Master Degree / Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/3008
Browse
Search Results
Master Thesis Oküler Yüzey Skuamöz Hücreli Neoplazilerin Erken Tanısında Optik Spektroskopi Tekniklerin Potansiyelinin Araştırılması(2025) Güler, Günnur; Güler, Günnur; Onay, Melis Palamar; 04.05. Department of Pyhsics; 04. Faculty of Science; 01. Izmir Institute of TechnologyOküler yüzey skuamöz hücreli neoplazi (OYSHN), göz yüzeyinde skuamöz epitel hücrelerinin anormal büyümesini içeren geniş ve çeşitli bir hastalık spektrumunu kapsar. Bu hastalıklardan bazıları konjonktival intraepitelyal neoplazi (CIN) veya oküler yüzeyin skuamöz hücreli karsinomudur (SCC). OYSHN hastalıkları arasında, SCC nadir görülen (rare disease) bir kanser çeşidi olmasına karşın CIN en yaygın görülen konjonktival neoplazidir. CIN gözün epitel tabakasını etkileyen fakat epitel bazal membranı aşmayan konjonktiva epitel hücre displazisidir. OYSHN hastalığının teşhis ve tedavi yöntemleri arasında en sık kullanılan yöntem, lezyonu tespit edebilmek için, floresan, lizamin yeşili veya rose bengal kullanılarak yapılan oftalmik muayene yöntemidir. Son yıllarda, ön segment Optik Koherans Tomografi tetkikinin kullanıma girmesiyle tanıda yardımcı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, bu prosedürlerin uygulanmasında ve değerlendirilmesinde uzman kişilere gereksinim duyulması, invaziv olması, boyama ve etiketleme gerektirmesi, maliyetinin yüksek olması, sonuçlarının ve raporlarının uzun vakit alması gibi dezavantajları bulunmaktadır. Buna karşın, optik spektroskopi (FTIR, Raman) tekniklerinde kullanılmak üzere oluşturulan olan protokoller/yöntemler hızlı, hassas, düşük maliyetli, etiketsiz (label-free), az miktarda numune gerektirmesi (2-5 uL), sarf malzemeye ihtiyaç olmadan ve numune hazırlamaya gerek kalmadan veya zahmetsizce kısa numune hazırlığı ile kullanımı kolay olması gibi birçok avantajlara sahiptirler. Bu çalışma, hastalığın tanısında ve erken teşhisinde titreşim spektroskopisi ve çok değişkenli istatistiksel analizlerin kullanımını desteklemektedir. Bu çalışmada oküler yüzey skuamöz hücreli neoplazi hastalarından alınan gözyaşı sıvılarının moleküler içeriklerinin sağlıklı bireylerin gözyaşı sıvılarından farklı olduğu gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oküler yüzey skuamöz hücreli neoplasi, İnsan gözyaşı sıvısı, Kızılötesi spektroskopisi, Raman spektroskopisiMaster Thesis Alkali Ekstraksiyon pH'ının Nohut Protein İzolatlarının Fizikokimyasal Özellikleri Üzerindeki Etkileri(2025) Ceylan, Çağatay; Baysal, Ayşe Handan; Ceylan, Çağatay; Baysal, Ayşe Handan; 01. Izmir Institute of Technology; 03. Faculty of Engineering; 03.08. Department of Food EngineeringAlkali ayrıştırma ardından yapılan izoelektrik çöktürme işlemi bitki protein izolatlarının eldesinde yaygınca kullanılan bir yöntemdir. Her ne kadar pH'ın nohut protein izolatlarının çözeltilerindeki etkileri incelenmiş olsa da, protein izolasyonu esnasındaki pH'ın nohut protein izolatlarının özellikleri üzerindeki etkileri üzerine kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Buradan hareketle ekstraksiyon pH'ının (8, 9 ve 10) nohut protein izolatlarının fizikokimyasal ve fonksiyonel özelliklerine etkisi incelenmiştir. Artan ekstraksiyon pH'ı ile köpük stabilitesi, yüzey hidrofobisitesi, parçacık boyutu, ve zeta potansiyelinde artış gözlemlenmiştir. FTIR sonuçları 8 pH'da elde edilen izolatların hem toz, hem de köpük içinde daha yüksek lipit/protein oranına ve lipit peroksidasyon seviyelerine sahip olduğunu göstermiştir. Ancak FTIR ile pH 9 ve 10'da elde edilen izolatlar arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Renk ve köpük morfolojisine bakıldığında ise pH 9'da ekstrakte edilen izolatlar belirgin düzeyde (p<0,05) farklılık göstermekte olup, olası oksidasyon belirtilerine sahip olduğu düşünülmektedir. Örnekler arasında antioksidan aktivitesi, yüzey gerilimi, SDS-PAGE profili ve köpük kapasitesi açısından anlamlı farklılıklar bulunamamıştır (p>0,05). Buna dayanarak alkali ayrıştırma pH'ının nohut protein izolatlarının yapısı ve belirli fonksiyonel özellikleri üzerinde kalıcı etkiler bıraktığı söylenebilir. Yine de bu etkilerin doku iskeleleri, jeller, veya kek gibi gıda modellerinde test edilmesi gerekmektedir.Master Thesis Korunga Tohumundan Elde Edilen Protein ve Peptidlerin Hücresel Toksisite, Bağışıklık ve Bağırsak Geçirgenliği Üzerindeki Etkileri(2025) Güleç, Şükrü; Büyükkileci, Ali Oğuz; Güleç, Şükrü; Büyükkileci, Ali Oğuz; 01. Izmir Institute of Technology; 03. Faculty of Engineering; 03.08. Department of Food EngineeringBitkisel protein kaynaklarının fonksiyonel özellikleri, beslenme bilimi ve sürdürülebilir gıda sistemleri açısından önemli bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu çalışmada, korunga (Onobrychis viciifolia L.) tohumundan elde edilen protein izolatının (SSPI), insan sağlığına yönelik güvenlik profili ve bağırsak bariyer fonksiyonu üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. SSPI'nin sitotoksik etkisi, Caco-2 ve IEC-6 hücre hatlarında MTT yöntemiyle analiz edilmiştir. Alerjenite değerlendirmesi ise makrofaj hücre hattı (RAW 264.7) üzerinden gerçekleştirilmiş; TNF-α ve IL-6 salınımı ölçülerek immün yanıt potansiyeli belirlenmiştir. Bulgular, SSPI'nin her iki formunun da toksik veya alerjenik risk oluşturmadığını göstermiştir. Bağırsak geçirgenliği üzerine etkileri değerlendirmek amacıyla, diferansiye olmuş Caco-2 hücreleri kullanılarak transepitel bir hücre kültürü sistemi oluşturulmuştur. LPS ve sitokin kokteyli ile geçirgenlik bozulmuş, ardından sindirilmiş SSPI uygulamaları yapılmıştır. TEER ölçümleri ve sıkı bağlantı genlerinin (Occludin, ZO-1, Claudin-1) ekspresyon analizleri, SSPI'nin bariyer fonksiyonunu destekleyici yönde etkiler sağladığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, SSPI'nin biyolojik güvenliğini ve bağırsak sağlığı açısından taşıdığı fonksiyonel potansiyeli göstererek, onu gelecekte fonksiyonel gıdalarda değerlendirmeye yönelik bilimsel bir temel sunmaktadır. Elde edilen veriler, SSPI'nin sindirim sonrası da etkili olabildiğini ve bozulmuş bağırsak geçirgenliği gibi inflamatuar durumlara karşı epitel bariyeri güçlendirebildiğini ortaya koymuştur. Bu bağlamda, SSPI yalnızca bir alternatif protein kaynağı değil, aynı zamanda bağırsak bütünlüğünü destekleyici biyoaktif bir bileşen olarak da değerlendirilme potansiyeline sahiptir. Ayrıca, bu çalışma, korunga gibi alternatif bitkisel kaynakların insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran sınırlı sayıdaki çalışmalardan biri olarak literatürde önemli bir boşluğu doldurmakta ve SSPI'nin nutrasötik ve fonksiyonel ürün geliştirme süreçlerinde dikkate alınabilecek güvenli bir aday olduğunu göstermektedir.
