Master Degree / Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/3008

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Master Thesis
    Development of 3d Tumor Models for Investigating Drug Efficacy of Sapogenol Derivatives
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Pişirici, Necmettin Arda; Yıldız, Ahu Arslan
    Son dönemin hastalığı olan kanser tedavisi çalışmalarında potansiyel ilaçların etkinliklerinin araştırılması için doku fizyolojisine yüksek benzerlik gösteren 3 boyutlu (3B) hücre kültürü modelleri dikkat çekmektedir. Bu modeller 2B hücre kültürü çalışmalarındaki birçok problemin aşılmasını sağlayarak ilaç geliştirme çalışmalarında tercih edilmektedir. Bu çalışmada yeni nesil manyetik levitasyon (MagLev) kullanılarak üretilmiş 3B tümör sferoid modelleri üzerinde sapogenol türevi potansiyel kanser ilaçları ve FDA onaylı antikanser ilacı Paklitaksel'in (Ptx) ilaç aktivite taramaları yapılmıştır. Manyetik levitasyon yöntemi doku iskelesinden bağımsız olup, iki mıknatıs tarafından yaratılmış manyetik alan içerisinde paramanyetik ajanların etkisiyle manyetize edilmiş hücrelerin yoğunlarına bağlı olarak kendilerine has bir yükseklikte (levitasyon yüksekliği) harici bir kuvvet gerektirmeden asılı kalmalarını sağlamaktadır. Bu yöntemle, levitasyon yükseklikleri aynı seviyede olan hücreler arası etkileşimler artarak 3B sferoid yapıları doku iskelesine ihtiyaç duyulmadan hızlıca elde edilebilmektedir. Tamamlanan çalışmada; tümör sferoid modelleri her hücre hattı için ayrı şekilde elde edilmiştir. MagLev yöntemine ek, kontrol amaçlı, aynı hücre hatlarıyla asılı damlacık yöntemi kullanılarak 3B sferoid modelleri elde edilmiştir. Oluşturulan sferoid modelleri üzerinde 2B hücre kültüründe ilaç etkinliği belirlenmiş sapogenol türevi ilaç moleküllerinin ve Ptx'in aktivitesi araştırılmıştır. Sferoid modelleri üzerinde beklenen toksik etki görülmüş, karşılaştırmalı sonuçlar paylaşılmıştır. Bu sonuçlarla birlikte, 2B hücre kültürü kullanılarak yapılan tümör fizyolojisi araştırmaları yerine bu modellerin dezavantajlarını geride bırakan, gerçek tümör fizyolojisini çok daha yakın seviyede taklit edebilen, klinik araştırmalar öncesinde ilaç taramalarında ve farklı moleküllerin etkilerinin araştırılmışında kolay, gerçekçi ve hızlı sonuçlar sağlayabilecek manyetik levitasyon temelli yeni bir ilaç aktivite tarama modeli geliştirilmiştir
  • Master Thesis
    Development and Characterization of Surface-Modified Emulsion Templated Scaffolds for Tissue Engineering Applications
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Kocagöz, Mehmet; Dikici, Betül Aldemir; Zareıe, Esma Volga Bulmuş
    Emülsiyon şablonlama, yüksek ve açık gözeneklilik sağlayan avantajlı bir iskele üretim yöntemidir. Bu yöntemde hidrofobik polimerlerin su ile karıştırılmasıyla yağ içerisinde su (w/o) emülsiyonları elde edilir. İç faz hacmi %74'ün üzerinde olan polimerize emülsiyonlar, yüksek iç fazlı emülsiyonlar (PolyHIPE'ler) olarak adlandırılır. Polikaprolakton, doku mühendisliğinde yaygın olarak kullanılan sentetik, biyolojik olarak bozunabilen ve biyouyumlu bir polimerdir, ancak malzemenin hidrofobik karakteri hücre-materyal etkileşimlerini sınırlamaktadır. Bu nedenle, bu çalışma kapsamında, emülsiyon şablonlama yöntemi ile üretilmiş, polikaprolakton tetrametakrilat (4PCLMA) esaslı iskelelerin biyolojik performanslarını artırmak için iskelelerin alkali muamelesi ve elde edilen iskelelerin karakterize edilmesi amaçlanmıştır. İlk olarak halka açma polimerizasyonu ile 4PCLMA pre-polimeri sentezlenmiş ve metakrilat grupları ile fonksiyon kazandırılmıştır. 4PCLMA ~%97 metakrilasyon derecesi ile başarıyla sentezlenmiş, 4PCLMA esaslı PolyHIPE'ler emülsiyon şablonlama yöntemi ile üretilmiş, üç farklı konsantrasyonda ve inkübasyon süresinde sodyum hidroksit (NaOH) ile muamele edilmiştir. NaOH işleminin iskelelerin morfolojileri, kütle kaybı, su tutma kapasitesi, mekanik özellikleri, yüzey alanı, hidrofilisitesi ve biyolojik performansı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. NaOH uygulamasının iskelelerin ağırlığını ve mekanik mukavemetini azalttığı ancak aynı zamanda iskelelerin su tutma kapasitesini, hidrofilisitesini, yüzey alanını ve protein adsorpsiyon kapasitesini artırdığı görülmüştür. NaOH işleminden sonra PolyHIPE'lerdeki kimyasal değişiklikler spektroskopi ile doğrulanmıştır. In vitro sonuçlar, NaOH uygulamasının L929 hücreleri üzerinde sitotoksisiteye neden olmadığını ve Saos-2 hücrelerinin tutunma ve çoğalma davranışını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Bu çalışma sonucunda NaOH muamelesinin, emülsiyon şablonlama ile üretilmiş doku iskelelerinin hidrofilisitesini ve biyolojik performansını artırmak adına alternatif bir yüzey modifikasyon yöntemi olarak kullanılabileceği gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Green Synthesis of Nanostructured Bioactive Glass for Dental Applications
    (01. Izmir Institute of Technology, 2023) Tüncer, Melisa; Yücesoy, Deniz Tanıl; Öksel Karakuş, Ceyda
    Bioactive glass is a biomaterial commonly used in dental care products and bone tissue engineering applications due to its biocompatibility, bone-forming ability, and remineralization capability. Bioactive glasses form a hydroxyapatite-like layer on dentinal tubules by releasing calcium and phosphorus ions after interaction with saliva. Bioactive 45S5 glass traditionally synthesized by wet chemical methods which require high-temperature heating and the use of a strong acid catalyst, bringing into question of the possibility of introducing toxic acid residues into the final product. Therefore, there is a need to develop environmental-friendly bioactive glass synthesis methods or to modify existing ones in a way to uplift their environmental friendliness. To satisfy this need, we greenized the traditional sol-gel method by replacing the acid catalyst with an environment-friendly alternative and successfully used it for the synthesis of nanostructured 45S5 bioactive glass. First, physicochemical characterization of the synthesized bioactive glasses was performed. Then, the apatite formation capability of bioglasses were investigated in saliva. Next, the mineralization kinetics of bioglasses were tested in Ca/P buffer. In vitro toxicity tests were performed to assess the cytotoxic potential of the synthesized bioactive glass. All analyses were repeated for the traditional synthesis method for comparison purposes. The results confirmed that green synthesis is more advantageous in terms of bioactivity and functionality required for dental applications. Increasing the safety and functionality of bioglass at the same time during the production phase has critical importance for ensuring the sustainability of current applications as well as creating new uses in the biomedical field
  • Master Thesis
    Development of a Natural Tubular Scaffold From Decellularized Parsley Stems To Be Used in Vascular Tissue Engineering Applications
    (01. Izmir Institute of Technology, 2024) Çevik, Merve; Dikici, Serkan; Özçivici, Engin
    Cardiovascular diseases (CVD) are usually associated with narrowing or blockage of blood vessels and are the leading cause of death globally. By 2030, the annual incidence of CVD-related deaths is estimated to increase 23.3 million. Considering the advancements in endovascular surgery, the use of vascular grafts in cardiovascular surgery is becoming increasingly common. Autografts are the gold standard but have limitations, including limited tissue availability and complications from vessel isolation. Recently, synthetic grafts have emerged as alternatives, though they often fail due to thrombosis, atherosclerosis, intimal hyperplasia, or infection. Thrombosis, the main cause of post-implantation failure, is associated with damage or absence of the endothelial cell lining on the luminal surface of the vascular graft. To overcome the limitations mentioned so far, tissue-engineered vascular grafts (TEVG) have come into prominence. The use of decellularized plant tissues in tissue engineering applications has recently gained great importance. Accordingly, in this study, we fabricated tubular scaffolds from decellularized parsley stems and evaluated them in vitro as potential TEVGs. Our results demonstrated that native plant DNA was successfully removed, and biocompatible tubular biomaterials were successfully fabricated via chemical decellularization of parsley stems. The decellularized parsley stems showed suitable mechanical and biological properties for use as TEVG material. Finally, they were found to provide a convenient environment to form a pseudo-endothelium by recellularization with human endothelial cells prior to implantation. This study is the pioneer in the literature that reports on the potential of parsley stems to be used as a potential TEVG biomaterial.