Chemistry / Kimya

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/4072

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 23
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 2
    Gas Phase Fragmentation Behavior of Proline in Macrocyclic B7 Ions
    (American Chemical Society, 2023) Taşoğlu, Çağdaş; Arslanoğlu, Alper; Yalçın, Talat
    Thefragmentation characteristics of b (7) ionsproduced from proline-containing heptapeptides have been studiedin detail. The study has utilized the following C-terminally amidatedmodel peptides: PA(6), APA(5), A(2)PA(4), A(3)PA(3), A(4)PA(2), A(5)PA, A(6)P, PYAGFLV, PAGFLVY, PGFLVYA, PFLVYAG,PLVYAGF, PVYAGFL, YPAGFLV, YAPGFLV, YAGPFLV, YAGFPLV, YAGFLPV, YAGFLVP,PYAFLVG, PVLFYAG, A(2)PXA(3), and A(2)XPA(3) (where X = C, D, F, G, L, V, and Y, respectively). The resultshave shown that b (7) ions undergo head-to-tailcyclization and form a macrocyclic structure. Under the collision-induceddissociation (CID) condition, it generates nondirect sequence ionsregardless of the position of the proline and the neighboring aminoacid residues. This study highlights the unusual and unique fragmentationbehavior of proline-containing heptapeptides. Following the head-to-tailcyclization, the ring opens up and places the proline residue in theN-terminal position while forming a regular oxazolone form of b (2) ions for all peptide series. Then, the fragmentationreaction pathway is followed by the elimination of proline with itsC-terminal neighbor residue as an oxazolone (e.g., PXoxa) for all proline-containing peptide series.
  • Article
    Citation - WoS: 7
    Citation - Scopus: 6
    Visceral Leishmaniasis Caused by Leishmania Tropica
    (Springer, 2023) Özbilgin, Ahmet; Tunalı, Varol; Çavuş, İbrahim; Vardarlı Tetik, Aslı; Dinç, Melike; Yalçın, Talat; Gündüz, Cumhur; Beyaz, Merve; Köse, Şükran
    PurposeIn Turkey, the main causative agent of visceral leishmaniasis (VL) is Leishmania. infantum and the main causative agent of cutaneous leishmaniasis (CL) is Leishmania tropica. In this study, we aimed to discuss the possible mechanisms, clinical aspects, and threat of visceralizing L. tropica.MethodsThis study includes seven cases of VL caused by L. tropica.Five patients were male (71%) and four were adults (57%).ResultsAll the VL patients complained of fever and splenomegaly. Fatigue, pancytopenia, and hepatomegaly were present in six patients each (86%), while weight loss and gastrointestinal system (GIS) symptoms were present in 5 patients (71%).ConclusionsIn this study, we have evaluated seven cases of visceralized L. tropica (VLT) in the context of the changing leishmaniasis epidemiology in Turkey. We have evaluated the possible mechanisms of visceralization; inter- and intraspecies genetic exchange with all the old world leishmaniasis agents present in the region, stress induced by inappropriate use of drugs, and possible ongoing adaptation mechanisms of Leishmania spp. The threat posed by VLT is significant as L. tropica is the most widespread and most common cause of leishmaniasis in Turkey. We do not know the vectorial capacity of the sand flies for the transmission of VLT strains or if these strains are in circulation in Turkey. Future studies should be carried out to investigate these issues as the transition of L. tropica from a mild disease-causing agent to a mortal one poses a significant public health concern for Turkey and Europe.
  • Research Project
    Tek kullanımlık MALDI targetlerin geliştirilmesi:karakterizasyonu ve uygulamaları
    (2008) Yalçın, Talat
    [No Abstract Available]
  • Research Project
    Peplit türevlerinin gaz farkı reaksiyon mekanizmalarının kütle spektrometre ile incelenmesi
    (2012) Yalçın, Talat
    Proteinlerin aminoasit dizilimleri, ardaşık kütle spektrometresi (MS/MS) kullanılarak bulunmaktadır. Amino asit dizilimi bulunmak istenen proteinler, önce enzim yardımı ile küçük peptit gruplarına parçalanmakta ve daha sonra, bu peptitlerin, amino asit dizilimleri ardaşık kütle spektrometre kullanılarak bulunabilinmektedir. Günümüzde, ardaşık kütle spektrometre kullanarak bu tür peptitlerin gaz fazında ne tür parçalanma ürünleri verdiği konusunda çok detaylı çalışmalar yapılmış ve hâlâda yapılmaktadır. Peptitelerin, gaz fazı parçalanma mekanizmalarının çok iyi anlaşılması, proteinlerin sekanslarının doğru ve etkin bir şekilde bulunabilmesi için çok önemlidir. Bu konuda yapılan detaylı çalışmalar göstermektedir ki, amino asitlerin gruplanmalarını ve isimlendirmelerini belirleyen fonksiyonel grupların, peptitlerin gaz fazı parçalanma mekanizmalarında önemli rol oynadığıdır.
  • Research Project
    Proton Kopartılmış Peptit Türevlerinin Gaz Fazı Reaksiyon Mekanizmalarının Kütle Spektrometre ile İncelenmesi
    (2014) Yalçın, Talat; Arslanoğlu, Alper
    Proteinler canlı organizmalardaki yaşamsal faliyetleri etkileyen ve düzenleyen en önemli yapı taşlarındandır. Hastalıklarda, kalp krizinde, stres altında v.b., hücrelereki protein seviyelerinde ve çeşitliliğinde değişmeler gözlenebilmektedir. Bu tür proteinlerin fonksiyonlarını anlayabilmek için protein sekanslarının doğru tanımlanması çok önemlidir. Özellikle hücre içi sinyal iletimi fosforlanmış proteinler vasıtasıyla yapılmaktadır ve fosforlanmış proteinlerdeki fosfor grubunun hangi pozisyondaki (serin, S, tirozin , Y, veya tironin, T) amino asite bağlandığını belirleme ve sekansın doğru yapılması, proteinin fonksiyonunu anlamak açısından önemli gerekliliktir. Günümüzde proteinlerin enzimlerle kesilmesi ile elde edilen peptitlerden elde edilen gaz fazı Kütle Spektrometre sinyalleri (pozitif ve/veya negatif iyonlar) yardımı ile peptitlerin sekanslarını ve dolayısıyla proteinlerin amino asit dizilimleri tanımlanmaya çalışılmaktadır ve doğru tanımlayabilmek açısından gaz fazı parçalanma mekanizmalarının çok detaylı çalışılması, yeni informatik bilgiler elde etme açısından önemlidir. Bu çalışmada, proton kopartılmış peptit türevlerinin gaz fazı reaksiyon mekanizmaları kütle spektrometre yardımı ile çalışılmıştır. Çalışmalar sırasında XAAAAAA-OH, AXAAAAA-OH, AAXAAAA-OH, AAAAXAA-OH, AAAAAXA-OH, AAAAAAX-OH, XAAAAAA-NH2, AXAAAAANH2, AAXAAAA-NH2, AAAAXAA-NH2, AAAAAXA-NH2, AAAAAAX-NH2 ve XYAGFLV-OH, YXAGFLV-OH, YAXGFLV-OH, YAGXFLV-OH, YAGFXLV-OH, YAGFLXV-OH ve YAGFLVXOH (X=Glutamik Asit, E, veya Aspartik Asi D) peptit serileri, sekanslarında tekli asidik amino asit içeren peptitlerle, sistematik çalışmalar yapılmıştır. Amino asidin pozisyona bağlı gaz fazı parçalanma mekanizması ve ayrıca komşu amino asitlerin yan zincirlerinin gaz fazı parçalanmasına etkileride incelenmiştir. Ayrıca, sekanslarında birden fazla asidik amino asit içeren peptit türevleriylede sistematik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar içinde, XXYAGFLV-OH, YXXAGFLV-OH, YAXXGFLVOH, YAGXXFLV-OH, YAGFXXLV-OH, YAGFLXXV-OH, YAGFLVXX-OH, (X=Glutamik Asit, E, veya Aspartik Asi D) VE XXXYAGFLV-OH, YXXXAGFLV-OH, YAXXXGFLV-OH, YAGXXXFLV-OH, YAGFXXXLV-OH, YAGFLXXXV-OH, YAGFLVXXXOH, (X=Glutamik Asit, E, veya Aspartik Asi D) peptit türevleri kullanılmıştır. Burada da birden fazla asidik amino asit içeren peptit türevlerinin pozisyon etkisi ve komşu aminoasitlerin yan zincilerinin gaz fazı parçalanma mekanizmasına etkileri detaylandırılmıştır. Bunlara ek olarak, YAGFLVEEEE-OH ve YAGFLVEEEEE-OH peptit türevleriyle çalışılmalar yapılmıştır ve etkileri detaylandırılmıştır. Ayrıca sekanslarında serine, S, tirozine, Y, treonin, T, bulunduran peptit türevleri ilede fosforlanmış peptitlerin gaz fazı parçalanma mekanizmaları çalışılmıştır. Bu çalışma için, AEKEpYTVD-OH, IETDKEpYT-OH, SKDESIpYV-OH, DMTpSGLPL-OH, KELLPLpSA-OH, YDMTTpSLP-OH, ve YDMpTGLPLOH fosforlanmış peptit türevleri kullanılmıştır.
  • Research Project
    Puccinellia distans (Jacq.) Parl.’da boron hiperakümülasyonu ve tolerans mekanizmalarının proteomiks yaklaşım kullanarak anlaşılması
    (2017) Yalçın, Talat; Frary, Anne; Allmer, Jens
    Bor hem yüksek hem düsük konsantrasyonlarında bitkilerde büyüme bozukluklarına ve verim kaybına neden olmaktadır. Yüksek bor konsantrasyonundan kaynaklanan problemlerin giderilmesi için gerçeklestirilen; topragın yıkanması, topragın çinko ile zenginlestirilmesi gibi yöntemlerin bu sorunun giderilmesinde yetersiz kaldıgı gözlemlenmistir. Dünya bor rezervlerinin %71,3?üne sahip olan Türkiye?de bor toksisitesi, önemli bir tarımsal sorundur ve ülkenin belirli bölgelerindeki birçok tarım bitkinin verimini azaltmakta ve kullanılabilir tarım alanlarını kısıtlamaktadır. Dayanıklı tür belirlemeye yönelik yapılan arastırmalar sonucunda Türkiye?de bor madenlerinin bulundugu arazilerde büyüyebilen ve yüksek bor toksisitesine tolerans gösteren Puccinellia distans (çorak çimi) tanımlanmıstır. Tarımsal olarak ekonomik bir degeri olmamasına ragmen, yakın zamanda gerçeklestirilen fizyolojik çalısmaların ısıgında bünyesinde yüksek miktarlarda bor biriktirebildigi bulunmustur. Bu bitki türü ile transkriptomik düzeyde çalısılmıstır fakat üzerinde daha önce proteomik düzeyde herhangi bir çalısma gerçeklestirilmemistir. Bu projede, Puccinelia distans bitkisindeki bor toksisitesine karsı toleransta rol oynayan mekanizmalar proteomik (proteinlerin farklı ekspresiyon profillerinin çıkarılması) yaklasımla incelenmistir. Puccinellia distans bitkisindeki bor toksisitesine dayanıklılık mekanizmalarını ortaya çıkarmak için bor stresine maruz bırakılmıs bitkiler ile normal sartlarda yetistirilmis bitkilerin kök ve yapraklarından izole edilen proteinler incelenmistir. Ifadelenmesi farklı bulunan proteinlerin tanımlanması için etiketsiz (label-free) kütle spektrometresi ile ölçümler yapılmıstır. Puccinelia distans transkriptomu, Arabidopsis thaliana ve Oryza sativa proteinleri ve de novo dizileme sonuçlarında olusan bir veritabanı kullanılarak kütle spektrometre verileri analiz edilmistir, peptitler ve dolayısıyla proteinler tanımlanmıstır. Çalısma sonucunda boron transportundan sorumlu aquaporin proteinleri, tonoplastlar tanımlanmıs ve karbohidrat, lipid, protein yıkım, oksidatif stres, hormonal sinyal transdüksiyonu gibi metabolik yolların stres kosullarından etkilendigi tespit edilmistir.
  • Research Project
    Bazik amino asit içeren çift-protonlanmış peptit iyonlarının gaz-fazı parçalanma mekanizmalarının kütle spektrometresi ile çalışılması
    (2018) Yalçın, Talat
    Proteinler, hücre içindeki faaliyetlerin düzenlenmesinde önemli görevlere sahiptir. Protein içindeki amino asitlerin konumları, birbiriyle olan etkileşimleri, bazik veya asidik amino asitlerin peptit zincirine etkileri proteinlerin hücre içindeki rollerini belirlmekte ve hakkında önemli bilgiler vermektedir. Kütle Spektrometresi (MS) yöntemi, proteinlerdeki amino asit dizilimlerinin bulunmasında oldukça popüler yöntemdir. Proteinler enzimatik bölünmeye uğradığında (Tripsin), kesilmiş peptitlerin C terminalinde, her zaman lizin (K) veya arginin (R) gibi bir bazik amino asit bulunur. Amino asit dizilimlerinde, bazik amino asit ihtiva eden petit seriler ile, kolaylıkla çoklu protonlanmış peptit iyonları oluşturulabilinmektedir. Bu çalışmada, model olarak hepta peptit serileri kullanılmış ve dizilimlerinde bazik amino asitlerden, lisin (K), arjinin (R) ve histidin (H), ihtiva eden bu peptitler ile, bu aminoasitlerin pozisyon etkilerini araştırmak için peptit dizisi içinde yerleri değiştirilmiş ve bazik amino asitlerin (C terminaline ve N terminaline yakın) konumunun gaz fazı parçalanma mekanizmasına etkileri detaylı olarak çalışılmıştır. Sonuç olarak; bütün model peptidlerde, bazik amino asitlerin pozisyonları (N-ucundan sayılarak) 4, 5, 6, ve 7?ci pozisyonlarda olduğu zaman Klas 1 parçalanma mekanizmasına bağlı olarak gözlenen b2 ve y5 komplementeri iyonları gözlenebilmektedir. b2 ve y5 iyonlarının göreceli iyon şidetlerinin, bazik amino asitin C-ucuna yaklaştıkça arttığı gözlenmiştir. Pozisyon veya amino asidin yapısı b2 ve y5 iyonlarının oluşma mekanizmlarına bir etki gösterdiği görülmektedir. Alanin ihtiva eden birinci model peptit örneklerindeki çalışma sonuçlarına göre, b2 ve y5 iyonlarının, bazik amino asitler (N-ucundan sayıldığında) 3. cü pozisyona geldiklerinde gözlenmeye başlanmışken, aynı tür iyonlar, YAGFLV amino asit dizlimleri ihtiva eden diğer model peptit örneklerinde 4.cü pozisyona geldiklerinde gözlenmeye başlamışlardır. Sadece Serin ve Treonin amino asitleri diğerlerinden farklı davranış göstermiştir. Histidin C-ucunda bulunduğunda diğer sonuçların aksine, y5 ve b2 iyonu % 5-10 şiddete sinyal seviyesi göstermiştir.
  • Article
    Citation - WoS: 5
    Citation - Scopus: 4
    Comparative Proteomic Analysis of Leishmania Parasites Isolated From Visceral and Cutaneous Leishmaniasis Patients
    (Cambridge University Press, 2021) Dinç, Melike; Yalçın, Talat; Çavuş, İbrahim; Özbilgin, Ahmet
    Leishmaniasis is an infectious disease in which different clinical manifestations are classified into three main forms as visceral, cutaneous, and mucocutaneous. These disease forms are associated with parasite species of protozoan genus, Leishmania. For instance, Leishmania infantum and Leishmania tropica are typically linked with visceral (VL) and cutaneous (CL) leishmaniasis respectively, however these two species can also cause other form to a lesser extent. What is more alarming is this characteristic, which threatens classic diagnoses and therapies, is started to be acquired by other species. To address this issue, gel-based and gel-free proteomic analyses were carried out on the species, Leishmania infantum to determine the proteins differentiating between the parasites caused visceral and cutaneous leishmaniasis. In addition, Leishmania tropica parasites representing the typical cases for cutaneous leishmaniasis were included. Electrophoresis gels of parasites caused to visceral leishmaniasis were distinguishable from the others in terms of repetitive down-regulation on some specific locations. In addition, a distinct spot of an antioxidant enzyme, superoxide dismutase was shown up only on the gels of cutaneous leishmaniasis samples regardless of the species. In the gel-free approach, 37 proteins which were verified with a second database search using a different search engine, were distinguished from the comparison between VL and CL samples. Among them, 31 proteins for the CL group and 6 proteins for the VL group were determined differentially abundant. Two proteins from the gel-based analysis namely pyruvate kinase and succinly-coA:3-ketoacid-coenzyme A transferase analysis were encountered in the protein list of the CL group.
  • Article
    Bitki Proteomik Çalışmalarında Kullanılan Yaklaşımlar ve Uygulama Yöntemleri
    (2020) Günel, Aslıhan; Hasançebi, Semra; Yalçın, Talat; Emir, Mahmut; Demirci, Yahya Emin; Dinç, Melike; Güray, Melda Zeynep
    Proteomik yaklaşımları 2000 li yılların başlarına kadar mikroorganizmalar ve hayvansal kaynaklı örneklerde ağırlıklı olarak kullanıldı. Bu dönemde bitki proteomik çalışmaları yok denecek kadar azdır. Bitkisel dokulardaki sert hücre çeperleri, karmaşık ve çok çeşitli sekonder metabolitlerin varlığı, fazla miktardaki pigmentler, proteazlar, polifenoller, polisakkaritler, nişasta ve lipitler total protein örneklerinin hazırlanması ve proteinlerin ayrımı sırasında pek çok soruna neden olmuştur. Ancak her bir sorunun üstesinden gelmek üzere sürdürülen çabalar sayesinde bitki dünyasında da proteomik yaklaşım kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu derlemede, örnek hazırlığından protein tanımlamaya kadar tüm basamaklar yöntemsel gelişmeleri de kapsayacak şekilde ayrıntılı olarak ele alınmış ve konuyla ilgili araştırıcıların maksimum yararlanabileceği bir kaynak oluşturulmaya çalışılmıştır.
  • Article
    Gas-Phase Fragmentation Reactions of A7 Ions Containing a Glutamine Residue
    (Wiley-Blackwell, 2021) Atik, Ahmet; Arslanoğlu, Alper; Yalçın, Talat; Atik, Ahmet; Arslanoğlu, Alper; Yalçın, Talat
    The gas-phase fragmentation reactions of the a7 ions derived from glutamine (Q) containing model heptapeptides have been studied in detail with low-energy collision-induced dissociation (CID) tandem mass spectrometry (MS/MS). Specifically, the positional effect of the Q residue has been investigated on the fragmentation reactions of a7 ions. The study involves two sets of permuted isomers of the Q containing model heptapeptides. The first set contains the QAAAAAA sequence, and the second set involves of QYAGFLV sequence, where the position of the Q residue is changed from N- to C-terminal gradually for both peptide series. An intense loss of ammonia from the a7 ions followed by internal amino acid eliminations strongly supports forming the imine-amides structure via cyclization/rearrangement reaction for all studied a7 ions. This is in agreement with the pioneering study reported by Bythell et al. (2010, 10.1021/ja101556g). A novel rearrangement reaction is detected upon fragmentation of imine-amide structure, which yields a protonated C-terminal amidated hexapeptide excluding the Q residue. A possible fragmentation mechanism was proposed to form the protonated C-terminal amidated hexapeptide, assisted via nucleophilic attack of the side chain amide nitrogen of the Q residue on its N-protonated imine carbon atom of the rearranged imine-amide structure. Highlights: The gas-phase fragmentation reactions of a7 ions obtained from protonated model peptides containing glutamine residue were studied by ESI-MS/MS. A rearranged imine-amide structure is the predominant even for a7 ions. Novel rearrangement reaction is observed which forms a protonated C-terminal amidated hexapeptide excluding Q residue upon fragmentation of the imine-amide structure.