilk ilişkilendirilmiş genotip olan HLA-B27 aleli için hasta ve kontrol gruplarında tiplendirme yapılmıştır. Hastalardaki sıklığı %85-90 rapor edilen HLA-B27 pozitifliği, çalışılan grupta %62 olarak bulunmuştur. Bununla birlikte HLA-B27 için negatif olan ancak As için risk aleli olan diğer alellerin oranı %18 olarak tespit edilmiştir. İlk belirlenen hasta grubunun içinden ERAP haplotipleri, HLA-B27 genotipleri ve klinik seyir özelliklerine göre seçilen ikinci hasta grubunda, MHC-I ile hücre yüzeyinde sunulan peptid havuzu saptanmış ve veritabanlarında taranmıştır. Bakteri, virüs ve fungus peptidleriyle dizi benzerliklerine ve immünojenite veritabanı skorlarına dayanılarak immünojenik/artritojenik olarak moleküler kenetlenme (docking) çalışmaları için aday peptidler tanımlanmıştır. Bu veriler ışığında peptidlerin kenetlenme çalışmalarının ayrıntılandırılması sonrası ERAP haplotipleri-HLA-B alt-tipleri- immünojenik aday peptid ilişkisinin kurulması ve in vitro immünojenite çalışması aday peptidlerinin belirlenmesi hedeflenecektir.
  • Publication
    Meme Kanseri Hücre Hatlarından Salgılanan Faktörlerin Pre-metastatik Nişteki Rollerinin Mikroakışkan Çiplerle In Vitro Araştırılması
    (2022) Özuysal, Özden Yalçın; Okvur, Devrim Pesen; Yöndem, Eyüp; Kısım, Aslı; Tosunoğlu, Perge Bilgesu
    Kansere bağlı ölümlerin en önemli sebebi metastazdır. Primer tümörden çok sayıda hücre ayrılsa da bunların çok azı metastaz oluşturabilmektedir. Primer tümörler uzak doku mikro çevresini etkileyerek moleküler ve hücresel düzeyde farklılaştırmaktadır. Metastaz riskini etkileyen bu özel mikro çevrelere pre-metastatik niş adı verilir. Primer tümör, salgıladığı faktörler ve mikro veziküller aracılığıyla pre-metastatik niş oluşumunu kontrol eder. Farklı tümörlerin farklı pre-metastatik nişleri nasıl etkilediği ve bunun metastatik hücreler üzerindeki etkisi tam olarak bilinmemektir. Bu projede, mikroakışkan çiplerde pre-metastatik nişlerin modellenmesi ve kanser hücrelerinin davranışı üzerine etkilerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Primer tümörden salgılanan faktör ve vezikülleri modellemek için dört farklı meme hücre hattından (MDA MB 231, SKBR3, MCF7 ve MCF10A) koşullu besiyerleri toplanmıştır. Ardından, normal kemik (hFOB), karaciğer (THLE-2) ve akciğer (WI38) hücre hatları matrigel içerisinde koşullu besiyerleri ile muamele edilerek pre-metastatik niş ortamları modellenmiş ve metastatik MDA MB 231 ve SKBR3 hücreleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. İnvazyon, hem kullanılan koşullu besiyer kaynaklarına hem de hedef doku hücrelerine bağlı olarak değişmiştir. Kemik modellerinin tümü iki kanser hücresinin de invazyonunu inhibe etmekte iken, akciğer ve karaciğer modellerinde SKBR3 koşullu besiyeri invazyonu inhibe edici, buna karşın MCF7 ve MCF10A koşullu besiyerleri tetikleyici olmuştur. Ekstravazasyonda ise MDA MB 231 koşullu besiyeri ile oluşturulan modele daha çok hücre geçişi olmuştur. PI3K, AKT ve FAK aktivasyonlarında invazyon ve ekstravazasyon sonuçları ile ilişkili bir fark gözlenmemiştir. Son olarak, RNA dizileme analizlerinin tamamlanmasıyla, invazyonu inhibe ve aktive edici genlerin hedef doku bazında ortaya konması beklenmektedir. Proje sonunda, pre-metastatik niş çalışmaları için mikroakışkan çipler kullanılarak in vitro bir model oluşturulmuş, farklı modellerin meme kanseri hücrelerinin invazyonu ve ekstravazasyonu üzerindeki etkileri incelenmiş ve fenotiple ilişkili genlerin ortaya çıkarılması amacıyla mRNA dizileme analizleri için cDNA kütüphaneleri oluşturulmuştur. Projeden elde edilen verilerin yayına dönüştürülmesi, ve moleküler mekanizmaların anlaşılmasına ve farklı kanser türlerinde pre-metastatik nişlerin incelenmesine yönelik yeni projeler geliştirilmesi hedeflenmektedir.
  • Article
    KOCAELİ İZMİT İLÇESİ’NDE PARTİKÜL MADDE (PM2.5) KONSANTRASYON SEVİYELERİ, MEKÂNSAL VE MEVSİMSEL DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2021) Öztürk, Süheyla; Gerçek, Deniz; Güven, İsmail Talih; Gaga, Eftade O.; Üzmez, Özlem Özden; Civan, Mihriban
    İzmit İlçesi’nde yaz (Temmuz 2018 - Eylül 2018) ve kış mevsimlerinde (Kasım 2018 - Ocak 2019) yüksek hacimli örnekleyici kullanılarak partikül madde (PM2.5) derişimleri ölçülmüştür. Mekânsal dağılımdaki farklılığı belirlemek için 14 noktada numune toplanmıştır. PM2.5 numuneleri, 24 saat boyunca 1,13 m3/dk bir akış hızında kuvars filtre kağıdı kullanılarak toplanmıştır. 14 örnekleme noktası için yaz ve kış mevsimleri ortalama PM2.5 konsantrasyonu sırasıyla 22,11 ± 4,30 µg/m3 ve 45,44 ± 18,71 µg/m3 olarak ölçülmüştür. PM2.5 en yüksek ve en düşük konsantrasyonlarına kış aylarında rastlanmıştır. Kış aylarında Sepetçiler, Yeşilova, 28 Haziran, Kabaoğlu örnekleme alanlarında ölçülen konsantrasyonların yaz aylarında ölçülen konsantrasyonlardan düşük olduğu belirlenmiştir. Mekânsal dağılıma göre 28 Haziran Mahallesi’nde en düşük kirlilik gözlemlenirken, Cedit Mahallesi’nde ve Sanayi Mahallesi’nde en yüksek kirlilik gözlemlenmiştir. Bu bölgelerin, kentsel ve trafik kaynaklı diğer bölgelere göre farklı kirlilik kaynaklarından etkilendiği belirlenmiştir. K/Y oranı 28 Haziran Mahallesi, Yeşilova Mahallesi ve Sepetçiler Mahallesi’nde toprak kaynağı nedeniyle 1‘in altında, Kabaoğlu Mahallesi’nde 1 ve diğer örnekleme alanlarında ısıtma amaçlı fosil yakıt kullanımına bağlı 1’in üzerinde olduğu belirlenmiştir.
  • Article
    Sedde Altında Taşkın Kaynaklı Sızmanın Nümerik Modellenmesi
    (2021) Pulat, Hasan Fırat; Semerci, Aykut; Tayfur, Gökmen
    Taşkın, mühendislik hidrolojisinin en karmaşık sorunlarını meydana getirir ve aşırı taşkın, kentsel alanlar, altyapı, sanayi ve tarım için hayati riskleri içerir. Bu makalenin amacı, Filyos Nehri seddesi üzerinde taşkınların neden olduğu düzensiz akışı incelemektir. Analizlerde sonlu elemanlar yöntemine dayalı sayısal modelleme yapılmıştır. Plaxis 2D'ye bir eklenti modülü olan PlaxFlow, program dahilindeki çeşitli ilgi noktalarında sızıntının zaman değişimi analizi için kullanılır. Seddenin çeşitli ilgi noktalarında çıkış hızı, hidrolik eğim ve doygunluk derecesi incelenmiştir. Ayrıca Filyos seddesinin altındaki farklı zemin türleri için su sızıntısı da incelenmiştir. Borulama meydana geldiğinde ve oluşan kum kaynamasında meydana gelen düzensiz akış analizlerinin sonuçları farklı zemin tipleri için sunulmuştur.