Chemical Engineering / Kimya Mühendisliği
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/14
Browse
6 results
Search Results
Publication Meşe Ağacı Artıklarının Hidrotermal Sıvılaştırma ile Biyoyağ Eldesi için Değerlendirilmesi(2023) Yüksel Özşen, AslıYenilenemez bir enerji kaynağı olan fosil yakıtların önümüzdeki yıllarda tamamen tükenecek olması ve halihazırda kullanılırken çevreye verdikleri zararlar dünya genelinde artan enerji ihtiyacıyla da birleşince alternatif enerji üretim yollarının aranmasına başlanmıştır. Biyokütlelerin çeşitli işlem sonucunda gelecekte fosil yakıtların yerini alabilecek ucuz ve çevreci bir alternatif yakıt olan biyoyağa dönüştürülebilmesi son yıllarda literatürde de sıkça çalışılan bir konudur. Farklı katalizör ve solvent kullanımına olanak sağlayan sıvılaştırma işlemi, termokimyasal dönüşümle biyokütleden biyoyağ elde etme yollarından biridir. Özellikle lignoselülozik biyokütleler yüksek selüloz ve hemiselüloz oranlarından ötürü sıvılaştırma işlemi için büyük önem taşımaktadır. Türkiye?nin ormanlık alan ve ormancılık faaliyetleri açısından zengin bir altyapıya sahip olması aynı zamanda değerlendirilmeyen orman atıklarının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu bağlamda, önerilen çalışmada Türkiye?deki ormanlık alanların neredeyse 30%?nu kapsayan meşe ağacı atıklarından farklı solventlerle (su, ethanol, 1-bütanol, 1-hekzanol ve 1,4 dioksan) biyoyağ üretilmesi amaçlanmıştır. Deneyler 210, 240 ve 270 ºC?de 1 ve 2 saatlik süreyle gerçekleştirilmiş ve 1,4 dioksan ile 1 saat 270 ºC?de 53% biyoyağ verimi elde edilmiştir. Aynı zamanda yine aynı koşullar su kullanılarak maksimum değer olan 35 MJ/kg ısıl değerli 25% verimle biyoyağ üretimi başarıyla sağlanmıştır.Research Project Sensör uygulamaları için polimerik filmlerin nano tanecikler ile fonksiyonlandırılması(2020) Ebil, ÖzgençFonksiyonel polimerik kaplamalar son zamanlarda, ayarlanabilir kimyasal ve optik özellikleri ve düsük sıcaklıklarda islenebilirlikleri nedeniyle inorganik benzerlerine düsük maliyetli alternatifler olarak sensör uygulamalarında büyük ilgi görmüslerdir. Fonksiyonel polimerik kaplamalar için literatürde çesitli geleneksel ıslak islemler (çözücü içeren) ve buhar fazı islemleri kullanılmıstır. Islak islemler malzeme uyumsuzlugu, ıslak islem kirlilikleri vb. gibi uygulamalarını kısıtlayan durumlardan zarar görmektedir. Bir kimyasal buhar biriktirme yöntemi olarak, baslatılmıs kimyasal buhar biriktirme (iCVD), nihai film özelliklerinin iyi kontrol edilmesini saglayan düsük sıcaklık ve daha düsük maliyet seçenegi sunmaktadır. Bu çalısmada yapısında farklı islevlere dönüstürülebilen asılı epoksi grubu içeren poli(glisidil metakrilat) pGMA temel polimerik malzeme olarak seçilmistir. Aminler, epoksitlerin sudaki nükleofilik halka açma reaksiyonlarında oldukça etkilidir. Bu nedenle, poli(dietilaminoetil metakrilat) pDEAEMA, amin grubu kaynagı olarak seçilmistir. Bu çalısmanın temel amacı, biyolojik ve kimyasal sensör uygulamaları için, iCVD ile üretilmis pGMA ve pDEAEMA kopolimer filmlerine seçilmis kuantum nokta vb. floresan nanoparçacıkların baglanmasını saglayan polimerizasyon öncesi ve sonrası yöntemlerin ve epoksi halka açma reaksiyonlarının uygulanabilirligini arastırmaktır. Bu çalısmada yapılan tüm karakterizasyon sonuçlarına göre, yüzey ve floresan nanoparçacıklar arasında daha fazla etkilesim saglandıgından, farklı sensör uygulamalarında kullanılması için alifatik amin ile fonksiyonellestirilmis p(GMA-ko-DEAEMA) kopolimer kaplamaların etkili ve uygun oldugu görülmüstür.Research Project Glikoz, Nişasta ve Selülozdan Oktil Glikozitlerin Sentezlenmesi için Katı Asit Katalizörlerin Geliştirilmesi(2021) Yılmaz, Selahattin; Mutlu, Vahide NuranBu çalısmada, glikozun 1-oktanol ile glikozidasyonu yoluyla oktil glukozitlerin sentezlenmesi için asidik mezo-gözenekli katalizörler gelistirilmesi amaçlanmıstır. Katalizör tarama testleri bütil glukozit sentezinde yapılmıstır. Propil sülfrik asit içeren SBA-15 (Propil-SO3-SBA-15), sülfatlanmıs Zr katkılı SBA-15 (SO42?/Zr-SBA-15), tungstofosforik asit katkılı SBA-15 (TPASBA- 15), sülfatlanmıs La katkılı TiO2-SiO2 (SO42?/La-TiO2?SiO2) ve sülfatlanmıs mezogözenekli karbon (SO42?/CMK-3) katalizörler hazırlanmıstır. Aktif malzemelerin (sülfatlar, tungstofosforik asit ve organosülfonik asit) ve katkı malzemesinin (La) katalizör özellikleri ve aktivitesi üzerindeki etkileri ayrıntılı karakterizasyonlarla arastırılmıstır. Tüm katalizörler mezo-gözenekli yapıya ve yüksek yüzey alanına sahiptir. Asitlik ve asit bölgesi karakteri, katalizör tipine ve aktif malzemenin miktarına baglı olarak degismistir. La katkısının sülfatlama performansını arttırmak ve sülfatların kararlılıklarını gelistirmek için etkili oldugu bulunmustur. TPA-SBA-15 katalizörleri yüksek glikoz dönüsümleri (% 99 'un üzerinde) ve bütil glukozit verimleri (% 95'in üzerinde) saglamıstır. Bu katalizörlerin aktiviteleri, yüksek asitlikleri ve Keggin iyon yapısından kaynaklanmaktadır. SO4/La- TiO2-SiO2 katalizörleri ve SO4/CMK-3 katalizörleri de sırasıyla % 74,4 ve % 70 glikoz dönüsümleri ile aktif bulunmustur. Bu katalizörlerin 1-butanol ile glikozidasyonda tekrar kullanılabilir oldukları tespit edilmistir. Oktil glukozit sentezi, glukozun 1-oktanol ile dogrudan glikozidasyonu yoluyla gerçeklestirilmistir. TPA-SBA-15 ve SO4/La-TiO2-SiO2 katalizörleri üzerinde elde edilen oktil glukozit verimleri sırasıyla % 55 ve % 43'ün üzerindedir. TPA-SBA-15 ve SO4/La-TiO2-SiO2 katalizörleri üzerinde, reaksiyon sıcaklıgı (100, 110 ve 125 oC), oktanol/glikoz mol oranları (20/1, 30/1, 40/1) ve katalizör miktarı (glikoza göre kütlece % 20, % 30 ve 40%) reaksiyon parametresi olarak incelenmistir. Katalizörler ilerideki arastırmalar için umut verici bulunmustur. Son olarak, nisasta ve selülozdan oktil glukozit sentezi için SO4/La-TiO2-SiO2 ve SO4/CMK- 3 katalizörleri arastırılmıstır. Sonuçlar, yalnızca SO4/CMK-3 katalizörünün nisasta veya selülozu kısmen hidrolize edebildigini ancak oktil glukoziti üretmemistir. Bu nedenle, nisasta butanol ile SO4/CMK-3 katalizörü üzerinde alkolizasyonundan sonra elde edilen butil glukozitin (%44 verim) oktanol ile transasetilizasyon reaksiyonu gerçeklestirilmis, % 29 verimle oktil glukozit elde edilmistir.Article Kontrollü İlaç Salımında Silimarin Yüklü Aljinat Mikrokapsül ve Boncuklarının Hazırlanması ve Karakterizasyonu(Süleyman Demirel Üniversitesi, 2021) Nahirci, Ezgi; Çini, Esra; Tunçel Kırkar, Belgin; Alp, Fatma BurcuDeve dikeni (Silybum marianum) tohumuna çözücü ile ekstraksiyon yöntemi uygulanarak %7,3 verimle silimarin tozu elde edilmiştir. Ekstrakte tozun %57,8 silimarin içerdiği bulunmuştur. Silimarin içeriği dikkate alınarak silybum marianum tohumunun silimarin içeriği %4,21 olarak bulunmuştur. Ekstrakt ve orjinal silimarin, Fourier dönüşümlü kızıl ötesi spektroskopisi (FTIR), Optik Mikroskop, X-ışını kırınımı (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile karakterize edilmiştir. Püskürtme ve enjeksiyon yöntemleri ile ekstrakt ve orjinal silimarin tozları aljinat ile enkapsüle edilmiştir. Silimarin enkapsülasyonu sonrasında mikrokapsüllerin tutuklama verimleri %83,14-%91,27 aralığında bulunmuştur. Simule mide (0,1N HCl) ortamında kümülatif silimarin salımı %13-%71 aralığında, simule bağırsak (PBS) ortamında kümülatif silimarin salımı %28,3-%82 aralığında hesaplanmıştır. Tüm örneklerde simule bağırsak (PBS) ortamında daha yüksek silimarın salımı gözlenmiştir. Salım deneyleri sonrasında örneklerin fonksiyonel gruplarındaki değişikler FTIR ile belirlenmiştir.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Potansiyel Doksorubisin Taşıyıcı Sistemi Olarak Peg-endozom Parçalayıcı Peptit Konjugatının Değerlendirilmesi(Gazi Üniversitesi, 2020) Şen, Selin; Top, AybenIn this study, it was aimed to develop a doxorubicin (DOX) carrier system based on a PEGylated TAT-derived cell penetrating peptide (G(2)RQR(3)QR(3)G(2)S) and to investigate drug release, self-assembly and stability properties of the carrier system. In the preparation of the drug delivery system, denoted as mPEG-peptide-oxime-DOX, methoxypolyethylene glycol (mPEG) with M-n=1900 Da was used. DOX was attached to the mPEG-peptide carrier system via acid cleavable oxime bond. Control drug delivery system, lack of the peptide (mPEG-oxime-DOX) was also synthesized to assess the effect of the peptide on the physicochemical and DOX release properties of the carrier system. mPEG-oxime-DOX exhibited a pH programmed DOX release with respective % DOX release values of similar to 68% and similar to 28% at pH 5.0 and at pH 7.4 at the end of 54 h. For the mPEG-peptide-oxime-DOX, on the other hand, quite low DOX release (similar to 10-15 %) was observed for both pH values suggesting possible interactions between DOX and the peptide. Initial median size value (D50) of the mPEG-oxime-DOX was measured as similar to 24 nm, independent of pH. However, for the mPEG-peptide-oxime-DOX, quite lower D50 values (similar to 3 nm and similar to 6 nm at pH 5.0 and pH 7.4, respectively) were obtained due to the repulsions between the arginines in the peptide sequence. Sizes of both drug delivery systems, tended to increase upon incubation at physiological conditions for 1 day suggesting that longer PEG chains should be used to enhance the stability of the mPEG-peptide-oxime-DOX and mPEG-oximeDOX systems.Article Tuvalet Temizlik Ürünlerinin Kullanımı ile Salıverilen Karbon Tetraklorürün İç Hava Düzeyleri ve Sağlık Riskleri(TMMOB Makina Mühendisleri Odası, 2020) Ayri, İlknur; Genişoğlu, Mesut; Gaygısız, Handan; Sofuoğlu, Aysun; Sofuoğlu, Sait Cemilİç hava kirliliği açısından temizlik ürünleri kullanımı önemli bir kaynak oluşturmak-tadır. Bir Uçucu Organik Bileşik (UOB) olan karbon tetraklorürün emisyonu, diğer UOB’ler ile birlikte klorlanmış çeşme suyundan, özellikle su sıcaklığının artırıldığı yıkanma, çamaşır ve bulaşık yıkanması sırasında oluşur. Bununla birlikte, ağartıcı olarak hipoklorit (çamaşır suyu) içeren temizlik ürünlerinde ve kullanımı sırasında, çamaşır suyu ile organik maddelerin reaksiyona girmesiyle oluşumu bu bileşik için göreceli çok daha güçlü bir kaynak oluşturmaktadır. Karbon tetraklorürün hem kro-nik-toksik hem de karsinojenik sağlık etkileri olması sebebiyle bu temizlik ürünlerinin kullanımı durumunda iç ortam havasından etkin bir havalandırma ile uzaklaştırılma-sı gerekmektedir. Bu çalışmada, karbon tetraklorürün tuvalet ve banyolarda kullanı-lan klozet ve rezervuar tipi temizleyicilerden emisyonu deneysel olarak incelenmiş, iç hava düzeyleri modelleme ile tahmin edilmiş, solunum yoluyla maruziyet için kanser riski değerlendirmesi yapılmıştır. Ürünlerin emisyon potansiyeli tepe boşluğu katı fazlı mikroekstraksiyonu takiben GC/MS yöntemiyle incelenmiş, iç hava düzeylerinin modellenmesi için 8,9 m3 oda hacmi ve 0,5 ach hava değişimi hızı kullanılmıştır. Kul-lanılan bu hız ile ürünlerin kullanımından kaynaklanan karbon tetraklorür konsant-rasyonun sadece %0,6’lık kısmı uzaklaştırılabilmektedir. Ortalama ve 95. yüzdelik kanser risk değerleri kabul edilebilir risk olan milyonda birin altındadır ancak ürün-ler birer iç ortam karbon tetraklorür kaynağı oluşturmaktadır.
