Phd Degree / Doktora

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/2869

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 19
  • Doctoral Thesis
    A Proposal for a Double Skin Façade Model With Optimum Daylight Performance in Future Weather Scenarios: Mediterranean Climate Type
    (01. Izmir Institute of Technology, 2025) Ünlütürk, Mustafa Serhan; Kazanasmaz, Zehra Tuğçe; Ekici, Berk
    Çağımızda bina tasarımında bina enerjisi ve gün ışığı simülasyonları ve optimizasyonları olmazsa olmazdır. Ancak iklim değişikliği nedeniyle hava sıcaklıklarının arttığı düşünüldüğünde, mevcut iklim verileriyle yapılan simülasyonların yarının tasarımları için revize edilmesi gerekebilir. İnşa edilen binaların en az 50 yıl boyunca kullanılacağı düşünüldüğünde, gelecekteki hava durumu verileri kullanılarak yapılan tasarımların değeri ortadadır. İç mekan termal ve havalandırma performansını iyileştirmek için yakın zamanda geliştirilen Çift Cidarlı Cephe (ÇCC) sistemi, özellikle soğuk iklimlerde optimum performans göstermektedir. Bu sistemdeki kavite boşluğu, ısıtma sırasında yalıtım görevi görür ve ısıtma için gereken enerjiyi azaltır. Ancak sıcak iklimlerde istenen verimi sağlayabilmesi için gölgeleme elemanlarının tasarımı ve boşluk genişliği gibi tasarım parametrelerinin doğru planlanması gerekmektedir. Çalışma öncelikle sıcak iklim tipi olan CSA ikliminde İzmir ilinin güncel hava durumu verilerini kullanarak hesaplamalı optimizasyon sürecini devam ettirmektedir. Çalışma, CSA iklim tipindeki tüm bölgeler için gelecek 50 yıl boyunca kullanıcıya görsel ve ısıl konfor sağlayacak ÇCC sistemli eğitim binası modelleri önermeyi amaçlamaktadır. Ladybug gelecek hava durumu verileri ile enerji ve gün ışığı simülasyonları gerçekleştirmiştir. Artan hava sıcaklıkları nedeniyle soğutma yükü 2050 yılında %763, 2080 yılında ise %851 oranında artmıştır. Hesaplamalı optimizasyon teknikleri, 2050 ve 2080 verileri için ÇCC tasarım parametrelerini optimize etmek için kullanılmış ve yıl boyunca kullanıcı konforu sağlayabilen ve minimum enerji tüketen ÇCC sistemlerine sahip eğitim binalarının modelleri sunulmuştur.
  • Doctoral Thesis
    Development of holistic methodology for sustainable adaptive reuse of public heritage buildings: Dokuz Eylul gate building of Kültürpark
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Güleroğlu, Selin; Arsan, Zeynep Durmuş; Akkurt, Gülden Gökçen
    Sürdürülebilir yeniden işlevlendirmenin sağlanabilmesi için yapının yeni işlevinin karar verilmesinden iyileştirme önerilerinin kararına kadar olan tüm süreci ele alan bütüncül bir yaklaşım gerekmektedir. Bu çalışma, sosyal, ekonomik, çevresel ve tarihi değerleri bütünleştirerek sürdürülebilir yeniden işlevlendirme için bütüncül bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada geliştirilen metodolojiye göre birinci aşama yapının yeni fonksiyonunun belirlenmesine odaklanırken, ikinci aşama ise iyileştirme önerilerinin seçimini kapsamaktadır. Aşama 1'de, çevresel sürdürülebilirlik, kültürel değer ve sosyal etki gibi kriterler göz önünde bulundurularak toplumun talepleriyle uyumu garanti altına alıp, paydaş katılımını dikkate alan Analitik Ağ Süreci (ANP) kullanılarak binanın yeni işlevinin belirlenmesi önerilmektedir. Aşama 2'de kaynak verimliliğini ve malzeme yeniden kullanımını teşvik ederken, çevresel etkiyi azaltan optimum çözümler bulmak için enerji performansı, çevresel etki ve döngüsellik potansiyeli gibi ölçütlere dayalı iyileştirme önerileri belirlenmektedir. Geliştirilen yöntem, İzmir'deki Dokuz Eylül Kapı Binası üzerinde bir vaka çalışması olarak uygulanmıştır. Birinci aşamada, bina için en uygun yeni işlev olarak sanat galerisi ve müze belirlenmiştir. Binanın enerji tüketimi önceki işlevine göre %1,5 oranında artsa da, sosyal sürdürülebilirliğe katkısı yeni işleviyle önemli ölçüde artmaktadır. İkinci aşamada, duvar, çatı ve zeminler için koyun yünü yalıtımı ve düzcam kullanımını içeren en uygun iyileştirme senaryosu belirlenmiştir. Bu kombinasyon, enerji tüketimi (10.707 kWh), Küresel Isınma Potansiyeli (143.993 kg CO2-eşdeğer) ve yüksek döngüsellik (%74) arasında bir denge sağlamaktadır. Bu çalışma, iyileştirme önlemleri ile işlev seçimini birleştiren kapsamlı bir yaklaşım sunarken, yeniden işlevlendirilen tarihi yapıları sosyal ve çevresel olarak dirençli yapılara dönüştürme potansiyelini ortaya koyarak, yeniden işlevlendirmenin sürdürülebilir kentsel gelişim için temel bir strateji olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: sürdürülebilir yeniden işlevlendirme, bütüncül metodoloji, enerji etkin tasarım, YDD, döngüsellik, toplumsal katılım
  • Doctoral Thesis
    Design of Transformable Doubly Curved Surface Composed of Scissor Linkage Mechanisms
    (01. Izmir Institute of Technology, 2025) Uncu, Müjde; Korkmaz, Koray; Akgün, Yenal
    Bu çalışma, başlangıç formundan istenen nihai forma dönüşebilen ve çift eğrilikli yüzeyler tanımlayabilen, çok döngülü makas mekanizmaları elde etmeye odaklanmaktadır. Mevcut literatür incelendiğinde farklı durumlar arasındaki eğrilik dönüşümünü ele alan sınırlı sayıda çalışma ortaya çıkmaktadır. Tek serbestlik derecesine sahip dönüştürülebilir tasarımların çoğu düzlemsel hareketlerle sınırlı iken üç boyutlu formlar ise genellikle düzlemsel makas mekanizmalarının ötelemeli tekrarı yoluyla elde edilebilmektedir. Buna ek olarak, düzlemsel makas mekanizmalarıyla ızgarada düzeninde bir yüzey tanımlayabilen formlar oluşturulduğunda, genellikle birden fazla serbestlik derecesine sahip olmaktadır ve bu da form dönüşümlerinin kontrolünü zorlaştırır. Bu tezde, belirtilen eksikliklerden yola çıkarak, önceden tanımlanmış eğriler arasında dönüşüme olanak tanıyan düzlemsel makas mekanizmaları için yeni bir geometrik tasarım yöntemi sunulmaktadır. Önerilen yaklaşım, farklı kavisli formlar elde edebilen düzlemsel makas mekanizmalarını oluşturmak için dörtgen döngülerden yararlanmaktadır. Bu çalışma, belirtilen yöntemden yola çıkarak, önceden tanımlanmış yüzey geometrileri arasında eğriliklerini dinamik olarak değiştirebilen uzaysal makas mekanizmalarını bu konsepte dahil etmektedir. Araştırma, birincil yöntemler olarak simülasyon ve modellemeyi kullanmaktadır. Önerilen modelleri geliştirmek için bilgisayar simülasyonları kullanılırken, geometrik davranışlarını analiz etmek için 3 boyutlu yazdırılmış prototipler üretilmiştir. Bu araçlar, tasarlanan mekanizmaların dönüştürülebilirliğinin ve yapısal performanslarının kapsamlı bir şekilde incelenmesini kolaylaştırmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Studying design learning through video games: a novel approach to track learning in design
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Ölmez, Duhan; Doğan, Fehmi; Yılmaz, Ahenk
    Bu tez, tasarım öğrenimine yeni bir yaklaşım sunarak video oyunlarını ve otomasyonu, tasarım bilişi araştırmalarında kullanılması için bir araya getirmektedir. Video oyunlarını deneysel ortamlar olarak kullanarak tasarımdaki bilişsel süreçleri incelemek için yeni bir araştırma yöntemi geliştirilmiş ve bu yöntemin ciddi oyunlarla nasıl etkili bir şekilde uygulanabileceği araştırılmıştır. Bu ortamlar, gerçek dünyadaki tasarım zorluklarını simüle ederek anında geri bildirim sağlamakta, oyuncuları karmaşık karar verme süreçlerine dahil etmekte ve tasarım düşüncesindeki karmaşık bilişsel eylemleri yakalamaktadır. Tasarım öğrencileriyle gerçekleştirilen yapılandırılmış oyun oturumlarında, oyuncuların sanal ortamlarla etkileşime girerek tasarım problemlerini nasıl çözdükleri analiz edilmiştir. Gerçek zamanlı olarak bilişsel süreçleri izlemek için oyun içi eylemler ve karar noktalarının takibini içeren otomatikleştirilmiş yöntemler kullanılmış ve bu yöntemler, sesli düşünme protokolü kayıtlarıyla desteklenmiştir. Bu yaklaşım, dinamik ve etkileşimli ortamlarda tasarım bilişini kapsamlı bir şekilde analiz ederek nicel veriler yoluyla bilişsel kalıpları ortaya koymaktadır. Sonuçlar, video oyunlarının tasarım öğrenimini, geleneksel yöntemlerde sıklıkla bulunmayan sürükleyici ve uygulamalı deneyimler sunarak geliştirdiğini göstermektedir. Tasarım süreçlerini daha hızlı ve daha doğru bir şekilde simüle etme imkanı sunan bu araştırma, eğitimde ciddi oyunlar alanına katkıda bulunarak tasarım bilişinin incelenme biçimini dönüştürme potansiyelini vurgulamaktadır. Ayrıca, video oyunlarının eğitim ve araştırma araçları olarak değerini gösterirken, tasarım müfredatlarına entegrasyonu için ayrıntılı bir çerçeve önermektedir. Bulgular, bilişsel araştırma ve tasarım eğitimi arasındaki köprüyü güçlendirerek, video oyunlarının yenilikçiliği teşvik etme ve tasarım öğrenimini geliştirme potansiyelini ortaya koymaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Spatial dynamics of rural gentrification at İzmir hinterland
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Buldan, Ece; Akış, Tonguç
    1980'ler ve 1990'larda ise kırsal mekan, yalnızca tarım ile ilişkilendirilmekten çıkmış ve ekonomik, toplumsal ve mekansal üretimin birleştiği bir alan olarak şekillenmiştir. Kırsal soylulaştırma kavramı 1965'te literatüre girmesine rağmen, 1990'larda tarımsal üretimin yerini tüketim odaklı yapılar alırken, kırsal alanlar, kendine özgü kültür, toplum ve mekânsal özellikleri olan bir özne olarak ele alınmaya başlanmıştır. Bu süreç, kırsal alanların arka bahçesi olmaktan öteye geçerek, ekonomik olarak yükseltilerek, tam kentleşme sorunsalına farklı mekansallaşmalarla dahil olmuştur. Tarımsal üretim dışında, turizm ve sanayi gibi yeni ekonomik alanlara odaklanmaya başlayan kırsal alan, üniversitelerin kırsalda büyük kampüsler kurması sürece dahil olmuştur. İzmir, tarımsal üretimin yoğun olduğu geçmişi ve liman kenti olma özelliğiyle kırsal soylulaştırmanın etkilerini araştırmak için uygun bir örnek sunmaktadır. Araştırma, kırsal soylulaştırmayı turizm, sanayi ve öğrencileşme gibi dinamiklerle ilişkilendirerek, İzmir hinterlandındaki üç bölgedeki mekânsal, sosyal ve kültürel dönüşümleri incelemektedir. Kuşçular, Yağcılar ve Demircili (Urla) mahalleleri, turizm başlığı altında turistik rotaların gelişimi teması çerçevesinde incelenmektedir. Yukarı Kızılca, Aşağı Kızılca, Çiniliköy ve Armutlu (Kemalpaşa) mahalleleri ise sanayi rotasının uzantısı bağlamında değerlendirilmektedir. Son olarak, Gülbahçe (Urla) mahallesi, öğrencilerin mekâna ilişmesi açısından incelenmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Arkeolojik Miras Olarak Anadolu'da Roma İmparatorluğu'nun Sınırları: Kırsal Peyzajda Mekansal Özellikler ve Koruma
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Toköz, Özge Deniz; Toköz, Özge Deniz; Akış, Tonguç; Akış, Tonguç
    Roma İmparatorluğu'ndan günümüze ulaşan en büyük miraslardan olan Roma sınırları geniş bir coğrafyada üç kıtaya yayılmaktadır. Doğu sınırının bir kısmı Anadolu'dan geçmektedir. Ancak diğer sınır parçalarına kıyasla Anadolu sınırı en az çalışılmış orandadır ve koruma çalışmaları da yetersizdir. Fırat ve Dicle nehirlerindeki barajlar Anadolu sınır mirası için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır ve sınırın doğal peyzajdan oluşup çoğunlukla kırsal alanda olmak üzere büyük bir coğrafyaya yayılmasından dolayı çeşitli koruma sorunları vardır. Bu çalışmada, Anadolu sınırı incelenerek, sınırı oluşturan bileşenler, özellikleri ve kronolojisi ortaya konmuştur. Sınırın korunmasına dikkat çekme amacıyla, literatür ve Temmuz-Ağustos 2022'de gerçekleştirilen arazi gezisinden yararlanılarak koruma sorunları araştırılmış ve sınırın karakteristik özellikleriyle birlikte koruma durumuna ilişkin kataloglama, haritalandırma ve analizler yapılmıştır. Anadolu sınırının tüm Roma sınırları içinde bütünlüklü olarak yerini anlayabilmek ve tartışabilmek için diğer sınır parçaları da kronolojik, sosyopolitik, mekansal ve koruma yönlerinden incelenerek karşılaştırmalı çalışma yapılmıştır. Buluntular, Anadolu sınırının en erken inşasına başlanan Roma sınır parçalarından biri olduğunu ancak tek bir dönemde inşa edilmediğini, doğudaki büyük Part tehlikesinden dolayı çok sayıda lejyonla güçlendirildiğini, Fırat ve Dicle nehirlerini takip eden çatallı ve çok katmanlı bir sınır olduğunu, askeri yapıların var olan sivil yerleşimlere entegre edildiğini, başta barajlar olmak üzere pek çok koruma sorunu karşısında bütüncül koruma yaklaşımlarının izlenmeyip tekil koruma uygulamalarının gerçekleştirildiğini içermektedir. Sonuç olarak, Anadolu sınırına yönelik daha fazla çalışma yapılması, sınır sistemini anlamanın yanı sıra korunması için de önemlidir. Kırsal-arkeolojik alanlar için yeni bir yasal düzenleme, kırsaldaki bir takım koruma problemlerinin çözülmesine yardımcı olabilir. Sınırın korunması için tekil uygulamalar yerine, sınırı mimari elemanlarının yanı sıra peyzaj bileşenlerini de göz önüne alan, bileşenlerin birbiri ve fiziksel çevresiyle ilişkisini ön plana çıkaran ve yerel toplulukları bilinçlendirerek bu mirasla aidiyet bağlarını güçlendiren bütüncül koruma politikalarına ihtiyaç vardır.
  • Doctoral Thesis
    Urban Transformation Without Gentrification? Unveiling the Urbanscapes of Umurbey
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Tezer Yıldız, Çiçek Şadiye; Aksugür, İpek Akpınar
    Bu tez, İzmir'in eski bir sanayi ve liman bölgesi olan, yerel ve merkezi belediyeler ile yatırımcılar için bir odak haline gelen Umurbey mahallesinin kentsel dönüşümünü incelemektedir. Çalışma, politik, ekonomik ve sosyal aktörlerin bu dönüşüm üzerindeki etkilerini ve mahallenin dönüşümünün özgün yanlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Tezin teorik çerçevesi, kentsel dönüşüm ve soylulaştırma kavramlarına dayanmaktadır. Umurbey kent peyzajını, farklı ölçeklerde toplanan veriler ve bakış açıları ile ele alarak, bu alan üzerine oluşturulan literatüre çok boyutlu katkı sağlamayı hedeflemektedir. Araştırma, Umurbey mahallesinde kentsel dönüşüm ile sosyo-mekânsal dinamikler arasındaki ilişkiyi üç katmanda analiz etmektedir: kent planlama, çok katlı lüks projeler ve sosyo-mekânsal anlatılar. Yaklaşık on yıllık tanıklığın arka plan olduğu çalışmada, karma metodolojik yaklaşım kullanılarak, saha gözlemleri, literatür taraması ve derinlemesine görüşme yöntemleri ile veri toplanmıştır. Verilerin analizi için kodlama yöntemi kullanılmıştır. Tezin ana argümanı, mahallenin aktörlerinin sosyo-mekânsal anlatılarıyla şekillenmiştir. Araştırmanın ilk iki katmanı çalışmanın bağlamının oluştururken, üçüncü katman Umurbey'in neden henüz soylulaşmadığını sorgulamaktadır. Tez, Umurbey'in mekânsal belirsizliğinin 'aradalık' ['limbo'] yaratarak, özgün bir dönüşüm ve soylulaştırma süreci oluşturduğunu savunmaktadır. Bu süreç, mahalle sakinlerinin güvensizliğinin artmasına ve yapısal çevrenin yıpranmasına neden olmuştur. Bunun yanında, mahalle içinde özgün iletişim biçimlerinin, ortak üretim alanlarının ve ortaklıkların ['commoning'] oluşması için uygun bir ortam oluşturmuştur. Bu koşullar, mahallenin soylulaşmasının önüne geçmiştir. Umurbey sürekli değişim hâlinde ve kentsel dönüşüm süreci aktiftir. Bu tez, mahallenin güncel sosyo-mekânsal dokusunu ortaya koymakta, İzmir, Türkiye ve dünyadaki eski sanayi ve liman bölgelerindeki kentsel dönüşümün politik, ekonomik ve sosyal dinamiklerle ilişkisini vurgulayarak bağlamsal bir yeniden okuma sunmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    The Effects of Window Glazing and Dynamic Led Lighting on Daylight Quality, Occupant Alertness and Work Performance in Offices
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Köse, Fatma Büşra; Kazanasmaz, Zehra Tuğçe; Tayfur, Gökmen
    Gün ışığı, enerji tüketimi, konfor, sağlık ve performans üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir ve bu nedenle ofis binalarında tamamen cam cephelerin kullanımı artmaktadır. Ancak, doğru cam türünün seçilmesi büyük önem taşır, çünkü camlar güneş radyasyonu, ısı kazancı/kaybı ve gün ışığı kalitesini etkiler. Gelişmiş cam teknolojileri enerji verimliliğini artırırken, gün ışığının renk ve spektrumunu bozarak istenmeyen aydınlatma koşulları oluşturabilir. Enerji tasarrufunu artırmak amacıyla kullanılan LED aydınlatmalar da mavi ışık yayılımı nedeniyle sirkadiyen ritimlerin bozulmasına yol açabilmektedir. Bu araştırma, gün ışığı ve yapay aydınlatmanın bir arada kullanılarak bilişsel performans, memnuniyet, dikkat ve uyanıklık üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Aydınlatma seviyeleri, renk sıcaklığı, spektral dağılım ve cam türleri dikkate alınarak, en uygun aydınlatma koşullarını belirlemek için Yapay Sinir Ağları (ANN) ve bulanık mantık modelleri kullanılmıştır. İki ofiste, on farklı cam türü ve dinamik LED sistemleri ile deneyler gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, dinamik LED sistemlerinin özellikle bazı cam türleri ile birlikte kullanıldığında Sirkadiyen Uyarım (CS) ve Eşdeğer Melanopik Lüks (EML) değerlerini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Şeffaf ve akıllı camlar, görev performansı ve kullanıcı memnuniyeti açısından en iyi sonuçları sağlarken, fotovoltaik ve renkli camlar daha düşük memnuniyet düzeylerine yol açmıştır. Aydınlatma koşullarının etkisi, özellikle kağıt bazlı görsel görevlerde belirgin olurken, bilgisayar tabanlı görevlerin aydınlatma koşullarından ziyade demografik bilgilerle daha ilgili olduğu gözlemlenmiştir. ANN modelleri, performans sonuçlarını %40 ile %93 arasında bir doğrulukla tahmin etmede başarılı olmuştur. Performans sınıflandırması bulanık mantık modelleri ile başarıyla yapılmış olup, bu çalışmanın metodolojisi gelecekteki araştırmalar için değerli bir rehber sunarak bina performans değerlendirme sistemlerine entegre edilebilecek bir çerçeve sağlamaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Evaluation of Thermal Comfort Conditions During Training in Physical Fitness Spaces
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Avcı, Ali Berkay; Başaran, Tahsin
    Presently, fitness centers have become extensively occupied spaces. These higher-activity-level spaces require different thermal comfort parameters than other indoor environments. Therefore, it is crucial to provide the comfort that users need during their physical exercise. Human body during exercise requires different thermal comfort conditions and higher fresh air supply rates than sedentary activities. The standards for fitness centers do not provide specialized thermal and spatial instructions for the fitness spaces. This thesis focuses on investigating the thermal and spatial conditions of exercise spaces. To determine ideal exercise space conditions, a thermal and flow analysis involving experiments and 3D simulations in a computer environment were employed. The study specifically examined spatial factors such as ceiling height, lateral and frontal distances between machines, and vent locations, along with thermal factors like inlet temperature and air velocity. A thirty-minute constant work rate exercise test at moderate intensity was conducted in a controlled climatic chamber with six participants. The experiment's conditions were replicated and verified in CFD software using the collected data. Then, computational models for various environmental and spatial scenarios for a five-person cycling class were generated. Employing the L9 orthogonal arrays method, nine spatial scenarios with three thermal operations were simulated. Optimal factor levels were determined based on thermal comfort conditions by predicted mean vote (PMV) around the thermal plumes. The findings indicated that a ceiling height of 5m, lateral and frontal distances of 1m and 0.5m between machines, and ventilation strategy with ceiling located inlets at a condition of 18°C and 0.2m•s-1 performed optimal results.
  • Doctoral Thesis
    Residual Spaces of the Informal Empire: Rereading Smyrna as an Incomplete Colonial Project
    (01. Izmir Institute of Technology, 2023) Sheridan, Işılay Tiarnagh; Erten, Erdem
    Smyrna (İzmir) has always been a busy and privileged trade node with its fertile Western Anatolian hinterland and naturally-protected harbour. During the 19th century, however, the city experienced an unprecedented trade boom and urban expansion mainly due to foreign industrial initiatives, modernisation projects, and its increasing importance in Mediterranean trade. Its port surpassed the size of Constantinople's port, the Ottoman capital city, and Smyrna became an arena of commercial competition, especially attracting Britain and France. As the leading imperial power and world economic centre of the 19th century, Britain was the first to establish railways connecting Smyrna's harbour to the hinterland as a modernisation project. British entrepreneurs bought 1/3 of Western Anatolian territory and ultimately controlled half of the port's trade volume. Although the economic history of this shift towards semi-colonisation has interested many scholars, how its clandestine colonial makeup left traces on the city remains to be studied. Regarding post-industrial revolution port city development, Smyrna was an odd example since after the Tanzimat Reforms', the modernisation strategies of different foreign investors, including the British, left a fragmented assemblage of urban spaces behind. The strange likeness of this assemblage to certain British colonial port cities rather than to port city models is worth exploring as new archival evidence shows that Smyrna was an incomplete imperial project formed in 'British imagination'. This thesis aims to reveal how this informal empire embedded in modernisation acts was actualised, through morphological analysis combined with memoires, diaries and correspondances as the founding narratives of residual semi-colonial urban space.