Molecular Biology and Genetics / Moleküler Biyoloji ve Genetik

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/9

Browse

Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Research Project
    Proton Kopartılmış Peptit Türevlerinin Gaz Fazı Reaksiyon Mekanizmalarının Kütle Spektrometre ile İncelenmesi
    (2014) Yalçın, Talat; Arslanoğlu, Alper
    Proteinler canlı organizmalardaki yaşamsal faliyetleri etkileyen ve düzenleyen en önemli yapı taşlarındandır. Hastalıklarda, kalp krizinde, stres altında v.b., hücrelereki protein seviyelerinde ve çeşitliliğinde değişmeler gözlenebilmektedir. Bu tür proteinlerin fonksiyonlarını anlayabilmek için protein sekanslarının doğru tanımlanması çok önemlidir. Özellikle hücre içi sinyal iletimi fosforlanmış proteinler vasıtasıyla yapılmaktadır ve fosforlanmış proteinlerdeki fosfor grubunun hangi pozisyondaki (serin, S, tirozin , Y, veya tironin, T) amino asite bağlandığını belirleme ve sekansın doğru yapılması, proteinin fonksiyonunu anlamak açısından önemli gerekliliktir. Günümüzde proteinlerin enzimlerle kesilmesi ile elde edilen peptitlerden elde edilen gaz fazı Kütle Spektrometre sinyalleri (pozitif ve/veya negatif iyonlar) yardımı ile peptitlerin sekanslarını ve dolayısıyla proteinlerin amino asit dizilimleri tanımlanmaya çalışılmaktadır ve doğru tanımlayabilmek açısından gaz fazı parçalanma mekanizmalarının çok detaylı çalışılması, yeni informatik bilgiler elde etme açısından önemlidir. Bu çalışmada, proton kopartılmış peptit türevlerinin gaz fazı reaksiyon mekanizmaları kütle spektrometre yardımı ile çalışılmıştır. Çalışmalar sırasında XAAAAAA-OH, AXAAAAA-OH, AAXAAAA-OH, AAAAXAA-OH, AAAAAXA-OH, AAAAAAX-OH, XAAAAAA-NH2, AXAAAAANH2, AAXAAAA-NH2, AAAAXAA-NH2, AAAAAXA-NH2, AAAAAAX-NH2 ve XYAGFLV-OH, YXAGFLV-OH, YAXGFLV-OH, YAGXFLV-OH, YAGFXLV-OH, YAGFLXV-OH ve YAGFLVXOH (X=Glutamik Asit, E, veya Aspartik Asi D) peptit serileri, sekanslarında tekli asidik amino asit içeren peptitlerle, sistematik çalışmalar yapılmıştır. Amino asidin pozisyona bağlı gaz fazı parçalanma mekanizması ve ayrıca komşu amino asitlerin yan zincirlerinin gaz fazı parçalanmasına etkileride incelenmiştir. Ayrıca, sekanslarında birden fazla asidik amino asit içeren peptit türevleriylede sistematik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar içinde, XXYAGFLV-OH, YXXAGFLV-OH, YAXXGFLVOH, YAGXXFLV-OH, YAGFXXLV-OH, YAGFLXXV-OH, YAGFLVXX-OH, (X=Glutamik Asit, E, veya Aspartik Asi D) VE XXXYAGFLV-OH, YXXXAGFLV-OH, YAXXXGFLV-OH, YAGXXXFLV-OH, YAGFXXXLV-OH, YAGFLXXXV-OH, YAGFLVXXXOH, (X=Glutamik Asit, E, veya Aspartik Asi D) peptit türevleri kullanılmıştır. Burada da birden fazla asidik amino asit içeren peptit türevlerinin pozisyon etkisi ve komşu aminoasitlerin yan zincilerinin gaz fazı parçalanma mekanizmasına etkileri detaylandırılmıştır. Bunlara ek olarak, YAGFLVEEEE-OH ve YAGFLVEEEEE-OH peptit türevleriyle çalışılmalar yapılmıştır ve etkileri detaylandırılmıştır. Ayrıca sekanslarında serine, S, tirozine, Y, treonin, T, bulunduran peptit türevleri ilede fosforlanmış peptitlerin gaz fazı parçalanma mekanizmaları çalışılmıştır. Bu çalışma için, AEKEpYTVD-OH, IETDKEpYT-OH, SKDESIpYV-OH, DMTpSGLPL-OH, KELLPLpSA-OH, YDMTTpSLP-OH, ve YDMpTGLPLOH fosforlanmış peptit türevleri kullanılmıştır.
  • Research Project
    Puccinellia distans (Jacq.) Parl.’da boron hiperakümülasyonu ve tolerans mekanizmalarının proteomiks yaklaşım kullanarak anlaşılması
    (2017) Yalçın, Talat; Frary, Anne; Allmer, Jens
    Bor hem yüksek hem düsük konsantrasyonlarında bitkilerde büyüme bozukluklarına ve verim kaybına neden olmaktadır. Yüksek bor konsantrasyonundan kaynaklanan problemlerin giderilmesi için gerçeklestirilen; topragın yıkanması, topragın çinko ile zenginlestirilmesi gibi yöntemlerin bu sorunun giderilmesinde yetersiz kaldıgı gözlemlenmistir. Dünya bor rezervlerinin %71,3?üne sahip olan Türkiye?de bor toksisitesi, önemli bir tarımsal sorundur ve ülkenin belirli bölgelerindeki birçok tarım bitkinin verimini azaltmakta ve kullanılabilir tarım alanlarını kısıtlamaktadır. Dayanıklı tür belirlemeye yönelik yapılan arastırmalar sonucunda Türkiye?de bor madenlerinin bulundugu arazilerde büyüyebilen ve yüksek bor toksisitesine tolerans gösteren Puccinellia distans (çorak çimi) tanımlanmıstır. Tarımsal olarak ekonomik bir degeri olmamasına ragmen, yakın zamanda gerçeklestirilen fizyolojik çalısmaların ısıgında bünyesinde yüksek miktarlarda bor biriktirebildigi bulunmustur. Bu bitki türü ile transkriptomik düzeyde çalısılmıstır fakat üzerinde daha önce proteomik düzeyde herhangi bir çalısma gerçeklestirilmemistir. Bu projede, Puccinelia distans bitkisindeki bor toksisitesine karsı toleransta rol oynayan mekanizmalar proteomik (proteinlerin farklı ekspresiyon profillerinin çıkarılması) yaklasımla incelenmistir. Puccinellia distans bitkisindeki bor toksisitesine dayanıklılık mekanizmalarını ortaya çıkarmak için bor stresine maruz bırakılmıs bitkiler ile normal sartlarda yetistirilmis bitkilerin kök ve yapraklarından izole edilen proteinler incelenmistir. Ifadelenmesi farklı bulunan proteinlerin tanımlanması için etiketsiz (label-free) kütle spektrometresi ile ölçümler yapılmıstır. Puccinelia distans transkriptomu, Arabidopsis thaliana ve Oryza sativa proteinleri ve de novo dizileme sonuçlarında olusan bir veritabanı kullanılarak kütle spektrometre verileri analiz edilmistir, peptitler ve dolayısıyla proteinler tanımlanmıstır. Çalısma sonucunda boron transportundan sorumlu aquaporin proteinleri, tonoplastlar tanımlanmıs ve karbohidrat, lipid, protein yıkım, oksidatif stres, hormonal sinyal transdüksiyonu gibi metabolik yolların stres kosullarından etkilendigi tespit edilmistir.
  • Article
    Citation - WoS: 8
    Citation - Scopus: 8
    Synthesis and Topoisomerase I Inhibitory Properties of Klavuzon Derivatives
    (Elsevier Ltd., 2017) Akçok, İsmail; Mete, Derya; Şen, Ayhan; Kasaplar, Pınar; Korkmaz, Kemal S.; Çağır, Ali
    Klavuzon is a naphthalen-1-yl substituted α,β-unsaturated δ-lactone derivative, and is one of the anti-proliferative members of this class of compounds. Asymmetric and racemic syntheses of novel α,β-unsaturated δ-lactone derivatives are important to investigate their potential for the treatment of cancer. In this study, asymmetric and racemic syntheses of heteroatom-substituted klavuzon derivatives are reported. The syntheses were completed by a well-known three-step procedure. Anti-proliferative activity of seven novel racemic klavuzon derivatives were reported against MCF-7, PC3, HCT116 p53+/+ and HCT116 p53−/− cancer cell lines. Topoisomerase I inhibitory properties of 5,6-dihydro-2H-pyran-2-one derivatives were also studied. © 2017 Elsevier Inc.
  • Article
    Citation - WoS: 8
    Citation - Scopus: 9
    Crm1 Inhibitory and Antiproliferative Activities of Novel 4'-alkyl Substituted Klavuzon Derivatives
    (Elsevier Ltd., 2017) Kanbur, Tuğçe; Kara, Murat; Kutluer, Meltem; Şen, Ayhan; Delman, Murat; Alkan, Aylin; Otaş, Hasan Ozan; Akçok, İsmail; Çağır, Ali
    Klavuzons are 6-(naphthalen-1-yl) substituted 5,6-dihydro-2H-pyran-2-one derivatives showing promising antiproliferative activities in variety of cancer cell lines. In this work, racemic syntheses of nine novel 4′-alkyl substituted klavuzon derivatives were completed in eight steps and anticancer properties of these compounds were evaluated. It is found that size of the substituent has dramatic effect over the potency and selectivity of the cytotoxic activity in cancerous and healthy pancreatic cell lines. The size of the substituent can also effect the CRM1 inhibitory properties of klavuzon derivatives. Strong cytotoxic activity and CRM1 inhibition can be observed only when a small substituent present at 4′-position of naphthalen-1-yl group. However, these substituents makes the molecule more cytotoxic in healthy pancreatic cells rather than cancerous pancreatic cells. Among the tested compounds 1,2,3,4-tetrahydrophenanthren-9-yl substituted lactone was the most cytotoxic compound and its antiproliferative activity was also tested in 3D spheroids generated from HuH-7 cell lines.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 2
    Changes in Protein Profiles of Multiple Myeloma Cells in Response To Bortezomib
    (Informa Healthcare, 2013) Turan, Taylan; Şanlı Mohamed, Gülşah; Baran, Yusuf
    The objective of this study was to determine the changes in protein profiles of U-266 multiple myeloma cells in response to bortezomib. Bortezomib inhibited cell proliferation and increased the loss of mitochondrial membrane potential and caspase-3 activity in a dose-dependent manner. DECODON Delta2D Version 4.3 software demonstrated 37 differentially expressed protein spots: five proteins were newly formed, 10 proteins were lost, 12 proteins were up-regulated and 10 proteins were down-regulated in bortezomib-treated cells as compared to untreated cells. Some of the identified proteins after mass spectrometric analysis were as follows: apoptosis regulatory protein Siva (newly formed), caspase recruitment domain-containing protein 14 (lost), Ras-related protein Rab-25 (up-regulated), nuclear factor κB (NF-κB) p105 subunit (down-regulated). In summary, differentially expressed proteins of MM U-266 cells in response to bortezomib were analyzed and identified. The data obtained from this study may indicate the use of bortezomib for the treatment of various diseases.
  • Article
    Citation - WoS: 23
    Citation - Scopus: 26
    Development of Practical Hplc Methods for the Separation and Determination of Eggplant Steroidal Glycoalkaloids and Their Aglycones
    (Taylor and Francis Ltd., 2008) Eanes, Ritchie C.; Tek, Neslihan; Kırsoy, Öyküm; Frary, Anne; Doğanlar, Sami; Almeida, Adelia E.
    A practical set of HPLC methods was developed for the separation and determination of the eggplant steroidal glycoalkaloids, solanine, chaconine, solasonine, solamargine, and their aglycones, solasodine and solanidine. A gradient method was initially developed, but proved to be neither robust nor practical. Three separate isocratic methods using acetonitrile and ammonium dihydrogen phosphate were developed and shown to be more repeatable, less subject to fluctuations in mobile phase composition, and less time consuming. The effect of adjusting buffer pH, column temperature, and buffer type (triethylammonium phosphate vs. ammonium dihydrogen phosphate) were evaluated. It was also discovered that, by addition of 10% methanol to the acetonitrile portion of the mobile phase, more control over the separations was possible. The use of methanol as a mobile phase entrainer greatly improved separations in some cases and its effectiveness was also dependent upon column temperature. Assessments of the method recovery, limit of detection, and limit of quantitation were made using extracts from S. melongena and S. linnaeanum.