Master Degree / Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/3008
Browse
2594 results
Search Results
Master Thesis Yağ-Su Ayrımı için Kirlenmeye Dirençli Selüloz Membranların Geliştirilmesi(2025) Ediz, Simel; Altınkaya, SacideYüksek kimyasal kararlılığa sahip yağ–su emülsiyonları endüstriyel atıksuların önemli bir kısmını oluşturmakta ve geleneksel arıtma yöntemleri ile etkin bir şekilde arıtılamamaktadır. Membran teknolojileri, düşük enerji tüketimi ve yüksek ayırma verimi ile sürdürülebilir bir alternatif olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, önce buhar maruziyeti ardından çözücü olmayana daldırma ile tetiklenen faz ayrımı (VNIPS) yöntemi kullanılarak çevre dostu ve çözücüye dayanıklı selüloz membranları üretilmiştir. Tezin ilk bölümünde, ön buharlaştırma süresi, sıcaklık, bağıl nem, ısıl işlem koşulları ve deasetilasyon ortamı gibi membran üretim parametrelerinin gözenek yapısı, geçirgenlik ve seçicilik üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise, üretilen membranların kirlenmeye karşı dirençleri model çözelti olarak toluen-su emülsiyonu kullanılarak değerlendirilmiştir. En yüksek performansı gösteren membran, gerçek rafineri atıksu örnekleri ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, VNIPS yöntemiyle ve ısıl işlemle oluşturulan gözenekli yapının membran geçirgenliği ile seçiciliği dengelemede kritik bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Ayrıca, membranların çözücü olmayan banyoya daldırılmadan önce buhar fazına maruz bırakılması kirlenme dirençlerini önemli ölçüde iyileştirmiştir. Yüzeylerinin daha hidrofilik bir karaktere sahip olmasından dolayı deasetilasyon işlemi sonucu elde edilen selüloz membranları selüloz asetat membrana göre yağ-su ayrımında daha fazla kirlenme direnci göstermiştir. Genel olarak, sonuçlar VNIPS temelli membran üretim yaklaşımının, yağ–su emülsiyonu arıtımı için sürdürülebilir, yüksek performanslı membranların geliştirilmesinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu göstermiştir.Master Thesis Lazer Toz Yataklı Füzyon Yöntemiyle Üretilen Ti-6Al-4V Alaşımının Süreç Parametrelerinin Stokastik Arama Yöntemleri Kullanılarak Optimizasyonu(2025) Aktunalı, Mehmet; Artem, Hatice SeçilEklemeli imalat, karmaşık geometrilerin yüksek hassasiyetle üretilebilmesine olanak sağlaması nedeniyle çeşitli sektörlerde yaygın olarak kullanılan bir üretim yöntemi haline gelmiştir. Ti-6Al-4V alaşımı, üstün mekanik özellikleri ve iyi biyouyumluluğu sayesinde eklemeli imalat uygulamalarında oldukça tercih edilmektedir. Eklemeli imalat ile üretilen Ti-6Al-4V bileşenlerin mekanik, fiziksel ve yüzey özellikleri; lazer gücü (P) ve tarama hızı (V) gibi proses parametrelerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Bu çalışma, yüksek Vickers sertliği, düşük Arşimet porozitesi ve düşük yüzey pürüzlülüğü elde etmek amacıyla, Ti-6Al-4V alaşımının Laser Powder Bed Fusion (LPBF) yöntemiyle üretiminde P ve V parametrelerinin optimizasyonunu incelemektedir. Literatürde mevcut olan deneysel veriler kullanılarak, proses-çıktı ilişkileri, regresyon analizi ile yapay sinir ağı yöntemlerinin güçlü yönlerini bir araya getiren hibrit bir modelleme yöntemi olan nöro-regresyon yaklaşımı ile modellenmiştir. LPBF yöntemiyle üretilen Ti-6Al-4V alaşımında yüksek sertlik, düşük porozite ve kontrollü yüzey pürüzlülüğü elde etmek amacıyla farklı P ve V proses parametre koşulları için çeşitli optimizasyon senaryoları tasarlanmıştır. Bu senaryolar, 'Wolfram Mathematica 13' programında yer alan 'NMaximize' ve 'NMinimize' araçları kullanılarak, Differential Evolution, Nelder-Mead, Simulated Annealing ve Random Search gibi farklı stokastik optimizasyon algoritmaları ile optimize edilmiştir. Elde edilen optimizasyon sonuçları literatür ile karşılaştırıldığında, kullanılan modelleme ve optimizasyon yöntemlerinin güvenilirliğini ve uygulanabilirliğini göstermektedir ve çalışma, biyomedikal ve havacılık uygulamalarında yüksek performanslı parça üretimine katkıda bulunma potansiyeline sahiptir.Master Thesis Optik Spektroskopi Teknikler Kullanarak Rna Metilasyonunun Araştırılması(2025) Akkuş, Onur; Güler, Günnur; Akgül, BünyaminN6-metiladenozin (m6A), en yaygın RNA modifikasyonlarından biridir ve RNA'nın işlenmesi, kararlılığı, nükleustan taşınması ve translasyonunun düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Bu tezde, m6A metilasyonun FT-IR, CD sinyali ve ikincil yapıdaki transkripsiyon sonrası modifikasyonlar incelenmektedir. FT-IR spektroskopisi, zayıflatılmış toplam yansıma (ATR) yöntemiyle birleştirilerek, metil grubunun titreşimsel davranışını analiz etmek amacıyla giderek karmaşıklaşan sistemlerde sistematik biçimde kullanılmıştır. Ana CH₃ gerilme ve bükülme modları, ilk olarak metanol gibi basit moleküllerde gözlemlenmiş sonrasında DNA, sentetik RNA ve nihayetinde hücre kaynaklı RNA gibi daha büyük sistemlerde uygulanmıştır. Özellikle, CH₃ bükülme modları yaklaşık 1478 ve 1332 cm⁻¹'de, CH₃ gerilme modları ise yaklaşık 2984 ve 2883 cm⁻¹'de ortaya çıkmıştır. Bu modlar metilasyonun göstergeleri olarak değerlendirilmiştir. Bu tayinler, metillenmiş ve metillenmemiş türler arasında net spektral ayrım yapılmasını mümkün kılarak, hücre kaynaklı RNA'larda m6A tespiti için moleküler bir parmak izi sunmuştur. Dairesel dikroizm (CD) spektroskopisi, RNA'daki lokalize epitranskriptomik yapısal modifikasyonlardan kaynaklanan baz istiflenmesi, baz eşleşmesi ve hairpin oluşumu gibi metilasyona bağlı ikincil yapı değişikliklerini gözlemlemek için kullanılmıştır. Metillenmiş ve metillenmemiş örnekler karşılaştırıldığında, 265 nm'de (baz istiflenmesi) ve 210 nm'de (sarmal asimetri) eliptiklikte önemli değişiklikler gözlemlenmiştir. Bu spektral değişiklikler, lokalize transkripsiyon sonrası konformasyonel değişiklikleri yansıtmaktadır. Bu çalışma ile, spektroskopik (IR) tabanlı RNA m6A metilasyonunun ölçülmesine dayalı alternatif bir yöntemin geliştirilebileceği ve CD spektroskopisi ile, m6A metilasyon kaynaklı transkripsiyon sonrası lokalize yapısal modifikasyonların izlenebileceğini göstermektedir. Bu bulgular ile, spektroskopik analizlerin m6A metilasyonuna dayalı yapısal biyoloji alanında destekleyici nitelikte bilgi ve yöntem sağlanması amaçlanmıştır.Master Thesis Grafen Silisyum Karbür Tabanlı Quadrant Fotodedektör Aygıt Geliştirilmesi(2025) Reyhan, Ahmet Yusuf; Çelebi, Cem; Ünverdi, ÖzhanBu tez çalışmasında, Kimyasal Buhar Biriktirme yöntemi ile üretilen p-tipi grafen ve n-tipi Silisyum Bu tez çalışmasında Grafen/Silisyum Karbür aygıt mimarisine sahip kendinden beslemeli, Schottky eklemli ve ultraviyole bölgede çalışacak kadran fotodedektör aygıt tasarlanmış ve karakterize edilmiştir. Çalışmanın amacı kapsamında kimyasal buhar biriktirme metodu ile sentez edilmiş p-tipi çift katmanlı grafen malzemesinin kadran fotodedektör mimarisine uyumluluğunu değerlendirilmiş ve ışık pozisyonunu algılama kapasitesini deneysel metodlar ile incelenmiştir. Aygıtın n-tipi eklemini oluşturan silisyum karbür alttaşın üzerinde termal buharlaştırma metodu ile kadran aygıtın elektrotları ve yapısı oluşturulmuştur. Çift katmanlı p-tipi grafen bu yapının üzerine transfer edilerek p-i-n eklemlerine sahip kendinden beslemeli aygıt yapısı tamamlanmıştır. Büyütülmüş çift katmanlı grafenin varlığı Raman spektroskobisi metodu ile doğrulanmıştır. Aygıtın karanlık koşullarda akım-gerilim özellikleri ölçülerek, karanlık akım, Schottky bariyer yüksekliği ve idealite faktörleri hesaplanmıştır. Cihazın 250 – 300 nanometre dalga boyundaki ultraviyole ışınına karşı tepkiselliği ölçülmüştür. Son olarak pozisyonlama hassasiyeti sensörün aktif bölgesinde seçilen bir aramada tarama yaparak belirlenmiştir. Bu çalışma gelecekte geliştirilebilecek Grafen/Silisyum Karbür mimarisine sahip kadran fotodedektörler için bir giriş niteliği taşımaktadır.Master Thesis Konut Uygulamaları için Termal Enerji Depolamalı Pvt Entegre Isı Pompası Sisteminin Teknoekonomik Değerlendirmesi(2025) Çağırır, Ümran Özge; Çağlar, Başar; Fard, Mousa Mohammadpourİklim değişikliği ve karbonsuzlaşma hedefleri, konut ısıtmasında düşük karbonlu çözümleri öne çıkarmaktadır. Bu çalışma, İzmir koşullarında fotovoltaik-termal (PVT) kolektör, hava kaynaklı ısı pompası (ASHP) ve faz değiştiren malzemeye (PCM) dayalı ısıl depolamayı birleştiren hibrit bir sistemi MATLAB tabanlı model ve enerji yönetim algoritmasıyla tekno ekonomik olarak inceler. Üç senaryo karşılaştırılmıştır: (1) yalnız ASHP, (2) PVT+ASHP, (3) PVT+TES+ASHP. Yalnız ASHP tamamen şebekeye bağımlı, IRR negatif ve LCOH doğal gazın >2 katıdır. PVT entegrasyonu şebeke elektriğini azaltır; ancak ısı yüküne katkısı 25 modülde bile <%20 olup ekonomik açıdan olumsuz kalır. PVT+PCM ile performans belirgin artar; 200 kWh PCM ve 4 PVT'de ısı yükü bütünüyle PVT+TES ile karşılanır; LCOH ≈ 0.091 $/kWh, IRR ≈ %1.2, geri ödeme ≈ 21.5 yıl; toplam LCOE 0.114 $/kWh ile yalnız ASHP'den (0.123) düşüktür. Duyarlılık analizi, sonuçların PVT/PCM maliyetlerine ve elektrik fiyatına en hassas olduğunu; düşük alım tarifesinin fazla PV elektriğinin değerini sınırladığını gösterir. Bu bulgular, Akdeniz iklimlerinde PVT ve PCM entegrasyonunun ASHP sistemlerinin teknik performansını ve kendi kendine yeterliliğini artırmasına rağmen, sistemlerin mevcut Türkiye pazar koşullarında ekonomik olarak cazip olmadığını göstermektedir. Ana sonuç, bu tür hibrit konfigürasyonların ekonomik olarak uygun hale gelebilmesi için sistem maliyet azaltımları, politika teşvikleri veya optimize edilmiş sistem tasarımı gerektirdiği ve bu koşullar sağlandığında uzun vadeli sürdürülebilir ısıtma stratejilerine gerçekçi bir katkı sunabileceğidir.Master Thesis Oküler Yüzey Skuamöz Hücreli Neoplazilerin Erken Tanısında Optik Spektroskopi Tekniklerin Potansiyelinin Araştırılması(2025) Çavuş, Ali Özenç; Güler, Günnur; Onay, Melis PalamarOküler yüzey skuamöz hücreli neoplazi (OYSHN), göz yüzeyinde skuamöz epitel hücrelerinin anormal büyümesini içeren geniş ve çeşitli bir hastalık spektrumunu kapsar. Bu hastalıklardan bazıları konjonktival intraepitelyal neoplazi (CIN) veya oküler yüzeyin skuamöz hücreli karsinomudur (SCC). OYSHN hastalıkları arasında, SCC nadir görülen (rare disease) bir kanser çeşidi olmasına karşın CIN en yaygın görülen konjonktival neoplazidir. CIN gözün epitel tabakasını etkileyen fakat epitel bazal membranı aşmayan konjonktiva epitel hücre displazisidir. OYSHN hastalığının teşhis ve tedavi yöntemleri arasında en sık kullanılan yöntem, lezyonu tespit edebilmek için, floresan, lizamin yeşili veya rose bengal kullanılarak yapılan oftalmik muayene yöntemidir. Son yıllarda, ön segment Optik Koherans Tomografi tetkikinin kullanıma girmesiyle tanıda yardımcı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, bu prosedürlerin uygulanmasında ve değerlendirilmesinde uzman kişilere gereksinim duyulması, invaziv olması, boyama ve etiketleme gerektirmesi, maliyetinin yüksek olması, sonuçlarının ve raporlarının uzun vakit alması gibi dezavantajları bulunmaktadır. Buna karşın, optik spektroskopi (FTIR, Raman) tekniklerinde kullanılmak üzere oluşturulan olan protokoller/yöntemler hızlı, hassas, düşük maliyetli, etiketsiz (label-free), az miktarda numune gerektirmesi (2-5 uL), sarf malzemeye ihtiyaç olmadan ve numune hazırlamaya gerek kalmadan veya zahmetsizce kısa numune hazırlığı ile kullanımı kolay olması gibi birçok avantajlara sahiptirler. Bu çalışma, hastalığın tanısında ve erken teşhisinde titreşim spektroskopisi ve çok değişkenli istatistiksel analizlerin kullanımını desteklemektedir. Bu çalışmada oküler yüzey skuamöz hücreli neoplazi hastalarından alınan gözyaşı sıvılarının moleküler içeriklerinin sağlıklı bireylerin gözyaşı sıvılarından farklı olduğu gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oküler yüzey skuamöz hücreli neoplasi, İnsan gözyaşı sıvısı, Kızılötesi spektroskopisi, Raman spektroskopisiMaster Thesis Daha Etkili Aşı, Anti-viral Molekül, Survilas Geliştirilmesi için Rekombinant ve Rekombinant Olmayan Omicron-SARS-CoV2 Alt Soylarının Moleküler Evrimlerinin Biyoinformatik ve İstatistiksel Yöntemler ile Analiz Edilmesi(2025) Arlı, Meliscan; Sezgin, Efe; Eraltuğ, Nur Başak SürmeliCOVID-19'un ortaya çıkmasıyla birlikte SARS-CoV-2 virüsü birçok değişim geçirmiştir ve bunun sonucunda Alfa, Beta, Gama, Delta ve Omikron gibi çeşitli varyantlar ortaya çıkmıştır. Şu anda tespit edilen varyantların hepsi Omikron varyantına aittir ve en yüksek bulaşıcılık ile bildirilen varyant olma özelliğini sürdürmektedir. Bunun yanında, rekombinant suşlar da virüsün evriminde ve genetik çeşitlilik sağlamada önemli bir yere sahiptir. Hipotezimiz, Omikron rekombinant suşlarının ebeveynlerine göre farklı bir evrimsel süreçten geçtiğini popülasyon genetiği ve moleküler evrim analizleri yaparak göstermektir ve bu sayede pandemiye yol açabilecek bu suşlara karşı aşı/ilaç veya sürvilans metotları geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda, uygulanan testler ve analizlerden elde edilen bulgulara göre 8 rekombinantın çoğunda negatif seçilimin etkili olduğu görülmüştür. Gözlemlenen mutasyonların çoğu Spike gen bölgesinin RBD kısmındadır ve bunların immün kaçışı sağlayan ve enfeksiyonu etkileyen mutasyonlar olduğu bulunmuştur. Ayrıca, Spike gen bölgesindeki sinonim olmayan değişimlerin ve negatif Tajima, Fu ve Li değerlerinin suşların ortadan kaybolmasına katkıda bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. Spike bölgesinin en korunmuş bölgelerden olması ve yapılan analizler sonucunda rekombinant suşlarla ilgili önemli bulgular vermesine dayanarak Spike geninin rekombinant suşlarda aşı/ilaç, sürvilans metotları geliştirmede potansiyel hedef olabileceği öngörülmektedir.Master Thesis Bina Yangın Yönetmeliğinin Sayısal Temsili: Dört Katmanlı Temsil Modelinin Tablo Verileri için Genişletilmesi(2025) Çetin, Tarık; İlal, Mustafa Emre; İlal, Sibel MacitBina tasarımının güvenli, işlevsel ve sürdürülebilir olmasını sağlamak için yapı yönetmeliklerine uyum kritik öneme sahiptir. Ancak yapı yönetmeliklerinin dil yapısı, belirsizlikleri ve karmaşık bağlantıları nedeniyle manuel uyumluluk denetimi zaman alıcı ve hataya açık bir süreçtir. Otomatik uyumluluk denetim sistemleri bu süreci iyileştirmeyi amaçlasa da henüz karmaşık ve çok değişkenli tablo verilerini işleme konusunda yetersiz kalmaktadırlar. Bu tez, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliği'nin kaçış yolları ve elemanları ile ilgili maddelere odaklanarak bu kısıtları ele almaktadır. Dört Katmanlı Temsil hibrit modeli temel alınarak, tablo verilerini işleme ve kural temsilini geliştirmek için eklemeler yapılmıştır. Çok katmanlı tablo başlıkları, koşullu bağımlılıklar ve çapraz referanslı maddeler gibi zorluklar bir tablo çözücü metot geliştirilerek aşılmış ve tablo verileri dinamik olarak yorumlanarak kural kontrol sürecine entegre edilmiştir. Ek olarak, görsel programlama tabanlı kaçış yolu hesaplayıcısı YBM ortamında geliştirilerek kaçış yollarının hesaplanması ve doğrulanması sağlanmıştır. Bu entegrasyon, mekânsal uyumluluk kontrollerini gerçekleştirerek tasarımcılara geri bildirim sunmaktadır. Bulgular, genişletilmiş hibrit modelin yangın kaçış kurallarını başarıyla temsil ettiğini göstermektedir. Kaçışla ilgili kuralların %82'sinin temsil edilebilir olduğu belirlenirken, yarı-temsil edilebilinen kurallar ve belirsiz ifadelerin işlenmesi gelecekteki çalışmalar için bir odak noktasıdır. Gelecek çalışmalar dinamik tahliye yolu simülasyonları, yapay zeka destekli kural açıklamaları ve daha verimli Yapı Bilgi Modellemesi iş akışları için Model Görünüm Tanımları ve Bilgi Teslim Kılavuzları gibi standardizasyon araçlarının kullanımı konularını ele alabilirler. Bu çalışma, yapı yönetmeliklerinin dijital dönüşümüne katkı sağlayarak otomatik uyumluluk denetim sistemlerinin doğruluğunu ve ölçeklenebilirliğini artırmaktadır.Master Thesis Kat Planı Oluşturmak İçin İnsan Odaklı Yapay Zeka: Tek Katlı Ev Tasarımında Gan'lar ile Rl'nin Kombinasyonu(2025) Güldilek, Mertcan; İlal, Mustafa Emre; Ekici, BerkBu tez, Generative Adversarial Networks ile Reinforcement Learning'i entegre ederek mimari kat planı oluşturmaya yönelik yeni bir insan merkezli yaklaşımı araştırmaktadır. Son zamanlarda derin öğrenme alanındaki gelişmeler, görsel olarak gerçekçi düzenler oluşturmada başarılı olsa da, genellikle kullanıcıya özgü ihtiyaçlara ve mimari mantığa uyum sağlayamamaktadır. Bu sorunu çözmek için, araştırma, otomatik oluşturma ile kullanıcı katılımlı özelleştirme arasındaki boşluğu doldurmayı amaçlayan, tek katlı ev tasarımlarına özel bir hibrit GAN-RL çerçevesi geliştirmektedir. İlk olarak, House-GAN++ ve geliştirilmiş Dropout-GAN modeli RPLAN veri seti kullanılarak eğitilmiş ve performans Fréchet Inception Distance ve Graph Edit Distance ile değerlendirilmiştir. Tasarım kontrolünü ve tercih duyarlılığını güçlendirmek için, uzamsal tutarlılık, bitişiklik, koridor minimizasyonu ve bağlantısallığı ele alan modüler bir ödül fonksiyonu kütüphanesi tarafından yönlendirilen PPO tabanlı bir pekiştirme öğrenme mekanizması getirilmiştir. Mimarlar ve öğrencilerin katıldığı altı yapılandırılmış atölye çalışması, iki kılavuzlu üretim modunun geliştirilmesini şekillendiren kullanıcı geri bildirimi sağladı: uzamsal boyutlara göre ve metrekare gereksinimlerine göre. Hibrit sistem, üç pratik senaryo altında test edildi - Mere Generation, Objective Optimization ve Human-in-the-Loop Generation - ve modelin hesaplamalı yaratıcılık ile kullanıcı kontrolü arasında denge kurma esnekliğini gösterdi. Sonuçlar, RL ile geliştirilmiş modelin, temel GAN'lara kıyasla tasarım kararlılığını, mimari gerçekçiliği ve kullanıcı hedefleriyle uyumu önemli ölçüde iyileştirdiğini gösterdi. Yapısal doğruluk ve erken aşama RL yakınsaması konusunda zorluklar devam etse de, önerilen yaklaşım akıllı, uyarlanabilir ve işbirliğine dayalı AI destekli tasarım sistemlerine doğru atılmış bir adımdır.Master Thesis FTIR ve CD Spektrometresi Kullanılarak N-bağlı Glikozilasyonun Eritropoetinin İkincil Yapısı ve Konformasyonel Stabilitesi Üzerindeki Etkilerin Araştırılması(2025) Öztürk, Cansel Özen; Güler, Günnur; Güner, Şerife AyazEritropoetin (EPO), böbreklerden salgılanan ve eritrosit üretiminden sorumlu olan 165 aminoasiten oluşan ve dört adet glikanın bağlı olduğu glikoprotein yapıda olan bir hormondur. Rekombinant insan eritropoetini, kronik böbrek yetmezliğinden veya kanser tedavisinden kaynaklanan aneminin tedavisi için terapötik olarak uygulanan bir proteindir. Ancak, EPO'nun üretim süreç ve koşullarında meydana gelen değişiklikler, molekülün glikolizasyon formunun bozulmasına neden olabilir bu da EPO'nun yapısında ve biyolojik aktivitesinde farklılıklara sebep olabilir. Çünkü glikozilasyon profilleri, proteinin hedef reseptörlerle doğru bir şekilde etkileşim kurmasını sağlar ve bu da tedavi etkinliğini doğrudan etkiler. Bu sebeple EPO'nun yapısının bilinmesi, yapısal stabilitesi hakkında bilgi sahibi olunması, tedaviler açısından büyük önem taşımaktadırlar. Bu çalışmanın amacında, EPO'nun N-bağlı glikozilasyon ve deglikozilasyon formunun, yapıda meydana getirebileceği yapısal ve konformasyonel değişikliklerin incelenmesi, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi (FT-IR) ve Dairesel Dikroizm (CD) Spektroskopisi teknikleri yardımıyla gerçekleştirilmesi vardır. FT-IR ile proteinin ikincil yapısı aydınlatılıp, termal stabilite ve H/D değişimi analizleri yapılırken, CD spektroskopisi ile proteinin katlanması, sekonder yapısı ve termal stabilite analizleri yapılacaktır. Analizler sonucunda, farklı formların EPO'nun yapısal bütünlüğü üzerindeki etkilerinin aydınlatılması hedeflenmektedir. Ayrıca, elde edilen verilerin, Eritropoetinin tedavi etkinliği üzerinde yeni biyoteknolojik yaklaşımlar için temel oluşturması beklenmektedir.
