Master Degree / Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11147/3008
Browse
2516 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 2516
Master Thesis Toplulukların Doğal ve Kültürel Mirasları ile Bağlantıları için Bir Sayısal Güzergah Önerisi: Tire, İzmir, Türkiye(2025) Gülkaya, Şeyma Ebrar; Turan, MineKültürel ve doğal mirasa erişimi ekonomik, coğrafi ve zamansal engeller sınırlamakta, yetersiz tanıtım veya aşırı turizm gibi zorluklar ise sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. COVID-19 pandemisi, uzaktan erişimin önemini vurgulayarak dijital miras deneyimlerine olan ilgiyi artırmıştır. Doğal ve kültürel unsurları içeren miras rotaları için fiziksel erişim ilkeleri belirlenmiş olmasına rağmen, dijital erişim düzenlemelerinin geliştirilmesi gereklidir. Mevcut dijital miras sunumlarında somut nitelikler ele alınırken, somut olmayanlar yeterince vurgulanmamaktadır. Çalışma, ilgili doğal ve kültürel miras varlıklarını dijital ortama aktararak kültürel rotanın somut ve somut olmayan değerlerinin bütünsel olarak temsil edildiği dijital bir platform sunmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin İzmir ili Tire ilçesindeki doğal ve kültürel rotaların somut ve somut olmayan yönlerini bir araya getiren, kullanıcı merkezli bir dijital platform (TiREASURE) önerilmiştir. Tire'nin yerel otlarına, urgan yapımı zanaatına ve hamam geleneğine odaklanılmıştır. Bu miras büyük kentlere göç ve bilgi aktarımındaki azalma tehdidi altındadır. TiREASURE, Avrupa Komisyonu'nun HORIZON programı gibi girişimlerle uyumlu bir koruma modeli sunmaktadır. Yöntem olarak, artırılmış gerçeklik (AR), interaktif haritalar, dijital rekonstrüksiyonlar, çevresel sesler ve hikâye anlatımı teknikleri kullanılan TiREASURE, erişilebilirliği artıran sürükleyici deneyimler yaratmaktadır. Sonuç olarak sadece dijital ortamda kültürel rotaları deneyimleme fırsatları sunmayı değil, aynı zamanda dijital araçlarla yerinde deneyimleri destekleyen bu çalışma terk edilme ve aşırı turizm sorunlarını azaltırken, mirasla dengeli ve sürdürülebilir bir etkileşimi teşvik etmektedir. Ayrıca tüm bunların gerçekleştirilmesinde, yenilikçi dijital miras çözümlerini geliştirmede disiplinler arası iş birliğinin potansiyelini vurgulamaktadır.Master Thesis Strategic Spatial Plans and Municipalization Policies in Cities: A Comparative Analysis of the Cases of Beyoğlu İstanbul and Çiğli İzmir(01. Izmir Institute of Technology, 2025) Ocak, Ömer Adil; Penpecioğlu, MehmetTezin amacı, İstanbul'un Beyoğlu ve İzmir'in Çiğli ilçelerinde hazırlanan stratejik mekânsal planlar temelinde, bu iki farklı kentsel bağlamdaki (yeniden)belediyeleştirme [(re)municipalization] politikalarının kapsamlı ve karşılaştırmalı bir analizini yapmaktır. Araştırma deseni, söz konusu planların içerik analizine dayanmakta ve bu sayede belirgin (yeniden)belediyeleştirme politikaları tespit edilmekte; bu politikalar ilçelerin coğrafi, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleriyle ilişkilendirilerek karşılaştırılmaktadır. Çalışmanın temel yöntemi bu stratejik planların eleştirel içerik analizidir. Bulgular, Türkiye'nin en büyük metropolünün tarihî merkezlerinden biri olan Beyoğlu ile Ege Bölgesi'nin hızla gelişen, parçalı ve çeper bir yerleşimi olan Çiğli'de, mekânsal stratejiler aracılığıyla (yeniden)belediyeleştirme politikalarının nasıl benzerlikler ve farklarla formüle edildiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, kentsel politika üretim süreçleri ve proje geliştirme mekanizmaları açısından önemli bir tartışma zemini sunmaktadır. Bu nedenle, stratejik mekânsal planlarla (yeniden)belediyeleştirme politikaları arasındaki ilişkiselliğin tespiti önemlidir. Tez, bu ilişkiyi analiz edebilecek özgün bir çerçeve sunmakta; her iki ilçedeki (yeniden)belediyeleştirme politikalarını açıklamakta, stratejilerin nicel ve tematik analizini yapmakta ve bu stratejilerin yerel bağlamlara nasıl oturduğunu değerlendirmektedir. Çalışmanın ana bulgularına göre, Çiğli'deki stratejiler sanayi gelişimi ve eğitime odaklanırken, Beyoğlu'nda tarihî dokunun korunması ve kültürel mirasın canlandırılması ön plandadır.Master Thesis Deep learning based adaptive resizing of high resolution images for improved segmentation performance(01. Izmir Institute of Technology, 2025) Fidan, Ekrem; Gümüş, AbdurrahmanYüksek çözünürlüklü tıbbi görüntülerin derin öğrenme modelleri için küçültülmesi, geleneksel yeniden boyutlandırma yöntemleriyle bilgi kaybı nedeniyle tanısal doğruluğu sıkça tehlikeye atmaktadır. Bu tez, tıbbi görüntü analizini geliştirmek için uyarlanabilir yeniden boyutlandırma tekniklerini araştırmakta ve ilerletmektedir. Başlangıç çalışmaları, CRAG veri seti üzerinde kolorektal bezi segmentasyonu için mevcut bir uyarlanabilir yeniden boyutlandırıcının bilineer interpolasyona göre üstünlüğünü doğrulamış, Kesişim üzeri Birleşim (IoU) oranını %8.2'ye kadar artırmıştır. Bu bulgular üzerine inşa edilen temel katkı, altı yeni uyarlanabilir yeniden boyutlandırıcı mimarisinin geliştirilmesi ve titiz bir şekilde değerlendirilmesidir. Bunlar, hem segmentasyon/sınıflandırma performansını hem de hesaplama verimliliğini optimize etmek için tasarlanmıştır. Önerilen yeniden boyutlandırıcılar, Yüksek Çözünürlüklü Fundus (HRF) veri seti kullanılarak retina damar segmentasyonunda ve Hint Diyabetik Retinopati Görüntü Veri Seti (IDRiD) ile diyabetik retinopati sınıflandırmasında test edilmiştir. Deneysel sonuçlar, önerilen mimarilerin genellikle mevcut yöntemlerden daha iyi performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Segmentasyon için, 'Resizer MFY' bilineer interpolasyona göre ortalama IoU artışında +%.21.04 ile en yüksek performansı elde etmiştir. Sınıflandırmada, 'Resizer A2' bilineere göre ortalama F1 skorunda +%.22.39 artışla en etkili olduğunu kanıtlamıştır. Kritik olarak, 'Minimal V1' mimarisi, yeni uyarlanabilir yeniden boyutlandırıcılar arasında sürekli olarak en düşük hesaplama yükünü göstermiştir. Orijinal uyarlanabilir yeniden boyutlandırıcı da dahil olmak üzere diğer uyarlanabilir yöntemlere göre önemli ölçüde daha hafifken, dikkate değer performans iyileştirmeleri sunmaktadır. Bu araştırma, bu yeni uyarlanabilir yeniden boyutlandırıcıların tıbbi görüntülemede derin öğrenme modeli doğruluğunu önemli ölçüde artırabildiğini başarılı bir şekilde göstermektedir. Çalışma, özel olarak tasarlanmış, hesaplama açısından dikkate değer çözümler sunarak, analiz ardışık düzeninde yeniden boyutlandırma stratejisinin önemini vurgulamakta ve daha etkili tanı araçlarının önünü açmaktadır.Master Thesis Comparison Of Interaction Of Poly(Ethylene Glycol) And Poly(Oligo (Ethylene Glycol) Methyl Ether Methacrylate) With Water Using Molecular Dynamics Simulation(01. Izmir Institute of Technology, 2025) Abbas, Yawer; Zareıe, Esma Volga Bulmuş; 03. Faculty of Engineering; 03.09. Department of Materials Science and EngineeringBu tez, MD simülasyonları kullanarak konformasyonel, hidrasyon ve H-bağlanma özelliklerini inceleyerek polietilen glikol (PEG) ve poli(oligo(etilen glikol) metakrilat) (POEGMA)'ın su ile etkileşimini karşılaştırmaktadır. 4, 8, 12, 16 ve 20 tekrarlayan birim içeren POEGMA ile 20 ve 40 birim içeren PEG'in moleküler modelleri Avogadro ve CHARMM GUI yazılımları kullanılarak hazırlanmıştır. Tüm polimerler TIP3 su kutularında çözündürülmüştür. Bağlanmış ve bağlanmamış etkileşimler için Charmmff parametreleri kullanıldı. MD simülasyonları TRUBA yüksek performanslı hesaplama platformunda LAMMPS yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kısa minimizasyon ve 1 ns'lik dengeleme çalışmalarının ardından 15 s'lik üretim çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen yörüngeler VMD yazılımı ve MD analizi kullanılarak düzenlenmiş ve analiz edilmiştir. İki polimerin sulu ortamdaki davranışlarını karşılaştırmak için dönme yarıçapı (Rg), su kabuğu ve hidrojen bağı gibi temel özellikler araştırılmıştır. Sonuçlar her iki polimerde de belirgin farklılıklar ortaya koymuştur. PEG, aynı sayıda tekrar eden etilen glikol birimine sahip POEGMA ile karşılaştırıldığında, kompakt rastgele sarmal yapı oluşturan biraz daha düşük ve daha az kararlı (her bir PEG zinciri için ortalama 9,73 ve 13,41 Å) Rg değerleri sergilemiştir. Su kabuğu analizi, PEG etrafındaki su kabuğundaki su molekülü sayısının (N(H2O)) (PEG20 ve 40 için sırasıyla ortalama N(H2O) 244.9 ve 418.6) esas olarak kararlı olmadığını göstermiştir. Su molekülü sayısındaki kararsızlık, konformasyonun kararsız olmasına atfedilmiştir. Son olarak, POEGMA ile karşılaştırıldığında, PEG ile daha yüksek bir ortalama H-bağı sayısı gözlemlenmiştir. Öte yandan, POEGMA biraz daha yüksek Rg değerleri ve kısa zincirler için kararlı bir yapı sergilemiştir (4 ve 8-mers POEGMA için sırasıyla 13,46 ve 15,78 Å). Zincir boyutu ile Rg değerlerindeki artış PEG'e kıyasla daha küçük çıkmıştır. Ayrıca, POEGMA zincirlerinin çok daha kararlı ve daha fazla N(H2O) değerlerine sahip olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, eşdeğer POEGMA için H-bağı sayılarının daha düşük olduğu bulunmuştur. Zincir boyunca H-bağı dağılımı da PEG ve POEGMA zincirleri için farklıdır. Anahtar Kelimeler: PEG, POEGMA, MD simulasyonu, dönme yarıçapı, su kabuğu analizi, H bağı analiziMaster Thesis Risk Assessment for Children's Exposure to Trace Elements Via Dust(01. Izmir Institute of Technology, 2025) Kromah, Abdullah Samukaı; Sofuoğlu, Sait CemilÇocuklar, ev, çocuk parkı ve sokak tozu ve toprağın diyet dışı sindirimi ve solunması yoluyla iç ve dış mekanlarda eser elementlere maruz kalabilirler. Bu maruziyet yolları, elllerini ağızlarına götürmeleri nedeniyle kritik olabilir. Bu çalışma, literatürden ölçülen seviyeleri derleyerek Türkiye genelinde toprak ve tozdaki eser element konsantrasyonlarını ve Türk çocuklarında maruziyeti ve ilişkili kanser ve kronik toksik riskleri değerlendirmeyi amaçlamıştır. Türkiye genelinde 20 yerde toplam 43 çalışmada 14 element düzeyleri bildirilmiştir. Maruziyet senaryoları (5th, 10th, 25th, 50th, 75th, 90th, ve 95th yüzdelikler) oluşturularak ilişkili riskler hesaplanmıştır. Ortalama sindirim kronik toksik riski çocuk parkı tozunda sırasıyla Cd, Co, Cr (VI) için 4,3, 2,8 ve 2,1; toprakta Cd, Ni ve Sb için 5,2, 1,4 ve 1,2; sokak tozunda Co, As, Cd ve Mn için 7,3, 5,9, 2,3 ve 1,1 olarak hesaplanmıştır. Ortalama sindirim As, Cr (VI), Pb kanser riski toprak ve sokak tozu için sırasıyla 1.4×10-5, 3.6×10-6, 1.1×10-6 ve 1.5×10-4, 2.8×10-6, 9.5×10-7 olarak bulunurken çocuk parkı tozu için 10-6 ile 10-7 arasında kalmıştır. Eşik değer olan '1'in iki katından yüksek kronik toksik riskler ve >1.0×10-5 olan kanser riskleri dikkate alınması gereken düzeyler olup Türk çocukları için toprak/toza maruziyetin önemli olduğunu göstermektedir.Master Thesis Digital Representation Of Fire Safety Code: Extending The Four Level Representation For Tabular Data(01. Izmir Institute of Technology, 2025) Çetin, Tarık; İlal, Mustafa Emre; İlal, Sibel Macit; 02.02. Department of Architecture; 02. Faculty of Architecture; 01. Izmir Institute of TechnologyBina tasarımının güvenli, işlevsel ve sürdürülebilir olmasını sağlamak için yapı yönetmeliklerine uyum kritik öneme sahiptir. Ancak yapı yönetmeliklerinin dil yapısı, belirsizlikleri ve karmaşık bağlantıları nedeniyle manuel uyumluluk denetimi zaman alıcı ve hataya açık bir süreçtir. Otomatik uyumluluk denetim sistemleri bu süreci iyileştirmeyi amaçlasa da henüz karmaşık ve çok değişkenli tablo verilerini işleme konusunda yetersiz kalmaktadırlar. Bu tez, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliği'nin kaçış yolları ve elemanları ile ilgili maddelere odaklanarak bu kısıtları ele almaktadır. Dört Katmanlı Temsil hibrit modeli temel alınarak, tablo verilerini işleme ve kural temsilini geliştirmek için eklemeler yapılmıştır. Çok katmanlı tablo başlıkları, koşullu bağımlılıklar ve çapraz referanslı maddeler gibi zorluklar bir tablo çözücü metot geliştirilerek aşılmış ve tablo verileri dinamik olarak yorumlanarak kural kontrol sürecine entegre edilmiştir. Ek olarak, görsel programlama tabanlı kaçış yolu hesaplayıcısı YBM ortamında geliştirilerek kaçış yollarının hesaplanması ve doğrulanması sağlanmıştır. Bu entegrasyon, mekânsal uyumluluk kontrollerini gerçekleştirerek tasarımcılara geri bildirim sunmaktadır. Bulgular, genişletilmiş hibrit modelin yangın kaçış kurallarını başarıyla temsil ettiğini göstermektedir. Kaçışla ilgili kuralların %82'sinin temsil edilebilir olduğu belirlenirken, yarı-temsil edilebilinen kurallar ve belirsiz ifadelerin işlenmesi gelecekteki çalışmalar için bir odak noktasıdır. Gelecek çalışmalar dinamik tahliye yolu simülasyonları, yapay zeka destekli kural açıklamaları ve daha verimli Yapı Bilgi Modellemesi iş akışları için Model Görünüm Tanımları ve Bilgi Teslim Kılavuzları gibi standardizasyon araçlarının kullanımı konularını ele alabilirler. Bu çalışma, yapı yönetmeliklerinin dijital dönüşümüne katkı sağlayarak otomatik uyumluluk denetim sistemlerinin doğruluğunu ve ölçeklenebilirliğini artırmaktadır.Master Thesis Machine Learning-Assisted and Fluorescence Protein-based Biosensor Design for Amyloid-Beta Detection(01. Izmir Institute of Technology, 2025) Baydur, Şefika; Uyar, Arzu; 03.01. Department of Bioengineering; 03. Faculty of Engineering; 01. Izmir Institute of TechnologyYeşil Floresan Proteinler (GFP) ve kimerik türevleri, floresans temelli biyolojik çalışmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tezde, floresan ve floresan olmayan GFP varyantları arasındaki yapısal ve dinamik farklılıkları araştırmak için moleküler dinamik (MD) simülasyonları kullanılmıştır. MD simülasyonları sırasında, floresan GFP varyantları tarafından oluşturulan konformasyonlar 'floresan' sınıfına, floresan olmayan varyantların konformasyonları ise 'floresan olmayan' sınıfına atanmıştır. Elde edilen konformasyonların alfa karbon (Cα) koordinatları, makine öğrenimi (ML) uygulamaları için üç boyutlu bir veri seti oluşturmuştur. Bu iki durumu dinamik özelliklerine göre sınıflandırmak amacıyla Doğrusal Diskriminant Analizi (LDA) uygulanmıştır. Bu bulgulara dayanarak, literatürdeki patentli bir vektör yapısı temel alınarak, amiloid-β 1–42 ve GFP'yi 14 amino asitlik bir bağlayıcı aracılığıyla birleştiren hesaplamalı bir kimerik GFP modeli oluşturulmuştur. Kimerik protein AlphaFold kullanılarak modellenmiş ve yapısal stabilitesini değerlendirmek için MD simülasyonlarına tabi tutulmuştur. Floresan sinyal üretme potansiyelini değerlendirmek amacıyla, tetramerik ve monomerik Aβ₁₋₄₂ proteinleri kimerik GFP yapısına moleküler kenetleme ile yerleştirilmiş ve yeni kompleksler oluşturulmuştur. Her bir kompleks MD simülasyonlarına tabi tutulmuş ve konformasyonları daha sonra LDA modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Bu bütüncül hesaplamalı yaklaşım, GFP tabanlı biyosensörlerin yapısal dinamikleri ve bunların amiloid tespiti potansiyeli hakkında içgörüler sunmaktadırMaster Thesis Prevention of Angular Buried Pipe Failures Under Shear Static Loads Using Granular Waste Tires(01. Izmir Institute of Technology, 2025) Albayrak, Burak; Ecemiş, NurhanDoğalgaz boruları, ulusal ekonomilerde önemli bir rol oynamaktadır, bu nedenle zarar görmemeleri ve işlevsiz hale gelmemeleri hayati önem taşımaktadır. Bu çalışma, gömülü boru hatlarının statik yükler karşısında granular atık lastikler kullanılarak korunmasını ele almaktadır. Gömülü borunun davranışı, etrafına 10-15 mm çapında granular atık lastikler serilerek ve boruya dışarıdan uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki incelenerek araştırılmıştır. Ayrıca, karşılaştırma yapmak amacıyla bu deneyler boru etrafına siltli kum serilerek tekrarlanmıştır. Deneylerde ayrıca laminar kutunun kayma bölümü ile parçalı boru ek yeri arasındaki mesafe incelenmiş ve kademeli olarak artırılmıştır. Laminar kutuda yapılan deneylerde, dikey konumlandırılmış PE80 doğalgaz borusu için dolgu malzemesi olarak granüler atık lastik ve siltli kum kullanıldı; kuvvetler, gerinim ölçerler ve yük hücresi ile ölçüldü. Eğimli bir doğalgaz borusu, üzerindeki örtü yükü ve derinlikle artan yan basınca maruz kalırken, dikey bir boru yalnızca derinlikle artan yan basınca maruz kalır. Yatay bir boruya uygulanan dış kuvveti simüle etmek için, üçgen yayılı bir yük uygulanır ve bu, hem dikey hem de eğimli borular için tutarlı koşullar sağlar. Bu yüzden deneyde kullanılan boru dikey olarak yerleştirilmiş ve dikey haldeki boruya gelen kuvvetler borunun yatay hali için de sembolize edilerek bir denklik verilmiştir. Sonuç olarak, dolgu malzemesi olarak granüler atık lastik kullanımı, boru üzerine dışarıdan uygulanan yükleri siltli kuma kıyasla daha etkili bir şekilde sönümlemiştir. Boşluk oranı farklılığından dolayı dolgu malzemesi siltli kum olduğunda, boru üzerindeki yük çok kısa bir sürede ve hareketli bloğun minimum yer değiştirmesiyle etkisini göstermeye başlamıştır.Master Thesis Alternative Modelling Approaches for Frp Confined Concrete Columns(01. Izmir Institute of Technology, 2024) Esen, Başak Aydın; Özdemir, İzzet; Dalgıç, Korhan DenizFiber takviyeli polimer (FRP) ile dıştan sargılama, mevcut yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi için etkili ve hızlı bir yöntem olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu malzemeler, tek tip veya hibrit FRP ceketler şeklinde uygulanabilir ve yapının taşıma kapasitesini artırmanın yanı sıra uygulama sürecini kolaylaştırmaktadır. Ancak, FRP sargılı sistemlerin sunduğu taşıma kapasitesi ve süneklik artışlarının yeterince öngörülememesi, bu yöntemlerin daha iyi anlaşılmasını ve tasarım ilkelerinin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu tezde, FRP sargılı betonun davranışını modellemek için sonlu elemanlar analizi ve analitik modelleme olmak üzere iki farklı yaklaşım incelenmiştir. Sonlu elemanlar analizinde, Beton Hasar Plastisite modeli ve Drucker-Prager Plastisite modeli kullanılmıştır. Ancak, FRP'nin sağladığı sargılama basıncı, çelik sargılama basıncından farklı bir mekanizmaya sahip olduğu için bahsedilen plastisite modelleri doğrudan uygulanması mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, hem tek tip hem de hibrit FRP sargılı kolonlar için modellerin doğruluğunu artırmaya yönelik iyileştirmeler yapılmıştır. Ayrıca, literatürde FRP sargılı betonun davranışını açıklayan birçok analitik model yer almakla birlikte, hibrit sistemlerin davranışını öngörmeye yönelik çalışmalar sınırlıdır. Bu kapsamda, mevcut analitik modeller değerlendirilmiş ve hem tek tip hem de hibrit LP sistemlerde yaygın olarak bilinen modellerin uygulanabilirliği araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, deneysel verilerle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.Master Thesis Protein-enzyme reaction followed by vibrational spectroscopy and dft (density functional theory) characterization(01. Izmir Institute of Technology, 2023) Öztoprak, Nazlı; Güler, Günnur; Yağmurcukardeş, MehmetWhey proteins are crucial for many functions of the human body. Determining the structural properties of the protein with the enzymatic hydrolysis makes it possible to improve food quality, identify allergens and better understand food poisoning. In this study, the structural alterations of β-Lactoglobulin (model whey protein) were investigated during proteolysis. Trypsin was used as a model enzyme. Digestion of β-LG by trypsin at different concentrations were measured by Fourier transform infrared (FTIR) spectroscopy as well as by Raman spectroscopy to identify the degradation of the protein and to verify the enzymatic reactions results at various temperatures in real time. Afterwards, the advanced analysis techniques, two-dimensional correlation spectroscopy (2DCOS) and curve-fitting analysis, were applied. In addition, the experimental measurements were supplemented with DFT simulations. Based on the FTIR spectroscopy results, the most notable changes take place in the amide I (1600-1700 cm-1) and in the amide II (1480-1580 cm-1) regions. FTIR spectroscopic results revealed that the structural elements of β-LG broken down and degraded during the enzymatic digestion. Moreover, the carboxylate groups (COO-) gives rise in the infrared range (1605-1580 cm-1) as released products. Raman spectroscopic results demonstrate that β-LG loses its secondary structure and the product is formed around 1425 cm-1 arising from the carboxylate groups (COO-) due to the digestion. DFT results show that the Raman spectrum of single unit arginine and lysine residues can be predicted by DFT method. Furthermore, DFT calculations give the rise at 1683 cm-1 and 3540 cm-1 caused by C-N vibrations and N-H vibrations arising from the amino groups (NH2+), respectively.
