Phd Degree / Doktora

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/2869

Browse

Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Doctoral Thesis
    Mimarlık Eğitiminde Konuk Konuşmacıların Rolüne Dair Bir Araştırma: Kesişen Bakış Açıları
    (2025) Abdelaziz, Dania Mohammad Ali; Akış, Tonguç
    Mimarlık eğitimi, sektörün hızlı dönüşümü ve tasarım süreçlerinin giderek karmaşıklaşması karşısında sürekli bir uyum çabası içindedir. Geleneksel stüdyo temelli müfredatlar, akademik bilgi ile mesleki pratik arasında yeterli uyumu sağlayamamakta; bu da içerik yeterliliği, öğrenci katılımı ve motivasyon açısından çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Özellikle araştırma odaklı akademisyenlerle profesyonel uygulayıcılar arasındaki kopukluk, bu durumu daha da derinleştirmektedir. Stüdyolarda konuk konuşmacıların yer alması yaygın bir uygulama olsa da, bu oturumların pedagojik etkisi ve eğitim sürecine entegrasyonu yeterince araştırılmamıştır. Konuk konuşmacı oturumlarının öğrenmeye katkısı mı sağladığı yoksa yalnızca sembolik bir rol mü oynadığı sorusu, literatürde sınırlı karşılık bulmaktadır. Bu çalışmada, üç üniversiteden öğrenciler, eğitmenler ve konuk konuşmacılarla yapılan 27 yarı yapılandırılmış görüşme nitel yöntemle analiz edilmiştir. Bulgular, konuk konuşmacıların akademik kuram ile mesleki uygulama arasında köprü kurarak öğrenci motivasyonu, katılımı ve disiplinlerarası öğrenmeye katkı sağladığını göstermektedir. Ayrıca, bu oturumlar öğrencilerin kariyer hazırlıklarını destekleyen pratik beceriler ve mesleki ağlar geliştirmelerine olanak tanımaktadır. Eğitmenler ise pedagojik motivasyonlarının tazelendiğini ve öğretim yöntemlerinin çeşitlendiğini belirtmiştir. Konuk konuşmacılar, bu süreci karşılıklı fayda sağlayan bir deneyim olarak görmektedir. Bununla birlikte, konuşmacı seçimindeki güç dengeleri, oturumların zamanlaması ve içerik uyumu gibi çeşitli zorluklar da gözlemlenmiştir. Etkileşimli anlatım yöntemlerinin, özellikle soru-cevap ve anlatı temelli sunumların, katılımı artırmada etkili olduğu vurgulanmaktadır. Gelecek çalışmaların farklı kurumsal bağlamlarda uzun vadeli etkileri incelemesi önerilmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Spatial dynamics of rural gentrification at İzmir hinterland
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Buldan, Ece; Akış, Tonguç
    1980'ler ve 1990'larda ise kırsal mekan, yalnızca tarım ile ilişkilendirilmekten çıkmış ve ekonomik, toplumsal ve mekansal üretimin birleştiği bir alan olarak şekillenmiştir. Kırsal soylulaştırma kavramı 1965'te literatüre girmesine rağmen, 1990'larda tarımsal üretimin yerini tüketim odaklı yapılar alırken, kırsal alanlar, kendine özgü kültür, toplum ve mekânsal özellikleri olan bir özne olarak ele alınmaya başlanmıştır. Bu süreç, kırsal alanların arka bahçesi olmaktan öteye geçerek, ekonomik olarak yükseltilerek, tam kentleşme sorunsalına farklı mekansallaşmalarla dahil olmuştur. Tarımsal üretim dışında, turizm ve sanayi gibi yeni ekonomik alanlara odaklanmaya başlayan kırsal alan, üniversitelerin kırsalda büyük kampüsler kurması sürece dahil olmuştur. İzmir, tarımsal üretimin yoğun olduğu geçmişi ve liman kenti olma özelliğiyle kırsal soylulaştırmanın etkilerini araştırmak için uygun bir örnek sunmaktadır. Araştırma, kırsal soylulaştırmayı turizm, sanayi ve öğrencileşme gibi dinamiklerle ilişkilendirerek, İzmir hinterlandındaki üç bölgedeki mekânsal, sosyal ve kültürel dönüşümleri incelemektedir. Kuşçular, Yağcılar ve Demircili (Urla) mahalleleri, turizm başlığı altında turistik rotaların gelişimi teması çerçevesinde incelenmektedir. Yukarı Kızılca, Aşağı Kızılca, Çiniliköy ve Armutlu (Kemalpaşa) mahalleleri ise sanayi rotasının uzantısı bağlamında değerlendirilmektedir. Son olarak, Gülbahçe (Urla) mahallesi, öğrencilerin mekâna ilişmesi açısından incelenmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Arkeolojik Miras Olarak Anadolu'da Roma İmparatorluğu'nun Sınırları: Kırsal Peyzajda Mekansal Özellikler ve Koruma
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Toköz, Özge Deniz; Toköz, Özge Deniz; Akış, Tonguç; Akış, Tonguç
    Roma İmparatorluğu'ndan günümüze ulaşan en büyük miraslardan olan Roma sınırları geniş bir coğrafyada üç kıtaya yayılmaktadır. Doğu sınırının bir kısmı Anadolu'dan geçmektedir. Ancak diğer sınır parçalarına kıyasla Anadolu sınırı en az çalışılmış orandadır ve koruma çalışmaları da yetersizdir. Fırat ve Dicle nehirlerindeki barajlar Anadolu sınır mirası için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır ve sınırın doğal peyzajdan oluşup çoğunlukla kırsal alanda olmak üzere büyük bir coğrafyaya yayılmasından dolayı çeşitli koruma sorunları vardır. Bu çalışmada, Anadolu sınırı incelenerek, sınırı oluşturan bileşenler, özellikleri ve kronolojisi ortaya konmuştur. Sınırın korunmasına dikkat çekme amacıyla, literatür ve Temmuz-Ağustos 2022'de gerçekleştirilen arazi gezisinden yararlanılarak koruma sorunları araştırılmış ve sınırın karakteristik özellikleriyle birlikte koruma durumuna ilişkin kataloglama, haritalandırma ve analizler yapılmıştır. Anadolu sınırının tüm Roma sınırları içinde bütünlüklü olarak yerini anlayabilmek ve tartışabilmek için diğer sınır parçaları da kronolojik, sosyopolitik, mekansal ve koruma yönlerinden incelenerek karşılaştırmalı çalışma yapılmıştır. Buluntular, Anadolu sınırının en erken inşasına başlanan Roma sınır parçalarından biri olduğunu ancak tek bir dönemde inşa edilmediğini, doğudaki büyük Part tehlikesinden dolayı çok sayıda lejyonla güçlendirildiğini, Fırat ve Dicle nehirlerini takip eden çatallı ve çok katmanlı bir sınır olduğunu, askeri yapıların var olan sivil yerleşimlere entegre edildiğini, başta barajlar olmak üzere pek çok koruma sorunu karşısında bütüncül koruma yaklaşımlarının izlenmeyip tekil koruma uygulamalarının gerçekleştirildiğini içermektedir. Sonuç olarak, Anadolu sınırına yönelik daha fazla çalışma yapılması, sınır sistemini anlamanın yanı sıra korunması için de önemlidir. Kırsal-arkeolojik alanlar için yeni bir yasal düzenleme, kırsaldaki bir takım koruma problemlerinin çözülmesine yardımcı olabilir. Sınırın korunması için tekil uygulamalar yerine, sınırı mimari elemanlarının yanı sıra peyzaj bileşenlerini de göz önüne alan, bileşenlerin birbiri ve fiziksel çevresiyle ilişkisini ön plana çıkaran ve yerel toplulukları bilinçlendirerek bu mirasla aidiyet bağlarını güçlendiren bütüncül koruma politikalarına ihtiyaç vardır.
  • Doctoral Thesis
    Interstitial as a Mode of Production of Space in Socially and Politically Engaged Spatial Practices
    (01. Izmir Institute of Technology, 2020) Doğu, Tuba; Akış, Tonguç; Savaşır, Gökçeçiçek
    This dissertation examines socially and politically engaged contemporary spatial practices emerging from the interstices of capitalistic modes of production. Contrary to the prevailing architectural discourse that expounds the subject from architects' vantage point or the discipline's structure, my argument calls for a need of a critical reflection by focusing on the ways in which the ruptures of capitalism impel these tendencies. The main goal is to provide a comprehensive perspective on the causalities, processes and repercussions that contributes to a better understanding of these practices. Drawing concurrently on theory and practice – critical theory and a mapping of twenty worldwide notable spatial practices – the study offers an analytical lens that examines spatial practices through three essential constituents: space, action and position. This tripartite concern builds a novel and original methodological framework which argues interstitial to emerge as a mode of production of space. Making connections across these constituents enables to register causal and processual determinants of spatial production and helps to assess what repercussions the studied groups bear to contemporary crises of capitalism. Employing the proposed framework, the study scrutinizes these repercussions closely by exploring the spatial practices of three collectives: Architecture for All, Düzce Hope Studio, and 596 Acres. Conflating theory and practice helps to critically assess the interstitial production of space, while situating it beyond a romanticized category within the discipline of architecture and giving it a social and political content from a transdisciplinary perspective.
  • Doctoral Thesis
    Analysis of Walkability Measurement Tools (wmts)
    (Izmir Institute of Technology, 2019) Paykoç, Eda; Akış, Tonguç
    Walking is the most basic act of human which makes all equal and liberates them in the built environment. For defining how walking friendly the area is, walkability is an issue started to be discussed from its several different aspects. Although walkability is studied from several different disciplines, it has neither accurate definition nor definite criteria.Starting from 1990s, walkability has started to be measured with hard-copy walkability measurement tools (WMTs) and followed by web-based walkability measurement tools. In the literature, WMTs are generally used as a tool to measure the walkability level of the selected case. However, there are few studies which tries to understand and examine the background process of these WMTs.The aim of this thesis is to categorize and define the background idea of walkability measurement tools by criticizing their keystones and their main ideas. The mapping, clustering, tabling and analyzing processes are the main devices to develop critical analysis. In tabulation, two specific charts are composed: Comprehensive Data Chart and Content Analysis Chart. Under Comprehensive Data Chart, properties of WMT are defined and categorized. In Content Analysis Chart, each tool’s content of WMTs are compared and criticized. Finally, the thesis developed a critical analysis for defining, comparing and understanding each and every single WMT.