Rectorate / Rektörlük
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/6849
Browse
19 results
Search Results
Technical Report Kuruluşundan Bugüne İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1992-2006(01. Izmir Institute of Technology, 2006) Ülkü, Semra; İnceköse, Ülkü; Kiper, NilgünBu çalışma Prof. Dr. Sayın Semra Ülkü’nün yöneticiliğinde Dr. Ülkü İnceköse ve Dr. Nilgün Kiper tarafından ve tüm İYTE çalışanlarının katkılarıyla 2006 yılında hazırlanmıştır.Book Engellilerde Bireyselleşme Serüveni(Izmir Üniversiteleri Platformu, 2019) Akmeşe, Pelin; Aslan, Soner; Tenikler, Gökhan; Varlıklı, Canan; Şahan, Gizem; Gedik, Zümrüt; Danacı, Miray Özözen; Görgün, Bora; Altun, Delal Gamze; Oral, Ezgi; Tunçay, Merve Minkari; Uğurlu, Nilay; Toker, Huriye; Hıdır, MelisEngelliliğin bir bütün olarak engelli bireyle, ailesiyle, eğitim veren kurumla birlikte evrileceğine, değişip dönüşeceğine inandığımızdan tüm İzmir’de bulunan üniversitelerin engelli birim temsilcileri ile birlikte 3 Mayıs 2019 tarihnde İYTE Yerleşkesi, Teknopark İzmir İnovasyon Merkezi’nde Engellilerde Bireyselleşme Serüveni adlı seminer etkinliğimizi gerçekleştirdik. Biz bu etkinlikte engelliliğin her bir bireyle değişen, yeniden tanımlanan ve bizi tanımlayan bir süreç olduğunu anlatmak, birlikte anlamak istedik. İlk konuşmada Şebnem’le tanışacaksınız. Eğitimin yanında sanatın, edebiyatın sürükleyici gücüyle Şebnem’in bireyselleşme serüvenine şahit olacaksınız. Bireyselleşmenin bazen en sevdiklerinizin kaygısıyla bile mücadele demek olduğunu anlayacaksınız.Article Citation - WoS: 205Citation - Scopus: 159Search for Resonances and Quantum Black Holes Using Dijet Mass Spectra in Proton-Proton Collisions at S =8tev(American Physical Society, 2015) Khachatryan, V.; Sirunyan, A.M.; Tumasyan, A.; Adam, W.; Bergauer, T.; Dragicevic, M.; Hegeman, J.A search for resonances and quantum black holes is performed using the dijet mass spectra measured in proton-proton collisions at s=8TeV with the CMS detector at the LHC. The data set corresponds to an integrated luminosity of 19.7fb-1. In a search for narrow resonances that couple to quark-quark, quark-gluon, or gluon-gluon pairs, model-independent upper limits, at 95% confidence level, are obtained on the production cross section of resonances, with masses above 1.2 TeV. When interpreted in the context of specific models the limits exclude string resonances with masses below 5.0 TeV; excited quarks below 3.5 TeV; scalar diquarks below 4.7 TeV; W′ bosons below 1.9 TeV or between 2.0 and 2.2 TeV; Z′ bosons below 1.7 TeV; and Randall-Sundrum gravitons below 1.6 TeV. A separate search is conducted for narrow resonances that decay to final states including b quarks. The first exclusion limit is set for excited b quarks, with a lower mass limit between 1.2 and 1.6 TeV depending on their decay properties. Searches are also carried out for wide resonances, assuming for the first time width-to-mass ratios up to 30%, and for quantum black holes with a range of model parameters. The wide resonance search excludes axigluons and colorons with mass below 3.6 TeV, and color-octet scalars with mass below 2.5 TeV. Lower bounds between 5.0 and 6.3 TeV are set on the masses of quantum black holes. © 2015 CERN, for the CMS Collaboration.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 6Search for Supersymmetry With Photons in Pp Collisions at S =8tev(American Physical Society, 2015) Khachatryan, V.; Sirunyan, A.M.; Tumasyan, A.; Adam, W.; Asilar, E.; Bergauer, T.; Calvo, E.Two searches for physics beyond the standard model in events containing photons are presented. The data sample used corresponds to an integrated luminosity of 19.7fb-1 of proton-proton collisions at s=8TeV, collected with the CMS experiment at the CERN LHC. The analyses pursue different inclusive search strategies. One analysis requires at least one photon, at least two jets, and a large amount of transverse momentum imbalance, while the other selects events with at least two photons and at least one jet, and uses the razor variables to search for signal events. The background expected from standard model processes is evaluated mainly from data. The results are interpreted in the context of general gauge-mediated supersymmetry, with the next-to-lightest supersymmetric particle either a bino- or wino-like neutralino, and within simplified model scenarios. Upper limits at the 95% confidence level are obtained for cross sections as functions of the masses of the intermediate supersymmetric particles. © 2015 CERN. © 2015 CERN, for the CMS Collaboration. Published by the American Physical Society under the terms of the "http://creativecommons.org/licenses/by/3.0/" Creative Commons Attribution 3.0 License. Further distribution of this work must maintain attribution to the author(s) and the published article's title, journal citation, and DOI.Article Citation - WoS: 65Citation - Scopus: 62Search for the standard model Higgs boson produced through vector boson fusion and decaying to b¯b(American Physical Society, 2015) CMS Collaboration; Karapınar, GülerA first search is reported for a standard model Higgs boson (H) that is produced through vector boson fusion and decays to a bottom-quark pair. Two data samples, corresponding to integrated luminosities of 19.8fb-1 and 18.3fb-1 of proton-proton collisions at s=8TeV were selected for this channel at the CERN LHC. The observed significance in these data samples for a H→bb¯ signal at a mass of 125 GeV is 2.2 standard deviations, while the expected significance is 0.8 standard deviations. The fitted signal strength μ=σ/σSM=2.8-1.4+1.6. The combination of this result with other CMS searches for the Higgs boson decaying to a b-quark pair yields a signal strength of 1.0±0.4, corresponding to a signal significance of 2.6 standard deviations for a Higgs boson mass of 125 GeV. © 2015 CERN.Article Citation - WoS: 48Citation - Scopus: 69Limits on the Higgs Boson Lifetime and Width From Its Decay To Four Charged Leptons(American Physical Society, 2015) Khachatryan, V.; Khachatryan, V.; Sirunyan, A.M.; Tumasyan, A.; Adam, W.; Asilar, E.; Soares, M.S.Constraints on the lifetime and width of the Higgs boson are obtained from H→ZZ→4ℓ events using data recorded by the CMS experiment during the LHC run 1 with an integrated luminosity of 5.1 and 19.7fb-1 at a center-of-mass energy of 7 and 8 TeV, respectively. The measurement of the Higgs boson lifetime is derived from its flight distance in the CMS detector with an upper bound of τH<1.9×10-13s at the 95% confidence level (C.L.), corresponding to a lower bound on the width of ΓH>3.5×10-9MeV. The measurement of the width is obtained from an off-shell production technique, generalized to include anomalous couplings of the Higgs boson to two electroweak bosons. From this measurement, a joint constraint is set on the Higgs boson width and a parameter fΛQ that expresses an anomalous coupling contribution as an on-shell cross-section fraction. The limit on the Higgs boson width is ΓH<46MeV with fΛQ unconstrained and ΓH<26MeV for fΛQ=0 at the 95% C.L. The constraint fΛQ<3.8×10-3 at the 95% C.L. is obtained for the expected standard model Higgs boson width. © 2015 CERN, for the CMS. Published by the American Physical Society.Article “söz Varlığımız Erozyona Mı Uğruyor?” Sorusuna Yönelik Uygulamalı Bir Araştırma(Avrasya Yazarlar Birliği, 2015) Özcan Gönülal, YaseminKelimeler, söz varlığının temel unsurlarındandır. Toplumların kültürleri ve bilgi birikimlerini yansıttıkları gibi bireyin duygu ve düşünce gelişiminde de önemli bir işleve sahiptirler. Türkiye’de özellikle Dil Reformu’ndan sonra yeni neslin Türkçe kelime ve kavram bilgisinin erozyona uğradığı, söz varlığının daraldığı konusunda yaygın bir kanı vardır. Bu görüşün ortaya çıkmasında 1940-1990 yılları arasında yaşanan dil tartışmalarının etkisi büyüktür. Dil meselesi yıllarca, dili sadece kelimelerden ibaret gören bir anlayış çerçevesinde tartışılmıştır. Tartışma kelimelere indirgendiği zaman sanki bir dildeki kelimeler sadece eş anlamlılardan (sinonim) ibaretmiş gibi düşünülebilir. Hâlbuki özellikle soyut kelimeler, çok katmanlı bir anlam yapısına sahiptir. Ancak aşırı özleştirmeciliğin hız kazandığı dönemlerde eski kelimeler yerine ikame edilmek üzere türetilen yeni kelimeler, özellikle soyut kavramlarda anlam inceliklerinin ortadan kalkmasına sebep olmuş, bu anlayış devletin belirgin bir dil politikası olmaması yüzünden uzun müddet aşılamamıştır. Devletin değil, hükûmetlerin dil politikalarının olduğu bir ortamda, devletin çıkardığı ders kitapları gibi etkili araçlarda kullanılan Türkçe de sürekli değişmiş; kelime ve kavram hazinesi zengin, doğru yazım ve söyleyişe dayanan Türkçe öğretimi, Cumhuriyet tarihimiz boyunca bir türlü rayına oturtulamamıştır. Bu makalede, günümüz gazetelerinden derlenen Türkçeye yerleşmiş eski kelimeler, anket tekniği kullanılarak üniversite öğrencilerine sorulacak; “Söz varlığımız erozyona mı uğruyor?” sorusuna cevap aranacaktır. Söz konusu uygulamalı yöntemin sonuçları ise Türkçe öğretimi açısından değerlendirilecektir.Article Türkçede Tabiat Kaynaklı "yıkım"lar Nasıl İfade Edilir?(2014) Özcan Gönülal, YaseminTürkler ilk çağlarda, tabiat olaylarını ve tabiattan kaynaklanan yıkımları; göğün ve yerin kılıcısı, yaratıcısı olarak gördükleri Tanrı ile ilişkilendirerek adlandırmalarını bu inanca göre yapmışlardır. Örneğin Eski Türkçede "te?ri" sözünün hem "Tanrı" hem de "gökyüzü" anlamında kullanıldığı bilinir. Benzer inanış, Yunan ve Roma mitolojileri dâhil bütün eski kavimlerde görülür. Tabiat olaylarını Tanrı'nın öfkesi ya da cezası olarak gören ve hayretle seyreden eski Türkler, bu sebeple Gök Tanrı'ya, atalara, tabiat kuvvetlerine at ve koyun kurban ederlerdi. Bu makalede, tabiat olaylarının yol açtığı yıkımları anlatmak üzere kullanılan afet ve felâket sözleri ile insanoğlunu tarih boyunca etkileyen doğal afetlerden olan deprem, sel ve yangın kelimelerinin tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde izi sürülecek, bu kelimeler derlenerek sözlüklerdeki tanımlar arasındaki ince ayrımlar ortaya konacaktırArticle Aşk Örüntüleri Üzerine Bir Anlatı Analizi(Anadolu Üniversitesi, 2016) Uştuk, OzanAşk, yaşamın her anında gündelik hayatımızı şekillendiren önemli bir etmen/güç olarak karşımıza çıkar. Evrimsel psikoloji alanındaki çalışmaların, aşkın güçlü ve dönüştürücü doğasına hak ettiği önemi göstermesine karşın bu duyguyu anlamaya (verstehen) yönelik antropolojik veya sosyolojik çalışmaların eksikliği kendisini göstermektedir. Literatürdeki bu eksiklikten hareketle aşk olgusu, yetişkin/yaşlı (40-70 yaş), genç yetişkin (18-25 yaş) ve gençler (14-18) olmak üzere üç ayrı nesilden görüşmecilerden toplanılan anlatıların analiz edilmesi ve yorumlanması yoluyla incelenmiştir. Antropoloji literatüründeki eksiklik nedeniyle aşka dair kültür temelli incelemeleri olan psikolog Robert Sternberg'in 'aşk üçgeni' (love triangle) teorisinden hareket edilmiştir. Sternberg'in (1986) tanımıyla aşk; yakınlık, bağlılık ve tutku olarak üç bileşen çerçevesinde operasyonalize edilmiştir. Çalışmada aşkın, biyolojik temelleri inkar edilmeksizin kültürel bir olgu olduğu varsayımından yola çıkılmış- tır. Yapılan gözlemler, her neslin aşk tipolojilerinde bir örüntü bulunduğunu göstermiştir. Nesillere özgü aşk tiplerinin, bireylerin içerisinde bulundukları yaş gruplarının sosyal ve kültürel kökenli ihtiyaçlarına göre değiştiği görülmüştür. Buradan hareketle aşk deneyiminin kültürel değişime bağlı olarak, nesiller arasında farklılaşacağı öngörülmüştür. Aşk'ın doğasındaki bu değişimin, bireylerin faklı yaşam dönemleri içerisinde meydana gelen ihtiyaçlarına paralel bir biçimde deği- şim gösterdiği için aşk deneyiminin, bireylerin ihtiyaç- ları temelinde değiştiği şeklinde yorumlanmıştır.Other Yunus Emre’nin “kayusu Değül” Redifli Şiiri Üzerine Bir Dil İncelemesi(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2011) Özcan Gönülal, YaseminDilin imkânlarından yeterince yararlanabilmiş şairlerin etkileyici ve kalıcı olduğu yaygın bir kanıdır. Büyük Türk şairi Yunus Emre’nin şiiri ses açısından incelenince onun anlam kadar sese de önem veren bir şair olduğu görülür. Sözü ve bu sözün ahengini, tesirini, gücünü açık, sade ve samimi bir şekilde anlatan Yunus Emre’yi orijinal yapan unsurlardan biri hiç şüphesiz sahip olduğu bu dil ve üslûptur. Bu makalede ses tabakası, ahenk, ritim, ölçü ve üslûp gibi biçimi ilgilendiren hususlar vasıtasıyla Yunus Emre’nin “kayusu değül” redifli şiiri tahlil edilmeye çalışılmış, özellikle nüshalar arasındaki farklılık ve yanlış okumaların Yeni Eleştiri ile tespit edilebileceği anlaşılmıştır. Yeni Eleştiri, XX. yüzyılın başlarında İngiltere’de ortaya çıkan ve edebî eseri merkez alarak eserin anlamını “biçim”inde arayan çağdaş yorumlama yöntemlerinden biridir. Esas olarak şiiri inceleyen bu yönteme göre edebî eser kendi kendine yeterlidir, gerekli olan bütün veriler metnin kendisinde mevcuttur. Bir edebî eseri anlamak için “biçim”i merkeze alan Yeni Eleştiri, birtakım haklı eleştiriler almakla birlikte modern zamanların en objektif tahlil yöntemlerinden biri olarak görülür. Günümüzde klasik metinleri anlama ve yorumlama çalışmaları için bu tür metin merkezli çağdaş yorumlama teorilerinden de yöntem bakımından yararlanmak gereği ortaya çıkmıştır. Şiirin asıl malzemesinin dil olduğu düşünülürse söz konusu yöntemin önemi daha iyi anlaşılacaktır.
