TR Dizin İndeksli Yayınlar / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/7149

Browse

Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Publication
    Kuru İncir İşleme Atıkları, Yan Ürünleri ve Hurdalarından Pektin Üretimi: Pektin Ekstraksiyonun Optimizasyonu ve Moleküler, Fonksiyonel ve Sağlık Üzerindeki Etkilerinin Karakterizasyonu
    (2021) Güleç, Şükrü; Yemenicioğlu, Ahmet; Başer, Filiz; Çavdaroğlu, Elif; Büyükkileci, Ali Oğuz; 01. Izmir Institute of Technology; 03. Faculty of Engineering; 03.08. Department of Food Engineering
    Kuru incir içerdiği çözünür pektin lifi nedeniyle başta gastrointestinal fonksiyonlar olmak üzere insan sağlığına olumlu etkileri ile bilinmektedir. Bu projenin amacı literatürde ilk kez kuru incir işletme atıkları ile düşük kaliteli meyvelerden pektin üretimi ve karakterizasyonudur. Pektin farklı sıcaklıklarda (25o, 50 o ve 95 oC) ve sürelerde (1, 3 ve 6 saat) sitrik asitle (%1, %3 ve %6 SA) ekstrakte edilmiş, etanol yıkama-çöktürme işlemiyle saflaştırılmış ve liyofilizasyonla kurutulmuştur. Optimum koşullarda (95 oC?de %6 SA ve 1 saat) verim incir sapı pektini (PEK-İS) için %11,7, ezmeye işlenen düşük kalite incir pektininde (PEK-İ) ise % 9,4 olarak belirlenmiştir. Hurda incir ve diğer atıklarında ise pektin verimi PEK-İ?ninkine benzerdir. Ekstraksiyonda selülaz enzimi kullanımı pektin kalitesini artırsa da verimi düşürmüş (en fazla %5,5), ultrasonik ekstraksiyonda ise uygulanamayacak kadar şiddetli ve uzun sürede verim yalnızca sınırlı artış göstermiştir (en fazla %12,4). PEK-İS ve PEK-İ için galakturonik asit (GA), esterleşme derecesi (DE) ve asetilasyon düzeyleri sırasıyla %32, 50, 11.5, ve %20, 39, 7.5 olarak belirlenmiştir. PEK-İS ve PEK-İ için elde edilmiş şeker bileşimleri ve PEK-İS için elde edilmiş moleküler ağırlık parametreleri incir pektininin turunçgil pektininden kısmen farklı moleküler özellikleri olduğunu göstermiştir. PEK-İS ve PEK-İ?nin fonksiyonel özellikleri farklı konsantrasyonlardaki jelleşme kapasitesi, emülsiyon kapasitesi ve stabilitesi, köpük kapasitesi ve stabilitesi, su ve yağ tutma kapasitesi, viskozite ve yenilebilir film oluşturma kapasiteleri ölçülerek belirlenmiştir. Genel olarak PEK-İS? in fonksiyonel özellikleri PEK-İ?ye göre daha üstündür. Ayrıca, PEK-İS emülsiyon stabilitesi ve su bağlama yeteneği ticari turunçgil ve elma pektinine göre daha yüksektir. PEK-İS prebiyotik, anti-diyabetik ve antikanserojenik etkiler göstermiştir. Ayrıca, PEK-İS? in yoğurda ilave edildiği zaman antidiyabetik etkisini koruduğu in-vitro hücre bağırsak modelinde gösterilmiştir. Buna göre incir sap atıklarının katma değeri yüksek pektin üretiminde değerlendirilmesi ve üretilen pektinin fonksiyonel gıda üretiminde kulllanılması uygundur. Bu projenin uygulamaya aktarılmasıyla kuru incir üretiminin sağladığı ekonomik katkıların artırılması ve ülke ekonomisine ilave girdi sağlanması mümkündür.
  • Research Project
    Bakır mineralinin anemi durumundaki dengeleyici ve düzeltici etkisinin moleküler ve genetik düzeyde insan enterosit hücre modelinde araştırılması
    (2017) Güleç, Şükrü; 03.08. Department of Food Engineering; 03. Faculty of Engineering; 01. Izmir Institute of Technology
    Demir eksikliğine bağlı anemi, dünyadaki besin eksikliğinin neden olduğu hastalıklar arasında ilk sırada yeralan bir problemdir. Bu yüzden anemik durumu dengeleyici veya düzeltici faktörlerin bilinmesi demir metabolizmasının anlaşılması için önemlidir. Demir eksikliği anemisinde bağırsak enterosit hücrelerinde bakır seviyesinin arttığı gösterilmiştir ve bu da bakırın demir eksikliği anemisindeki durumu düzeltici etkisi olabileceğini düşündürmektedir. Bu bağlamda projede bakır mineralinin demir eksikliğine bağlı oluşturulan anemik durumdaki düzeltici etkisi moleküler ve genetik düzeyinde insan enterosit hücre modellinde (Caco-2) incelendi. Projenin ilk kısmında Caco-2 hücreleri 12 bölmeli steril hücre kaplarında 21 gün süre ile büyütüldü. İkinci kısımda, besinden gelen ve kandaki bakırın etkisinin in vitro olarak test edilebilmesi için insan bağırsak sistemi modellendi. Bunun için Caco-2 hücreleri özel membranlarda büyütülerek polarize olmaları sağlandı. Daha sonra hücrelere deferoksamin (DFO) verilerek demir eksikliğine bağlı anemi oluşturuldu. Hücreler bakır ve demir ile muamele edildi. Örneklerden RNA izolasyonu yapılıp, cDNA dönüşümü gerçekleştirildi. Bunu takiben RT–qPCR metodu ile gruplar arasındaki belirli genlerin mRNA ekspresyon seviyelerine bakıldı. Dmt1 ve Ftn genlerine ait mRNA regülasyonlarının hücre kültürü kabında ve membran sisteminde büyüyen hücreler arasında farklı olduğu gözlemlendi. Membran sistemindeki sonuçlara göre, bakırın demir eksikliği anemisinde artan Fpn ve Dmt1 genlerinin mRNA seviyelerini düşürdüğü saptandı. Daha da önemlisi bu anlamlı azalma, bakırın polarize olmuş hücrelerin yalnızca bazolateral kısmına verilmesiyle gözlemlenmiştir. Bu da kandaki bakırın demir eksikliği anemisinde bağırsak demir hemostazının hücre içi moleküler mekanizmasını etkilediğini göstermektedir. Buna ilaveten, kontrol grubuyla kıyaslandığında bakırın anemik koşullar altında regüle olan Ankrd37 ve Egln genlerinin mRNA ekspresyonlarını etkilemeği bulunmuştur. Projede anemi durumunda demir mineralinin bakır metabolizmasındaki genlere etkisi de incelenmiştir. Anemi durumunda bazolateral kısma verilen demir bakır ile regüle olan genler içinde yalnızca Atp7a mRNA ekspresyonunu etkilemektedir. Elde edilen bulgular, kandaki bakırın diyetten gelen bakıra göre enterosit hücrelerinde demir eksikliği anemisini azaltmada daha etkili olabileceğini göstermektedir. Bakır, anemi durumunda demir mineraline bağlı regüle olan Fpn ve Dmt1 genlerinin mRNA ekspresyonlarını enterosit hücrelerinin basolateral kısımları üzerinden etkilemektedir. Anemide Fpn ve Dmt1 genlerini regüle etmek için kandaki bakır tarafından etkilenebilen moleküler mekanizmaların neler olduğunu ortaya çıkaran fonksiyonel çalışmalara ihtiyaç vardır.
  • Article
    Diyetten Alınan ve Kandaki Demir Mineralinin İnsan İnce Bağırsak Hücre Modelinde Demir Eksikliği Anemisine Etkisi
    (Türkiye Diyetisyenler Derneği, 2018) Güleç, Şükrü; Güleç, Şükrü; 03.08. Department of Food Engineering; 03. Faculty of Engineering; 01. Izmir Institute of Technology
    Amaç: Demir eksikliğine bağlı anemi (IDA), dünyada özellikle yeni doğanlarda, çocuklarda ve kadınlarda en sık görülen besinsel eksikliktir. Düşük demir içeriği olan besinlerin tüketilmesi ve ince bağırsaktan yeterli demirin emilememesi demir eksikliğine bağlı anemiye neden olmaktadır. Memelilerde fizyolojik olarak aktif demirin vücuttan atılımı için bir sistemin olmamasından dolayı bağırsak enterosit hücreleri, vücuttaki demir metabolizmasının dengeli bir şekilde devamlılığında hayati bir role sahiptirler. Yeterli bağırsak demir emilimi anemi riskini azaltmak için gereklidir. Diyetten alınan ve kanda bulunan demir insan vücudu için bulunan iki demir kaynağıdır. Bu çalışmada demir eksikliğine bağlı anemi durumunda bağırsak demir metabolizmasının moleküler ve genetik düzenlenmesinde diyetten gelen ve kanda bulunan demir mineralinin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: İnsan kolon epitelyal hücreleri (CaCo-2) insan ince bağırsak sistemini modellemek için özel hücre kültürü membran sistemlerinde büyütülmüştür. Kolon hücrelerin apikal ve bazolateral polarizasyonu trans epitelyal rezistans (TEER) ölçümüyle test edilmiştir. Demir eksikliğine bağlı anemi Deferoxamine (DFO) ile indüklenmiş olup, demirin IDA üzerindeki etkisi RT-qPCR tekniği ile gen düzeyinde araştırılmıştır. Bulgular: Marker gen (TFR, DMT1) mRNA ekspresyon düzeyleri analiz edildiğinde, hücrelerin bazolateral kısmına demir verildiğinde apikal kısma verilene oranla IDA fenotipinin kaybolduğu gösterilmiştir. Sonuç: Sonuçlar kan demirinin bağırsak demir metabolizmasının düzenlenmesi için gerekli olduğunu göstermiştir. Kan demir düzeyi diyetten gelen demirle regüle edilir. Böylece, günlük demir alımı kan demiri düzeylerini düzenlemek için önemlidir. Bağırsak enterosit hücrelerinin bazolateral kısım boyunca demir mineralini algılama kabiliyetine sahip olabileceğini desteklemektedir.