Chemical Engineering / Kimya Mühendisliği

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/14

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Research Project
    Tuzla (Çanakkale) jeotermalinin bölgedeki akifere toprağa ve suya etkilerinin araştırılması
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2005) Baba, Alper; Özcan, Hasan; Yılmaz, Selahattin; Kavdır, Yasemin; Deniz, Ozan; Yiğini, Yusuf; Yılmaz, Sevinç; Baba, Barış
    Türkiye'nin sıcaklık bakımından üçüncü önemli sahası durumunda olan Tuzla jeotermal sahasındaki akışkanın yöredeki toprağa ve suya olan etkileri irdelenmiştir. Soğuk ve sıcak su kaynaklarının özelliklerini ve birbirleri ile olan ilişkilerini belirlemek amacıyla Ağustos 2003, alık 2003, Mart 2004 ve Haziran 2004 tarihlerinde su numuneleri alınmıştır. Bu su -numunelerinden major anyon, katyon, ağır metal ve çevresel izotop (18O, 2H, 3H) analizleri yapılmıştır. Ayrıca 0-30; 30-60; 60-90; 90-120 cm derinliklerinde ise toprak numunelerinde ise bazı fizikokimyasal özellikler, ağır metal ve radyoaktivite çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sıcak sular, denizel kökenli evaporıtik yataklardan çözünerek gelen sular olup, tatlı sular ile karışım göstermektedir. Sahadaki tüm sular meteorik kökenli olup, tatlı yeraltı suları ile connate (hapis) tuzlu suyun karışımından ibarettir. Sahasının güneydoğusundan gelen EC'si düşük (600-800 micromho/cm) yeraltı sularının jeotermal sular etkisi ile EC'sinin (1400-3200 micromho/cm) yükseldiği görülmektedir. Nitekim CaHCCVlü sular fasiyesinde yer alan yeraltı suları sıcaksularm etkisi ise CaCVlı sulara geçiş göstermektedir. Proje sahasındaki jeotermal suların Tuzla tatlı yeraltı suyu akiferine olan olumsuz etkileri iki şekilde olmaktadır: a) Jeotermal suların yeraltı sularına mevsimlik etkisi, ki buna dolaylı etki denebilir: kurak dönemde yüzeyde biriken tuz ve ağır metal bileşimlerinin, kışın yağışlar vasıtası ile yeraltına süzülmesi, b) Sahada çıkan yüksek basınca sahip jeotermal suların yukarıya doğru dikey çatlak, kırık veya faylar vasıtası ile yükselimi, yani genel anlamda yeraltı suyuna etkisi. Jeotermal suların yukarıda belirtilen her iki etkisinden ötürü yeraltı suyunun duraylı izotop değerleri beklenilenden daha pozitif değerlerdedir. Genel olarak, inceleme alanındaki sıcak suların da yukarıya doğru çıkarken soğuk yeraltı suyu akiferine karışımından ötürü 518O ve 6D değerlerinde bir azalma da söz konusu olmuştur.
  • Article
    Citation - WoS: 40
    Citation - Scopus: 47
    Boron in Geothermal Energy: Sources, Environmental Impacts, and Management in Geothermal Fluid
    (Elsevier, 2022) Mott, A.; Baba, Alper; Hadi Mosleh, Mojgan; Ökten, Hatice Eser; Babaei, Masoud; Gören, Ayşegül Yağmur; Feng, C.; Recepoğlu, Yaşar Kemal; Uzelli, Taygun; Uytun, Hüseyin; Morata, Diego; Yüksel Özşen, Aslı
    The problem of hazardous chemicals in geothermal fluid is a critical environmental concern in geothermal energy developments. Boron is among the hazardous contaminants reported to be present at high concentrations in geothermal fluids in various countries. Poor management and inadequate treatment of geothermal fluids can release excessive boron to the environment that has toxic effects on plants, humans, and animals. Despite the importance of boron management in geothermal fluid, limited and fragmented resources exist that provide a comprehensive understanding of its sources, transport and fate, and the treatment strategies in geothermal energy context. This paper presents the first critical review from a systematic and comprehensive review on different aspects of boron in geothermal fluid including its generation, sources, toxicity, ranges and the management approaches and treatment technologies. Our research highlights the origin of boron in geothermal water to be mainly from historical water-rock interactions and magmatic intrusion. Excessive concentrations of boron in geothermal fluids have been reported (over 500 mg/L in some case studies). Our review indicated that possible boron contamination in geothermal sites are mostly due to flawed construction of production/re-injection wells and uncontrolled discharge of geothermal water to surface water. The dominancy of non-ionic H3BO3 species makes the selection of the suitable treatment method for geothermal waters limited. Combining boron selective resins and membrane technologies, hybrid systems have provided effluents suitable for irrigation. However, their high energy consumption and course structure of boron selective resins encourage further research to develop cost-effective and environmentally friendly alternatives.