Bioengineering / Biyomühendislik

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/4529

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 46
  • Annotation
    On-Chip 3d Cell Culture Platform for Tumor Modeling and Drug Screening
    (2022) Yıldırım, Özüm; Arslan Yıldız, Ahu
  • Conference Paper
    3d Printing-Assisted Fabrication of Microfluidic Pneumatic Valves
    (IEEE, 2023) Keleş, Şeyda; Karakuzu, Betül; Tekin, Hüseyin Cumhur
    Pneumatic valves have a crucial place in the fluidic control in microfluidic systems. Pneumatic valves containing polydimethylsiloxane (PDMS) membrane structures are used in microfluidic systems such as cell separation, and cell manipulation due to their flexible structure, and ease of production. This study demonstrates the rapid and straightforward fabrication of pneumatic valve structures using PDMS membranes, achieved through the utilization of 3D-printed molds. As a result of our experiments, we observed valve closure in a fluidic channel with a height of 150 μm. This closure was achieved by utilizing 400 μm × 800 μm PDMS membrane with a thickness of 66 μm positioned between the fluidic and control channels, while applying 1.5 bar of pressure to the control channel. When the pressure is removed, the opening time of the valve is only 0.02 s, and this response time allows rapid valving function. The presented valve fabrication strategy would allow easy and low-cost production of sophisticated microfluidic chips. © 2023 IEEE.
  • Book Part
    Astragalus sp.
    (CRC Press, 2023) Yakuboğulları, Nilgün; Bedir, Erdal
    Astragalus is one of the largest genera in Turkey and is widely distributed worldwide. The phytochemical studies on Turkish Astragalus species have presented 112 new compounds besides 63 known compounds. The overriding basis for biological activity studies is the traditional use of Astragalus roots in the Southeastern Region of Turkey to cure leukemia. As the isolated compounds did not show cytotoxic properties, a hypothesis that the biological activity of Astragalus saponins might result from the activation of the immune system came up. While Astragalus polysaccharides are used for their strong immunomodulatory activities in Chinese medicine, there are a few articles revealing the immunostimulatory properties of Astragalus saponins. Here, we summarized the compounds isolated from Turkish Astragalus species and concentrated on the immunomodulatory activities of these compounds to put forward their potential as saponin-based vaccine adjuvants. © 2024 selection and editorial matter, Ufuk Koca-Caliskan; individual chapters, the contributors.
  • Article
    Modelling Genotoxic Effects of Metal Oxide Nanoparticles Using Qsar Approach
    (2022) Öksel Karakuş, Ceyda
    We investigated the application of structure-activity relationship approaches to underpin structural properties that potentially control the genotoxic potential of 9 different metal oxide nanoparticles (CuO, ZnO, NiO, SiO2, TiO2, CeO2, Fe2O3, Fe3O4 and Co3O4). In particular, we compiled a pool of quantum-mechanical, experimental and periodic table-driven descriptors and explored their distinctive contribution to the measured activity (genotoxicity). We first employed a clustered heatmap and parallel coordinates plot for visual exploration of the clusters and outliers of the data and finding corresponding responsible physicochemical descriptors. We then investigated the strength (and direction) of the relationship among descriptors and between descriptors and genotoxicity using similarity metrics. By using orthogonal projections to latent structures (OPLS), we were able to quantify the relative contribution of each descriptor to the genotoxicity of metal oxide nanoparticles. Our results suggested that zeta potential, the ratio of core electrons to valence electrons, Fermi energy and electronegativity were significant predictors of genotoxicity. Such computer-assisted approaches hold considerable promise for maximizing the use of accumulated data in nanotoxicology, prioritizing nanoparticles for further testing and filling data gaps required for hazard assessment processes.
  • Book Part
    Citation - Scopus: 2
    Bioprinting of Hydrogels for Tissue Engineering and Drug Screening Applications
    (Elsevier, 2022) Özmen, Ece; Yıldırım, Özüm; Arslan Yıldız, Ahu
    In tissue engineering, the 3-dimensional (3D) bioprinting method that enables the production of 3D structures by combining bioinks and cells has become one of the most promising technique. Over the last few years, 3D cell culture models gained importance in the development of disease model and drug development studies. The successful production of the 3D structures by 3D bioprinting mostly depends on the properties of the bioink to be used. Hydrogels, which are natural or synthetic polymers, are generally preferred as bioink materials with their high swelling ability, biocompatibility, biodegradability, and easy gelation ability. The convenience of hydrogels for varied bioprinting applications make them proper bioink materials for bioprinting of artificial tissues, tumor models, and tissue grafts. Bioprinting of functional tissues is successfully performed for years, and hydrogels are utilized as bioink in bone, vascular, neural, cartilage, cardiac, skin tissue engineering, and drug screening. In this chapter, bioprinting methodology, bioinks, hydrogel bioinks, and their applications are discussed in detail. © 2023 Elsevier Inc. All rights reserved.
  • Book Part
    Citation - Scopus: 3
    Tissue Engineering Applications of Marine-Based Materials
    (Springer, 2022) Polat, Hürriyet; Zeybek, Nuket; Polat, Mehmet
    Tissue engineering is a promising approach in replacing or improving tissues lost or has become nonviable due to disease or trauma by the use of scaffold materials by combining engineering and biochemical/physicochemical methods. Its purpose is to create suitable matrices that support cell differentiation and proliferation toward the formation of new and functional tissue. Marine-based natural compounds are potential scaffold feedstock material in tissue engineering owing to their biocompatibility and biodegradability while providing excellent biochemical/physicochemical properties. Numerous application areas and various fabrication routes techniques described in the literature attest to the importance of these materials in tissue regeneration. This review has been carried to merge the information from a large number of studies on the marine-based scaffold materials in tissue engineering into a coherent summary. © The Editor(s) (if applicable) and The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Singapore Pte Ltd. 2022.
  • Research Project
    Erişkin kök hücrelerinde doku yönelimi ve dış mekanik etkilere bağlı gelişen altyapısal değişikliklerin karakterizasyonu
    (TÜBİTAK - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, 2015) Özçivici, Engin; Yalçın Özuysal, Özden; Meşe Özçivici, Gülistan
    Mekanik titreşim uygulanması hem kemik hücrelerinde mineralizasyonu arttırdığı hem de kemik iliğindeki kök hücrelerini kemik yönelimine soktuğu için kemik kütlesini arttırıcı bir etkiye sahiptir. Mekanik sinyaller ayrıca yağ dokusu oluşumunu kemik iliği ve diğer yağ depolarında engeller özelliklere sahiptir. Kemik ve yağ hücrelerinin ortak bir hücre tipinden geldikleri düşünülürse, mekanik titreşim sinyalleri kullanılarak kemik oluşumu arttırılırken eşzamanlı olarak yağ oluşumu azaltılabilir. Halihazırda kemik iliği kök hücrelerinin bu tip mekanik titreşim sinyallerine duyarlı olup olmadığı ve eğer duyarlıysa bu sinyallere nasıl adapte olduğu henüz net olarak bilinmemektedir. Burada fare kemik iliğinden alınan mezenkimal D1-ORL-UVA kök hücreleri atıl durumda, kemik yöneliminde ya da yağ yönelimindeyken günlük mekanik titreşimlere (0.15g, 90 Hz, 15dk/gün) 7 gün boyunca maruz bırakıldı ve bu titreşimlerin hücrelerde yarattığı hücresel, morfolojik ve moleküler değişimler araştırıldı. Atıl durumdaki kök hücrelerde mekanik sinyaller hücre üremesini, hücrelerin toplam aktin miktarını ve kalınlığını arttırdığı gözlendi. Kemik yönelimi sırasında da mekanik sinyaller toplam aktin miktarı, aktin kalınlığı ve hücrelerin membran pürüzlülüklerini arttırdılar. Yağ yönelimi sırasında ise uygulanan mekanik kuvvetlerin hücrelerin yağ biriktirmesinden kaynaklanan morfolojik ve altyapısal etkileri geri çevirdiği gözlendi. Mekanik titreşimlerin ayrıca tüm yönelimler için hücrelerarası iletişimi arttırdıkları gözlendi. Sonuçlar yüksek frekanslı ve düşük genlikli mekanik titreşimlerin mezenkimal kök hücrelerin yönelimlerini belirleyen faktörlere önemli etkilerde bulunduklarını düşündürmektedir. Klinik aşamaya ulaşabilirse bu sonuçlar ilaçtan bağımsız bir etkinin kemik erimesi ve obezite için kullanılabileceğini düşündürmektedir.
  • Research Project
    Birden fazla biyomolekülün algılanması için akıllı nanoyapı dizileri
    (2014) Zareie, Hadi M.; Bulmuş, Volga
    Biyolojik maddelerin hızlı, nicel ve paralel bir şekilde algılanabilmesine, biyomedikal, çevre, biyoteknoloji, savunma ve tarım gibi birçok alanda ihtiyaç duyulmaktadır. Birim kütle başına çok geniş yüzey alanına sahip olan nanomalzemeler boyuta ve şekle bağlı eşsiz kimyasal ve fiziksel özellikler sergilerler. Bu özellikleri sayesinde nanomalzemeler, biyolojik numunelerin algılanmasında son derece duyarlı, etikete/işaretlemeye ihtiyaç duymayan, hızlı metotlar geliştirmek için eşsiz fırsatlar sunmaktadır. Bu projede hedefimiz, birden fazla biyolojik maddenin etikete/işaretlemeye ihtiyaç duymadan, nicel ve paralel şekilde algılanması için duyarlı ve hızlı bir sistemin geliştirilmesine yönelik olarak sıcaklık-duyarlı polimerler ve biyomoleküller ile fonksiyonelleştirilmiş sandviç-benzeri nanoyapıların desenli dizilerinin üretilmesi ve çoklu biyomolekül bağlanma olaylarının bir fonksiyonu olarak lokalize yüzey plazmon rezonansının (LSPR) ve kapasitansının incelenmesidir. Bu amaçla öncelikle sandviç-benzeri nanoyapıların desenli dizinleri nanoküre litografisi tekniği ile üretilmiştir. Sandviç-benzeri nanoyapılar, metal-yalıtkan-metal üçlü tabakalardan oluşturulmuştur. Bu nanosandviç dizileri, model biyomoleküller (biyotin, glutatiyon ve tek-sarmal oligoadenin) ve sıcaklıkduyarlı polimer ile fonksiyonelleştirilmiştir. Nanosandviç dizilerinin hazırlanması ve yüzey modifikasyonları, taramalı elektron mikroskobu, atomik kuvvet mikroskopisi, UV-görünür-yakın kızılötesi spektrofotometrisi aracılığıyla LSPR ölçümleri, X-ışını fotoelektron spektrometresi (XPS) gibi farklı teknikler ile doğrulanmıştır. Farklı transdüksiyon mekanizmalarını incelemek için, polimerler ve biyomoleküller ile fonksiyonelleştirilmiş nanodizilerin lokalize yüzey plazmon rezonansı ve kapasitansı, çoklu biyomolekül bağlanma olaylarının bir fonksiyonu olarak ölçülmüştür. LSPR ve XPS kapasitans ölçümleri, nanodizilerin işlevselleştirilmesi adımlarını ve daha da önemlisi sıcaklık kontrollü olarak biyotin-streptavidin ve oligoadenin-oligotimin veya biyotin-streptavidin ve glutatiyon-glutatiyon Stransferaz biyotanıma olaylarını açıkça göstermiştir. Sonuç olarak, bu projenin çıktısı biyomedikal, çevre, biyoteknoloji, tarım, savunma ve benzer endüstrilerde doğrudan uygulamaları olacak yeni ve iyileştirilmiş biyosensörlerin geliştirilmesine yönelik yeni nanomalzemeler ve yöntemler olmuştur.
  • Research Project
    Manyetik levitasyon yöntemiyle kemik hücrelerinin ağırlıksız ortamda kültürlenmesi
    (2019) Tekin, Hüseyin Cumhur; Arslan Yıldız, Ahu; Özçivici, Engin
    Mekanik kuvvetler canlılarda özellikle kas ve kemik dokularının sağlıklı formlarda bulunmasında ve fonksiyonlarını yerine getirmesinde önemli rol oynarlar. Mekanik kuvvetlerin kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı felç, yatalaklık, yaşlılık ve yerçekimsiz ortam koşulları kas ve kemik dokusunda ciddi miktarda kayıplar meydana getirmektedir. Kemik doku kayıplarına ek olarak mekanik yüklenmenin ortadan kalkması kemik iliğinde bulunan ve kemik hücre havuzunu oluşturan mezenkimal kök hücrelerin yağ yönelimine girmelerine ve kemik iliğinin aşırı miktarda yağlanmasına sebep olur. Bu durum kemiklerde kırılma riskini arttırır. Ayrıca yağ yönelimine bir kez giren kök hücreler kronik olarak tekrar kemik oluşturmaya, dolayısıyla rejenerasyona kolayca yönelemezler. Yaşam koşulları ya da ilerleyen yaş sebebiyle bir insanın kemik kütlesini kaybedip yağ kütlesi kazanmasının birey ve toplum için ciddi bir sosyo-ekonomik maliyeti vardır. Modern toplumda yaş ortalaması artıp hareket ihtiyacı azalırken, kemik erimesi (osteoporoz) ve şişmanlık (obezite) oranlarında da bir artış görülmekte ve bu hastalıkların tedavisi için gereken maddi kaynaklar toplum refahını kısıtlamaktadır. Bu durumla mücadele edebilmek için tedaviye yönelik biyomedikal yaklaşımların geliştirilmesi gerekmektedir. Mekanik kuvvet yoksunluğu ile kemik erimesinin arasındaki ilişkinin incelenmesi için günümüzde gönüllü yatalaklık, fiziksel sınırlama ve kasılmayı önleyici ajanların kullanılması gibi yöntemler tercih edilmektedir. Ancak bu teknikler uygulama zorluğu ve barındırdığı etik problemler dolayısı ile verimli olarak kullanılamamaktadır. Bunun yanı sıra da hücre bazındaki mekanik kuvvet yoksunluğu veya ağırlıksız ortam çalışmaları pahalı uzay uçuşları veya biyoreaktör sistemlerine olan gereksinimden dolayı detaylı olarak gerçekleştirilememektedir. Son yıllarda temel amacı hücre ayrıştırma olarak geliştirilen manyetik levitasyon tekniği kemik hücrelerinin ağırlıksız ortamda incelenebilmesi için oldukça önemli bir fırsat yaratmıştır. Bu projenin amacı manyetik levitasyon prensibini kullanarak kemik ve kemik iliği hücrelerini ağırlıksız ortamda kültürleyerek, oluşan moleküler ve hücresel değişimleri kısa ve uzun vadeli olarak incelemektir. Bu amaca ulaşmak için hücre kültürü sırasında besiyeri ortamı Gadolinyum iyonları kullanılarak paramanyetik hale getirilmiş ve hücreler iki adet neodymium mıknatısın yaratacağı manyetik ortamda ağırlık vektörleri sıfırlanmış şekilde asılı kalmıştır. Projenin sonuçlanması ile manyetik levitasyon tekniği ile ağırlıksız ortamda kemik hücre kültürü teknolojisi geliştirilmiş olacak, ayrıca kemik hücrelerinin ağırlıksız ortamda verdikleri hücresel ve moleküler yanıtların kolay ve ucuz bir şekilde incelenmesi sağlanmıştır.
  • Research Project
    Halkalı Neodmiyum Mıknatısla Hücresel Manyetik Levitasyon Tekniği Geliştirilmesi ve Uygulaması
    (2020) Özçivici, Engin
    Manyetik levitasyon hücresel ve doku düzeyinde biyomühendislik uygulamalarında hücrelerin uzaktan manipülasyonu için önemli bir teknolojidir. Mevcut diamanyetik levitasyon tasarımlarının çogu, sistemin çalısma hacmini ve uygulanabilirligini sınırlayan aynı kutupları birbirine dönük iki blok mıknatıs arasında bir levitasyon haznesi içermektedir. Bu projede, biyofabrikasyon uygulamalarında kullanılmak üzere bu fiziksel sınırlamaları ortadan kaldırmak için halkalı mıknatıs tabanlı bir manyetik levitasyon sistemi olusturulmustur. Projede tanımlanan bu konfigürasyon, levitasyon sırasında besi ortamı veya hücrelerin sisteme transfer edilebilmesini ve sistemden uzaklastırılabilmesini, yüksekliginden bagımsız olarak kültür haznesi kullanılabilmesini ve böylelikle büyük boyutlu canlı yapıların üretilebilmesini ve kültürün sürdürülebilmesini mümkün kılmıstır. Biyofabrikasyon çalısmalarından önce, sistemin canlı hücrelerin levitasyonu için özkütleleri açısından uygunlugu polimerik parçacıklar ile gösterilmistir. Sistemin manyetik odaklama fonksiyonu ve hücrelerin kendi kendine bir araya gelme özelliginden yararlanarak düzenekte milimetre boyutunda 3 boyutlu canlı yapılar olusturulmus ve kültürleri cihaz içerisinde sürdürülmüstür. Burada uygulamaya sunulan manyetik levitasyon cihazı, açık bir operasyon alanı saglaması sebebiyle kültüre levitasyon esnasında ve kolay müdahale olanagı sunmustur. Proje kapsamında besi ortamındaki paramanyetik iyon konsantrasyonunu degistirerek farklı özkütlelere sahip hücre tiplerinin (kök hücre, adiposit ve kanser hücresi) levitasyonu ve 3 boyutlu yapı olusumu için manyetik levitasyon protokolleri olusturulmustur. Hücrelerin levitasyonu için gereken paramanyetik iyon konsantrasyonunun ise besi ortamın özkütlesinin arttırılması ile azaltılabilecegi gösterilmistir. Hücre saglıgı açısından zararsız oldugu proje çalısmasında gösterilmis olan bu teknik, ayrı ayrı olusturulmus 3 boyutlu canlı birimlerinin daha karmasık yapılar üretmek üzere birlesmesine de olanak saglamıstır. Ayrıca proje çıktılarında, halkalı mıknatıs tabanlı levitasyon sisteminin hücrelerden çalısılabilir mRNA izolasyonu saglayabildigi ve gen ifadesi düzeyinde çalısmalar için uygun oldugu gösterilmistir. Sonuç olarak, projede olusturulan manyetik levitasyon sistemi doku mühendisligi, ilaç testi ve kanser arastırmaları gibi çok çesitli uygulamalarda kullanım alanı bulabilecektir.